İçeriğe atla
19 Ağustos 2026 Künye RSS
İslam ve Hayat Bir Mekteptir — Âl-i İmrân 19
Son Dakika Din nedir? Kur’an’a göre Din ne demektir? (VİDEO) 08:06
Mustafa ÖMEROĞLU
Mustafa ÖMEROĞLU
21 Temmuz 2010

Yaşasın Demokrasi

Milli Görüşçülerin gerçekleştirdiği kongre bağlamında dile getirilenler, açıkça söyleyelim ki kavramsal düzlemde kendimizi inkar ettiğimizin resmidir.. Keza en önemlisi Anayasa tadilatı ile ilgili tartışmalarda söylenenler, yazılıp çizilenler de öyle, Milli Görüşçülerin kongresi bahane, diyeceklerim ondan kinaye..

21 Temmuz 2010 5 dk okuma 2,6B okunma
100%

Milli Görüşçülerin, altı üstü laikliğin, demokrasinin gereği olan partilerinde yaşanan iktidar kavgasına bakar mısınız; neler yazıyor gazeteler, neler gösteriyor televizyonlar?

Sanırsınız ki eni boyu belli kongre salonunda değil de ilk nesil insanları kıskandırırcasına Hendek’te, Uhud’da Allah düşmanlarıyla ilahi rıza için savaşmışlar, hepsi mücahit, hepsi kahraman mübareklerin!

Yazık ki o savaş meydanında kılıç kalkan sesleri, Allah Allah nidaları değil de yuh sesleri, sövmeler, hakaretler; yumruklaşmalar havalarda uçuşmuş; dedim ya hepsi Rıza-i Bari için, hepsi Hz. Muhammed aşkına!

Kongre galibi “Kurtuluş” savaşı vermiş gibi, sonunda demokrasi kazandı havalarında..

Mağlup olanlar, ”yenilen pehlivan güreşe doymazmış” sözüne hak verdirircesine kongre iptali için mahkeme kapılarında..

Hesap soracaklarmış, yeniden kongre yapıp, davayı hainlerin ellerine teslim etmeyeceklermiş!

Hey gidinin demokrasisi sen nelere kadirmişsin!

Biz de seni yıllar var ki küçümseyip duruyoruz, inandığımız değerlere ters görüp harcıyoruz!

Meğer sen öyle değilmişsin..

Meğer sen uğruna mücadele edecek kadar kutsanacak bir şeymişsin!

Helallik mi dilesek senden ne yapsak?!!

Baksana kerli ferli üstatlar, âlimler; aydın, bilirkişiler, aktivist mi aktivist dostlar seni bir adım daha ileri götürmek, iyileştirmek için uğraşıp duruyorlar!

Öyle ya acul davranıp da Demokrasiye haksızlık yapmayalım, neme Lazım!

Birileri hemen tarihin sayfalarına döşenmiş, geçmiş iktidar kavgalarının hikayelerini anlatıverir bize..

E,haksız da değiller yani..

iktidar kavgası bu, demokratlık, laiklik, solculuk, ülkücülük, ulusalcılık, İslamcılık filan dinlemez.. Varsa yoksa “ene” ler, hırs, tamahkarlık, güç gösterisi, müstağnilik..

Beni genç yaşlarda emekli edenlere sitem edeyim sırası gelmişken, içimden neler geçirdiğim saklı kalsın!

Bu aksakallılar denilen cenahı bunca yaşlarına rağmen emekli eden yok mu yahu?

Hala üç kuruşluk iktidar derdine, ”ene”leri, ”ben”leri için yırtınıp duruyorlar..

Bunu hiç olmazsa Allah rızası, Din-i İslam için yaptıklarını söylemeseler de biz de kendi kendimize sormasak,”Yahu,biz ne için uğraşıyoruz?” diye..

Fenalık gelecek bu aralar içimize,meğer kavramları ne kadar yanlış biliyormuşuz,birileri meğer bize ne kadar yanlış şeyler öğretmişler modunda düşünüp dururken..

A benim aksakallı ağabeylerim!

