Direnerek Buradayız!
Bu referandumda oy kullanmak sistemle hesaplaşma kavramını uzlaşmaya, İslami hareketin yabaniliğini uysallaştırmaya, devrimciliğini ise evrimciliğe mağlup etmesi anlamına gelmektedir. AKP içerisinde belli mevkilere gelenlerin siyasete bakışları ne kadar İslami ise bu referandum konusunda İslamcıların tavrı da o kadar İslâmidir.
İslami yapılar ve özellikle bir hareket örgütleme kabiliyeti olanlar, siyasi manevralarını daha dikkatli oluşturmak zorundadır. Hareketin seyrinde dümeninde stratejik bir hata yapmak daha sonrakilere hastalıklı bir bünye devretmek olacaktır. Bu, hareketin özürlü bir hale gelmesi demektir. Bu stratejik manevralar bir boyutu ile de hâkim düşman olarak adlandırılan tağutun oyunu olabileceği gerçeğini de gözden kaçırmadan bağımsız hareketi saldırılardan korumak görevlidir ki en az zararla, kayıpla atlatılabilsin.
Son on yıl içinde İslamcı yapılardaki evrilmeyi masaya yatırdığımızda karşımıza gücünü koruyan ve artıran hükümet yanlısı cemaat yapıları haricinde geneli modernizmle beraber tasfiye edildiler veya içi boşaltılarak etkisizleştirildiler. Kendilerini AKP’nin getirdiği hava ile partinin rüzgarına teslim etmiş hatta oradan sebeplenen yapılar bir tür sağım merkezlerine devşirilerek AKP’ye payanda olmuşlardır. Belediyelerin özellikle İstanbul’da İslami cemaatleri beslediğini, hatta mazlum ve mağdur emekçilerin haklarını bu yapılara hediye ettiğini de düşündüğümüzde durumun vahameti ortadadır. Tabi bu şekilde beslenen yapıların referandum sürecine ‘oy vermeyerek’ de ‘koyvermemeleri’ gerekir.
Yağlı kuyruğa yapışmış oldukları belli olduğundan bu tavır anlaşılır bir durumdur. Bu yapılar zaten mevcut sistemin sağcı, muhafazakâr emziklerinden beslenmiş olmalarından dolayıdır ki; önlerine atılan sosyal artığın biraz yağlı olması, onları (k)oy verme noktasına getirmektedir. (K)oy verenlerin, yaptıkları imar hatası daha sonra ciddi statik bir hata olarak olarak karşımıza çıkacak ve yapılanın tasfiyesini de gerekli kılacaktır.
Referandum süreci sadece bu sağcı emziklerden emzirilen cemaatlerin haricinde devrimci çizgiye sahip olanların içerisinde de sarsılmaları beraberinde getirmiştir. İktidarın önüne geçirilemeyen tavır alışlar AKP içerisindeki bizim dostların hala İslamcı damarlarını korudukları yönündeki duygusal saplantı, başbakanın kefen giydiği yönündeki değerlendirmelerine yapılan ajitasyon yorumlar, mağdur olduklarını hala kanıksamalar, belli ölçülerde yalnızlık psikolojisiyle diğer cemaatlerin dümen suyuna girme belirtileri ve nihayetinde gelinen son noktada, AKP’ye eklemlenmeyle son bulan siyasi tavır… Çorbada tuzumuz olsundan ziyade “Yapanın eline sağlık da, tuzu biraz az olmuş” der gibi önüne konanı yemek ne zamandan beri İslamcılık oldu, anlamakta çok zorlanıyorum. Acaba neden şimdi?
