İçeriğe atla
19 Ağustos 2026 Künye RSS
İslam ve Hayat Bir Mekteptir — Âl-i İmrân 19
Son Dakika Din nedir? Kur’an’a göre Din ne demektir? (VİDEO) 08:06
Serdar EFE
Serdar EFE
31 Mart 2009

Kazanan Demokrasi, Kaybeden Kim?

Anlaşılan o ki sistemin efendileri sonuçtan oldukça memnunlar. Onlar için önemli olan demokratik sistemin kazanması. Bunu da katılım oranına göre hesaplıyorlar.

31 Mart 2009 2 dk okuma 1,9B okunma
100%

Eşyanın tabiatı gereği, bir kazananın olduğu yerde bir de kaybedenin olması gerekir. Hele de hep aynı kişi ve anlayış sürekli kazanıyorsa karşıtı olan düşünce de sürekli kaybediyordur.

 

Normal olarak insanlar da hangi düşünceye sahipseler o düşüncenin kazanması, yani başarılı olması için uğraşırlar.

 

Bilirler ki kendi başarıları karşıt düşüncelerin başarısızlığı demektir. Eğer birileri çıkar da “ya nasıl olsa bizim düşüncemiz kazanamaz, öyleyse biz de tam zıt bir fikre destek verelim” derse, bu en basitinden saflık olacaktır.

 

Konuyu fazla uzatmadan sadede gelelim. Pazar günü yapılan yerel seçimlerin ardından yetkili makamlarca dillendirilen söylem dikkat çekiciydi. Hangi parti başarılı oldu, o mu kazandı, bu mu değil:

 

“Demokrasimiz kazandı.”

 

“Yüzde 90 a yaklaşan bir katılım oldu.”

 

“Halkımız demokrasiye sahip çıktı.”

 

Anlaşılan o ki sistemin efendileri sonuçtan oldukça memnunlar. Onlar için hangi demokratik partinin kazandığı o kadar önemli değil. Önemli olan demokratik sistemin kazanması. Bunu da katılım oranına göre hesaplıyorlar.

 

Eee, o zaman düşünmek lazım; kazanan demokrasi ise kaybeden kim? Demokratlar seviniyorsa kimler üzülmeli? Yoksa bizler de kendimizi demokrat olarak isimlendirip seviniyor muyuz? Demokrasi yarışında bir tarafı tutup, onun başarısı için çabalarken kim olduğumuzu, ne olduğumuzu unuttuk mu yoksa? İslam’ın hiçbir beşeri sistemle bir arada yaşayamayacağı gerçeğini yok mu saydık.

 

“Ne yapalım, bu sistemin içinde yaşıyoruz. Olup bitenlere kayıtsız mı kalalım?” derken, kendimizi sistemin göbeğinde bulduk.

 

“Biz şerrin ehvenini bari tercih edelim, diğerleri gelse daha mı iyi” derken demokrasi girdabında kaybolduk. Belki bizler bunun farkında değiliz ama bu sistemin sahipleri bunu çok iyi biliyorlar. Bizleri sistemin piyonları haline getirdiler ve gözümüzün içine baka baka itiraf ediyorlar .

 

İnşallah artık ders alırız da, kendimizi sistem içi çekişmelerin ortasında bulmayız. Zamanımızı hangi demokratik parti daha az kirli? Hangisi bize daha yakın? Oy verelim mi, vermeyelim mi? tartışmalarıyla israf etmeyiz. Safımızı netleştirir, demokratik şirkten tamamen arınırız.

 

Değilse İslam’dan vazgeçelim de din bizden kurtulsun!

Paylaş X Facebook

Yorumlar 7

L lorskaya 01 Ocak 2012

Haklısın Serdar Kardeş. Bu dinin bu düşünceden derhal kurtulması lazım. İşte o zaman bu seçimin galibi Din olacaktır. Allah tercihimizde bizleri serbest bırakmışken hem Allahın ilahi mesajını, kanunu vahyi kabül ettiğimiz söyleyeceğiz hem de karşı düşünceden bir şeyler bekleyeceğiz. Bu kadar tutarsızlık olur mu? Hiç mi öğüt almıyoruz.

M Macit Eryaman 01 Ocak 2012

Ne yani biz oy kullanarak şirk mi işledik? Müslümanlıktan mı çıktık. Samimi bir şekilde sorarım size bu ne demek şimdi? Sen, ben, o sessiz kalırsak kim sahiplenecek bizlere? Nasıl ve nerede yaşayacaz o zaman? Bu gün bu sitede yazı yazabilme şansını buluyorsan bunu neye borçlu olduğunu hiç düşünmediniz mi? Şimdiye kadar yazılarını okuyordum ama bu kadar ileri gideceğiniz hiç düşünmemiştim? Selam ve dua ile.

F fahri egün 01 Ocak 2012

Bazı şahıslar yazarı galiba anlayamamışlar.Onlara yazıyı bi kez daha dikkatli okumalarını tavsiye ediyoum.Sayın yazar seçimle hiç bir şeyin değiştirilemeyeceğini söylüyor.Hiç kimseyede oy kullandığı için bir damga vurmuyor.Herkes kendini sorgulasın, oy kullanınca ne değişti diye.

