İçeriğe atla
19 Ağustos 2026 Künye RSS
İslam ve Hayat Bir Mekteptir — Âl-i İmrân 19
Son Dakika Din nedir? Kur’an’a göre Din ne demektir? (VİDEO) 08:06
Mustafa ATAV
Mustafa ATAV
25 Şubat 2011

Müslüman Kardeşliği Üzerine Küçük Bir Hatırlatma

Oysaki Kur’an denilince, Müslümanlık, Hz. Muhammed’in hayatı ve örnekliği denilince ahkâm kesmekte yok üzerimize; ama sevgi ve dayanışma, dostluk ve paylaşma, kardeşlik ve fedakarlık gibi Müslümanlarda olması gereken hasletler söz konusu olduğunda bir o kadar vurdum duymazız işte!..

25 Şubat 2011 3 dk okuma 2,4B okunma
100%

Bir dostum, bir kardeşim uyardı haklı olarak..

Belli ki üzgün, belli ki şaşkın; Müslüman kardeşliğinin, Müslüman dostluğunun sözde kalmasından, çevresindeki bizim gibi insanların umursamazlığından..

Ve mahcup etti beni, içimi acıttı verdiği mesajlarla..

“Niye ilişkilerimiz mekanik, niye birbirimize bu denli soğuk, neden birbirimize bu denli mesafeliyiz? Hadi git gel yollar uzak, fiili görüşmek meşakkatli ama bir telefon edip hal hatır sormak da mı zor? ”

Şeklindeki sitemkar sözleriyle..

Ne diyebilirim, hassasiyetler aynı, kaygılarımız ortak..
 
Oysaki Kur’an denilince, Müslümanlık, Hz. Muhammed’in hayatı ve örnekliği denilince ahkâm kesmekte yok üzerimize; ama sevgi ve dayanışma, dostluk ve paylaşma, kardeşlik ve fedakarlık gibi Müslümanlarda olması gereken hasletler söz konusu olduğunda bir o kadar vurdum duymazız işte!..
 
 “Maide 5/56: Kim Allah'ı, O'nun Resulünü ve müminleri dost edinirse, (iyi bilsin ki) Allah'ın taraftarları galip geleceklerdir.

“Al-i İmran3/103: Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılan. Dağılıp ayrılmayın ve Allah'ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O kalplerinizin arasını uzlaştırıp, ısındırdı ve siz O'nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz tam ateş çukurunun kıyısındayken oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye. Allah size ayetlerini böyle açıklar. "

“Enfal 8/46: Allah’a ve Resûl’üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider Sabırlı olun Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.

“Hucurât 49/10: Şüphesiz mü’minler (dinde) birbirinin kardeşidirler O halde (dargın olan) kardeşlerinizin arasını bulup barıştırın..” mealindeki ayetlere ve;

“Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olamazsınız, iman etmedikçe de cennete giremezsiniz.”..

“Sizden biriniz, kendisi için sevip istediğini kardeşi için de istemedikçe gerçekten iman etmiş olamaz” ” Müslüman Müslümanın kardeşidir. Ona (ihanet etmez), zulmetmez, onu mahrum bırakmaz, onu tahkir etmez.”

“Müslüman kardeşinin ihtiyacını gideren kimsenin Allah da ihtiyacını giderir Kim bir Müslümandan bir sıkıntıyı giderirse, Allah Teâlâ o kimsenin kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Kim bir Müslümanın ayıp ve kusurunu örterse, Allah Teâlâ da o kimsenin ayıp ve kusurunu örter..” ”Kardeşinle mücadele etme, onunla alay etme, ona verdiğin sözden dönme..”

"Ey Allah’ın kulları, kardeş olunuz..”

"Mü’minin mü’mine bağlılığı, taşları birbirine kenetli duvar gibidir.”

"Hiçbiriniz kendi nefsi için istediğini (mü’min) kardeşi için de istemedikçe tam mü’min olamaz..” gibi hadislere rağmen hala dostluk ve kardeşliğin gereğini yapmıyor oluşumuz düşündürücü ve bir o kadar da kaygı verici değil midir?

Özlenen, beklenen, biteviye üzerine kafa yorulan toplumsal, sosyal değişim bahis mevzuu olan dinamikliklere hayat vermezsek nasıl gerçekleşecek?

Kur’an’da mealen, “Ra'd 13/11:"Onlar nefislerinde olanı değiştirmedikçe, Allah bir toplumun durumunu değiştirmez"  denildiği gibi biz tabiatımızı, nefis ve davranışlarımızı değiştirmedikçe Rabbimiz niye değiştirsin?
 
Evet dostum, evet kardeşim, haklısın, hem de yerden göğe kadar..

Ama üzgünüm, artık bu işler kilu kalden; çünkü daha ciddi işlerimiz var!..

Kim bilir, kim anlar senin gibi bir dostun hal ve ahvalinden; için içine sığmasa, yüreğin olsa da dar..
 