Hadi Meksika uzak mı uzak diyelim, güzelim coğrafyamızda balık tutacak göl kıyıları, nehir kenarları, yatlarınızda sefa sürecek denizlerimiz de mi yok?

Ki Allah’a çok şükür, hepsi mebzul miktarda, gani mi gani..

Yine Yaratan’a şükür, kucağınıza, sırtınıza alıp sevebileceğiniz torunlarınız var,göl kıyısından vazgeçtik,yeşillikleri temaşa edebileceğiniz bahçeleriniz de var -ki ırmaklar var mı o kadarını bilmiyorum; bir soluklanın oralarda,geçmişin muhasebesini yapın, hatıralarınızı anlatın merak edenlere, ciddi makaleler, kitaplar yazın..

Şimdiye kadar hızlı yaşadınız, genç ölün de cesediniz yakışıklı olsun a mübarekler!

Farkında değil misiniz;hem ümmeti aksakallı ayağına vebale sürüklüyor hem de canım değerleri heba edip tüketiyorsunuz!..

Sizi ileriki zamanlarda hatırlayanlar bundan kelli nasıl düşleyecekler a benim bilirkişi üstatlarım?

Kongre galibi olarak mı, kongre mağlubu olarak mı?

Yoksa demokratik mücahitler mi, demokrasi gazileri olarak mı?

Demokrasi, laiklik uğruna mücadeleniz yüzünden sınıfta kaldınız, benden söylemesi!

Peki, güya onlara hesap soracak yeni jenerasyonlara ne demeli?!

Onlar aksakallıların koltuğu için mi uğraştılar bunca yıl?

Canım, güzelim demokrasiyi iktidarları için mi kullandılar, o yüzden mi girdiler malum görüşçülerin içine?

Öyleyse şayet, hain ilan edilmeleri mukadderattandır,şikayete gerek yok..

***

İşin yarı şakası, yarı ciddisi bunlar dostlar..

Şakasını şaka olarak algılayanlar kendileri bilirler..

Ama durum kanaatime göre cidden vahim..

Milli Görüşçülerin gerçekleştirdiği  kongre bağlamında dile getirilenler, açıkça söyleyelim ki  kavramsal düzlemde kendimizi inkar ettiğimizin resmidir..

Keza en önemlisi Anayasa tadilatı ile ilgili tartışmalarda söylenenler, yazılıp çizilenler de öyle, Milli Görüşçülerin kongresi bahane, diyeceklerim ondan kinaye..

Her şey demokrasinin daha bir rayına oturması için..

Her şey laiklik iddiasında bulunanlara laikliğin hakkını verdirmek için..

Her şey, her iki kavramın hakkının verildiği(!) ortamda daha bir rahat etmek için..

Darbeciler yani Ergenekoncular tasfiye olursa, 12 Eylülcüler yargılanırsa, yargı, hukuk güya istenilen şekle gelirse yarın düğün bayram, sonrasına ne gam?

Ama değiştirilmesi dahi teklif edilemeyenler, demoklesin kılıcı gibi nöbet tutarken anayasada sonrasını düşünenler yok gibi..

Hele bu süreci atlatalım, gerisi kolay deniliyor sanki..

E, o zaman birkaç dönem daha oylar AKP’ye..

Ve tabii ki yaşasın demokrasi, yaşasın laiklik!

Hâsılı kelam;

Hepimiz istiyoruz adaleti,biz de temenni ediyoruz suçluların cezalandırılmasını; biz de daha bir rahat davranalım,daha özgünce düşüncelerimizi ifade etmeyi ve inancımızı daha bir seerbest  yaşamayı arzu ediyoruz;aptal mıyız ki biz başımıza bela,musibet arayalım!..

Üstümüze ne vazifeyse artık soralım: Ne bu Müslümanların çoğunu “ya evet, ya hayır “ denilmesi şeklinde cereyan eden Anayasa tadilatı özelinde hizaya çekmeye çalışan söylemler?

Müslüman cenahtaki bu telaşı anlayan varsa beri gelsin..

Bu kadar mı yönlendirilmeye muhtaçlar insanlar, muhtacız hepimiz?

Niye yazılıp çizildi,konuşuldu tartışıldı bunca yıldır?

