İçeriğe atla
15 Ekim 2026 Künye RSS
İslam ve Hayat Bir Mekteptir — Âl-i İmrân 19
Son Dakika Din nedir? Kur’an’a göre Din ne demektir? (VİDEO) 08:06
Ayşe As
Ayşe As
15 Ekim 2026

Başörtüsü İle Avlanmak!

15 Ekim 2026 4 dk okuma 18 okunma
100%

Azerbaycan'da yaşanan başörtüsü yasağı, Türkiye modeli laik, demokrat, muhafazakar bir iktidara hazırlık sinyali mi veriyor? Ya da Türkiye'deki başörtüsü serüveninin hatırlarda canlandırılıp durulmasıyla çeyrek asırlık iktidarın Mekke İttifakı sürecinde riske giren mevcuttaki kamuoyu desteğini muhafaza etmek mi hedefleniyor?

Ve Filistin'de rahat yüzü görmeyeceğini ve tutunamayacağını çok iyi anlayan işgalci terör örgütü, Azerbaycan'da İslam tehlikesinden arındırılmış yeni bir yurt mu dizayn etmek istiyor?

Konu ''ağlama karanfil'' ya da ''ağlama Zeynebim'' duygusallığından öteye geçtiğinde Türkiye modelinden hareketle Azeri müslümanlar başörtülü çocuklarını nerede bulacak? Daha önemlisi Azeri kardeşler bir kurtarıcının gölgesinde başörtülerini alıp nelerini kaybetmiş olacaklar?

.

.

.

Sorular uzayıp gidiyor. Reel gerçeklik ise;

Dünya; çocuklarını yani geleceğini güldüremiyor, bir şekilde ağlatılıyor. Zulmün her türlüsünü reva görüyor.

Yirminci ve yirmibirinci yüzyıl, müslümanlar ve insanlık için şeytanın tüm tecrübelerini seferber ettiği çok girift fitneler dönemi oldu. Biz ise dünyayı şekillendiren şeytani aktörlerin İnce ince tasarlayıp uzun vadeli planlarla projelendirdikleri vakıaları öyle duygusal bir konuma oturtarak tepki veriyoruz ki, büyük resmi göremiyoruz sıklıkla. Ya da gördüğümüzde iş işten geçmiş oluyor. Haklar önce gasbediliyor, sonra uzun yıllar boyunca ve ağır bedeller ödemek şartıyla geri verilmek üzere bir yahudi ticaretinin konusu ediliyor. İnsandaki "eziyet verici durumdan bir an önce kurtulma" refleksi onu bir kurtarıcı arayışına götürüyor. Bu eziyet verici durum, aynı tezgahın içinde tasarlanmış kurtarıcıya olağan üstü anlam yükleyen ve bağlılığı pekiştiren bir enstrümana dönüşüverebiliyor aynı zamanda. Uçan başörtüsünü yakalayıp getiren kahraman uzun süre tahtta kuruluyor.

Kamu ya da özel alanda oluşu farketmeksizin, birinci derecede sorumluluğumuz olan Yaratıcımıza kulluğumuz; batınî gelişimi kemâle ulaştırmak dışında, temsiliyet esasında zahirî alemde görünür olmayı da gerektiriyor tabiiki. Giyim kuşamımızın sınırlarından, "ümmet" denilen yekpâre İslam toplumunun bir çatı altında var oluş davasına hizmet etmeye varıncaya kadar mesuliyet yüklüyor. İslamın nurundan biraz nasiplenen her kişi ya da topluluk, İslamın soluğunu evrensel sınırlara ulaştırma arzusu taşır. Türkiyedeki başörtüsü yasağının ve özgürlüğünün serüveni bu ideali bireysel çabanın elinden alıp başörtüsünün kurtarıcı kahramanına tevdi ederken başörtüsüyle her alanda yer bulabilinecek bireysel hedeflere indirgedi? Ulaşabildiği ile yetinmek tatmin edici olmasa da kötüden iyiydi ve konforluydu. Türkiye'de müslümanlar Allah'ın şiarı olan başörtüsü aracılığıyla bireysel müslümanlığını görünür yapma uğruna neleri feda edebileceğinin sınavını vermiş oldu. Sırada Azerbaycanlı müslümanlar var.