***

Girmeden bir millete tefrika, düşman giremez,
Toplu vurdukça gönüller, onu top sindiremez
Sen, ben desin efrat, aradan vahdeti kaldır
Milletler için, işte kıyamet o zamandır

Mehmed Akif

Paylaş X Facebook

Yorumlar 7

H hikmet erturk 01 Ocak 2012

Çok zor ve meşekatli bir konuya el atmışsınız abi.Bu çok sık yaşayan birisi olarak zor bir konu olduğunu söylüyorum.Bir çok etmen var bu hususta fakat yinede halledilemeyecek şeyler değil.İnşallah duacıyız her şey düzelir.Allah bizleri birbirlerimize kardeşler kılmayı nasip eder.Allah razı olsun içten satırlarınız için.

Y yusuf HAKSÖZLÜ 01 Ocak 2012

birbirimize sevgi duyuyoruz belki,ancak;özlem duyma,hasret duyma,hissetme,dertlenme ne demektir.veya sevgi duymak nasıl bir şey.sevgiyi yeniden tarif etmek gerekli diye düşünüyorum.bilimsel ve ilimsel davranırken işin duygu ve ruhi yönünü kaçırıyoruz sanırım.Kucaklaşmalarımız;salonlarda,toplantılarda,vs.organisazyonlarda olmamalı.Nsasıl ki,Kur’anı hayatımızın her anına taşımak istediğimizi haykırıp ona göre davranmaya çalışırken,kardeşlik sevgimizin bütün coşkusunu hayatımızın her ânına taşımalıyız diye düşünüyorum.Bu güzel yazısı ve duyarlılığı için Mustafa abiye teşekkür eiyorum.Allah Kendisinden râzı olsun.

H hüseyin alan 01 Ocak 2012

NEDEN SEVECEK MİŞİZ?

Geçen hafta yeni bir mekan açılışı vesilesi ile yemekli bir toplantıya denk düştük, kırk elli kadar sayının buluştuğu nostaljik bir buluşmaydı bu. Çoğusunu şahsen tanımışız İzmir’e geleli beri.

80'lerin “kuran karileri”ndendi bunlar, “tek kaynak”tı “asıl kaynaktı” tartışmaları arasında geleneğe ve hayata dair ne varsa tüm birikimin toptan reddedildiği dönemleri hatırlatan. O yıllarda aklınızı başınıza devşirin diyerek Kuran okumalarınızı “usul okuması” ile, “sahih sünnet” uygulaması ile zenginleştirin, öğrendiklerinizle hayatı tahlil edin, kendinizi o yönde değiştirmeye çalışın diye öğüt verirken, İslam ahlakı ile ahlaklanalım, aldığımız hizmetlerin bedelini adam gibi ödeyelim, kafire bile adil olalım diyerek nasihatler ederken, daha yaşınız küçük, bu aceleniz de nedir diye de bazen kızan E.Özkan’ın “sünnetsizlik” , “mezhepsizlik” ve “hadis inkarcılığı” ile suçlandığı, öğütlerinin boşa çıkartıldığı yılları hatırlatan nesilden bunlar.

“Dar-ıharp” çisinden “tekfir” çisine, “devrimci”sinden “memuriyet yapılmaz”cısına, “acilci”sinden “sağcı”sına kadar zihinlerin kodlandığı, tartışma çeşitliliğinin o yönde kilitlendiği devreleri hatırladık ister istemez... Keskin ve sert başlayanların, nasihatlere kulak tıkayanların nice sonra, sırası ile nasıl da değiştiklerini gördük ve yaşadık biz de niceleri gibi. Çoğu başladıkları yerden çok uzaklara düştüler de başka yerler edindiler kendilerine.

Artık eski söylemleri andıran yahut çağrıştıran şeyler rahatsız ediyor onları, ne söylendiğine aldırmadan, düşünmek gereği bile duymadan yakıştırıveriyor hemen uzaklaşmak istediği geçmişine. Hayat nelere gebeymiş meğer, geçen sürede ne süprizler yaşadık, ne değişimler ne aşamalar gördük, bize göre olumsuz yönde seyreden!

Kıdemlilerden biriydi böyle bir mekanda eski tanıdıkların yeniden bir arada olmasından sevindiğini, ayda bir olsa da bir araya gelmenin mutluluk vereceğini söyleyen: “Sevmeliydi insan birbirini, Allah’da kainatı sevdiği için yaratmamış mıydı? hadisi kutsi de böyle demiyor muydu?” Oysa geçmişte öyle yapmamıştık bizler!... Genel kabul gördü bu minval üzere yapılan konuşma, haziruun tarafından ve benzer takviyeler yapıldı onun üzerine!

Hey gidi İbn Arabi, Mevlana ve nice gavs-ı azam hz.leri, nasılda yetiştiniz imdada! Gün sizin gününüz, çağ sizin çağınız! Tekrar hoş geldiniz aramıza!

Diyeceğim o ki dost, daha çok sızlanacaksın, dert yanacaksın belli ki. Senin aradıkların, beyaz atlarına bindiler ve gittiler. Sevmek, arayıp sormak, alakadar olmak için çok geç, senin neslin yorgun ve bitkin! Usandı, bıktı da bazı işlerden, başka işlerle meşgul artık onlar.

