İçeriğe atla
19 Ağustos 2026 Künye RSS
İslam ve Hayat Bir Mekteptir — Âl-i İmrân 19
Son Dakika Din nedir? Kur’an’a göre Din ne demektir? (VİDEO) 08:06
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
26 Ağustos 2009

Namaz Kılmayanlar Niçin Oruç Tutar?

Allah’ın diniyle kurulan ya da kurulduğu sanılan aldatıcı irtibatlar, insanların bu alandaki açlığını gidererek onları sahici irtibata yönelmekten alıkoyuyor. Bu açıdan “alnı secdesiz oruçluluk” insanla İslam arasında bir irtibat olmaktan çok, İnsanın İslam’la sahici irtibat kurmasına engel teşkil ediyor.

26 Ağustos 2009 4 dk okuma 11,5B okunma
100%

Memleketteki yüksek oruç tutma oranına bakıp toplumda bir İslamlaşma süreci yaşandığını söyleyebilir ve dolayısıyla halkımız adına sevinebilir miyiz?

 

Bu konuda mutlaka farklı değerlendirmeler olacaktır fakat karar verirken bazı noktaları göz önünde bulundurmakta fayda var. Mesela, kapalı mekânlarda sigara içme yasağını protesto etmek için geçtiğimiz hafta Ankara’da toplanan Türkiye Kahveciler Kıraathaneciler Federasyonu’nun Ramazan ayını kahvehanelerin en fazla iş yaptıkları bir dönem olarak nitelemesini ve söz konusu federasyonun, Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü’ne başvurarak, kahvehanelerin sahura kadar açık kalmasına izin vermeleri yönünde belediyelere bir genelge gönderilmesi talebinde bulunmasını göz önünde bulundurmak, topluma dair değerlendirme yaparken işlevsel olabilir.

 

Bu durumda şu soruyu sormak gerekir: Gündüz oruç tutup iftardan sonra kahvehaneleri tıka basa doldurmak ve sahura kadar kumar oyunları oynamak nasıl bir din algısının ürünüdür?

 

Meselenin bir diğer boyutu da, oruç tutup namaza yanaşmama çelişkisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu toplumda oruç tutma oranı ne kadar yüksekse, namaz kılma oranı o kadar düşüktür.

 

Oruç tutup, dinin direği ve ibadetlerin anası mesabesindeki namaza yanaşmamak… Oruç tutup, akşam olunca kahvehanelere, kumar masalarına koşmak… Oruç tutup, televizyon başında saatlerce boş sözlerin esiri olmak. Oruç tutmak fakat gözü, kulağı, dili tutmamak…

 

Kimse kusura bakmasın, böylesi bir oruç, Hz. Peygamber’den rivayet edilen bir hadiste belirtildiği gibi aç ve susuz kalmaktan başka bir sonuç doğurmayacak bir âdetin yerine getirilmesinden başka bir şey değildir. Halihazırdaki yaygın tutum, Allah’ın dinini ciddiye almamanın, heva ve hevesleri Allah’ın dinine tabi kılmak yerine, Allah’ın dinini heva ve heveslere tabi kılmanın ifadesidir. Âdetleri ibadetleştirmenin, ibadetleri âdet haline getirmenin acı bir görüntüsüdür.

 

İslam bütüncül bir hayat nizamıdır. İslam’ın, onu din olarak benimsediğini söyleyen insanlar üzerinde bağlayıcılığı vardır. Bir kimse Müslüman olduğunu söylediğinde, İslam’ın hükümlerine tabi olduğunu, bu hükümlerin kendisi için bağlayıcı olduğunu ifade etmektedir. Müslüman olduğunu söylediği halde İslam’ın hükümleri yerine hevasına tabi olan, İslam’a göre değil kafasına göre yaşamayı sürdüren bir kimse, yüce Allah’la yaptığı sözleşmeyi fiilen iptal etmiş olur.

 

Dinde zorlama yoktur. Herkes tercihini dilediği yönde yapabilir. Müslüman olmak ya da olmamak herkesin kendi tercihiyle belirleyeceği bir sonuçtur. Fakat bir kimse İslam’ı benimsediğini söylüyorsa, Müslüman olduğu iddiasında bulunuyorsa bu durumda bir sözleşmenin altına imza atmakta, kendisini bağlayan belirli ölçülere tabiiyet akdi yapmış olmaktadır.

