İçeriğe atla
19 Ağustos 2026 Künye RSS
İslam ve Hayat Bir Mekteptir — Âl-i İmrân 19
Son Dakika Din nedir? Kur’an’a göre Din ne demektir? (VİDEO) 08:06
Fatma CEREN
Fatma CEREN
18 Mart 2012

Kermes! Ne İçin?

Çoğunlukla şu mantık güdülüyor. “Zaten ihtiyaçlarımız var. O zaman bari buradan alalım da bir hayrımız dokunsun.” “Paramız başkasına gideceğine, Allah için çalışan bu adamlara gitsin.”

18 Mart 2012 5 dk okuma 3,9B okunma
100%

 

“Ya abla, şu yatak örtüsünü yüz liraya bırakmıyor musun şimdi bana? Ama bak bu kadar param var benim!

-Ya kardeşim, sen Allah rızası için almıyor musun? Niye pazarlık ediyorsun? Allah verecek bak ecrini. Hem kızın şimdi küçük ama çabuk geçiyor zaman. Çeyizine koyarsın bak! Al sen bunu al. Satılıverir bugün, böylesini bulamazsın. Hem bak sevaba da gireceksin.”

İşte bu konuşmalara kulak kabarttığım esnada, zaten tuhaf ve samimiyetsiz bulduğum kermes fikri, artık iyice zihnimde şekillenmişti. İşin gerçek yüzünü ortaya koyan bu diyalog ve benzerlerinin yaşanmadığı bir tane kermes gösterin bana hanımlar! Var mı? Kim var derse yalan söyler.

Neredeyse vazgeçilmez infak anlayışı haline getirilen kermeslere katılmadığınız zaman yadırganmıyor musunuz? Güneşin sıcaklığını hissettirmeye başladığı, tabiatın ve içimizin kıpır kıpır olduğu bahar aylarında düzenlenir genelde kermesler. Kimi zaman hatır için gittiğiniz, kimi zaman değişiklik adına “Şöyle bir gezinelim ya!”, “İşimize gelen bir şey olursa alırız” mantığıyla dolaştığınız kermeslerin ne adına yapıldığını hiç sorguladınız mı? Ya da sizin ne adına gittiğinizi?

Hadi ne adına yapıldığının kendilerine göre haklı sebeplerini ortaya koyabilir organizatörler. Fakat bunu topluma nasıl sundukları ve bu sunumda kullandıkları argümanlardır benim eleştirdiğim. Yoksa cemaatçi zihniyetlerin kermesleri; “sınırlarını genişletmek”, “ hâkimiyet alanını artırmak”, “sayıyı çoğaltmak”, “giderleri karşılamak için kasayı zenginleştirmek”, “başkasına gideceğine, bize gelsin” mantığıyla yapmalarına ve bunu açıkça ifade etmelerine bir lafımız yok elbet. Amma ve lakin kermes mantığıyla infak mantığını, ne zaman özdeşleştirmeye başlarsanız ve hali hazırdaki bilinçsiz toplumun iyilik duygularını sömürür iseniz işte o zaman bir mümin olarak söyleyecek sözümüz olacaktır, olmalıdır da!

İnfak Kuran-ı Kerim’de pek çok yerde zikredilen, müminlerin hemen hiç terk etmemeleri tavsiye edilen bir salih ameldir. Allah’ın rızasını kazanmak için karşılıksız vermektir. Yalnız Allah’ın rızasını kazanma amacından başka bir şey güdülmez.

“Ve onlar yalnızca Rablerinin yüzünü (hoşnutluğunu) isteyerek sabrederler, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak ederler ve kötülüğü iyilikle savarlar. İşte onlar, bu yurdun (dünyanın güzel) sonucu (ahiret mutluluğu) onlar içindir.”(13/22)

 Hatta öyle ki başa kakmak, muhatabına eziyet vermek, gösteriş yapmak gibi nefsi hastalıklara kendini harcatan bir ameldir.

