İçeriğe atla
19 Ağustos 2026 Künye RSS
İslam ve Hayat Bir Mekteptir — Âl-i İmrân 19
Son Dakika Din nedir? Kur’an’a göre Din ne demektir? (VİDEO) 08:06
Sabiha ATEŞ ALPAT
Sabiha ATEŞ ALPAT
09 Eylül 2011

KUL KADIN

Kadını sınıflara ayırdılar, ev kadını, iş kadını, sosyete kadın, köy kadını vs vs. Sınıflara da rollerini yine kendileri biçtiler. İrade körlüğü yaşayanlar biçilen rolleri oynarken, kadın istismarcıları onu sömürmenin ekonomik keyfini sürdüler… Bu sınıflandırmanın içerisinde “KUL” kadın yoktu!

09 Eylül 2011 7 dk okuma 3,6B okunma
100%

Kadın ve aile!..

İki önemli kavram!. Biri istismara uğrayınca ötekinin  yittiği,  bir biriyle bağlantılı ve biri olmazsa  ötekinin varlığından söz edilemeyen iki önemli unsur!.. Bunca önemine rağmen  batıl ideolojiler tarafından  birisi sürekli istismara uğradı,diğeri kökten yok olmaya mahkum bırakıldı!...

Kadın!...

İslam gelmeden evvel adı bile olmayan, bir meta/kullanılan bir eşya olarak algılandı ve muamele gördü…Kadınların düşürüldükleri çirkefi göze alamayan babalar tarafından diri diri toprağa  gömüldü!. Doğum haberlerini hep erkek umuduyla bekledi babalar!.. Beklentinin aksine gelen haberlerle morardı yüzler:

Onlardan birine kız çocuğu olduğu müjdesi verildiğinde, üzüntüden yüzü simsiyah kesilir.” (Nahl: 58)

Bir çok değer gibi haya da alınmıştı elinden. Bu nedenle aleni çadırlar(evler)  kuruluyordu sokak ortalarına!.Hayatları kararan kadınlar, hayatları karartsa da uyutmak adına  hayat kadını koydular adını!.Mekke müşrik devletinin gözetiminde rahat işlev yapabilen  çadırlar arasında  kaybolan  insanlıktı,nesillerdi ve hayaydı!.. Haya herkeste güzeldi lakin en çok da kadına yakışıyordu belki de! Hayanın  kaybolduğu yerde, tüm insani değerlerde yok oluyordu. Hayanın varlığı  ise imana bağlıydı… Böyle öğretmişti baş öğretmenimiz Hz.Muhammed (s.a.v.): "Haya imandandır" (Buharî, İman, 16; Müslim İman, 57-59)..

Kadın!...

Tarih boyunca şekli değişse de istismar edilmesi değişmedi!..Kah töre adınaydı yapılan istismar kah  çağdaşlık adına!.

Dayısına götürülme bahanesiyle evlerden alınıp, diri diri toprağa gömülenlerin yerini özgürlük adına ailelerinden koparılıp, asli görevinden unutturularak çağdaşlık alanına   gömülenler  aldı… Diri diri gömülenlerin ahları arşı titrettiği, karanlığın en koyu olduğu bir dönemdi ki imdat vahiyle  gelmişti:

“Diri diri toprağa gömülen kıza, hangi günah sebebiyle öldürüldüğü sorulduğunda”(Tekvir:8-9)

Örnekleri çoğaltmak mümkün. Dedik ya istismar hep var oldu ama şekli ve söylemi değişti.

Hamd olsun alemlerin ve bizimde Rabbımız olan Allah’a (c.c.). O, bizler horlanıldığımız bir zamanda kulluk vasfıyla bizleri muhatap aldı. Salat ve selam olsun yegane önderimiz HZ. Muhammed (sav) ki O; kız çocuktan utanıldığı  bir zamanda kızına "Babasının annesi" diyerek cehalet mantığına meydan okudu...

