İçeriğe atla
19 Ağustos 2026 Künye RSS
İslam ve Hayat Bir Mekteptir — Âl-i İmrân 19
Son Dakika Din nedir? Kur’an’a göre Din ne demektir? (VİDEO) 08:06
Serdar EFE
Serdar EFE
15 Nisan 2008

En Şer Şer, Ehven-İ Şer

Müslümanlar olarak bu oyunların ne zaman farkına varacağız? Dişimizi kıran taşın, rengi pirince en çok benzeyen taş olduğunu, basit kazanımlar peşinde batıl düzenlerin kurtarıcılarını desteklerken, aslında şer bataklığının içine çekildiğimizi ne zaman kavrayacağız? Ne zaman at gözlüklerimiz çıkartıp hayrı göreceğiz, duygularımızın esiri olmayı bırakacağız?

15 Nisan 2008 4 dk okuma 2,4B okunma
100%
Beyazın siyahı, yakının uzağı, haksızın haklısı, güzelin çirkini…
Bu tamlamalar ne kadar anlamsız ve saçma geliyor kulağımıza değil mi?
Hiç beyazın siyahı olur mu? İçerisinde siyah bulunan renk, artık beyazlıktan çıkmamış mıdır?
Ya haksızın haklısı!..
Ama bunlara çok benzeyen ve de çok sık kullandığımız bir deyim var dilimizde. “kötünün iyisi” diye. Alıştık, alıştırıldık bu tamlamaya. Hiç düşünmedik bir şey hem kötü, hem de iyi nasıl olur diye. Bakışlarımızı sadece şer tarafına çevirmemiz istendi; taktığımız at gözlükleri başka şeyleri örneğin hayrı görmemize engeldi. Bu şer çöplüğünde sıtma da vardı, ölüm de.
Ölümü gösterdiklerinde bize, sıtmaya razı olduk; sağlıklı bir ömrü aklımızın ucundan bile geçirmeden.
Gözümüz şer tarafına kaymış, burnumuzu bu pisliğin içine sokmuştuk ya işte bu şeytanın arayıp da bulamadığı bir fırsattı. Artık melek postuna bürünüp bizi kandırabilirdi, aynen Adem ve eşine yaptığı gibi. Hani nasıl da onlara dost görünmüş, sonsuzluk ve güç vaad ederek Allah’ın yasakladığı ağaçtan yedirmişti.(7/21) Deseydi ki “ Ben sizin düşmanınızım, bu ağaçtan yeyin ki Allah sizi cezalandırsın”, o ağaçtan yerler miydi hiç? Şeytan, Allah’a giden dosdoğru yolun üzerinde oturuyordu (7/16) ve bu yaklaşım da şeytanın sağdan yanaşmasıydı. (7/17), şeytanın Allah ile aldatmasıydı.(31/33,35/5)
Yüce Rabbimiz bütün bunlara karşı bizleri uyarmış ve buyurmuştu ki; “Hayırlarda yarışın” (2/148,3/114,5/48), “ Hayra çağıran, iyiliği emredip, kötülükten sakındıran bir topluluk olun “ (3/104), Hak ile batılı ( hayır ile şeri) karıştırmayın. (3/71) Gene başka bir ayette Rabbimiz hayır ve şerri belirlemede ölçümüzün vahiy olması gerektiğini söylüyor, hevamızı bu konuda öne geçirmememizi tavsiye ediyordu. (2/216)
Ve Kuran’ın mesajının nasıl hiç eskimediğini ve eskimeyeceğini ispatlarcasına şöyle buyuruyordu: “ Dünya hayatına dair konuşması hoşuna giden, en azılı düşman olduğu halde kalbindekine Allah’ı şahit tutarak samimiyetini ispatlamaya çalışan insanlar vardır. İktidara geldiğinde orada fesada, ekini ve nesli mahvetmeye koyulur. Fakat Allah fesadı sevmez.” (2/204-205)
Bu kadar girişten sonra sadede gelelim. Kuran’dan habersizliğimiz yüzünden yıllardır hep başkalarının oyunlarında figüran olarak katıldık. Anadolu’nun çocuklarını emperyalizme asker yapan, sistemin bekası için “koruma kanunları” çıkaranları, sırf Ezanın yeniden Arapça okunmasını sağladığı için hemen baş tacı ettik. İçeriği ile hiç alakası olmadığı, hatta içeriğine düşman oldukları halde öpüp Kuran’ı başına koyanları Allah’ın adamları gibi gördük. Yaşlıca bir akrabam şimdi gerçek yüzünü açıkça ortaya koyan bir siyasetçiyi desteklemekteki hatasını “Kuran’ı öpüp başına koyduğu için o kadar alkışladık ki eve döndüğümde ellerimin patladığını fark ettim. Maalesef hatamı yıllar sonra anlıyorum” sözleri ile ifade ediyordu. Cuma kılan, eşi örtülü siyasetçiler, faiz, kumar, içki hiçbir şeye dokunmasalar; hatta zinayı serbest bile bıraksalar bizim için kahramandılar. Çünkü onlar Allah diyorlardı, çünkü onlar ehveni şerdiler!
Hep en ucuzun peşinde olduk. Bedel ödemeden başarı vaat edenlerin arkasında “ucuz dünya mutluluğu, ucuz cennet” idi parolamız. Rasulullah ve sahabe gibi büyük bedeller ödemeye ne gerek vardı ki? Biz onların onda birini yapsak yeterdi. Hatta bizim evlerimizde oturmamız onların cihadından daha hayırlıydı! Onların mal ve canları ile yaptığı şahitliği, biz birkaç dua ile yapabiliyorduk. Onlar hayırlarda yarışıp, en hayırlılar olmaya çabalıyorlardı, biz ise içerisinde hayır kırıntıları bulunan şer olmayı tercih ettik. Cihad bilinci ile destekledik şerrin hayırlılarını(!) Başka şerlere galebe çaldığımızda sanki Bedir’den dönen mücahitler gibi hissettik kendimizi.
Biraz daha insaflılarımız ise mevzi kazanımlar peşinde kayboldu. Koskoca bir ormana talipken/talip olmak varken teker teker verilen birkaç ağaca razı oldular. Başımızda şerrin şerlileri olsa daha mı iyiydi! o zaman bunca faaliyetleri nasıl yaparlardı! Hiç bu kadar rahat nefes alabilirler, hareket edebilirler miydi?(!)
Aklımızla kalbimizin bağlantısını bir türlü kuramadık. Duygularımıza hitap edildiğinde, fikirden, düşünceden, ilkelerden eser kalmadı bizde. Hem zaten ilkeler normal durumlarda belirleyiciydi! Şimdi ise durum farklıydı! Duygu seline kapılmış kalabalıklarla birlikte olmak varken ne gerek vardı kelaynak muamelesi görmeye!
Müslümanlar olarak bu oyunların ne zaman farkına varacağız? Dişimizi kıran taşın, rengi pirince en çok benzeyen taş olduğunu, basit kazanımlar peşinde batıl düzenlerin kurtarıcılarını desteklerken, aslında şer bataklığının içine çekildiğimizi ne zaman kavrayacağız? Ne zaman at gözlüklerimiz çıkartıp hayrı göreceğiz, duygularımızın esiri olmayı bırakacağız?
En şer şerrin, ehven-i şer olduğunu ne zaman anlayacağız?
Paylaş X Facebook

