ÖZGÜR-DER
Özgür-Der, akrep kıskaçlarına, derin devletçilere, sanal krizcilere, psikolojik savaşçılara, oligarşik bürokrasiye ve otoriter idarecilere karşı söylemleri ve yapmış olduğu eylemlerle “nokta atışları” yapabilmiş, arının yuvasına çomak sokabilmiş, “padişahım çok yaşa” yağdanlığına asla soyunmamış, kimseye kul, köle veya uşak olmamıştır. Bu vesileyle, Sayın Genel Başkan Hülya ŞEKERCİ’ye, yönetim kurulu üyelerine ve emeği geçen tüm gönüldaşlarımıza teşekkürlerimi arz ediyorum.
ÖZGÜR-DER, gerçekten ismiyle müsemma olduğu gibi; eğitim ve düşünce özgürlüklerin engellenmesi konusunda eşsiz bir mücadele örneği sergilemiş, yalana, talana, hırsızlığa, aldatmaya sömürüye, tiranlara, başörtüsü zulmüne v.b her türlü hukuksuz ve keyfi uygulamalara karşı masumların, ezilenlerin ve kimsesizlerin sesi, gözü, kulağı, ruhu veya “varlıksal alan”ı olmuştur.
Akrep kıskaçlarına, derin devletçilere, sanal krizcilere, psikolojik savaşçılara, oligarşik bürokrasiye ve otoriter idarecilere karşı söylemleri ve yapmış olduğu eylemlerle “nokta atışları” yapabilmiş, arının yuvasına çomak sokabilmiş, “padişahım çok yaşa” yağdanlığına asla soyunmamış, kimseye kul, köle veya uşak olmamıştır. Bu vesileyle, Sayın Genel Başkan Hülya ŞEKERCİ’ye, yönetim kurulu üyelerine ve emeği geçen tüm gönüldaşlarımıza teşekkürlerimi arz ediyorum.
Batı emperyalizminin dayatmalarına direnebilmiş, “halka karşı, halka rağmen” felsefesine temelden karşı çıkmış, bu konularda çeşitli sivil toplum kuruluşlarıyla diyalogunu kesmemiş, maddi hiçbir kaygısı olmayan, bilinç kaybına uğramayan, oportünizmin büyülü havasına kapılmayan, polemiklere takılmayan, demagoji yapmayan, değerlerini yitirmeyen, metamorfoza uğramayan, asli hüviyetini kaybetmeyen ve sonuçta eşine nadir rastlanabilen “güzide” örgütlenmelerden birisi olarak belleklerimizde müstesna yer tutmuştur.
Yorumlar 5
Özgür-Der, son paragrafta Cemil abi tarafından çok güzel değerlendirilmiş. Eline sağlık...
Türkiye’de sivil toplum kuruluşlarına yaklaşım konusunda müslümanlar olarak sağlıklı yaklaşım geliştiremiyoruz. Sivil toplum kuruluşlarını ya “tağuttan icazet almak” noktasında son derece sığ bir yaklaşımla baştan mahkum ediyoruz. Ya da temel ilkelerin gözardı edilerek; bir araç olmaktan ziyade sivil toplum kuruluşlarının kendisini bir amaç haline dönüştürüyoruz. Özgür-Der neredeyse 10 yıllık mazisiyle ifrat ve tefrit yaklaşımlarına karşı dengeli bir dernek faaliyeti yürüttü. Türkiye’nin pek de uzun sayılmayacak tevhidi mücadele sürecinin en önemli kazanımlarınından biri olarak anılmayı hak etti. Konuyu gündeme taşıyan Cemil abiye selam ve saygılar...Kaleminize sağlık...
ilyas kardeşim nebevi hareket metodunda sivil toplum kuruluşçuluğu gibi bir yol ve yöntem mi var ? biliyorum yine hılful fudul diyeceksiniz lakin bu yanlış bir değerlendirme, bir hılful fudul aldatmacasıdır gidiyor ne yazık ki,. konuyu araştırmanızı tavsiye ederim. selamlarımla
Hılfu’l-Fudûl değil, bizzat hareketin kendisi. bu dernek olmuş, cemaat olmuş önemli değil. önemli olan Allah’ın dinini yüceltmek, zalime meydan vermemek koca yusuf kardeşim
sadece özgür-der çerçevesinde değil hakikaten sivi ltoplumculuk(?) açısından ele almak gerekir bu konuyu. bir sivil toplum(doğru bir tabir değil esasında ama alışıldığından söylüyorum) çatısı altında bir gayret sarfetmeye çalışıyorum ancak koca yusuf kardeşimiz araştırın, sorunlu bir iştir diyor. araştırdığımız kadarıyla bir mahzuru yok diye düşünüyor bu sebepten bunu yapıyoruz. ama kardeşimiz bizlere neden sorun olduğunu izah ederse inşallah daha iyi olacaktır. sorun ise hakikaten diretmek yanlıştır fakat değilse ve hatta gerekliyse koca yusuf kardeşimizi de bu yapılarda birlikte mücadeleye davet etmek gerekir. yanılıyor muyum? Allah’a emanet olun.