“Ey iman edenler, Allah’a ve ahiret gününe inanmayıp, insanlara karşı gösteriş olsun diye malını infak eden gibi minnet ve eziyet ederek sadakalarınızı geçersiz kılmayın. Böylesinin durumu, üzerinde toprak bulunan bir kayanın durumuna benzer; üzerine sağnak bir yağmur düştü mü, onu çırılçıplak bırakıverir. Onlar kazandıklarından hiç bir şeye güç yetiremez (elde edemez)ler. Allah, kâfirler topluluğuna hidayet vermez.”(2/264)

Fakat bizden istenildiği gibi yerine getirildiğinde ise, Allah’ın elimizdekileri kat kat artıracağını vaad ettiği, mükâfatının fazlasıyla ahrette verileceği ve bizi günahlarımızdan arındıracağı bildirilen, her dem nefislerimizi temizleyen, günahlarımıza kefaret olacak salih bir ameldir.

“Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, bir tanenin durumu gibidir ki yedi başak bitirmiş ve her başakta yüz tane var. Allah, dilediğine daha da katlar. Allah’ın rahmeti geniştir. O, her şeyi bilir.”(2/261)

“Allah’ın rızasını aramak, kendilerini veya kendilerinden bir kısmını Allah yolunda sabit kılmak için mallarını Allah yolunda harcayanların hâli ise, bir tepedeki güzel bir bahçenin hâline benzer ki ona kuvvetli bir sağnak düşmüş de yemişlerini iki kat vermiştir. Böyle bir bahçeye yağmur düşmese bile mutlaka bir çisenti vardır. Allah, yaptıklarınızı görür.”(2/265)

“Mallarını gece ve gündüz, gizlice ve açıkça infak edenler yok mu, işte onların Rableri katında ecir ve mükâfatları vardır. Ve onlara herhangi bir korku yoktur, onlar hiçbir zaman mahzun da olmazlar.”(2/274)

Bu ayetler karşısında infak hususunda kimsenin bir itirazı yoktur eminim. Gelelim kermeslere.

Karşılığını satın alarak, harcadığını zannetmek! Satın alma mantığıyla, karşılıksız verdiğini düşünmek! Tüketirken, sevap kazandığını ummak! İyi niyetle çıktığı alışverişten eli boş dönmemek; aslında ameli boş dönmek!

Çoğunlukla şu mantık güdülüyor. “Zaten ihtiyaçlarımız var. O zaman bari buradan alalım da bir hayrımız dokunsun.” “Paramız başkasına gideceğine, Allah için çalışan bu adamlara gitsin.” “Şimdi Hatice Hanım’a ayıp olacak. Bari şunu alıvereyim. N’olucak, zaten on liraymış" vs… Örnekler artırılabilir. Fakat kimse kusura bakmasın ki bunun adı yalnızca Allah’ın rızasını aramak amaçlı “infak” değildir. Adını ne koyarsanız koyun. Fakat insanları tüketirken sevap anlayışıyla kandırmayın. “İnfak” gibi mümini Rabbinin katında yücelten bir kavramı, modernizmin tüketim öncelikli zihniyetiyle yoğurup, insanlara vicdanlarını rahatlattıkları bir amele çevirmeyin. “Hayır” işleme adı altında, zaten tüketimde yarışır hale gelen toplumu –özellikle kadınları- bu amaçla kullanmayın. Kuruluşlarınızın gelir kaynaklarını olması gereken yerlerden temin edin. Bize mi güvendiniz? Ya da ayağınızı yorganınıza göre uzatıp, gücünüz oranında yardımlar yapın. Hele de lütfen, kermeslerinizin giriş kapısına bazılarını örnek verdiğimiz infak ile ilgili ayetleri lütfen yazmayın.

Bir anektodu daha paylaşıp bitirmek istiyorum. Çok lüks bir otelin açık büfesinde elli lira ödeyerek yapacağımız kahvaltı ile kazanılan hâsılatın, aç insanları doyurmak için harcanacağını öğrendiğimde sadece “Yazık!” diyebildim. Önce tepsi kadar büyük orijinal Çin porseleni tabağıma bilmem kaç çeşit peyniri sıra sıra dizeceğim. Sonra minik camdan çanaklara balımı, reçelimi yerleştireceğim. Sonra bakır sahanda önüme servis edilen sucuklu yumurtaya şöyle iştahla bir bakıp, tepemde yutkunan garsonların gözü önünde, hepsini bitirme zorunluluğumla tıka basa yiyip, açın halinden anlayacağım öyle mi?

