İçeriğe atla
19 Ağustos 2026 Künye RSS
İslam ve Hayat Bir Mekteptir — Âl-i İmrân 19
Son Dakika Din nedir? Kur’an’a göre Din ne demektir? (VİDEO) 08:06
Cemil ARSLAN
Cemil ARSLAN
21 Temmuz 2008

Ergenekon Örgütü Mutlaka Çökertilmelidir

Hükümet, bu noktada asla geri adım atmamalı, bu kişilerle diyalog içine girmemeli, çetelere karşı en küçük bir tolerans dahi göstermemelidir. Çünkü bu örgüt hemen her işe ve ortama bulaşmış, devletin bazı kilit noktalarına sızmış, adı bazen faili meçhul cinayetlere karışmış, rüşvet, yolsuzluk, iltimas v.b ahlaksız suçları işlemiş, adeta “devlet içinde devlet” konumuna gelmiştir.

21 Temmuz 2008 3 dk okuma 3,9B okunma
100%

Türkiye’nin gündemi özellikle son günlerde “çeteleşme” olgusuyla sarsılmakta ve atmosfer alt-üst olmaktadır. Köşeye sıkıştırılan çeteler, can havliyle sağa-sola hücum etmekte, “toplumsal kutuplaşma” sürecini hızlandırma gayreti içinde ortamı germektedirler.

 

Aslında, sözüm ona bu “devletçi” (daha doğrusu; derin devletçi) görünümündeki çeteleşmenin varlığı Osmanlı Devleti’nin son dönemlerine dayanmaktadır. İrtica yahut mürteci yaftasını sürekli olarak sloganlaştıran, Müslümanları devamlı kötüleyen, fitne, fücur ve fesadın her türlüsünü sergilemekten asla imtina etmeyen, devletçiliği kimseye bırakmayan, konjöktüre göre kimlik ve kişilik değiştiren bu gayri meşru yapılanmaların belirli bir ideolojisi, terminolojisi, argümanı, sosyal değerleri, insani kriterleri v.s katiyen mevzu bahis değildir.

 

Bu örgütlenmeler; bazen siyasal parti, dernek, vakıf, sendika, meslek odası gibi sözde sivil toplum örgütleri; bazen de adı-sanı, varlığı dahi belli olmayan gizli örgütlenmeler olarak karşımıza çıkarlar. Ama daima gündeme damgasını vururlar, ekmediği yerden biçmeye çalışırlar, halka hep tepeden bakarlar, haram-helal kesinlikle gözetmezler. Devletin ve toplumun kaynaklarını tarumar etmekten, soyup-soğana çevirmekten, milleti kandırmaktan kaçınmazlar.

 

İşte; “Ergenekon Terör Örgütü” de bu sıraladığım özelliklerin tümünü varlığıyla özdeşleştirmiştir. Eğer Türkiye, hukuk devleti olduğunu ispatlamak veya gerçekleştirmek istiyorsa mutlaka bu yapılanmayı kökten yok etmek zorundadır. Hükümet, bu noktada asla geri adım atmamalı, bu kişilerle diyalog içine girmemeli, çetelere karşı en küçük bir tolerans dahi göstermemelidir. Çünkü bu örgüt hemen her işe ve ortama bulaşmış, devletin bazı kilit noktalarına sızmış, adı bazen faili meçhul cinayetlere karışmış, rüşvet, yolsuzluk, iltimas v.b ahlaksız suçları işlemiş, adeta “devlet içinde devlet” konumuna gelmiştir. Toplum bu örgütlenmelere karşı daha hassas olmalı, hukuksal alanda bazı yeni düzenlemeler yapılmalıdır.

 

Yine, bu oluşumlara karşı çok daha ağır ceza-i müeyyideler uygulanmalı, kimseye ayırım yapılmamalı, halka güven verilmeli, her türlü suç niteliğindeki eylemler kesinlikle karşılıksız bırakılmamalıdır. Burada, suçun kapsamı yeniden belirlenmelidir. Örneğin; düşünce suçları kesinlikle af kapsamına alınmalı, din ve vicdan özgürlüğü önündeki engeller kaldırılmalı, dini inanç, görüş ve eylemlerden dolayı kimseye ceza-i yaptırım uygulanmamalıdır.