 

“Ben Müslümanım fakat kafama göre yaşarım” demeye kimsenin hakkı yoktur. Böyle düşünen birisi sadece kendisini aldatmaktadır. Bu durumdaki biri mutlaka bir tercih yapmalıdır. Şayet Müslüman olduğu iddiasında samimi ise, bunun bağlayıcı bir iddia olduğunu, İslam’ın, “İman ettim” iddiasının pratikte ispatını talep ettiğini (Bkz. Ankebut 29/2) bilmelidir.

 

İslam’ın hükümleri arasında ayrım yapmak, birine tabi olurken diğerine inatla tabi olmamak, Kur’an literatüründe “Kitab’ın bir kısmına iman ederken bir kısmını inkâr etmek” şeklinde karşılık bulmaktadır. (Bkz. Bakara 2/85)

 

Bir insanın İslam’la pratik anlamda ilişkisinin temel ölçütü namazdır. Namaz, bir insanın Allah’a itaat edip etmediğinin temel göstergesidir. Kur’an’da Rabbimizin namaza olan güçlü vurgusu boş yere değildir. Namazsız bir Müslümanlık iddiasının, salt bir iddia olmaktan öteye geçemeyeceğine dair Kur’an’da birçok ayet vardır. Kur’an’da nerede Müslümanın özelliklerinden bahsediliyorsa mutlaka namazdan söz edilmekte, (Bkz. Bakara 2/1-5, 277; Maide 5/55; Enfal 8/2-4; Tevbe 9/71-72; Mü’minun 23/1-11; Me’aric 70/22-27 vb.) namazın terki ise Allah’a itaatten uzaklaşmanın ifadesi olarak zikredilmektedir:

 

“İşte bunlar; Allah'ın ni'met verdiği peygamberlerden, Adem neslinden, Nuh ile beraber gemide taşıdıklarımızın neslinden, İbrahim ve İsrail (Ya'kub) neslinden, yol gösterdiğimiz ve seçtiğimiz kimselerdendir. Onlara Rahman'ın ayetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.

 

Onlardan sonra yerlerine öyle bir nesil geldi ki, namazı zayi ettiler, nefislerinin arzularına uydular. Bunlar azgınlıklarının cezasıyla karşılaşacaklardır.

 

Ancak tevbe eden, iman eden ve salih amellerde bulunanlar (onların dışındadır); işte bunlar, cennete girecekler ve hiç bir şeyle zulme uğratılmayacaklar.” (Meryem 19/58-60)

 

Bu apaçık gerçeklere rağmen, içinde yaşadığımız toplumda ağzı oruçlu alnı secdesiz olmak, Cuma, bayram ve tarihsel süreçte üretilmiş olan kandiller dışında namaza yanaşmamak kitlesel bir tutum olarak varlığını sürdürmektedir. Maalesef bu duruma İslami bilinç sahiplerinden ciddi bir itiraz da yükselmemektedir. Hatta “Hiç değilse oruç, Cuma namazı, bayram namazları ve kandiller sayesinde insanların bir şekilde İslam’la irtibatı devam ediyor” şeklinde düşünüp bu duruma olumlu anlam yükleyenler de az değil.

 

Gelin görün ki, söz konusu irtibatlar, bir türlü sahici bir irtibat haline dönüşmüyor. Yıllar geçiyor, ömürler tükeniyor değişen çok bir şey olmuyor. En azından ben kendimi bildim bileli bu konuda gözle görülür bir iyileşme, âdetten kopup ibadete yöneliş süreci yaşandığını görmedim. Aldatıcı irtibatlar öylece kalıyor, kitlesel görüntü bir türlü değişmiyor.

 

Allah’ın diniyle kurulan ya da kurulduğu sanılan aldatıcı irtibatlar, insanların bu alandaki açlığını gidererek onları sahici irtibata yönelmekten alıkoyuyor. Bu açıdan “alnı secdesiz oruçluluk” insanla İslam arasında bir irtibat olmaktan çok, İnsanın İslam’la sahici irtibat kurmasına engel teşkil ediyor.

