Allah’a Teslim Olmak!
Yüce Rabbimizin hoşnutluğunu kazanmak ve O’na teslim olabilmek için elbette çok çalışmalı, gayret göstermeli, aile bireylerimizi eğitmeli, insani ilişkilerimizi sürdürmeli, ikiyüzlü olmaktan içtinap etmeli ve iyi niyetli olmalı, Allah’ın otoritesini tanımayan sistemleri, düzenleri, ilkeleri, modelleri hiçe saymalı ve bunlarla sonuna kadar çarpışmalıyız. Yeri geldiğinde meydanlara inebilmeli ve alanları doldurmalı, İslami/insani taleplerimizi korkusuzca haykırmalıyız.
Allah’ın rızasını kazanmak; her şeyden önce İslami olmayan tüm söylemleri, eylemleri, sistemleri, ideolojileri terk etmek ve Yüce Rabbimize gönülden teslim olmakla gerçekleşebilir.
Bütün kaygılarımız, korkularımız, fobilerimiz, saplantılarımızla tüm maddi/manevi gücümüzle mücadele etmek ve bu anlamsız ve olumsuz niteliklerimizi bertaraf etmek zorundayız. Daha kendi nefsi dürtülerini geri plana itemeyen, adeta gölgesinden korkan, maddi çıkarlarını her şeyin üstünde tutan, dünyada yaşanan olumsuzluklara karşı neredeyse kılını dahi kıpırdatmayan insanlarla İslami mücadele yürütmek, kardeşlik duygularını pekiştirmek, insani değerleri yaşatmak ve kutsal davamızı hedefine ulaştırmak imkânsızdır.
Bu bağlamda; suçu sadece başkalarına atmamalı, başımızı kuma gömmemeli, katiyetle böyle bir yanlışa düşmemeli, nihai olarak kendi özeleştirimizi de yapmak mecburiyetindeyiz. Burada hepimiz az veya çok mutlaka belirli bir ölçüde vebal sahibiyiz. Bunu göz ardı etmek, saklamak ya da yok saymak mümkün değildir.
Yüce Rabbimizin emir ve tavsiyelerine gereği gibi uyabiliyor muyuz? İnsanları yapmış oldukları yanlış davranış ve tutumlara karşı uyarabiliyor muyuz? Tebliği vazifemizi icap ettiği oranda yerine getirebiliyor muyuz? Kendi nefsi beklentilerimizi frenleyebiliyor muyuz? İlkel dürtülerimize pranga vurabiliyor muyuz? İnsani ilişkilerimizi usulüne uygun sürdürebiliyor muyuz? Komşularımızla ve yakın çevremizle bağlantılarımız var mı? Görüntümüzün veya beyan ettiklerimizin yanısıra acaba “içten başka bir hesabımız” var mı?
Küresel kapitalizm; dünya malına tapacak kadar sefilleşen, alçaklaşan ve rezilleşen, kişisel menfaati dışında hiçbir sosyal, dini, ahlaki, siyasi değeri benimsemeyen, ekonomik refah, sınırsız ve sorumsuz rahatlık dışında başka bir ilkeyi içselleştirmeyen bir insan/gayri insan modeli geliştirdi. Dolayısıyla dini, ahlaki, insani/sosyal ilkeler ikinci plana itildi, ayaklar altına alındı yahut yok sayıldı. Sudan bahanelerle savaşlar çıkartıldı, dünyanın yer altı ve yerüstü kaynakları acımasızca talan edildi. Ezen-ezilen, zalim-mazlum, mustazaf-müstekbir mücadelesi giderek belirginleşti. Nihayetinde yaşadığımız dünya tam bir uçurum, karmaşa, eşitsizlik, çatışma, çarpışma ve sınıf mücadelesinin merkezi haline dönüştü.
Yüce Rabbimizin hoşnutluğunu kazanmak ve O’na teslim olabilmek için elbette çok çalışmalı, gayret göstermeli, aile bireylerimizi eğitmeli, insani ilişkilerimizi sürdürmeli, ikiyüzlü olmaktan içtinap etmeli ve iyi niyetli olmalı, Allah’ın otoritesini tanımayan sistemleri, düzenleri, ilkeleri, modelleri hiçe saymalı ve bunlarla sonuna kadar çarpışmalıyız. Yeri geldiğinde meydanlara inebilmeli ve alanları doldurmalı, İslami/insani taleplerimizi korkusuzca haykırmalıyız.
Öğrencilere, yetimlere, kimsesizlere, borçlulara, darda kalanlara, sokakta yaşayanlara sahip çıkmalı, elimizi cebimize sokmaktan kaçınmamalıyız. Daha parasal varlığımızı ve diğer maddi kaynaklarımızı infak etmek amacıyla kullanamıyorsak ve hala maddiyata karşı korkunç bir hasletimiz, hassasiyetimiz varsa; “konuştuklarımızın hepsi yalan, boşuna çalışıyoruz ve çırpınıyoruz, kendi kendimizi kandırıyoruz, avutuyoruz ya da boşa kürek çekiyoruz” demektir.