Müslümanlar siyasi tavır almada kabiliyetlerini yitirmekte olduğu gerçeğini göz ardı etmeden adaletli bir sorgulamaya gerek var. Özellikle düşmanıyla mücadele ederek ona benzeyen İslamcı tipler öncüler de bu süreçte ya yeni fıkıh geliştirip tıkanıklığı aşacaklar ya da Kemalizm gibi tasfiye edilecekler. Burada tasfiye edilmenin diğer adı AKP’ye eklemlenmek olarak şekil bulacağı gün gibi ortadadır. Bağımsız bir siyasi hareket örgütleme şansını kaybederek, kültürel çalışmaların içinde varlığını koruyacaktır. Ancak. Başbakanın dahi gerisine düşen bir devrimci çizgiyi de gördüğümüz için kendimizi kınamalıyız. Sürecin büyüsüne kapılarak yapılan tercihsel hata bizi daha sonra açıklanması zor bir düzlemde AKP’nin çıkmaz yoluna hapsedecektir. Bu halde bir İslami hareket oluşturma çabasını bulmayı geçin, dünya ve hayat algısının değişmesi de kaçınılmaz olacaktır.
AKP ile hiçbir ideolojik ortaklığı olmayan bizlerin, akidevi bakışlarımızla da bu yapıdaki insanlardan farklı olduğumuzu unutarak AKP’yi kemalizmle, laiklikle ve darbelerle hesaplaştığını sanmak büyük basiretsizliktir. Bu sistemin kurguladığı referandum; poker oyununda tuzağa çekilerek dağıtılan iskambil kâğıtlarından farksızdır. Herkesin eline iyi kâğıtlar verilmiştir. Sağcısından solcusuna liberalinden İslamcısına, Kürdüne kadar herkesin mutlu olacağı bu oyunda tüm tarafların kazanacağını söylemek ne kadar aptallık olacaksa bu referandumdan Müslümanların kârlı çıkacağını iddia etmek de o kadar saflık olur.
Bu referandumda oy kullanmak sistemle hesaplaşma kavramını uzlaşmaya, İslami hareketin yabaniliğini uysallaştırmaya, devrimciliğini ise evrimciliğe mağlup etmesi anlamına gelmektedir. AKP içerisinde belli mevkilere gelenlerin siyasete bakışları ne kadar İslami ise bu referandum konusunda İslamcıların tavrı da o kadar İslâmidir. Sistem içinde bir gedik oluşturma ameliyesi olarak adlandırılan referandum; gelinen noktada sistemin damarlarına yapılan bu anjiyodan farksızdır. Yapılan ile hem sistem içindeki eski ağabeylerin yerleri muhkemleştirilecek, dışarıdan da İslamcılar bu ameliyeye hamallık yapacaklar. Yılların getirdiği İslami kimlikleri sistem içine yamayan, savrulan tiplere şimdi yapılar da eklemlenmiş olacaktır. Gözlerimizin körlüğünü, basiretimizin darlığını, ufkumuzun kısırlığını, siyasetimizin güdüklüğünü unutmadan yeniden yenilenerek direnerek kazanmak için ‘biz hala buradayız’ diyoruz.
Yorumlar 4
AKP döneminde ve son dönemde yaşanan gelişmeler özellikle tevhidi öbekler zaviyesinden çok ferasetli bir biçimde okunup değerlendirilmiş. Son derece haklı uyarılar yapılmış. Keşke bu bakış açısı yaygınlaşarak özgün bağımsız bir muhalefet çizgisi, Kur’ani bir perspektifle tevhidi mücadele hattı oluşturulup, tavizsiz ve ilkeli bir tutumla sürekli kılınabilse.
Önce Türkiye Müslümanlarını ve mazlum halkları, sonra da bu model üzerinden bütün bölge müslümanlarını, mustafa halkları dönüştürüp küresel kapitalizme eklemleme amaçlı resterasyon çalışmalarına takılmak, içinde rol almak ve sistem içi değişime eklemlenip tevhidi stratejik mücadelemizi gölgelemek, yaralamak yerine, her şeye ve her şarta rağmen Peygamberi örnekliği, ilk Kur’an neslinin yolunu takip ederek küresel ve yerel sömürü ve zulüm sistemlerine karşı mustazaflardan, Hak’tan, haklardan yana tevhid ve adalet mücadelesinde ısrar etmeliyiz.
Ferasetli okuyuşun ve uyarıların için tekrar Allah razı olsun diyorum değerli kardeşim.