Bir bir terbiye ediyorlar bizi ve kavramlarımızı farkında değil miyiz?

Onların ürettiği ideolojileri ve yönetim biçimlerini iyileştirme derdine düşerken, kendi değerlerimiz hizaya çekiliyor görmüyor muyuz?

İlahiyatçılarımız, siyaset bilimcilerimiz, sosyologlarımız; hem entelektüel hem aktivistlerimiz bize beşeri algılara doğrultusunda gaz veriyorlar, hala uyumakta ısrar mı edeceğiz?

Dikkat edelim tartışmalara,en ciddi makalelerde yazılıp çizilenlere;demokrasi aşağı,demokrasi yukarı;laiklik böyle,laisizm şöyle..

Bir de liberalizm var ki hepten üzerimize iyilik sağlık..

Önce de dedim, yine diyeceğim..

Yazık, bunca yılların emeğine!..

Yazık kavramsal savrulmaların bozduğu birliktelere!

Yazık, bunca yıllık okumalarımıza, Kur’an ve ondan mülhem kavram çalışmalarımıza!

Yazık, H.Muhammed’in, vahyin ilk neslinin örnekliği iddialarımıza!

Yazık ki ne yazık!

Hepsini tersten öğretmişler bizlere, hepsini tersten okutmuşlar ümmet-i Muhammed’e

Her şeye rağmen selam ve muhabbetle..

İslamın esenliğine,barış çağrısına,kurtuluş davetine,aydınlığına ihtiyacımız var çünkü..

Paylaş X Facebook

Yorumlar 7

A Ahmet Örs 01 Ocak 2012

“Demokrasi, laiklik uğruna mücadeleniz yüzünden sınıfta kaldınız, benden söylemesi!”

Bu bence fazlasıyla haksız bir yargı. Bu hareketin türlü zafiyetleri olabilir, siz bu yol ve yöntemi İslami olarak problemli bulabilirsiniz fakat Milli Görüş hareketini gidip “laiklik uğruna mücadele etmek”le suçlamak asla kabul edilebilir bir şey değildir.

Selametle...

A aydın aydın 01 Ocak 2012

Demokrasi’nin suçu,buna,ilk defa “müslümanlar”ın sahip olmamış ve olamamış olmasıdır.

Ve bugün,müslümanlar “insanlık vicdanı” ve “insanlığın ortak aklı” gibi kavramları halen kafirlerin tekeline terketmiş olarak,bu kelimelerin karşısına,kendilerinden olan hiç bir şey koyamamış olmaları...sadece,aslında,yine bir bakıma “züğürt tesellisi” kabilinden,içeriği bile yeterince anlaşılmamış ve idraki yapılmamış bir “vahiy” kavramı ile diklenmeye çalışmaları....Ne ifade eder?

Vahiy..Bizim için var..Ve insanlık için kesilmiş durumda...

Öyle mi?

Herkeslere selamlar.

O Orhan Albayrak 01 Ocak 2012

Yazının tamamı dikkate alındıgında çıkan mesaj dogru olmuş.Alıntı cümlelere yapılan yorumlar kanımca bir tepki kabilinden sert olmuş.Allah aşkına ya 'MİLLİ GÖRÜŞ! NEDİR YA..ULUSALCI GÖRÜŞMÜ TÜRK GÖRÜŞÜMÜ yOKSA ALLAH 'IN GÖRÜŞÜMÜ.