Kısaca; okumayı, sorgulamayı, eylemi, kardeşliği, dirilişi, direnişi, çatışmayı, çarpışmayı, cihadı ve sonuçta şehadeti kendimize “en yüce gaye” edinelim. Allah’ın hor ve hakir gördüğü tüm ilkel düzenlere, yöntemlere, sistemlere karşı mücadele edelim. Açık yahut kapalı hiçbir hesabımız, beklentimiz olmadan tam bir teslimiyetle, tüm varlığımızla Yüce Rabbimize gönülden bağlanalım!..
Yorumlar 7
Kur’anın ahlakı ile ahlaklanmadan,ayağı yere basmamayan boş ideolojik söylemlerden kaçmak gerek.Ahlaki eğitimi olgunlaşmamış insanlar savrulmaya hep mahkumdur.
“Allah’ın rızasını kazanmak; her şeyden önce İslami olmayan tüm söylemleri, eylemleri, sistemleri, ideolojileri terk etmek ve Yüce Rabbimize gönülden teslim olmakla gerçekleşebilir.”
bu sözelere seçim zamanlarındada sadık kalanlara ne mutlu.
Değerli Metin Kardeş; yaklaşık 3-4 seçimdir sandık başına gitmiyorum, bu konuda en küçük zaafiyetim yok. Burada asıl sorgulanması gereken nokta; iktidar sarhoşluğu içerisinde kimlik/kişilik bunalımı yaşayan, en küçük rüzgarda dahi sağa-sola savrulan yaprak misali insani hasletlerini yitiren binlerce, hatta milyonlarca insanların akıl almaz tavır ve tutumlarıdır. Katkıların için Allah razı olsun, değerli kardeş, eksik olmayın...
Yüreğine sağlık.Temiz duygularına hep hayran oldum.
SELAM OLSUN, ALLAH’IN LÜTFETTİĞİ VE İNDİRMİŞ OLDUĞU KUR’AN’A TABİ OLARAK ve ÖRNEK RESULLERE TESLİM OLANLARA
Camil kardeşimiz çok önemli bir yazı yazmışsınız Allah razı olsun.Yazmış olduklarınız tüm müminler için bir ÖĞÜT bir nasihat olmalı.Küfür sistmelerinin boyalı şekerlerinin farkına varmak ve farkına varamayan kardeşlerimizede farkına varmışlardan olarak öğüt ve nasihat vermeliyiz .Ki sizde burada bunu yapmışsınız. Geçmişte hepimiz bir takım cahili fikir ve eylemlere sahip idik. Hamd olsun bunların ekseriyetini vahiyle tedavi ettik ,düzelttik. Yine de bazı kötü kalıntıları üzerimizde taşıyor olabiliriz. Bunlarıda hep birlikte müminler olarak biribirimize destek olarak usulüne ve uslübüne göre düzeltmeye çalışmamız Allah’a olan kulluğumuzda bizlere büyük yarar sağlayacaktır. Zira Mümin müminin kardeşidir. Kardeş de kardeşin ahvalini gücü yettiğince gözetmelidir ki Ensarın ve Muhacirin yaşamış oldukları o eşsiz “İSAR” davranışlarını tatmış olsun. Dikkat edelim ve her an teyakkuzda olalım. Zira şeytan ve insanlardan olan dostları hesap edemediğimiz kadar çokturlar. Ve bizlerin Allah’a değilde kendilerine yada en azından nefislerimize kullar olmamız için her imkanlarını seferber etmektedirler. vesselam
Allah razı olsun Şinasi Kardeşim, sağolun, eksik olmayın, Yüce Rabbim bizleri kapitalist kuşatmaya, toplumsal yozlaşmaya, bencilliğe karşı mücadele etmeyi ve nihai olarak rızası yolunda ölmeyi ihsan eylesin...
Muhterem Cemil bey kardeşim!
yazınızı daha önce okudum yorum yazdım lakin editörümüz yoruöum yanlışlıkla silindiğini bildirdi... Müsait bir zamanda tekrar yazayım dedim,baktım değerli yorumunuzu gördüm öncelikle teşekkür ediyorum...
Yazınızı beğeni ile okudum. Size katılıyorum öz eleştiri önemli ve mutlaka yapmak zorundayız.. Bizler nefis terbiyesi mefhumunu asla ihmal etmemeliyiz. Zira ancak nefsini arındıranlar kurtulacaklar..
Kurtulanlardan olmanız duasıyla selam ve saygılar...
