İçeriğe atla
19 Ağustos 2026 Künye RSS
İslam ve Hayat Bir Mekteptir — Âl-i İmrân 19
Son Dakika Din nedir? Kur’an’a göre Din ne demektir? (VİDEO) 08:06
Sabiha ATEŞ ALPAT
Sabiha ATEŞ ALPAT
02 Ekim 2011

Boğazlanan Kardeşlik

Bizler bu zamanın Mü’min’leri, hepimiz Kardeşlik adına, vahdet adına, birlik adına, cemaat olma adına çok şey yazıyor, çok şey söylüyoruz da acizane diyorum ki; yeter bu kadar söz, gelin bir de hallerimiz konuşsun!..

02 Ekim 2011 3 dk okuma 3,5B okunma
100%

Hamd olsun, Allah (c) öyle bir din ile bizleri müşerref kıldı ki, bu dinin değerlerini kitaplardan okumak bile insanı mest ediyor. Ya o okunanlar yaşansa, kim bilir o zaman dünya cennete döner…Kim bilir diyorum zira o muhteşem değerleri  sadece okuyoruz! Maalesef sadece okuduğumuz değerlerin arasında “Kardeşlik” de var!..

Bir birinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız, iman etmedikçe de cennete gidemezsiniz buyurmuştu”, önderimiz, Hz. Peygamber (s). Beşer ideolojilerin, İslam’i değerleri yok etmek adına boğazladığı bir gerçek.Bunun aksi beklenemezde, zira herkes inancı uğruna yapması gerekeni yapacaktır. Ya peki insan kendi değerlerini, kendinin boğazlamasını hangi mantık,hangi akıl,hangi ictihat,hangi tedbir,hangi iman ile  yapar ki!?. Evinizin başınıza yıkılması,yürek tavanınızın  yıkılmasından daha ehven değil mi?.

Bıçaklanan, boğazlanan güvenleri hangi şey iade edebilir?!

Yıkılan umutların  enkazında kalan kardeşliği  hangi vinç kurtarabilir?!

Ya peki  hangi koç boğazlanan KARDEŞLİĞİN bedeli olabilir?

Tüketim hastalığının farklı bir çeşidine müptela olarak ha bire tükettiğimiz  kardeşliklerimizi hangi fabrika tekrar üretebilir ki?!..

Özür dilemek için, dehlizlere attığımız kardeşliklerimizin,  Mısır'a sultan olmasını beklemekten, Yakub’un (s) gözleri gibi  kör oldu duyarlıklarımız! Affetme, kusur örtme, hataları çözme  çabası  hicret etti yüreklerden!

Aranızdaki anlaşmazlıkların çözüm adresi Kur’an  ve sünnettir buyuruyor Allah (c), sadece okumak mıdır iman edenlere düşen görev. Uygulaması hangi bahara ötelenmektedir…

Aradaki sorunları çözmek yerine,kardeşliklerdir çözülen.. Çözümden kaçınmanın adı nedir bilinmez ama Allah (c) şöyle buyuruyordu Kur’ani mübinde:

"Hayır, hayır! Rabbine and olsun ki, aralarında tartışıp çekiştikleri şeylerde seni hakem kabul edip sonra da verdiğin hükümden dolayı içlerinde bir sıkıntı duymaksızın tam bir bağlanışla bağlanmadıkça imân etmiş olmazlar." (Nisa 65)

Arkadan hançerlendi güven duygusu. Kurşun yedi sırtından kardeşlik olgusu!..
Kıyamadığımız nefisler yüzünden,  kardeşliklere kıyıldı!..

Tevhid  birleştirici unsurdu.  Kanun koymada hüküm Allah’ındı. Bu kural sadece siyaseti bağlar sanıldı, ahlaki hükümlerde yetki nefis sandığında hevalara atıldı!

Ayaklar ya da diller sürçmeye dursun, çelmeler hazır, cengaver gibi   geçerek  nefis ordusunun başına, boğazlanan kardeşliğin, can çekişmesi izleniyor zafer kazanmış komutan edasıyla!..

Şu dünyada şirk hakim, bir çeşit katlanılabilinir. Sokaklarda her türlü melanet açıktan işlenir durumda, bir çeşit katlanılabilinir. Çocuklarımız her geçen gün vahiyli hayatın uzaklarına savruluyor, bir çeşit katlanılabilinir… Biz yalnızca bize katlanamaz olduk! Yalnızca katlanılamayan kardeş hatalarıdır. Bedevilerin sürdürdüğü kan davası gibi sürüp gidiyor kardeş kavgaları!..