Ve bunun üzerine de, o lüks otelin lobisinde kırmızı halı üzerinde yürürken, “Vay be ne iyi yaptım da, açlara yardım ettim, ne büyük sevap kazandım” diyeceğim. Öyle mi?

Yapmayın Allah aşkına! Yüzyılın iyilik bereketi! Lütfen insafa gelin! Siz ve bu zihniyette faaliyetlere imza atanlar, isterseniz bu işlerinize devam edin. Tabi ki size karışan yok. Ama lütfen organizasyonlarınıza, Allah’ın bize olması gerektiği gibi açıkladığı ve kendisinin razı olacağı şartları belirlediği “infak” süsünü vermeyin. Sizin de hayrınıza bizim de…

Paylaş X Facebook

Yorumlar 8

H hikmet erturk 01 Ocak 2012

Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, bir tanenin durumu gibidir ki yedi başak bitirmiş ve her başakta yüz tane var. Allah, dilediğine daha da katlar. Allah’ın rahmeti geniştir. O, her şeyi bilir.”(2/261)
Allah’ın sözleri açık beyan ortda mesajıda gayet anlaşılır durumda fakat asıl sorun bu kelimeleri anlamak, duymak,dinlemek değil asıl sorun bu sözlerin bizlerde uyandırdığı daha doğrusu uyandıramadığı etkisinde.Demek ki henüz bedenimiz kalbimiz bu emirlerin algılanması alınması düzeyinde değil.Varmış gibi yaşam tarzımz yapıyormuş gibilerle devam ediyor.İnşallah yazınızda da belirtmeye çalıştığınız üzere her şey aslına döner aslı ile yaşanmaya başlar.Allah razı olsun.

. ........ 01 Ocak 2012

Çalışma ve gayretlerinizden dolayı Allah razı olsun. Rabbim bu dini hakkıyla anlayıp yaşamayı nasip etsin...

M Mevlüt Yardımcı 01 Ocak 2012

Eleştirel bir yazı olmuş.Nasihat ve öğütten uzak sanki sadece bir kınama var.Halbuki doğru olan,bir infak nasıl olmalıdır anlatılıp, okuyucunun ders çıkarması sağlanabilirdi.Kuranda nasıl anlatılmış, Resul bunu nasıl yapmış örneklendirmelerle bir yazı olabilirdi.Dolayısı ile sanki bir kızgınlıkla yazılmış,yazarın stres atma yazısı olmuş.Oysaki belli hınçlarla yazılan yada anlatılan hiç bir şeyin kimseye bir faydası olmayacağı gibi karşılıklı atışma haline dönüşebilir.Bu gibi kınamalarla insanların yardım duyguları da öldürülmesin lütfen.

M maruf YUSUF 01 Ocak 2012

Değerli editör kardeşim göndermiş olduğum yorum yayınlanmamıştır mahsurlumuydu?yoksa ulaşmadı mı?en azından isim olarak yayınlayıp sakıncasını da açıklıyabilirdiniz diye düşünmüştüm.

EDİTÖRÜN NOTU: Değerli okuyucumuz yorumunuz bize ulaşmadı.

M maruf YUSUF 01 Ocak 2012

SAYIN; Mevlüt Yardımcı!...
.............................................
Yukarıda;Yazarı itham edici,nezaketsiz,itici, cedelci,hasmane,yorumunuzu okuduktan sonra tam 24 saat düşündüm.Bu arada yazıyı ve senin yorumunu defalarca dikkatlice okudum.Sadece bu yazı ve yorumları değil,yazarın diğer SİTELERDEKİ yazılarını ve altındaki yorumları da okuduktan sonra bende ilk defa yorum değil belki ama,bir hakkı teslim etmek adına bu yazıyı yazma zorunluluğu hissettim.Yazara ve onun yazılarına yorum yazan veya yazmayan takipçilerine haksızlık ve hakaret edildiğine kanaat ettim.Okuyucu kitlesinin çokluğu tıklama sayısından da anlaşılmaktadır.Çünkü yazarın son satırları,“Rabbimizin razı olacağı(İNFAK)larda bulunmaya davet vardır.Yanlıştan NEHY ETMEK VARDIR...Yoksa asıl yardım duygularını öldürenler”İNFAK"Süsü verilerek İnsanların Duygularını sömürenler,İnsanların yardım duygularını öldürmektedir.
Ayrıca bu vesileyle yazar hanım kardeşimize uyarıcı yazısından dolayı Allah razı olsun diyerek bu ve benzeri konularda.İnsanların inançlarını,duygularını,samimi,hissiyatlarını kullanarak nemalanılan ne kadar olumsuz yaklaşımlar ve çalışmalar varsa,Allah için uyarıcı yazılarını,kendisini seven okuyucuları tarafından şiddetle beklenip takip edildiğinide belirterek ALLAH İÇİN KENDİSİNE DUALARIMIDA GÖNDERİYORUM.