Sen geçmişi hatırlatıyorsun ona, heyecan vermiyorsun artık anlasana, hala oralarda bir yerlerde oyalanıp duruyorsun sen, oysa o uzaklaşmak istiyor hatırlarından! Bir şeyler yapmak, bir yerlere varmak istiyor ama seninle değil! Belki de utanıyor da açık edemiyor garip, sen de anla gari abi!

Mesele senin aradığın yerde değil, sorunun cevabı da burada değil başka yerlerde sanırım!

I i.metin 01 Ocak 2012

hepimizin farklı eksikleri ve zaafları var ,ama kardeşlik konusunda zaafımız aynı.
elli yaşıma kadar muslumanlar arasında okuyabildigim tecrübe kardeşlik konusunda,stadü,kariyer,diploma,zenginlik ve b.g hususlarda en muvahhid kardeşlerimizin bile zaaflarının şahidiyiz.
yok ben öyle degilim diyenler olacakdır,kendi statülerindekine davrandıklarını sokak temizleyene,apartman görevlisine,inşaat amalesine vesair gösterebiliyormuyuz.
mustafa kardeş bu konuyu yazdıgınıza göre önemsiyorsunuz demektir Allah razı olsun,kim takvalı ise üstün olanın o oldugunu unutmayalım. selamlar

M musab571 01 Ocak 2012

müslümanlarla karsı karsıya gelindiginde gercektende o sıcaklık yasanamıyor ben şahsen goremiyorum. peki bunun sebebi ne? bazen dusunmusumdur acaba aynı kultur ve iklimlerde yasamadıgımızdan dolayımıdır yoksa baska nedenleri mi vardır? müslümanın sitem etmesi guzel degildir lakin eyer islam bir millet ise ve müslümanlar kardes ise kan bagından daha guclu bir bag ise yazık gercekten cok yazık. Nasıl olurda müslümanlar işlerin yogunlugundan dolayı kardeslerinin hal hatırını sormaz olur, hele bu dunya işleri ise ne yazık ne vahim. insan ister istemez bazen dusunur o “kardeslik” masallardan ibaret mi yoksa kuran da gecen ayetlerin hayatımızın içine almayısımızdanmıdır. Onları anltırkende kardeslik bagına vurgu yaparak anlattılar ama malesef gunumuzde bu kardeslik cok nadir ve az bulunmaktadır bu az ların arasında bizde olmayabiliriz. kaçımız islami yasıyoruz acaba her ayeti içimizde yasıyarak. dusunmek lazım!!!

N Necati türkoğlu 01 Ocak 2012

Rahman ve rahim olan allahın adıyla: "Allah ye Rasulü, bir işte hüküm verdiği zaman, artık mü’min erkek ve mü’mine kadına, o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah’a ve Rasulü’ne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur." (33 AHZAB, 36)

sayın mustafa bey! müslümanlar arasında kronikleşmiş olarak yerine getirilemeyen, ama mutlaka olması gereken bir islam kardeşliğini dile getirdiniz. hassasiyetinizden dolayı allah razı olsun selamlar.

B belgin 01 Ocak 2012

kim yalnızlığı göze alabilir?
söyleyecek çok sözü olanların cesur çığlıkları karşısında rahatsız olanlar asla yalnızlığı göze alamaz.onlar sadece kendilerini onaylayanlarla birlikteliği severler.din kardeşliği diye bir şey kalmadı bu alemde sadece düşünce kardeşliği var.peşine takıldıkları da güçten düştüğünde ilk önce bırakıp kaçanlar da onlar olurlar.sahici birliktelik vahiyle kuşanmış olanların her şeye rağmen, nefsinin arsız sesine rağmen adilce yanyana bulunabilmeleridir.söylediğimiz her sözün hesabının çetin olacağı o gün gelmezden önce düşünmenin farkındalığıyla şu faniden güzel sözle hicretin anlamının bir kez daha hatırlatılması gerekir...
allahın adı altında nice söz kıyımları oldu.koca adamların nasıl çocuklaştıklarını gördüm.bazen göz yaşları içine izledim olanları, bazen de büyüyen öfkemin adaletten uzaklaşmama sebep olacağı korkusuyla rabbime sığındım.en harbi dostlukların, din anlayışını herhangi bir cemaatin tekeline bırakıp söz söyletmeyecek duruma düştüğü anlarda küle dönüştüğünü izledim.
canımı acıtıyor tüm bunlar.her ölümlünün yanlış yapabileciğini, günahın müslümana ait özellik olduğunu bildiğimden beri kimseyi beynime mükemmel ulaşılamaz olarak kodlamadım. birilerinin peşine takılmayı kendime ihanet olarak algıladım.
birilerinin boşver kitap okuma yalnız kalırsın demesine rağmen, bir cemaate gir demesine rağmen ,herşeye rağmen kalplerin çokca rahat kırıldığı bu alemde yalnız kalmayı yeğlerim....ve bu sessiz çığlık elbet bir gün hedefe ulaşır.(tutunamayanlar da bir gün birbirine tutunacak)

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Mustafa ATAV — diğer yazıları

Sitemizde deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Ayrıntı için Çerez Politikası.