Türkiye'de 1950'lerden sonra ortanın sağına, artan bir ivme ile yapılan hegemonyal yatırımlar giderek daha muhafazakarlaşan bir siyasi akımı güçlendirdi. Böylece dini ve milli değerlerini hâlâ muhafaza eden millet, dini değerlere savaş açmış olan Cumhuriyet döneminin siyasal otoritesine karşı takındığı ihtiyatlı tutumu güvene dönüştürmeye başladı. Demokratik siyasal İslamın yükselişi ve dünya çapında sanayi devriminden bu yana kadına yüklenen modern görünürlük kodlaması, müslüman kadında geleneksel kodları aşan, kamusal alanda erkeklerle eşit şartlarda hicabı ile görünür olma arzusunu yarattı. Başörtüsü mağduriyeti, müslüman erkeklerin nazarında; müslüman kadınların kamusal alanda yer alma isteklerine karşı kabul edilir yeni meşru sınırlar oluşturdu. Bu durum zorunlu eğitimin kademeli olarak artırılmasıyla da normalleştirildi.

Başörtüsüne yapılan her basınç, siyasal islamın iktidarı için bir tuğla oldu. Kamuoyunda İstanbul Sözleşmesi diye bilinen Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi'nin kabulü ile başörtüsünün karşılığında, sözleşmeyi tarif eden bu cafcaflı kelimeler ve terkipler ve lgbt+ benzeri icat edilen haklar ile aile kurumuna dinamit konuluyordu. Toplumsal çürümenin geldiği noktada, çeyrek asırdır başörtüsünün ekmeğini yemeye devam edenlerle onlara yapılan eleştirileri karşılamaya; "ama başörtüsü..." önsözü ile başlayanların payı ölçülmeli.

Başörtüsü gündemiyle, hangi hakiki gündemler karartılıyor tartışılır ama Azerbaycan'da yükselen islami bilinç düzeyinin kontrollü bir zemine oturtulabilmesi için İlham Aliyev'in gidip, yerine muhafazakar görünümlü, ağzı dualı, sakallı ya da başörtülü bir figürün ikame edilmesi gerekiyor! Aliyev'in, kamuoyu önündeki emre amade tavır ve söylemleri dindarları tatmin etmiyor. Amerika ve İsrail'e sert söylemlerde bulunacak, belki Aliyev'in heykelini zafer naraları eşliğinde devirecek ama başörtüsünü mutlaka kurtaracak ve bu sayede büyüyecek bir lidere ihtiyaç var. Azerbaycanlı dindar kızların nezdinde ileriki aşamalarda İslamcıların muhafazakarlaşmasını sağlayacak olan kamusal alanda başörtüsü ile daha iştiyakla görünür olma arzusunun alevlendirilmesi, bu liderin ortaya çıkarılıp başörtüsü ile yeterince güçlendirilmesine kadar sürebilir. Böylece İranvari İslami bir rejim arzusu da sönümlenir. Azerbaycan toplumu ele geçen başörtülü zulüm sistemiyle yemlenir, avlanır, her örtülü zulmün altında bir hikmet arayarak şükreder hâle getirilir. Başörtüsü paravanı arkasından hangi maddi veya manevi varlıkların ipoteği gerçekleşecek bilinmez ama komünist sistemin dişlileri arasından imanını sağlam kurtarabilmiş Azerbaycan halkını çok daha tehlikeli bir av mevsimi bekliyor.

Selam ve dua ile...

Paylaş X Facebook

Yorumlar 0

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Sitemizde deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Ayrıntı için Çerez Politikası.