Yorumlar 7

M Murat İslam 01 Ocak 2012

Müslümanlar arası dayanışmanın, kardeşliğin en aza indiği, menfaatlerin ön planda bulunduğu bir dönemde yaşıyoruz. Bireyselleşen ve dünyavileşen insan kendini ne kadar mutlu hissetsede, gerçeğin bu olmadığını herkez görüyor ve insan daha aciz kalıyor. Elinden hiç bir şey gelmediğine kendini daha çok inandırıyor.
Mutlak bilgi olan vahiyden uzaklaştıkca insan dini başkalarına pas ediyor. Kendisi doğruyu bilmediği içinde içinde doğru kırıntıları bulunan her şeyi makbul görüyor. Hele birde dünyalık menfaati varsa bu taşeronlardan, sırası mı şimdi bunları tartışmanın demezler mi?
Ancak; kendini müslüman olarak tanımlayan ve Kuran okuyan herkez daha çok çalışmalı. Topluma ıslaha daha çok önem vermelidir.
“Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.” Al-i İmran 104 bu ayetine hepimiz muhatabız.
Geleneği sorgulayan ve doğru olanı da, yanlış olanı da bilerek tavrını koyan ve safını netleştiren bir toplum olmalıyız. Rüzgarın önündeki yaprak gibi olmamalıyız.
“Çünlü; Allah, bir topluma bahşettiği nimeti ve esenliği, o toplum kendi gidişini değiştirmedikçe asla değiştirmez” (Enfal 53)
Bu ayeti de bir kez daha düşünmeliyiz/düşündürmeliyiz...
Allah razı olsun, bundan sonra da yazılarını bekliyorum.