 

Türkiye’de güven ortamı sağlandığı, devletin asli görevlerini icra ettiği, yolsuzluk, rüşvet, adam kayırmacılık, torpil gibi mekanizmaların sonlandırıldığı yahut minimum düzeye indirgendiği, halka tepeden bakılmadığı ve halkın kutsal değerlerinin küçümsenmediği, ipe-sapa gelmez yaftalamaların yapılmadığı, “çamur at, izi kalsın” saplantısının bulunmadığı, iftira, dedikodu v.b. söylentilerin olmadığı bir ortamda, suç çetelerinin, vampirlerin, yeraltı eşkıyalarının, gizli örgütlenmelerin, derin devletçilerin v.b her türlü asalakların varlığı ister-istemez kendiliğinden sona erecektir.

 

Bu vasatta, herkes mesuliyetinin bilincinde olmalı, taşın altına elini koymalı, sorumluluğu başkalarına atmamalıdır. Halkın gerçek gündemine inilmeli, gerçek sorunlar çözüme kavuşturulmalıdır. Bu çerçevede de; en başta başörtüsü zulmü ortadan kaldırılmalı, imam hatiplerin önü açılmalı, her türlü çifte standarda son verilmeli, bölgeler arasındaki gelir dağılımı uçurumu kaldırılmalı, etnik farklılıklara, farklı söylem ve eylemlere tahammül edilmeli, “tek tip insan modeli” algılayışından vazgeçilmeli, toplumsal tahammül sosyal ve siyasi hayatın tüm alanlarına nüfuz ettirilmelidir… 

Paylaş X Facebook

Yorumlar 5

H hiralı 01 Ocak 2012

Essahtan böyle bir örgütün olduğuna inanıyon mu? cemil hocam.Yoksa devlet pkk da olduğu gibi kendin kur işe yaramaz yada başa bela olduğunda at çöpe mi yapıyor.Kısaca erganakona karşılık akp tasfiye ediliyor.

G GK 01 Ocak 2012

Cemil hocam Bu meseleler ne hikmetse çok karışık geliyor bana. Bazen yönetimi elinde bulunduran irade Türkiye nin demokratik bir ülke oldugunu vurgulamak için böyle göstermelik tutuklmalar mı yapıyor.Yoksa gerçekten bir tasfiye mı var Ergenekon da?. biz bu Ergenekon hikayelerini eskiden de çok okuduk/dinledik kımse biişey yapmiıyordu. Zamanında Tayyibe TC Basbakanliği rolunu biçen irade şimdi neden onun ipini çekiyormuş gibi görünüyor. At izi İt izine karıştı.(miş gibi gösteriliyor). Aslında ben Tayyibin Yüzünün eskidiğini düşünüyorum. Ssistem kendine yeni bir memur atayacak. Yök’e dokunuldugu kadar Ergenekon a da dokunulacak. başka bişey yok .hadi selametle

C Cemil Arslan 01 Ocak 2012

yaptığınız eleştiriler ve katkılar çin öncelikle teşekkür ediyorum. ancak türkiye’de çetelerin, eşkıyaların, derin devletin olduğu tartışmasız bir gerçek. adına ergenekon deyin veya başka birşey deyin, hiç önemli değil. burada hükümetin yapacağı en önemli şey; dostunu düşmanını iyi tanıyıp bu çerçevede önlem alma, risk alma, cesaretli olma iradesini gösterebilmesidir. diğer şeyler ise teferruattır. saygılarımla

S SEZGİN ERİR 01 Ocak 2012

hiralı arkadaş ne demek istediğini anlatamamış galiba. hem ergenekonun devlet tarafından kurdurulduğunu hem de akp’nin bu örgüt nedeniyle tasfiye edildiğini söylemiş. ayrıca “erganakon” diye yazmış!

E El Fuser 01 Ocak 2012

Şimdi ergenekon daha evvel susurluk olarak adlandırğımız bu çeteleşmenin içinde sivil-resmi devletin tüm kurumlarıyla içinde olduğunu görebiliriz. Tüm kurumlarıyla bu pisliğin içine batmış bir mekanizma tarafından bu pisliğin ortadan kaldırılabileceğini düşünmek bana kalırsa hayalcilikten öteye gitmez. Amerikan menşeili bu örgütün kökenine bakarsak “özel harp dairesi” karşımıza çıkacaktır. Diğer bir konu ise AKP’nin söylemlerinde ne kadar samimi olduğudur. Ne zaman pek sayın Başbakan demokrasi’den bahsetse aklıma “1 Mayıs vahşeti”, fikir özgürlüğünden bahsetse “ananı da al git lafı”, sosyal adaletten bahsetse iş kanunu diyerek çıkarılan “kölelik yasaları” aklıma gelmektedir.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Cemil ARSLAN — diğer yazıları

Sitemizde deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Ayrıntı için Çerez Politikası.