İslam ile bulmuştu izzeti. Allah (c.c.)  kul olarak onu muhatap almış ve yaradılış gayemizi  şöyle bildirmişti Allah (c.c.)

“Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zariyat: 56)

Görevimiz ise yer yüzünde halifelikti. Bu vazife doğrultusunda fitne kalmayıp din Allahın oluncaya kadar cehd içersinde olmak… Bu Mübarek görevin  ifası için  ihtiyaç duyduğumuz en önemli unsur aile, ailenin bel kemiği ise kadın.. Bunun farkında olanlar, onun üzerinden oynadılar oyunlarını. Yalandan özgürlük şarkıları okudular kulaklarına! Zulmün adını adalet koyarak, haksızlığın adını eşitlik koyarak ve ıkra’yı alarak ellerinden saptırdılar gündemi!

Kadını  sınıflara ayırdılar, ev kadını, iş kadını, sosyete kadın, köy kadını vs vs. Sınıflara da rollerini yine kendileri biçtiler. İrade körlüğü yaşayanlar biçilen rolleri oynarken, kadın istismarcıları  onu sömürmenin ekonomik keyfini sürdüler...

Bu sınıflandırmanın içerisinde “KUL” kadın yoktu!

Kadın, kulluğu unutunca ailelerimize düştü ateş. Tv  kültürüne terk edildi evlatların geleceği. Kul olmanın gerekleri ihmal edilince kayıp gitti neslimiz ellerimizden. Oysa ki; ailede, toplumda kendisine düşen görevin büyüklüğünün/zorluğunun karşılığında kul olan kadınların ayakları altına cennet sermişti Allah (c.c.) 

Cennetin ayakları altına serilmesi “Kul kadın” olduğu içindi. Yoksa  doğurganlığıyla alakalı değildi elbette!

O halde  Kul kadın kendisine şu soruyu sormalı  “Ben,Allah’ın razı olduğu  bir kul kadın olmak istiyor muyum?!”.  Ve  cevabını da Kur’an’dan ve sünnetten bulmalı değil miydi?..

Çöplüklerden kurtardığı  kadına Allah(cc) bir kimlik ve bir kişilik sunmuştur,sonra da kendisinden razı olmuştur…Allah’ın kendisinden razı olmasını isteyenlerin mutlaka önce kendilerinin Allah’tan razı olmaları şarttır!..Allah’ın gönderdiği giyim şeklinden, kısacası hayat şeklinden, razı olmaları gerekiyor..

Allah’ın razı olduğu Kadın;

Hayatı yaratılış gayesi doğrultusunda anlamlandırandır..Hayatı, Kur’an ve sünnet ile anlamlandıran, yaşayan,dizayn edendir…İman eden,imanın gereklerinin farkında olandır!..

Allah’ın razı olduğu Kadın;

Hayatı Salih amel ile  yaşayandır. Salih amel hayatı,Allah için ve Allah’ın istediği şekilde yaşamanın adıdır!...Allah’ın razı olduğu kadın yaşamı Allah için,  alış-verişi,giyinişi,gezmeye çıkışı, evlenmesi, çocuk doğurması  Allah içindir… Kısacası hayatta ne varsa hepsi Allah için ve Allah’ın istediği şekilde,sünneti seniye ye ye uygunluk arz eder!.

Allah’ın razı olduğu Kadın;                                                                                                   

Ahlakını Kur’an ahlakıyla süsleyendir... Güzel ahlak, Kur’an’ın inananlar için ön gördüğü ahlaktır.Güzel ahlak Rasul’ün ahlakıyla ahlaklanmaktır!

Müminlerin iman açısından en mükemmel olanı, ahlâkı en iyi olanıdır." (Buhari, Edeb)

Tüm bunlar için önce iman etmesi gerekiyor. İman nedir? Hangi halde kabul olur?! İmanı bozan sözler, filler var mı dır, varsa nelerdir?! Şirk nedir şubeleri nelerdir?!.. Kısacası imana taalluk eden tüm meseleler gündeminde olan,gündemini imanla anlamlaştırandır!. “La” ve “İlla” sının farkında olan,Tevhid’in gereklerini bilen ve sıkı sıkıya bağlı olan bir kul kadındır razı olunan!.

