İçeriğe atla
19 Ağustos 2026 Künye RSS
İslam ve Hayat Bir Mekteptir — Âl-i İmrân 19
Son Dakika Din nedir? Kur’an’a göre Din ne demektir? (VİDEO) 08:06
Adem GEMİCİ
Adem GEMİCİ
03 Kasım 2015

Partiler,toplum ve Tevhid

Şimdi benim asıl vurgu yapmak istediğim, kendisini tevhide nisbet eden birçok kardeşin seçimlerden sonra gerek sosyal medyada gerekse başka alanlarda topluma karşı fevriliğinedir. Şunu çok iyi anlamak gerekir ki içinde yaşadığımız muhafazakar (olanı muhafaza eden) toplum ne demokrasinin gerçek manada ne olduğunu biliyor, ne de ALLAH’ın dininin (tevhid), ALLAH’ın insandan muradının ne olduğunu gerçek manada biliyor. Kitabından kopmuş, uzaklaşmış, Kur’an’ın deyimiyle Kur’an’ı mehcur bırakmış, terk etmiş bir ümmetten zaten farklı bir şey beklenebilir mi?

03 Kasım 2015 4 dk okuma 7,6B okunma
100%
Gürültülü geçen beş aylık bir sürecin sonunda toplum,yeniden sandık başına gitmiş ve kendisini dört yıl daha yönetmesini istediği partiyi yüzde elli ye yakın bir oyla seçmiştir.Partiler bu süreçte genelde ekonomik olarak yapacaklarını iddia ettikleri icraatlarla toplumdan dört yıllık yetkiyi kendilerine vermelerini istemişlerdir.
 
İstisnasız tüm partilerin bir de ortak vaadleri vardı. Barışı sağlamak,daha ileri bir demokrasi,özgürlüklerin önünü açmak, kalkınma, ekonomik refah vb. Yine istisnasız bütün partileri oluşturan vekillerin uymak zorunda oldukları kurallar var. Kaynağı insana dayanan, yani kuralları (serbest ve yasaklar) insanların belirlediği demokrasi denilen ideolojiye bağlı kalmak, bunun getirdiği birtakım zorunlu ritüelleri yerine getirmek.
 
Bunlar: Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalınacağına dair namus ve şeref üzerine söz vermek,kaynağı insana dayanan demokrasiyi daha ileri seviyelere taşıma gayretinde olmak,her önemli toplantı, gün veya milli (!) Bayramda Anıtkabire gidip saygı (kıyam ve secde) duruşunda bulunmak, oradaki deftere övgüler ve gayretlerin ne yönde olduğunun belirtildiği bir rapor sunmak v.s.
 
Yaşadığımız ülke doksan küsur yıldır bu şekilde yönetiliyor. Yönetenler zaman zaman değişir. Ülke bazen rakı masasından yönetilir, bazen de zemzem masasından. Ancak kurallar bir önem arz etmeyecek ve ana kolonları, sac ayaklardan herhangi birini sarsmayacak ölçüde değişiklik gösterebilir. Ülke bazen daha görece özgürlükçü,bazende daha tepeden inmeci liderler veya kadrolar tarafından yönetilir. Benim komedi tiyatrosu diye tabir ettiğim bu tiyatro böyle devam edip gider.
 
Oyuncular sırasıyla rollerini değişir. Senaryo bazen başka, bazen biraz daha başka yazılır. Nabza göre senaryoda ve oyuncularda değişiklikler yapılır. Ancak değişmeyen bişey vardır. O da senaryoyu yazanlar ve oyunun kurallarını belirleyenler. Toplum her defasında olan biteni bazen üzüntü bazen neşe içinde izler. Oyunda bazen izleyiciye üzüntü pompalanır.
 
Fazla üzüldüklerinde kızmasınlar,salonu terketmesinler diye oyunun seyri değiştirilir senaristler tarafından. Toplumun birsüre bir kesimi,bir süre diğer bir kesimi mutlu edilir yine oyun kurucular tarafından. Tabii bu arada toplumun ‘hep aynı oyun tekrar tekrar izlettiriliyor bize’diye ayıkmaması içinde çok iş düşüyor toplum mühendislerine. Onlarda zaten oyun kurucuların maaşlı memurları olduğu için görevlerini bitamam yerine getiriyorlar toplumun uyanmaması adına.
 