Halit Meşal şöyle diyor:Bizim yolumuz direniş,cihat,izzet ve zafer yoludur.Dünyanın her yeri müslümanların kanıyla dolup taşarken,bir yandan da beyinler iğdiş edilmeye çalışılıyor.İslamoglunun yaptıgı zırvalıklar bile görülmeyip es geçiliyor ve beraberlik saglanıyorsa bilinsinki Allah dininin koruyucusudur,kimseye ihtiyacı yoktur.
Yazınız için öncelikle sizi kutluyorum.Samimi ve içtenlikli sözler.fakat yazıda ne öneriyoruz. Peki savrulmayan (en azından şimdilik) kimseler ne yapmalılar.Şuan dünya ölçeğini boş verelim bulunduğumuz mahallemiz ölçeğinde olsun herhangibi bir proje üretebiliyormuyuz.Mesela bu dik duruşlarını sergileyen müslümanlar bizler için ne ifade ediyor.Öylece orada duran söz söyleyiciler mıdır sadece.Müslümanlar bir şeyler üretmeliler.Ve bu kuşatıcı olmalı.Mesela bir sıralama olmalı.Az sayıda kalan müslümanların bu duruşlarını ne şekilde yaptıklarınıda doğru anlamak zorundayız.Kişilerin geçim, barınma,güvenlik vede bir topluluk cemaat ihtiyaçları vardır.Mesela kişi asgari ücretin altında aç susuz bir hayat yaşıyorsa bu kişi nasıl bir topluluga üye olabilir ki? Yada barınma ihtiyacı olmayan yada güvenlik sorunu olan bir kimse.Yani Allah için yaptığı bir eylemde sizlerin bizlerin gözü önünde alınıp sorguya hapse atılıyor ne yapıyoruz ne yapabilirz.Bu konuda gücümüz ne.Kısaca konu uzayacak ama elimizdeki şeyleri eğer elimizde tutmaya devam edip bir yerlere atmaz isek hiç bir şey olmaz.Yani havuz dolmalı ama kims ehavuza elindeki kovadaki suyu dökmüyor.başarı olmaz ki.Herke bulunduğu yerden okumalar ve yazılar yazarsa bir şey elde edemeyiz.Fazi haramdır e ne olmuş.Faiz kullanmayın.Bu kadar basit değil bu güzel kardeşim.Bir şeyler sunmalısın birşeyler sunmalıyız.Yanı başında aç olan kardşini görmeden olmaz.Dergi başlık atmış hesabı sorulacak.Nasıl sorulacak sen kimsin gücün ne silahın topunmu var.nasıl soracaksın.Bu işler böyle olmaz.Bu söylemlerin ürettiği kişilerden 28 şubattan sonra kimse kalmadı.En son bu söz söyleyicileride gitmek üzere işte.İnşallah konu anlaşılmıştır.
Kıymetli hikmet kardeş yüreğinize saglık lafı agzımızdan aldınız.
Evet bizler bu konularda çok magduruz bizi anlayaçak gerçek yürekler olsaydı bu duruş daha net ve tavizsiz olaçak ve boçalama ve coküntü asla olamayaçaktı biz bunu mazaret olarakta görmüyoruz ama gerçek sizlerin aynı uyarısı gibi acı gerçek.
şunu belirtmedende geçemiyeçeğim biz bu yolda dökülmelerde ve arkaya kaşışlarda ne mazeretler gördük adam bırakın beni gideyim Allah için cihat deyim diyenleri bir çığlıkta taaaaaa gölgeliklerede gördük,bazısı benzin kapağına saklandı,bazısı ben kavramında takılı kaldı
daha neler neler fakat yıklımadan ayakları üzerine durmaya çalışanlara ise hiç el atılmadı ve atılmıyor bunlar kime ve neye sarılsın Allah aşkına.
direnci direnc yapanlar neredeler nangi söylemdeler net olmak lazım net ve bu netliği görenler elbette geleçek ve sizlerin fazla mesai yaplasınada gerek kalmayaçak.
duruşunu Allah için değiştirmeyenlere selam olsun.