Kul kadın, “La” ile tüm çağdaş ama çağ dışı olan sistemleri öteleyen, illa ile sadece Allah’ın vaaz ettiğini bilinçli tercih yapandır…

Tevhid kuru bir söylemden,içi  dolmayan bir iddiadan ibaret değildir!... La ilahe illallah sözünün içinin nasıl dolduğunu sahabe hayatına   bakanlar İmandan önce eşkıya olanların imandan sonra evliya olduklarını,İmandan önce zalim olanların imandan sonra adil olduklarını,İmandan önce cahil olanların imandan sonra alim olduklarını  göreceklerdir…

Allah’ın  razı olduğu kadının adı  Hz. Asiye’nin şahsında sembolleşmiş “Asiye"dir!

Asiye,yaşadığı dönemin beşer ideoloji sahibi Fravun’a baş kaldırmış. Sarayda First Lady iken, saray imkanlarına rağmen kul kadın olmayı tercih etmiş, Allah ile, dini ile   arasına giren  saray imkanlarını ötelemişti… O, gelmiş geçmiş tüm mü'minlere, makam, mevki, şöhret  dünya malı karşısında bir duruş dersi vermişti...

Allah’ın razı olduğu kadının adı Hz. Hatice’nin şahsında sembolleşmiş, Hatice’dir!

O ki Allah için evlendiği eşinin en büyük destekçisi idi.. Dava yolunda  eşini teşvik eden İdi!.. Çocuklarının “Ana”sıdır.  Evi olan, evli olan ama asla evcilik oynamayandı! O, gelmiş geçmiş tüm hanımlara Tevhid’i bir hanımın nasıl olması gerektiği noktasında ev hanımlığı dersi vermişti!..

Allah’ın  razı olduğu kadının adı H.z Meryem’in şahsında sembolleşmiş“Meryem’dir…O,iffet denilince  ilk akla gelen,adanmışlığın,adanmanın sembolü!..O,iffetin  nasıl bir değer olduğunu tüm dünya hanımlarına yaşayarak göstermiş  ve  Allah’ın kitabında haklı övgüsünü almış  ve şöyle tanıtılmıştı kul kadın olmak isteyenlere:

“Ve o zaman melekler "Ey Meryem!" dediler, "Allah seni seçti ve tertemiz kıldı; seni bütün dünya kadınlarının üstünde (bir konuma) çıkardı. Ey Meryem! Rabbine huşu ile bağlan, secdeye kapan ve (O'nun önünde) eğilenlerle birlikte eğil." (Al-i İmran: 42-43)

Allah’ın razı olduğu kadının adı Hz. Hacer’in şahsında sembolleşmiş “Hacer”dir!...

O, teslimiyet dersini  verirken  tüm  dünyaya ,çölün ıssızlığını,susuzluğunu,sıcaklığını Allah’a tevekkül ile  göğüslemiş ve kendisini oraya bir başına bebeğiyle bırakan eşine sormuştu:

“Kim istedi bizi  buraya koymanı?” Aldığı cevap  tek kelime idi: Allah... Teslim olması için yeterdi,değil mi ki “O” istemişti…Allah’ın istekleri karşısında sergilenecek tavrın öğretmeni  olarak çağlar ötesine veriyordu dersini.

Ve günler geçmiş küçük bebeği susuzluk tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştı!.Artık duramazdı ve bir koşu başlattı tüm çağlara ulaşan bir mesaj ile!... Çocuklar  vahye susuzluk çekerken,namazsızlık çölünde kavrulurlarken  yapılması gereken koşunun nasıllığını,niceliğini öğretmişti tüm  ana ve babalara!..