Şimdi yazımızın başında kısaca değindiğimiz ve doksan yıldır devam eden,adına cumhuriyet dersiniz, demokrasi dersiniz herne ise bu yönetim şeklinin vahiyle, ALLAH'ın diniyle bir alakası varmıdır. Benzerlik gösteren motiflerden bahsetmiyorum. Yani ölüyü nasıl gömeceğimizden değil, dirinin tüm yaşamındaki emir ve yasakları kimin belirleyeceğinden bahsediyorum. Konunun derinine girmemekle beraber bu konudaki meramımı bir cümle ile özetlemem gerekirse şukadarını söyleyebilirim.
 
Demokrasilerde egemenlik(hüküm)kayıtsız ve şartsız milletindir, yani insana aittir, ALLAH'ın dinindeyse hükmün tamamı ALLAH'a aittir. (Yusuf 40; Maide 50; Şura 21; Şura 10; Kasas 88. Mü'min 12; Kehf 26; Rad 41; Rum 4; Yusuf 67; Maide 49; Nisa 105; Al-i İmran 154 ve daha birçok ayet)
 
Şimdi benim asıl vurgu yapmak istediğim, kendisini tevhide nisbet eden birçok kardeşin seçimlerden sonra gerek sosyal medyada gerekse başka alanlarda topluma karşı fevriliğinedir. Şunu çok iyi anlamak gerekir ki içinde yaşadığımız muhafazakar (olanı muhafaza eden) toplum ne demokrasinin gerçek manada ne olduğunu biliyor, ne de ALLAH'ın dininin (tevhid), ALLAH'ın insandan muradının ne olduğunu gerçek manada biliyor. Kitabından kopmuş, uzaklaşmış, Kur'an'ın deyimiyle Kur'an'ı mehcur bırakmış, terk etmiş bir ümmetten zaten farklı bir şey beklenebilir mi?
 
Tam da bu noktada topluma tevhidi daveti ulaştırmakta çok yetersiz kaldığımız konusunda kendimize çokça eleştiri getirmemiz ve rabb ımızdan affımızı istememiz yerinde olacaktır. Toplum seçimini yapmıştır. Toplum demokrasisiyle, ılımlı islam projesiyle ve devam eden yaşam tarzı ve düzenle ilgili bir sıkıntısı bir şikayeti olmadığını ortaya koymuştur. Bunu isteyen, arzulayan bir topluma ALLAH neden başka birşeyi reva görsün. Dolayısıyla toplumla, seçiminden dolayı didişmeyi, kavga etmeyi yanlış buluyorum. Bu bizlere hiçbişey kazandırmaz.
 
Sonuç olarak herkes işini yapacak.Senaristler oyunlarını yazmaya devam edecekler.Maaşlı memurlar toplumu bu oyuna adapte etmek için ellerinden geleni yapacaklar.Bizler mi?Bizlerde biiznALLAH toplumu vahiyle yeniden inşa etmek ve tevhidi dönüşümü gerçekleştirmek için peygamberlerin örnek ve önderliğinde mücadelemize devam edeceğiz. Rabbimize kendi dinine yardım ve hizmetle bir ömür geçirme ve canımızı bu mücadele üzereyken Müslim olarak alması için dua edeceğiz.
 
Rad-11: Gerçekten Allah, kendi nefis(öz)lerinde olanı değiştirinceye kadar, bir toplulukta olanı değiştirmez…
 
Neye layıksanız öyle yönetilirsiniz. (Hadis rivayeti)
Paylaş X Facebook

Yorumlar 6

A ahmetayhan 01 Ocak 2012

Değerli Adem Kardeşim.Tevhid ehli olarak kendilerini isimlendiren en yakın kardeşlerde dahil olmak kaydı ile birbirlerine fevri davranışı terketmemişken hatta kendi içlerinde fevri davranışları terketmemişken kendi içlerinde islamın kardeşlik hukuklarını uygulamayı kabul etmemiş iken yazdıklarınızın pek etkili olacağını zannetmiyorum.Ama yinede bu konuda ki görüşünüze katılıyorum.Tevhid ehli öbeklenmeler ise artık modern cematlere yada tabiri caizse tevhid söylemlerinde bulunan demokratik kitle örgütleri haline dönüşmüş durumda yada dönüşmekte hepsi de kendilerini merkezde görmektedirler maalesef.Bizler kendi aramız da ve içimizde tevhidi ve vahdeti gündem yapacak bir pratik hayata koyamazsak nasıl toplumun gündemini oluşturacağız.Bizler gündemi oluşturamayınca cahiliye nin gündemi hep devam edecektir.Tasavvufçuları,abileri.şeyhleri ,belamları ,tağutları sorgulamayı kısmen öğrendik ama kendimizi ve kendi oluşumlarımızı sorguluyamıyoruz ve sorgulatmıyoruz maalesef .Hatta sorgulayanları tabiiri caizse koparıp atmanın yollarını arıyoruz.Senin söylediklerini başta kendi üzerime almakla beraber Rabbim bizlere kendilerini gözden geçirecek bir kalp ve özeleştirilerini samimiyetle yapıp yeniden tevhid ve vahdet için haydi Bismillah diyecek bir yürek versin inşaallah. Selam ve dualarımla

