İçeriğe atla
19 Ağustos 2026 Künye RSS
İslam ve Hayat Bir Mekteptir — Âl-i İmrân 19
Son Dakika Din nedir? Kur’an’a göre Din ne demektir? (VİDEO) 08:06
Erhan TOPRAK
Erhan TOPRAK
13 Aralık 2012

Hz. Peygamber’in Duruşu

Hz. Peygamber, Mekke cahiliyesinin zorbalık ve ahlaksızlıklarına karşı esnemeden dimdik durabilmiştir. Günümüzde sık sık başvurulan, zamanın koşulları, konjöktör vs. gibi siyasal sinmişliğin izlerini taşıyan kavramların ardına sığınmadan o zamanın güç odaklarının kirliliğini tarif etmekten çekinmeyen, soysuzu çaresiz bırakan ahlaki donanımdır.

13 Aralık 2012 4 dk okuma 3,2B okunma
100%
Peygamberli bir toplumda doğmuşuz. Bölgeden bölgeye yöreden yöreye değişen peygamber tasavvurumuz var. Kuran’a ve onun peygamberine inanan topluluklar biliyor ki peygambersiz bir hayat düşünülemez. Fakat “nasıl bir peygamber” konusu üzerine ülkemizde olduğu gibi İslam dünyası da asırlardır doyurucu, ikna edici, kuşatıcıbir tasavvur da ittifak edilememiştir.

Toplum, peygamberi biliyor ama gereği gibi tanımıyor. Asırlardır İslam’ı kendisine hasım görenlerin Kuran’ın ve Peygamberin anlaşılmasının önüne engeller koyduğu bilinen bir gerçekliktir bu yüzden sağlıklı bir peygamber algısı oluşması bilinçli olarak engellenmiştir. Hz. Peygamberin “eminliği” konusunda ittifak edilmiş ama “yöneticiliği, emirliği, önderliği” noktası bilinçli olarak gözden kaçırılmıştır.

Hz. Peygamberin “merhamet” sembolü olduğu durmadan dillendirilirken, hayatın her anında savaşlarda önde ve önder kişiliği özenle saklanmış, anlatılanlar ise daha çok menkıbe ağırlıklı hikâyelerdir. Hz. Peygamberi sevgi ve hoşgörü ile özdeş hale getirenler, hak mücadelesi veren yönünü bilinçli olarak es geçerler.

Hz. Peygamber, gönderildiği toplumun sorunlarını tarif edendir. Tarif etmekle kalmayıp zulme zalime karşı koyan mücadeleci bir kişiliktir. Peygamber her türlü ruhi ve ahlaki çöküntünün tavan yaptığı bir zamanda toplumsal iflasa karşı koyan soylu bir nefestir. Peygamber vahiy zırhını kuşanarak aşağılara düşen insanlığı eşreflere taşımayı kendisine görev bilmiş bir İlahi duyarlılıktır.

Hz. Peygamber, Mekke cahiliyesinin zorbalık ve ahlaksızlıklarına karşı esnemeden dimdik durabilmiştir. Günümüzde sık sık başvurulan, zamanın koşulları, konjöktör vs. gibi siyasal sinmişliğin izlerini taşıyan kavramların ardına sığınmadan o zamanın güç odaklarının kirliliğini tarif etmekten çekinmeyen, soysuzu çaresiz bırakan ahlaki donanımdır.

Hz. Peygamber, gücün ve güçlünün karşısına sadece ahlakı kuşanmış bu ahlak ona ve beraber olduklarına sekine üzerine sekine indirmişti. 9/40 Bu irade üzerine vasatı yakalamış olan ümmeti ile Rabbini razı etmişlerdi.Peygamberin varlık sebebi,beşeri davranışların kalitesini yükseltmekti ve O insanlık için son şanstı…

Kendi ahlakını, yanındakinde de yeşertme derdinde olandı peygamber. Kendini düşünmezdi O, birlikte yürüdükleriyle tek yürek olandı.. “…O, size çok düşkün, Mü'minlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir..” 9/128  

Hz. Peygamber ahlakın taşıcısıydı ve ardından ahlakın ordusunu oluşturdu. Ahlakın yürüyeniydi. Vahiyle muhatap olan ve vahiyle arınandı O. ahlakın ordusu ashabıyla kirlenmiş toplumu temizleyen hayat damarıydı. O’nun tedrisatından geçenler varlık sebebini bilirlerdi. Bu yüzden “Anam babam sana feda olsun ya Resurallah” sözü peygambere teslim olmuş ashabın ona olan sevgi ve muhabbetini de en veciz şekilde ortaya koyuyordu.

İslam düşünce disiplini, Kuran ve peygamberin doğru anlaşılmasıyla insanlığın kurtuluşuna kılavuzluk edecektir. İslam adına üretilen bunca hurafe ve bidat ürünü kutsallar arasında doğru bir Kuran ve peygamber algısı oluşması neredeyse imkânsız hale gelmiştir.