B BİLAL YILDIZHAN / KDZ.EREĞLİ 01 Ocak 2012

"...Hepimiz istiyoruz adaleti,biz de temenni ediyoruz suçluların cezalandırılmasını; ...
aptal mıyız ki biz başımıza bela,musibet arayalım!..
Üstümüze ne vazifeyse artık soralım:Ne bu Müslümanların çoğunu “ya evet, ya hayır “ denilmesi şeklinde cereyan eden Anayasa tadilatı özelinde hizaya çekmeye çalışan söylemler?
Müslüman cenahtaki bu telaşı anlayan varsa beri gelsin..
..."
MADEM yazıldı bizde size soralım Sandığa endeksli, tekfir tadında şirk düzeni tahlilli tevhid-Adalet nidalarını...
ZULME tavırsızlığı daha hangi aptallaşan kelimeler ve ajitasyonla örteceksiniz ?..
üstümüze vazife olan şey neyse artık bilelim, tavırsızlığın ilgisizliğin ve vurdum duymazlığın gayrısında ne kaldıysa...
Yoksa suya sabuna dokunmadan, sistemle/rejimle yüzleşmeden/dikleşmeden nasıl rejim muhalifi olunur onu öğretin artık bizlere...
REJİM MUHALİFLERİ İŞ BAŞINA BİR SİZ KALDINIZ BU KALEDE!...

M matav 01 Ocak 2012

Eyvah ki eyvah!
Kavramların hakkını vermeye çalışmak da kabahat oldu bu günlerde..
Ansiklopedileri, sözlükleri, tefsir ve mealleri ve dahi Hz. Muhammed’in mücadelesini anlatan siyer ve siret kitaplarını ortadan mı kaldırsak, ne yapsak?
Ebu Hanife’leri, Seyyit Kutup’ları ve daha nicelerini tarihin derinliklerinde mahkûm etmeye mi koyulsak?
Ve yeniden dirilişin sembolüdür diye AKP’nin icraatlarıyla mı doldursak kütüphaneleri?.
Son devrin müceddidi mi ilan etsek, ne etsek Başbakan Erdoğan’ı ve şakirtlerini?
Coğrafyamızın her metrekaresine heykellerini mi diksek, törenler mi düzenlesek, adaklar mı adasak?
He, ne dersiniz?

Baksanıza, geçmişin heyecanlı, şimdinin yaşlısı bizim gibi radikal gençlerinden vazgeçtik, henüz yola koyulmuş gençlerimizi bile efsunlamış; iktidara, Başbakan’a hayranlık almış başını gitmiş!
Vardır hikmeti türünden besteler çalınıyor,terennüm ediliyor dillerde,saz elimizde,iktidar niyetine..
Akord bozuk olsa da, notalara eksik basılıyor olunsa da vardır bir bilinen canııım!
Doğru notalara kulak verelim yeter, yanlışlar ne ki, düzeltiriz bir gün!
Hem müzikte yeni bir çığır açmış oluruz, gelecek nesillere örnek kabilinden!
Basmakalıp notalarla bir yere kadar kardeşim, bize yeni vizyonlar,yeni atılımlar,yeni keşifleri,yeni içtihatlar lazım?
Hz.İsanın mirasını vizyonuyla bugüne getirdiğini söyleyen Pavlus’tan aşağı kalır yanımız mı var bizim?

Bizi gidi kelaynak kuşları bizi!
Sınıfta kaldık vesselam..
Millet işe koyulmuş da biz görmemişiz!..Çıkmışlar da meydane,her biri birbirinden merdane,elde kılıç kalkan savaşıyorlar cephede;cephe gerisinde kalan bizim gibilere Allah merhamet etsin!..
Güzel dostların benim;bir lokma bir hırka,üç zeytin,bir hurma kalmış ellerinde,paylaşmışlar her şeylerini ümmet-i Muhammet’le de biz de saraylarda ,her Allah’ın günü kebap yapıp keyf çatıyoruz,söz var ama eylem yok misalinden..
Yetmez!
Yıllar var ki çakılı yerde otluyor, semiz getirip duruyoruz boş boş bakarak âlem-i cihana,bizim buralarda tren yok da o yüzden; sakın ha, söz kendime alınmasın kimse üzerine!
Gerekirse iğne değil, çuvaldız batırmayı biliriz kendimize ama sanmayın ki mazoşistiz; hem Allah’ın azabının yanında çuvaldız da ne ola ki?
Laflar bitmez, şimdi eylem zamanı ve şunun şurasında 12 Eylüle ne kaldı?
Hepi topu, altı üstü bir oy, verdik gitti!
Sizin gibi dostları mı kıracağız be kardeşim?
13 Eylül sabahı şimdiden hayırlı olsun!..
Bize de bişiler verirlerse geri çevirmeyiz,hazırcıyız sonuçta..
Verirsiniz değil mi?
Zahmetsiz aş, ekmek, oh ne güzel!
***
Heyecanlanmayın dostlar, telaş etmeyin, üç beş kelaynak kuşu mu kıracak şevkinizi, Allah için cihadınıza, mücadelenize mi ket vuracaklar?
Kim tutabilir sizi ki?
Yaşınız genç,yol almak için vakit de bol..
Değişim, dönüşüm için de!
Dedim ya ,biz çakılan yerde devam!
***
Evet,güzel dostlarım benim..
Bakmayın bize, en sahihinden eyleyin amellerinizi ve bizim için de Allah affetsin diye dua edin olmaz mı? Sizi bilmem ama bizim ihtiyacımız var çünkü..
Yoksa etmez misiniz?