I ilyas metin 01 Ocak 2012

Selamun aleykum

Laiklik = Demokrasi çok tanrılı din ve onun mezhepleri siyasi partiler olduğuna göre hangisi meşru olabilir bilinçli müslümandan onay alabilir ki

Kardeşlerimiz içinde akp avukatlığı yapanlarsa bizi üzmektedir

Ali Şeriatinin bir eseri var “Ne Yapmalı”
Sonraki eserinin adı ise “Öze Dönüş” tür

Rabbimiz bizleri Emrolunduğumuz gibi yaşayanlardan ve ayaklarını sabit kılanlardan eylesin

A adem gemici 01 Ocak 2012

Aleykum selam...değrli yorumlarınız için teşekkürler.

M Misafir 01 Ocak 2012

90 yıldır biz(Kuran nesli ) yönetmiyoruz adamların baş örtüsüne bile tahammülü yok eskiler daha iyi bilir , 28 şubat süresinde ki insanların dik ve sağlam duruşlarından doalyı şuan bu kadar rahat hareket ve tebliğ çalışmaları hız kazandı , burda mevcut partinin avukatlığı veya savunma değil sözlerim yanlış anlaşılmaması , yakın tarihe baktığımızda dedelerimizden ninelerimizden büyüklerimiz daha iyi bilir Kuranı ahırlarda mağaralarda saklanıyordu , Binada yönetici seçmeye kalkışıldığında sana karşı sevmedğin birisinin gelmesini istemezsiniz , Düşüncem samimi menfaati olamayanlar için verdikleri oy yazmış olduğun Ayeti kerimin yürürlüğe girmesi için bir adımdır . Hüküm elbette ki Allahın kanun koymakta , Mısır olayını biliyorsunuz anlatmama gerek yok . Kurandan koparılmış uzaklaştırılmış ölümü pahasına terk ettirilmiş Ama milletimiz yinede sahip çıkmış eldeki kıt kanaatler ile şimdiki seviyeye konuma kadar ulaşmıştır sonuçta gayret bizlerden mükafat sonuç taktir Allah’dan , Allah bizlere hidayet etmeseydi emin olun şuan bizlerde onlar gibiydik şuan ki düşüncelerimize varamazdık , milleti ötekileştirmememiz lazım die düşünüyorum El fettah c.c. Allahın ismi ile kalpleri fethetmek var ken uzaklaştırmak bana biraz yanlış geliyor, Öz eleştiri ile 7 düvelin oynadığı oyunları biliyorsunuz . Her türlü öz öleştiriye açığım Hatalar paylaşıldıkca azalır .Selam ve dua ile islam ve hayat ailesi

M Muradi 01 Ocak 2012

Mesele yönetimin bazen baskıcı bazen de özgürlükçü olması değildir. Asıl mesele Allah’ın hükmüne rağmen hüküm koyanların varlığına gerekçe olabilecek eylemler içinde olup olmama meselesidir.
Allah’tan başka ilah tanımayanlar, buna rağmen insanların ilahlaşmasına yol açan politikalara onay veremezler. Eğer bazı kazanımlarımız olacak diye destek verilecekse bu sefer kendi var oluş amaçlarını unutmaları gerekecektir.
'Yoksa onların Allahın dinde izin vermedikleri şeyleri onlara yasa(şeriat) yapan ortakları(şüreka)mı var?'(Şura-21) ayeti bu konuda yeterli uyarıyı yapmaktadır.

M misafir 01 Ocak 2012

Muradi bey hükümetin fettullah cemaatinden bağlarını koparması ile bu boşluğu menzil ve Mustafa islamoğlu grubu aldığını düşünüyorum. Tevhidciler olarak herhangi bir menfaat gerekcesi olarak değil hükümeti eleştirmekten çok yol göstermenizi tavsiye ederim. Eğer kendi düşüncem tabi Allahın Emir ve yasaklarının gelmesini istiyorsak Çarkı tersine çevirmemiz lazım die düşünüyorum.Peygamber efendimize bile inen Vahiy 23 yılda tamamlanmış gördüğümüz kısmı ile ... Sözlerim yanlış anlaşılmasın .Selam ve dua ile

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Adem GEMİCİ — diğer yazıları

Sitemizde deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Ayrıntı için Çerez Politikası.