Allah’ın razı olduğu kadın Hz  Aişe’nin şahsında sembolleşmiş Aişe'dir...

Dinini kulaktan  dolma bilgilere mahkum  etmeyen, asli kaynaklarından öğrenip mesajı doğru kavrayan,doğru yaşayan, dine doğru şahitlik yapandır!...

Allah’ın razı olduğu kadın Hz. Zeyneb’in şahsında sembolleşmiş “Zeyneb”dir…O, yürekleri kavuran acılar karşısında, esir düştüğü yezidin askerleri arasında,Yezidin karşısında hakkı haykırmaktan  asla geri durmamıştı!...Tüm çağlara,zamanlarındaki yezidlere karşı takınılacak tavrın dersini  verdi. Onlar  geldiler  kul kadın olma konusunda üzerlerine düşen vazifeyi  gereği gibi ifa edip,iz düşüp gittiler.Ya  Şimdi!?

Şimdi sıra sende kardeşim, şimdi sıra  bizde!

zamanın asiyesi rolünü üstlenip,saray imkanları dahi sunulsa önümüze,makam kariyer,diplomayı gösterip karşılığında hicabımızı ve ya kişiliğimizden bir parça istediklerin de dersimizi  Asiye’den okuduk diyerek iz takip etmeliyiz…

 Şimdi sıra sende kardeşim, şimdi sıra bizde!

 amanın Hatice’si rolünü üstlenirken ,  eşlerimize İslam uğrunda ,dava yolunda ilk destekçi biz olmalıyız.. Tüketim hastalığına müptela olarak onu taksit taksit hayatını taksitle tüketmemeliyiz… Müslümanların ihtiyacı  uğrunda Hatice den okumalıyız mertliğin dersini!..

Şimdi sıra sende kardeşim, şimdi sıra bizde!

Çağın Meryem rolünü üstlenirken  en büyük etken hicabımızı gereği gibi korumalıyız..  Tüm serkeşliğe rağmen iffet dersimizden zayıf not almak Meryem’e yakışmaz.. Genç kardeşim şimdi Meryem olma sırası sende  zinanın çağdaş versiyonu olan flört ile iffetine  gölge düşürmekten sakınarak,iffet dersini Meryem den okumalıyız!..

Şimdi sıra sende kardeşim,şimdi sıra bizde!

Asrın Hacer’i olma rolünü üstlenirken,çağımızdaki İsmaillerin dertleri için çare arama  cehdiyle koşmalıyız  hududları çizilmiş alanda!. Koşumuza hız kemeden devam etmeliyiz. Umutla, tevekkülle  ama sınırı koruyarak, ama sonuna dek vaz geçmeden. Hacer’in  koşusundaki yedi sayısının hikmetine binaen

Şimdi sıra sende kardeşim, şimdi sıra bizde!

Zamanın  Aişesi  rolünü üstlenirken “Ikra”sız eğitimleri eğitim saymayarak, vahye talebe olmalıyız..Bilgin,bilgili ama  bilgi ukalası olmadan “Allah’tan ancak alimler korkar” ilahi ikazını unutmadan…

Şimdi sıra sende kardeşim, şimdi sıra bizde!

Zamanın Zeynebi rolünü üstlenirken ,yezidin rolünü üstlenenlerden asla korkmadan  çağın kokuşmuşluğuna karşı dik duruşumuzu sergilemeli direniş dersini okumalıyız zeyneb anamızdan!...

Şimdi sıra sende kardeşim, şimdi sıra bizde!

Bak ne diyor Rabbimiz:

Öyleyse (Hesap Günü), her topluluk içinden şahitler getireceğimiz ve seni (ey Peygamber) onlar aleyhinde şahit tutacağımız zaman, ne olacak (o günahkarların hali?)” (Nisa Suresi: 41)

İşte o gün,o zorlu gün başımız yere düşmesin diye dik tutalım başımızı. O gün, işte o zorlu gün  bize  lehte şahitlik etmesini istiyorsak peygamberimizin, o halde biz  şimdi O’nun getirdiklerinin canlı şahidi olalım!..