B BİLAL YILDIZHAN / KDZ.EREĞLİ 01 Ocak 2012

ÜÇ BEŞ CÜMLEDEN bu kadar uzun tahliller ancak çoktan hazır olan yargıların neticesi olsa gerek. bu uzun tahlilinizle haksızlık ettiğiniz aşikarda. Bu yargılarınız hangi ara edindiniz onu merak ettim. Zulme tavır almayı AKPartiye veya sandığa endeskleyen bir yaklaşımmı sezdiniz yoksa... tabi ki öyle bir sonuc ancak eleştirleri anlamama çabası olurdu. Tayyib Erdoğanı Seyyid Kutublarla aynı düzlem ve bağlamda yan yana getirmekten haya ederim...
Unlarını elemiş olan sizler vakalara 30 yıl öncesinden değil, masa başından değil hayatın ve çözüm üretme çabalarının içinden baksanız. Biz Gençlere örnek bırakacağınız bir ŞAHİDLİĞİNİZ OLURDU. Zulmü böyle gerilettik böyle bedeller ödedik derdiniz...
Ne diyosunuz peki, tavır almaya Beğenmediğiniz AKParti ve Sandık üzerinden yapmak hangi dipsizliğin veya sığılığın açıklamasıdır...

M matav 01 Ocak 2012

Sanal alemin garabeti bu işte..
Sığlık,dipsizlik ve daha niceleri erdemli olma adına satır aralarına sıkıştırılıverilir..
Yüzmeyi iyi biliyoruz elhamdülillah,sığ sular açmaz bizi,dipsiz gibi görünen sularda yüzmek bir başka zevkli çünkü..
Başkalarını örnek olmamakla,gelecek nesle örnek bırakmamakla yargılayanlar lütfetsinler de bizlere rahmet ediversinler artık..Bizim açımızdan elimizden gelen budur misali gelişiyor her şey.
Ayrıca merak ediyorum,otuz yıl içerisinde örnek alınabilecek başkaları var da biz mi göremedik?
Bizi örnek olamamak acziyetine mahkum eden algı sahipleri kendi merkezlerinden insaflı baksınlar dünyaya,hemen etraflarına ve pişman olmasınlar sonra..
Hem önderliğin ,liderliğin,en iyi örnekliği sunmanın yaşı başı olmazmış,çıkıversinler ortaya, yüklensinler bayrağı da peşlerinden gitmezsek ne olalım..
Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaşı geçmiş olsalar da geç kalınmış sayılmaz..
Hz.Muhammed’in vahiy aldığı yaşa da daha var nasıl olsa..