H hikmet erturk 01 Ocak 2012

Şu anda çok dikkatli olunması gereken bir dönemden geçiyoruz. Geçen haftalarda İslamcılık adına yapılan tartışmalarda öne çıkan bir konu olmuştu. Özellikle meteryalist kesim İslam’ın ekonomi adına ne önerdiğini merak ediyordu. Bu konuya ciddi manada cevap verebilen olmadı ne yazık ki. Demek ki insanları ikna edebilmek konuşarak olmuyor, alternatiflerimizin ne olduğunu sunmak zorundayız. Burada tıkanıyoruz galiba. Sürekli sadece konuşmak, uyarılarda bulunmak kişileri ikna etmiyor. Söylenenlerin ne oldugunu ne yapmamız gerektiğini hedeflerin ne oldugunu pratik olarak bizzat bizler yaşayarak sunmalıyız. İslam, demokratik sisteme katılmamaya çağırdığımız bu insanlara nasıl bir altarnatif model öneriyor. Bunu yapmadıklarında ne yapmaları gerekiyor. Ya da sürekli bu ret üzerine yogunlaşan insanlar acaba gerçekten samimimidirler. Hz. Musa’ya Fravunu uyarmasını söylediğinde Allah, Hz. Musa’nın hemen aklına kardeşi Harun geliyor.Ve onu yardımcı istiyor. Görevi sorumluluğu birlikte paylaşmak istiyor. Ama bu dili konuşan müslümanlar gerçekten sistemi karşılarına alacaklarsa bunun ne anlama geldiğini çok iyi anlamak zorundalar. Bunca şey konuşulup da kimse benimle tanışmak istemiyorsa, Hikmet kimdir diye tanışma gereği duymuyorsa demek ki yola ya tek başına gitmeyi göze almış ya da böyle birşey yapmayı düşünmüyordur. Sadece konuşuyor demektir. Anlatmak istediğim şey, eğer gerçekten samimi duygulara sahip isek birbirimizden haberdar olmalıyız. Birbirlerimiz için birşeyler ifade etmeli, kıymet değerlerimiz olmalı. Hiçbir şey yokmuş gibi ben ya da diğer kardeşi yokmuş gibi davranmamalı müslümanlar. Bu, tartışmak yerine, çok fazla konuşmak yerine samimiyet dilidir. Sorular soru ya da cevapta içten gelen bir ızdırapla evet can söyle kardeş ne yapalım şimdi demenin samimi dilidir.
Serdar kardeşime de teşekkür ediyorum. Allah razı olsun.

L lorskaya 01 Ocak 2012

Hikmet kardeşimiz alternatif konusundan bahsetmiş. Allah razı olsun.Bu doğru bir konu tabiki. Ama insanlar henüz Kuran ile gerektiği kadar haşır neşir olmuyorlar ki Kuran ile yoğrulup onunla yaşamıyor ne yazıkki. Bırakın yaşamayı anlamamak için, anlaşılmaz olduğu palavrası, dayatması, yutturmasına o kadar inandırmışlarki kendilerini...Sorun da bence burada. Öncelik bu Kuran neslinin inşasında değilmi? Kuran neslinin inşası aşamasında sizlerinde tanışmak için en azından bir adım atmanız gerekmiyor mu? Söylediğiniz şey doğru şey ama uygulamaya koyarsanız. Aksi halde Allahın “...söyler söyler durursunuz da kendiniz ne diye yapmazsınız ” mealindeki ayetle muhatap olmaz mısınız, olmaz mıyız. Hadi bir araya gelmek için adımlar atalım, tanışalım, danışalım, anlaşalım, anlaşılalım. Selam ve sabır ile...

H hikmet erturk 01 Ocak 2012

Menun olurum tabiki. İfadelerim anlaşılsın diye özele indirmiştim.Yani anlatlanlar genel sorunlarımız.Elbetteki ilgilenilmesi gereken çok büyük bir kesim var. Ama kuşatılmışlıktan kurtulmuş,zindanları ile olan sınavını geçmiş kişilerle yol alınılabilir. Benim msn [email protected]
Allah razı olsun.

A ABDULHAK 01 Ocak 2012

Allahın indirdiğiyle hükmetmeyenlerin kafir zalim ve fasık oldukları Maide 44 ayetiyle sabittir.
Hüküm koymak Allaha aittir hükmü yine Yusuf 40 ayetiyle sabittir.
Allahın ayetlerinin inkar edildiği veya alaya alındığı yerleri terk edin , yoksa onlar gibi olursunuz hükmü yine nisa 140 ve enam 68 ayetleriyle sabittir.
Allahın hüküm koyduğu bir meselede zıttına kanun koymak , kanun koyanlara itaat edip desteklemenin Onları Rabliğinin ilanı ve ibadet edildiği manasına geldiği Tevbe suresi 31. ayet ve tefsiriyle sabittir.

Bu konuda detaylı bilgiler için :

http://www.islam-tr.net/tevhid/
CAHİLİYYE DÜZENLERİNE İŞTİRAK ETMEK başlığına bakınız

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Serdar EFE — diğer yazıları

Sitemizde deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Ayrıntı için Çerez Politikası.