Paylaş X Facebook

Yorumlar 11

Ş Ş. Hüseyinoğlu 01 Ocak 2012

Allah razı olsun değerli ablacığım. Evet, kadının da, erkeğin de asli konumu âlemlerin Rabbine kul olmaktır.

A Amine 01 Ocak 2012

Allah razi olsun Ablacigim...yazilarinin devamini bekliyoruz Allah yar ve yardimciniz olsun...Amin

F fatma 01 Ocak 2012

Allah razı olsun.Öyle güzel ifade etmişsinizki ablacığım,insan bu yüksek mümin şahsiyetliğini hayatlarında en güzel şekilde uygulamış örneklerden birisi olmak zorundalılığını iliklerine kadar hissediyor okuyunca...
Genelde bu güzel örnekliklerin bugün yapılamayacağına, zaten onlar gibi asla olunamayacağına dair bir kolaycı sığınma anlayışıyla müslüman toplum-özellikle bayanlar üzerindeki rehaveti kaldırmak için başka neler yapılabilir acaba? Mesela koskoca sitede sadece bayan olarak siz varsınız? Niye? Ama bakıyorum da savrulmaktan artık başı dönmüş zihniyetlerde bayanlar epeyce yazıp çizip ahkam kesiyorlar, hemde çoğuda konuları doğru şekilde ele almıyorlar takip edebildiğim kadarıyla...Doğru bakışaçılarına sahip bayanların eminimki ilimleri de fazlacadır, daha fazla görmekten yanadır gönlümüz..Tekrardan Allah razı olsun, sizleri de örnek aldığımızı bilmenizi isteriz.Selametle.

A Abdi Keçeli 01 Ocak 2012

Yazınızda da bahsettiğniz gibi Kuranda geçen mümin hanımların hayatlarında hem erkek ve hem de kadınlar için çıkarılacak bir çok dersler vardır.Ki bunlar içerisinde özellikle Hz. Meryem’in şahsının tüm dünya Müslüman kadınlarına örnek teşkil etmesi gerektiğini düşünüyorum. Kapitalist şirk devleti olan Roma toplumu içerisinde ve özellikle din adına ahkam kesip “bir bilgi gelecekse Allah onu önce bize bildirir ve bizde size bildiririz” diye halka çıkışan zamanın Tevrat alimleri (Haman/Belam veya samirileri) içerisinde imanını nasıl tertemiz koruması ve bu toplum karşısında da ahlakını koruyarak nasıl dimdik ayakta durması gerektiğini göstermiştir.Gerçekten şirk toplumunda hakkı haykırmak,ateşten gömlek giymektir.Sarp yokuşu göze almaktır.Değişmeyen yasaya göre Müşrik Roma ahlakı ile günümüz arasında bir fark yoktur sadece yöntem ve isimler değişmiştir.
Günümüzde bütün modern kavramlar da olduğu gibi özellikle kapitalizm, Müslümanların iffetini yok sayarak ortaya çıkarmak istediği her türlü gayri ahlakı davranışları ve bilhassa giyim kuşamları moda diye servis etmektedir. Bu uğurda kampanyalar, defileler, reklâmlar taksit seçenekleri ve hatta filmler/diziler ile Müslüman toplumun en önemli şahsiyeti olan kadını hedef alıp, onu ruhsuzlaştırarak şahsiyetini kaybettirip toplumun ahlakını bozmayı yeğlemektedir. Oysa kadın, toplumun yetişmesinde ve gelişmesinde en büyük faktördür. Kadın’ın ahlaklı olması toplumun ahlaklı olması ile paraleldir. Çocuğa ilk terbiyeyi ve ahlakı aşılayan annedir. Bu yüzden kadını etkilediğiniz zaman yapamayacağınız hiçbir şey yoktur. Şu halde bir hanım,ahlaki,imani ve doğru yönünü ne kadar korumaya çalışır ve Allaha dayanırsa Allahın ipine ne kadar sım sıkı bağlanırsa eşine çocuklarına,çevresine ve dolayısı ile topluma o nisbette emsal teşkil edecektir.