Hem yolun başında olanlar için dediğim gibi henüz vakit var..Telaşa mahal yok..Allah ömür versin..Yaşarlarsa şayet,biz beceremedik bari onlar gelecek nesle iyi bir örneklik bıraksınlar..
Olursa torunlarımız nasiplenirler..
Biz de şimdiden vasiyetimize not düşelim,falanı filanı iyi gözlemleyin diye..
Bizim yargılarımız beğenilmeyen otuz yılın hâsılası;peki henüz geçmiş otuz yılı olmayanların yargıları nasıl oluşmuş?
Masa başı muhabbeti de çok sevilmiş,Allah bu muhabbeti bozmaz umarım..
Başkalarını haksız yargılarda bulunmakla değerlendirenler acaba bu konuda haksızlık, insafsızlık yapmış olmuyorlar mı?
Bu zanların hesabını vermeye hazır mı insanımız..
Bunları diyenlerin yarın masa başına oturmayacakları ne malum, söz mü, garanti mi verdiler etraflarına? En iyisi şimdiden bağlamasınlar kendilerini,işin içinde tükürüleni ….. da var..
Konum ve yaşları ve dahi belki gelecek tasavvurları mümkün buna çünkü..
Hem öyle diyenleri çok gördük biz..
Bir dostumuzun dediği gibi devletin tahsildarlığını,aksayan yönlerini bitamam etmeye çalışıyorlar..
Ben demedim, hemen yakınındakiler dediler haberin olsun, sonra yüzüme çarpılmasın oldu mu?

Ama mesele senin şiddetle çekmeye çalıştığın yerle alakalı değil bilesin..
O alanda güreş tutmayacağım kimseyle,yaşım ve kilom müsait değil çünkü..

Sayın kardeşim,kanın kaynıyor o belli,dile getirilen eleştirilerle alakasız acul kararlar vermekte üstüne yok, o da belli..

Alıntı yaptığım şu ifadelerin şimdi ben neresini düzelteyim..

“ZULME tavırsızlığı daha hangi APTALLAŞAN kelimeler ve ajitasyonla örteceksiniz”
“Tavırsızlığın ilgisizliğin ve vurdumduymazlığın gayrısında ne kaldıysa...”

“Yoksa suya sabuna dokunmadan, sistemle/rejimle yüzleşmeden/dikleşmeden nasıl rejim muhalifi olunur onu öğretin artık bizlere...”
“Ne diyosunuz peki, tavır almaya Beğenmediğiniz AKParti ve Sandık üzerinden yapmak hangi dipsizliğin veya sığılığın açıklamasıdır...”

Öyle zamanlar gelir ki bu tarz söylemler insanın yüzüne geri çarpılıverilir..
Bu telaş ve yargı içeren cümleler niye dostum?
Yazmaya çalıştıklarımızdan bunlar anlaşıldıysa kabahati üzerime alıyorum, oldu mu?
Artık rahat yatabilirsin.
Pardon yatan bizdik öyle ya!..
Boş kalan zamanlarımızda da masa başında oturuyoruz işte..
Sizin gibi eylemde bulunanlara,bedel ödeyenlere,bedel ödeme adına her türlü meşakkati,zahmeti yüklenenlere,zindanlarda çürüyenlere,ellerinde ne varsa bihakkın paylaşanlara;masa başında oturarak değil de sabah akşam,gece gündüz demeden sokaklarda gök kubbeyi sarsan söylemlerle eve dönmemecesine dik duranlara ,dünyevi anlamda her şeyi değersizleştirip arkasına atmışlara,ne sözümüz olabilir ki bizim..
Sahi dediğim gibi değil mi her şey?
Neyse..
Unumuzu eledik, eleğimizi astık; bundan kelli hesap kolay öyle mi?
Tekrar edeyim;ilgisiz alanda zanlarla hükmediliyor..
Allah’ın lütfettiği hayatımızı çalakalem değersizleştirmeye kimsenin hakkı yok..
Bizim demelerimiz de ortalık yerde dile getirilenler,zanlarla merkeze alınanlar değil..
Tekrar edeyim,söylenenleri de bize öğretilenler muvacehesince ele alıyoruz hepsi bu..
Yoksa söylenmemiş,ileri sürülmemiş,iddia edilmemiş meseleler üzerinde dönüp dolaşmıyoruz biz..
Karşı eleştiri elbette ama her şeyi yerli yerine koyarak,hakkınca ve zan ileri sürmeden..
Yoksa herkesin herkes hakkında şahsileştirerek söyleyeceği çok şeyler var..
Ama o zaman bizim ne Müslümanlığımız kalır ve ne de ona bağlı iddiamız..
Biraz daha dikkat lütfen..
Çok şey istenmiyor sonuçta..

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Mustafa ÖMEROĞLU — diğer yazıları

Sitemizde deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Ayrıntı için Çerez Politikası.