Ş Şükrü Hüseyinoğlu 01 Ocak 2012

Selamların en güzeliyle
Allah’ın dinine inanan, fakat ne yazık ki Kur’an’la aydınlanma sürecini henüz yaşamamış olan kitleleri batıl sistemler ve tağutların payandası kılan bu “ehveni şer” saptırmasının maskesini indirmek gerekiyordu. Bu hayırlı iş Serdar Efe kardeşimize nasip oldu. “Ehveni şer” muhafazakar aklın çıkmazlarından sadece biri, ama hakikaten çok önemli bir saptırma enstrümanı. Bu büyük bir put ve devirmek gerekiyor. Kalemine ve yüreğine sağlık...

L lokman örskaya 01 Ocak 2012

İnsanları Kur-an’dan uzaklaştırmak için Kur-an’ın zor ve anlaşılmaz olduğu yalanını dayatan profesyonel senaristlerin uydurduğu ve yutturduğu bu masum ve şirin(!) deyim“ehven-i şer” in özünü (ölümle korkutup sıtma ile yaşamaya razı etmek) çok iyi anlatmışsın .Umarım birazcık düşünür ve aklederiz bu yazıyı okuyunca. Acının içinde tatlı aramamamız gerektiğini. Kardeşimizden Allah razı olsun

S Salih 01 Ocak 2012

gerçeği gizleme perdelerinin en başında olan bu tuzak söyleme ne yazıkki birçoğumuz yıllarca itibar ettik ve halen büyük bir kitle de ne yazıkki itibar etmektedir. canı tatlı çekenin birisi için acı birer sosu sunulmasına razı olması gibi bir durum. razı olanda o acı sosun içinde tatlılık bulduğunu düşünüyor ve her ne hikmetse onada inandıyor kendini. bu tamamen sorgulama gereği duymayan bir yapımız oluşundan. zira dinimizde sorgulamadan okumadan atamızdan öğrendiğimizle yaşamıyormuyuz. Yüreğine sağlık kardeşim bu palavrayı paçavraya çevirdiğin için...

F Fatma KILICLI 01 Ocak 2012

Popülist kültürün, hayatımızın her alanında şerde hayır aramamızı empoze ettigi, iman ve küfür arasındaki cizgiyi santim santim sildigi bir dönemde, bu cizgiyi Allah’ın boyasıyla tekrar belirginleştirme arzusuyla yazılmış güzel bir yazı...
Allah razı olsun...

A Aysun ÇAĞDAŞ 01 Ocak 2012

Hakla batılın birbirine karıştığı, fesat ve fesatcı kavramlarının ait olmadığı yerlerde kullanıldığı böyle bir dönemde cehenneme giden yolların üzerindeki iyi niyet taşlarını kaldırmaya yetecek bir yazı (düşünen beyinler için).
Selam ve Dua ile.....

F Fahri ERGÜN 01 Ocak 2012

İnsanların Kurandan uzaklaşarak batıl ideolojilerin esiri olduğu bir ortamda gerçeği haykırmak!Tıpkı rahmetli Ercüment abinin 94 yılında yaptığı gibi .Tabi o zamanlar bu yolun yolcuları bu kadar pervasız değillerdi. O gün nasılda hepsi birden saldırıya geçmişlerdi. Parti ve particiliğin ehveni şer olduğunu savunanlara tokat gibi bir cevap.Kalemine, yüreğine sağlık Serdar abi.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Serdar EFE — diğer yazıları

Sitemizde deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Ayrıntı için Çerez Politikası.