Ne yazık ki Peygamberin sevenleri (!) O’na gökyüzünde misyon vermiş, melekleştirmiş yüceler yücesi ederek örnekliğini imkansızlaştırmış kimisi de onun örnekliğini önemsizleştirmiş, varlığını gereksiz ilan ederek kendince rahatlama yoluna gitmiştir.   Hz. Peygamberi doğru anlayabilmenin tek yolu Kuran’a müracaat etmektir. Hz. Peygamberi Kuran’la tanıyabiliriz ve Kuranı’da Peygamber gibi okumaya çalıştıkça daha iyi anlayabiliriz. Kuran’ın dışındaki her kaynak geçmişin bize bıraktığı zenginliktir ama her bilgi/belge gücümüz yettiği kadarıyla Kuran’ın onayından sonra bizce meşruiyet kazanmalıdır.


Gelelim günümüze...

Ülkemizde Ramazan aylarında oluşan bir dindarlaşma eğilimi öteden beri vardır. Dini hassasiyeti bir aya sığdırma ve bu ayı festivale çevirme çabalarına ek olarak son yıllarda ihdas edilen “Kutlu Doğum Haftası” ile Peygamberi anmak bir haftaya sığdırılırken aynı zaman da toplumda var olan peygamber algısıda güncellenmeye çalışılır. Hz. Peygamberi tanıtma faaliyetleri duygu-yoğun söz ve müzik eşliğinde adeta toplu ağlama merasimlerine dönüştürülür.

Hz. Peygamber, vasat bir insandır yani, dengeli-ifrat ve tefrite kaçmayan-mutedil ve ideal bir kişiliktir.Kuran’da Rabbimiz Hz. peygamberi örnek almamızı istemiyor mu? “..Böylece biz sizi, insanlara şahit (ve örnek) olmanız için orta-ideal (vasat) bir ümmet kıldık; Peygamber de üzerinizde şahit olsun..” 2/143 Hz. Peygamber şahitliğini/örnekliğini gereği gibi yapmış ki Allah O’nu model almamızı öğütlüyor.Kuran’da vasat kavramı;ideal,itidal ,ölçülülük,denge,orta yol anlamlarında kullanılmasına karşın bu kavram gündelik yaşamda; “kötünün iyisi,orta derecede,idare eder” anlamlarına karşılık gelmektedir. Kavramın içeriğinin tahrif edilmesi ayrı bir konu ama Hz Peygamberin ideal/vasat bir kul olarak tevhid ve adalet üzere bir topluluk oluşturma çabasına Kuran şahittir.

Yeni dönemde oluşturulmaya çalışılan Peygamber ise; Liberal eğilimli, hümanist (insan sever) ılımlı, sonsuz hoş görülü, statükocularla sorunu olmayan, pek itiraz etmeyen, sorgulamayan, herkesle barışık, barışçıl, edilgen birisidir. Oluşturulmaya çalışılan bu algıyı Kuran’a onaylatmak mümkün değildir çünkü böyle bir yaklaşım Kuran’daki peygamberden uzaklaşmaktır. Peygamberi, gökyüzünden yere indirenler kurguladıkları peygamberi ön kabullerine göre yeniden şekillendirirken hayatın neresinde olacağına, neresinde duracağına ne kadar söz ve eylem sahibi olacağına dair ictihad (!) ederek O’nu efsaneleştirip camilere, kutlu haftalara, vicdanlara haps etmeye çalışıyorlar. O’nu gül’e çevirip övgüler düzen zihniyet bilinçli yâda bilinçsiz Hz. Peygambere iftira atıyor. Peygamberin kulların övgüsüne ihtiyacı yoktur. Rabbimiz onu övmüş ve yüceltmiştir. Müslüman olduğunu iddia edenlerin onun için ağlaması değil onu anlaması doğru olandır.

Günümüzde Peygamberi anlamak ve yaşamak ancak tevhid eksenli bakış açısını yakalamakla mümkündür. Bu bakış bize şirksiz, vasat üzere, sade, mücadeleci, sorgulayan, dert edinen, ve kendini durmadan yenileyen bir hayat sürmemizi sağlayacaktır. Tevhid üzere yaşamak ise, hayatın her anında insanın nefsinin ve başka nefislerin kontrolüne girmeden vasat üzere adaleti ikame etme çabasıdır. İşte peygamber gibi yaşamak budur.