Rabbim kaleminize güç versin sizler gibi ablalara gerçekten çok ihtiyacımız var.Fatma Hanımın belirttiği gibi şu sitede veya diğer sitelerde sayılarınızı daha çok görmek isteriz.Sizlerin çokluğu İslamın hızla mesafe kat etmesi anlamınada gelmelidir ki bu sayıları çoğaltacak olanlarda öncelikle siz mü’minelerdir.

Selam saygı ve hürmetlerimle

M m.emin demir 01 Ocak 2012

ALLAH RAZI OLSUN HOCAM
YÜREGİNİZE SAGLIK

I ilyas metin 01 Ocak 2012

Rabbimiz razı olsun ablacığım.
Kabeyi İbrahim ve İsmail’in (a.s) inşa etmesine ve onlardan sonra nice resuller geçmesine rağmen kabenin yanına defnedilmek sadece Hacer’e(r.a)nasib olmuştur. Kabeyi tavaf eden herkes onun yanından da mutlaka geçer.

F fatma 01 Ocak 2012

Sn.İ.Metin abi;
Merak ettiğim bir konu var:
Kabenin yanına gömülmenin İslami bir hükmü yada ayrıcalığı var mıdır?Böyle bir hadis veya bir olayla ilgili bilgi..vs..

Kabeyi tavaf edenlerin "bu yüce mümin şahsiyetin örnekliğini yaşamış Hacer annemizin yanından geçmesindeki hikmet nedir? Keza pek çok insan Kabenin maksadını ve anlamını idrak etmeden dönüp duruyor zaten orda.O nun bize bıraktığı miras “say” bile anlaşılamazken, yanından geçiyor olmak ne ifade eder? Kabenin yanında olmak O’nun için bir avantajı mı ifade eder?

Teşekkür ederim.Allah razı olsun.

I ilyas metin 01 Ocak 2012

kardeşim bunun için ali şeriatinin ibrahim ile buluşma kitabına göz atmanızda fayda görüyorum.
işte islamın kadına verdiği deger diye yazdığımı sanıyordum unutmuşum.
yani kadına verilen değer açısından yorum yapmıştım.
teşekkür ederim, hep yazanlar eleştiri almazlar ya

H hayrunnisa 01 Ocak 2012

Allah razı olsun ablacığım ben ilk kez okudum yazılarınızı ama şimdiden sonra son olmayacak inş okumalarım.gerçekten çok faydalı bir yazı okuduğumu söylemek isterim emeğinize sağlık

F fatma 01 Ocak 2012

Şimdi anladım ; Allah razı olsun.
Estağfirullah; eleştiri değil, ama dikkat diyebiliriz.
Ben teşekkür ederim.Vesileyle kitaptan haberdar olduk.

Buarada kitap demişken; Sn. ablacığım iki romanınızı okudum, inanın çok beğendim.İlk kez böyle bir formata rastladım . Roman okuyor gibisiniz ama iman esaslarını da nasıl iman edileceğini de öğreniyorsunuz aynı anda. İkisini çok güzel biraraya getirmişsiniz. Herkese tavsiye ederim. Allah razı olsun.Rabbim çalışmalarınızın sayısını artırsın.amin.

S Sabiha Ateş Alpat 01 Ocak 2012

Fatma kardeşim çok teşekkür ediyorum... İman’ı düşündürtüyorsa amacına ulaşıyor demektir geriye kalıyor Allah’ın kabul buyurması, bunun için de dualarınıza ihtiyacımız var..
Selam ve dualarımla

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Sabiha ATEŞ ALPAT — diğer yazıları

Sitemizde deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Ayrıntı için Çerez Politikası.