 

Bu durumdaki insanların İslam’la sahici irtibatlar kurabilmesi için, mevcut irtibatlarının aldatıcılığı ve işlevsizliği konusunda onları ikna edecek uyarıcı ve uyandırıcı mesajlarla muhatap kılınmaları gerekiyor.        

Paylaş X Facebook

Yorumlar 9

O omer bitlis 01 Ocak 2012

Yazı gümdemi bulması ve kaygıları itibariyle çok değerli olmuş.

Birkaç farklı açıdan bakmak istiyorum.

1- Oruç tutup namaz kılmayanların şevk içinde teravih kılmasının anlamsızlığını uyarma amacı mı taşımaktadır!? bilinçli, tevhidi müslümanların teravihi önemsememesi yoksa nefislerine (Nefsime) yenik düşmelerinden midir?

2- Şefaat, cehennemden çıkıp cennete gitmek, ölümden sonra ki kabir azabı yada cennet bahçesi, az ama doğru zamanlarda yapılan amellere verilen aşırı ödüller vs bu kültürü besleyen argümanlar. Bunlara komple karşı çıkmak lazım ama ürkütmeden, itici olmadan (Bunu benim söylemem tuhaf oldu galiba)

Hayırlı ramazanlar,

S SÜLEYMAN DİLMEN 01 Ocak 2012

S.A ALLAH RAZI OLSUN ÇOK ÖNEMLİ BİR YAZI
ÖZELLİKLE DE KUMARIN ARTIŞINA DEĞİNMENİZ ÇOK YERİNDE OLMUŞ
ARTIK KAPALI KADINLARIN DA KUMAR OYNADIĞINI GÖRÜYORUZ BU DURUMUN EN ÖNEMLİ NEDENLERİNDEN BİRİ TOPLUMUN KURANI AMACININ DIŞINDA KULLANMASIDIR
BKZ. MAİDE 90-91

B bi kul 01 Ocak 2012

İslamın tevhid akidesinden bihaber toplumların İslam adına yaptıkları ama aslında bambaşka dinlere aitleşmiş tapınmaları... Allah en doğrusunu bilir. inşAllah bu insanlar doğru yolu görürler ve dedelerinin yaptıklarından vazgeçip Muhammed’in (s.a.v.) yaptıklarını yapmaya başlarlar.

bu gibi insanlara İslam akidesi anlatılmalıdır aksi halde yaptıkları ibadet ne olursa olsun yine de değerli olmalıdır bizm için.

M mustafa çavdar 01 Ocak 2012

Selamünaleyküm
bütün müminlerin ramazanı mübarek olsun
sağ ol şükrü abi güzel bir çalışma olmuş ALLAH razı olsun
şu söz çok manidar
geleneği ibadet ibadetleride gelenek haline getirdik
şu ayet üzerinde çok düşündüm anlamak için

6- 70 enam suresi
Dinlerini oyun ve eğlence edinen ve dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak; sen Kur’an ile, kişinin, kendi kazancı yüzünden, Allah’tan başka bir dost ve şefaatçinin bulunmadığı ahirette tehlikeye düşmemesi için öğüt ver. Zira o kişi, bütün varlığını fidye olarak verse bile, kendisinden alınıp kabul edilmez. işte bunlar, kendi kazandıkları yüzünden tehlikeye girmiş kimselerdir. Kafir olmaları dolayısıyla onlar için kaynar bir içecek ve acı bir azap vardır.
ALLAHA emanet olalım