Paylaş X Facebook

Yorumlar 10

K Kemal Songür 01 Ocak 2012

''Kuran’ın dışındaki her kaynak geçmişin bize bıraktığı zenginliktir ama her bilgi/belge gücümüz yettiği kadarıyla Kuran’ın onayından sonra bizce meşruiyet kazanmalıdır.'' demektesiniz, işte bu hakikat ümmetin tek çıkar yoludur ve vahdetin de yegane adresidir.
Hz. Nebinin en büyük/öncelikli sünneti müşriklerle/zalimlerle mücadele sünnetidir, nebinin yediği, içtiği, giydiği, kullandığı eşyaya dair her ne varsa zamana uygun ihtiyaçlar zümresinden olmasına rağmen, ibadilik yüklenerek sünnet olarak tanıtılması ve asıl olan müşriklerle mücadele sünnetinin gözardı edilmesi hegemonya sahiplerini razı edebilme ve de rahatsız etmeme maksadına matuf olduğu acı bir gerçekliktir.
Buharlaştırılan ve ehli kitabın yaptığı gibi aşırı yüceltilerek oluşturulan ve bundan dolayı da örnekliği bitirilen bir peygamber tasavvuru tam da hegemonya sahiplerinin göz yumacağı bir peygamber tasavvurudur.
Vahyin tanımladığı ve övdüğü bir resul tasavvuruyla yetinmeyenler sevgilerini, kendilerini ve ümmeti zehirlemektedirler, hem vahye hem de nebiye iftira atmaktadırlar.
Güzel özetlemişsiniz Erhan kardeşim, zihninize sağlık.

E Ekrem DAŞTAN 01 Ocak 2012

Bu makaleyi ilk defa kimokur.com sitesinde okuduğumda da beğenmiştim.Makalenin orjinal ismi “VASAT İNSAN Hz.MUHAMMED” ken değiştirmiş “Peygamberin duruşu” demişsiniz.Vasat olmayı Allah bizlere öğütlerken ve Kuranın kavramlarını inadına gündemimizde tutmayı emrederken makalenin ismini değiştirmenizin bir açıklaması olacaktır herhalde?

EDİTÖRÜN NOTU: Sayın okurumuz, yazının sitemizin insiyatifiye farklı bir başlıkta yayınlanamsından niçin bir anlam çıkarmaya çalışıyorsunuz ki? Daha kuşatıcı bir başlık olması açısından böyle bir tasarrufta bulunduk, o kadar..

F fatma 01 Ocak 2012

Sn.Toprak,

“.....Hz. Peygamberi doğru anlayabilmenin tek yolu Kuran’a müracaat etmektir. Hz. Peygamberi Kuran’la tanıyabiliriz ve Kuranı’da Peygamber gibi okumaya çalıştıkça daha iyi anlayabiliriz...........”

Hz.Peygamberi Kur’an’la anlayabiliriz demişsiniz. Fakat Vahyi onun gibi okumadan, onu nasıl tanıyacağız noktasına takıldım.
Artı, zaten her grup zaten peygamberini Kur’an’dan tanıdığını ve anladığını iddia ediyor.

“...Günümüzde Peygamberi anlamak ve yaşamak ancak tevhid eksenli bakış açısını yakalamakla mümkündür..............”

İfadenizi okuyunca ben de şunu düşündüm. Peki, günümüzde tevhid bakış açısına sahip müslümanlar arasındaki ‘peygamber’ algısındaki farklılığı neye bağlıyorsunuz? Zira, gerek metod gerekse amelleri / öncelikleri / tepkileri..vs.. ilgilendiren asıl husus, peygamber algısından kaynaklı değil midir?

Teşekkür ederim.

E Ekrem DAŞTAN 01 Ocak 2012

sayın editör,kendi orijinal başlığı daha dikkat çekiciydi en azından makale sahibi bu başlığı uygun görmüş.Yaptığınız şık olmamış.

I ilyas metin 01 Ocak 2012

Selamun aleykum

Peygamberi yanış tanımanın önündeki engel Peeygamberler adına kendi dünyalarını kuranlardır.

Her batıl sistem, ideolojiler, tarikatlar ve cemaat önderleri kendi peygamber algılarını ürettiler ki bu bir zulümdür.

Yalnız Allah’a eş koşulmaz bu anlamda Resulullaha da eş koşmaktadırlar, veyl olsun eş koşanlara

N nihat 01 Ocak 2012

Allah razı olsun elinize kaleminize sağlık.güzel makale teşekkür etmeden geçmek istemedim.
selametle

İ İkbal Yerliyurt 01 Ocak 2012

Mevlit kandilini idrak ettiğimiz bu kutlu gecede Hz.Peygamberin onurlu duruşunu anlatan bir yazı araken karşımda bu makaleyi buldum.Onu tanımak, Onu anlamak Onu yaşamaktır.
Elinize gönlünüze sağlık

G gezgin 01 Ocak 2012

Kur’anın bak dediği yerden bakınca Peygamber böyle okunuyor.Allah razı olsun kısa ve öz mesajlar.

I ishak denli 01 Ocak 2012

Maşaallah öğretici bir yazı yazanın eline sağlık demeden geçmedim

B bekir 01 Ocak 2012

bilmeden olmuyor bu tonda bir makale ilk oldu kafam alt üst etti.biz nasıl biliyoruz okuyunca anlıyor insan

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Erhan TOPRAK — diğer yazıları

Sitemizde deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Ayrıntı için Çerez Politikası.