Statüko’nun Arsız Direnişi Yahut Can Çekişmesi
Ontolojik yapısını yahut var oluş felsefesini tümüyle toplumsal çatışma, çözülme, kamplaşma, hesaplaşma, ayrışma, aldatma ve dayatma ideolojisi üzerine kurmuş ve bütünleştirmiş olan statüko ve onun sarsılmaz temsilcileri, kendilerini ülkenin gerçek temsilcileri veya asıl sahipleri gibi görüyorlar; çıkarlarına ters düşen her türlü gelişmeye, yapılanmaya, örgütlenmeye, resmi veya sivil oluşumlara karşı fütursuzca mücadele ediyorlar.
Yorumlar 1
Merhaba arkadaşlar
Atatürkçülük konusu sağlıklı bir şekilde ele alınıp tartışılamayan,analizi yapılamayan tabulaştırılan bir konu olmaya devam ediyor.Bu konuyu ciddi bir şekilde tahlil eden aydın ve entellektüeller çeşitli sıkıntılarla,engellerle karşılaşmakta,sürülmekte,yargılanmakta,işten atılmakta ve haketmedikleri suçlamalara maruz kalmaktadır.Tabulaştırılan bir konuyu sağlıklı bir şekilde tartışamazsınız .Çünkü tabular, yapıları gereği hür düşünce ve araştırmaya kapalıdır,geçit vermez.Tartıştığınız anda vatan haini, birilerinin uşağı,dönme vb. ilan ediliverirsiniz.Atatürk dönemi ile ilgili sağlıklı bir tarihsel malzemeye ulaşamıyoruz.Resmi tarihi yalanlayan vesikalar , yabancı ülkelerin o dönem ile ilgili istihbarat raporları,yabancı tarihi kaynaklar ve şahitler durumun hiçte resmi tarihin vurgulamaya çalıştığı mesajı yansıtmıyor.Bu durum değişik Atatürk algılamalarının doğmasına yol açıyor.Sosyalist Atatürk,Dindar Atatürk,Milliyetçi Atatürk,Diktatör Atatürk,Liberal Atatürk ...gibi Atatürkçülük çeşitleri ortaya çıkabiliyor.
Resmi tarihsel malzemenin bu çeşitliliğe zemin hazırladığı bir gerçek.Ciddi bilimsel bir çalışma ile bu konu çok iyi aydınlatılabilir.Gizli arşivlerin açılıp toplumun bilgilendirilmesi ve bu kafa karışıklığının giderilmesi gerekiyor.Artık toplum Atatürk’ün ne olduğunu öğrenmek istiyor.Birde bu işin bir rantı oluştu.Atatürkçülüğü kullanarak bilimsel hırsızlık(intihal) yapan,makam ve mevki kapan,akademik kadroları işgal eden zümreler türedi.Atatürkçülüğü kullanarak gayri resmi işler peşinde koşanların yolsuzlukları,hırsızlıkları,hukuksuzlukları yoldaşlarınca görmezlikten geliniyor ve örtbas ediliyor,
yargılanmaları engelleniyor,
dosyalar yoldaş savcı ve yargıçlarca sümenaltı ediliyor.Bu durum Atatürkçülüğün ciddi bir kriz içinde olduğunu gösteriyor.Atatürkçülük Taraftarlarının militarist,darbe sever olmaları,gizli çeteleşmelere ve hukukdışı yapılanmalara destek olmaları,kendileri gibi düşünmeyenlere karşı ırkçı,alaycı,anlayışsız,hazımsız ve hoşgörüsüz olmaları,oligarşik yönetim anlayışını savunmaları,evrensel insan hakları ile ilgili temel değerleri küçümsemeleri,içinde bulunduğumuz çağı doğru okuyamamaları-hep 1930'lu yıllara takılıp kalmaları...gibi tavırları artık bir tükenişin haberini vermektedir.Atatürkçülük ideolojisinin taraftarları “ergenekon” çetesinin çökertilmesi ile iyice çıkmaza girdiler.Artık toplum bir ideoloji dayatmasına razı değil.Rahat bırakılmak istiyor.İsteyen istediğine inansın ama dayatma olması istiyor.Toplumumuz artık gittikçe uyanıyor.Birileri bu uyanıştan rahatsızlık duyuyor,kuduruyor,sağa sola saldırıyor ve gayri hukuki yollardan karşıtına çelme takmaya çalışıyor.Bu durum bir erimenin habercisidir.