Ayrılık, ayrımcılık halayında bar başını çekenler VUSLAT’A nasıl erecekler!... Nebevi hareket metoduna ilaç  diyerek, ayrılık, ayrımcılık şerbetini kase kase  içenler şifayı nasıl bulacaklar?!.. Yürek tavanlarını çökertip, kardeşlik olgusunu tefrika enkazında bırakanların, neye hizmet ettiklerini bir daha düşünmeleri gerekmiyor mu?!..

Kur’an’a hizmet ettiklerini iddia edenlerin, Kur’an’ın sunduğu kavramları yaşanılır kılmak için  örneklik  teşkil etmeleri gerekmiyor mu?! Yaşanmayan bir mesajın etkisini kimde ve niçin bekleyeceğiz?!...
        
Bizler bu zamanın Mü’min’leri, hepimiz Kardeşlik adına, vahdet adına, birlik adına, cemaat olma adına çok şey yazıyor, çok şey söylüyoruz da acizane diyorum ki; yeter bu kadar söz, gelin bir de hallerimiz konuşsun!..
 

Paylaş X Facebook

Yorumlar 8

F fatma 01 Ocak 2012

“Şu dünya da şirk hakim, bir çeşit katlanılabilinir.”???
Katlanılamayacak ve asla katlanılmaması gereken şeyi ilk sırada zikretmeniz şaşırttı beni...Zira şirke katlanıldığı için diğer herşeye katlanamama durumu sözkonusu kanaatimce...Zaten siz de ifade etmişsiniz “Tevhid birleştirici unsurdu!” diye...Ayrılık ayrımcılık halayında başı çekenler, ellerindeki şirk bayraklarını sallamayı bırakıp, fırlatıp attıkları tevhid sancağını tekrar ellerine ve yüreklerine alarak, tekrar aynı çatıya doğru yürüyerek ereceklerdir VUSLAT’a... Kardeşliğin sınırlarını belirleyen ve bizi birbirimize kardeş yapan temel birleştirici unsurdaki muamma farkedilmedikçe ve çözülmedikçe, dediğiniz gibi her bir köşeden işitilecek tınısı bile yüreklerde hissedilmeyen bu kardeşlik türküsü... Vesselam!

N necati türkoğlu 01 Ocak 2012

sabiha hanım kardeşim, öncelikli olarak şu ilk satırı önemli buluyorum. ( Bizler bu zamanın Mü’min’leri, hepimiz Kardeşlik adına, vahdet adına, birlik adına, cemaat olma adına çok şey yazıyor, çok şey söylüyoruz da acizane diyorum ki; yeter bu kadar söz, gelin bir de hallerimiz konuşsun!)..? evet çok şey yazılıp çiziliyor, ancak icraatta malesef sınıfta kalıyoruz . yazan kardeşlerimizi biraz eleştirmek gerekirse, malesef bulundukları statıkoyu bozmak istemiyorlar gibi geliyor. neden yazan kesimden başladım, çünkü bu konuları bildiklerini, bildiklerinin de yapılması gerektiğini söylemelerinden dolayı. okuyucu dinleyici, konumundakilerin hiçmi kusurları yok mutlaka onlarında kusurları var. ama öncelikli olarak aydınlatıcılar olarak öncelik yazan, çizen bilgilendiren, kesimin daha sorumlu olduğunu düşünüyorum. şu ayetide çok önemsiyorum .“Ey iman edenler, yapmayacağınız şeyi niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük bir gazap nedenidir.” (Saf Suresi, 2-3)
bu kadar bilgilenmelerine rağmen, müslümanların, bölünmüş küçük guruplar halinde bulunmalarından, allahın razı olduğu bir durum olmadığını düşünmekteyim. öyle ise gelin, bende müslümanlardanım diyen, allahın ipine sımsıkı sarılan , allahın boyası ile boyananlardan olmak için, tüm gücümüzü birlik vahdet ve allahın razı olduğu islamda cemaatte birleştirelim. mekke muhacirleri ve medine ensarı muminleri gibi yaşamaya nedersiniz! selamlar.

S Sabiha Ateş Alpat 01 Ocak 2012

Değerli kardeşim. şirke katlanılabilinir derken aslında oradaki ifademiz katlanılmaması gerektiğidir!. Ve esasında katlanıldığı için yerilmektedir.. Bir de bu açıdan okursanız..
Selam ve dua ile..