M Murat Kahraman 01 Ocak 2012

Son iki yorumcunun yorumunu okuduktan sonra sadece bir okuyucu olarak şunu söylemeyi bir borç bildim.sayın Maruf Yusuf, bu ne hiddet bu ne celal?Mevlüt Yardımcı’nın eleştirisini beğenmezken kınadığınız eleştiriye daha ağır bir şekilde karşılık vermşsiniz.Oysa Kuran’da şöyle der,'SEN KÖTÜLÜĞÜ EN GÜZEL ŞEKİLDE SAV'.Size göre yanlış olan yoruma kısas bile olmamış,(kaldı ki yazan siz değilsiniz),çok ağır bir uslup kullanmışsınız.Hiç hoş bir eleştiri olmamış.Hak ehli olduğunuzu ima etmişsiniz ama kusura bakmayın bu hiç Hak olmamış.

M maruf YUSUF 01 Ocak 2012

Sayın;Murat Kahraman
“sanki bir kızgınlıkla yazılmış,yazarın stres atma yazısı olmuş.Oysaki belli hınçlarla yazılan yada anlatılan”.Bu ifadeler hem yazara,hem yazarın okuyucularına,hakaret ve saygısızlıktır.Yazının içeriği bu ifadeleri hak etmiyor diye düşünmekteyim.Size göre benim yorumum çok ağır olmuş,diye şöyle bir ifadeyle uyarmışsınız. “(Oysa Kuran’da şöyle der,'SEN KÖTÜLÜĞÜ EN GÜZEL ŞEKİLDE SAV'.Size göre yanlış olan yoruma kısas bile olmamış,(kaldı ki yazan siz değilsiniz)” Ama unutmayınki yazarın yazılarından istifade eden dikkatli bir okuruyum.
Eğer adaletten bahsediyorsanız Önce yazarın yazısını dikkatlice okuyun,Sonrada yukarıda alıntısını yaptığım satırları okuyun ve ADALETLE,en azından kısas yapmanızı bir okur olarak ve tüm yazarın sevenleri olarak beklemek sanırım hakkımızdır,bekliyoruz....
Hem de, biz kötülüğü en güzel şekilde iyilikle savmayı, fatma hanımdan öğreniyoruz ELHAMDÜLİLLAH. Kendisi, kayda değer bir çokluğun gönlünü fethetmiş,bildiğimiz kadarı her cenahta sevgiyle ve saygıyla,takdirle anılan samimi bir kardeşimiz, Çok şükürki. Kendisine olan saygımız gereği, son zamanda yazılarının altına özellikle yapıldığını düşündüğümüz haksız yorumların karşısında sessiz kalmamak çabasındayız Elhamdülillah. Gerçi kendisi oldukça anlayış ve müslümanca tavır göstermektedir sessiz durarak. Allah razı olsun bu kardeşimizden.Fatma hanım, bukadar yazdım bari bir de istirhamımız olsun size, o kadar zaman geçse de, yorumlarda bile sizi bekliyoruz.Ve daha sık ve çabuk yazmanızı talep ediyoruz,Allah için.

S sümeyra 01 Ocak 2012

selamun aleykum
sevgili fatma kardeşim ümmetin içine düştüğü bu korkunç hastalığı gayet açık ve muntazam anlattığınız için teşekürler...
Rabbimiz bile bile bu hataya düşmekten korusun bizi..
Allah razı olsun. hayırlı çalışmalarınıza hız ve güç versin.
amin..

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Fatma CEREN — diğer yazıları

Sitemizde deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Ayrıntı için Çerez Politikası.