F fatma 01 Ocak 2012

Bunu kastettiğinizi biliyorum ve memnuniyetle karşılıyorum.Ancak; tüm bu sebepleri o “esas sebebe bağlamalıyız”a dikkat çekmek istemiştim.Yani müminlere tabiri caiz ise “tevhid” hatırına katlanırsınız.Bir anlada kişiye değer katan ne kaşı ne gözü,ne nesebi ne mesleği, sadece Rabbini hakkıyla tanımasıdır ki bu insan çok değerlidir.Yani mümindir,hata yapar ama asla Rabbine şirk koşmaz, zulme ve tüm şirk unsurlarına düşmandır; mücadele eder diye bunun hatırına bu temelde ortak paydanız bulunduğu için ,diğer insani unsurları düzeltebildiğinizi düzeltme çabasına gider,değişemeyeceğine inandıklarınızı örter ve sabredersiniz. Ancak yollar farklılaşmaya, ayrışmaya, başka başka dinler aranmaya, ve o dinlerde mevzilenmeye başladılarsa zaten ne kardeşlik kalır ne de katlanma...Bundan sonraki çaba artık tekrar kardeşlik davetidir ...Kastettiğim buydu ablacığım...Her açıdan defalarca okuyorum yazılarınızı, hiç bıkmadan.Allah razı olsun.Rabbim ayaklarımızı sabit kılsın.Amin.

M mehmet maksut 01 Ocak 2012

Buram buram kardeslik kokan bu güzel yazıdan dolayı mutessekirim

Ö ömer 01 Ocak 2012

yazı gerçekten çok güzel, teşekkürler.

M Mahmut ihsanoğlu 01 Ocak 2012

Belli çok bunaltmışlar sabiha hanımı... Çok uğraşmış, koşturmuş, denemiş ama olmamış. Olmasıda beklenemez zaten. Karşısında grubunu kutsamış, dar evinde oynamaktan hiç mi hiç rahatsızlık duymayan bir kesim var. Milli görüşün Erbakanı,Tarikatın Şeyhi ne ise grubun hocası da o... Birilerinin üstüne basa basa, genç nesillerin enerji ve samimiyetlerini kullana kullana ömrünü devam ettirme. Yeter ama artık. Ne Sabiha hanım ne de bir başkası, bu dar gözlüklü, gelenekçi, gelişime kapalı, insan ilişkileri ve sosyalleşmesi SIFIR olan, aile şirketi gruplara kan pompalamasınlar. Kendileri o kişilerden çok ama çok aşkınlar. Ne olur Sabiha hanım işinize bakın. Onlarla hiç görüşmeden, eleştirilerine kulak tıkayarak, yıpratma ve saldırganlıklarına sabrederek işinize bakın. Göreceksiniz ki çok ama çok kısa sürede dar, gelenekçi, yetersiz sığ anlayışlar çorap söküğü gibi dağılacak, ama siz ve sizin gibi olanlar etraflarında yetiştirdikleri 100lerce gençle gerçek umut olacaklar... Kur’an ve sünnet deyip Kur’an ve sünnetin ahlakına, terbiyesine, siyasetine sahip olmayanlar, kullandıkları siyasal sloganlarla geçici olarak ayakta kalabilirler. Onun içini dolduramadıklarında ise sağa sola çelme takmaya çalışır, sünnetsiz, mezhepsiz yaftaları atarak, dar mezhepçi dallarına tutunurlar. Ama artık kapalı toplum modeli bitti, diktatörler bile yıkılıyor. Hiç bir şey gizli ve kişilerin şahsınızda gizemli değil artık. Bu sebeple Ortadoğuyu bilmem ama ben Cemaatlerin Baharının yakın olduğuna inanıyorum. Uyuttukları gençler silkilenecek ve olmaları gereken muvahhhid, Kur’anla barışık Sünnete saygılı, sosyal, girişimci konumda olan kardeşlerini bulacaklardır. Onlar nerede mi? Kafanızı kaldırın çok uzakta değiller.

V veysi kal 01 Ocak 2012

Sabiha hanım. sizi birçok masum insan kanı akıtmış topluluk içinde görmek beni hayalkırıklığına uğrattı önce sahih akideye sahip olmak daha sonra tasettürden söz etmek.. tekrar takrar Kuran vesünnete teveccüh etmenizi diliyorum..

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Sabiha ATEŞ ALPAT — diğer yazıları

Sitemizde deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Ayrıntı için Çerez Politikası.