İ İbrahim Kemaleddinoğlu 01 Ocak 2012

Dinimizin direği olan namaza ne kadar önem veriyoruz?
Yaşamın her alanını kaplayan namazımıza verilen önem İbrahim Sarmış hocanın yaptığı tespitlere göre % 20 civarındadır.
Kıldığı namazın anlam ve önemine haiz olan müslüman oranı ise % 10 ların altındadır.
Kıldığı namazda okuduğunun ne anlaa geldiğine merak edenlerin sayısı ise % 5 ler civarındadır.
Tabi bunlar en iyi istatistikler.
Ama oruç : Oruç başka şey canım. Evvela babadan miras. Miras dediysek yani Hz. İbrahim Mirası değil yani.
İnsanların din alğısını anlamak hakikaten çok zor. Dün akşam evimizin altındaki samimi olduğumuz bakkalcı kardeşe, akşam namazını kıldınmı dedim ? Yok dedi. Özellikle ısrar ettim ‘kıl ben bakkalda beklerim’ diye yaptığım bütün ikazlara uyarılara rağmen yok dedi. Açtım Kuranı Müddesir suresinden okurum.
-Cennetlikler cehennemliklee sorarlar: Sizi bu yakıcı azaba sokan nedir ? Onlar der ki
Biz namaz kılanlardan değildik. Yoksuluda doyurmuyorduk.Batıla dalanlarla beraber bizde daldık. Ahireti de inkar ettik. Bu haldeyken ölüm bize geldi çattı.
Buna rağmen yine kılmıyorum dedi. tabi ki oruçlu olarak akşamlamıştı.
İmam Amet bin HANBEL namaz kılmayanların kesinlikle kafir olduğunu söylemektedir.
Çünkü Namaz, Allahın en büyük emirlerinden biridir. Bütün peygamberler namazı emretmiştir..
Namaz ibadetinin yapılmaması/kabul edilmemesi küfürdür demiştir imam Hanbel.
Bende ona katılıyorum.

M MUSTAFA 01 Ocak 2012

ALLAH RAZI OLSUN ŞÜKRÜ BEY CESARET EDİP DİLLENDİREMEDİĞİMİZ BİR KONUYU KALEME ALMIŞ VEDE GÜZEL İFADE ETMİŞSİNİZ.KURANİ ANLAMDA İBADETLERİN BİR BÜTÜN OLDUĞUNU İŞİMİZE GELENİ YAPIP İŞİMİZE GELMEYENİ YEPMAMANIN TEVHİD AKİDESİNE TERS DÜŞTÜĞÜNÜ VE ASLINDAN DA UZAKLAŞTIRDIĞININ FARKINDA OLANLARI NE KADAR RAHATSIZ ETTİĞİNİ YAZINIZDA GÖRDÜM BU ANLAMDA TEŞEKKÜR EDİYOR ALLAH RAZI OLSUN HAYIRLI RAMAZANLAR.

S semanur 01 Ocak 2012

s.aleyküm!Her ibadetin insana öğretisi farklıdır.Namaz insanı kötülüklerden koruması gerekirken bir çok namazlı gıybet yapar kumar oynar,her türlü kötü sözü safr eder.Oruç ise nimetin kadrini kıymetini Yaratana ne kadar çok şürretmek gerektiğini ,bu nimetten yoksunları hatırlatır.
Namaz kılmayıp oruç tutanlar Alllah kabul etsin en azından islam ın şartlarından birini yerine getiriyorlar.Namaz kılmayan abilerimin biz oruç ta tutmayalım deseler inanın ramazan başıma yıkılır.ben ce oruç tutanlar İslam la irtibata geçmeye çalışan ama bir türlü nefsinine fazla söz geçiremeyen ve bizim mesajlarımıza ihtiyaçları olan kardeşlerimiz.
Hakkı ve sabrı tavsiye etmeyi o kadar çok ihmal ediyoruz ki sadece eleştiriyoruz.Namaz kılmayanlar çok bari oruç tutmayanlar çoğalmasın,irtibatları kopmasın islam la,belki bir gün birşeylerin eksik olduklarına ikna ederiz onları.Rabbim ibadetlerimizi yüzümüze vurmasın inşaallah
hayırlı ramazanlar

S Selim DİLMEN 01 Ocak 2012

Âdetleri ibadetleştirmek, ibadetleri âdet haline getirmek gerçekten Türkiyede çok yaygın.Sadece oruç konusunda değil; örneğin kuranla hiç alakası olmayan insanlar sadece cenazelerde,doğal afetlerden sonra, kazalarda kuran okuyor veya dua ediyor. (Haşa) Allah’a sanki Acil Yardım gibi düşünüp sadece başlarına ( başımıza ) bela geldiği zaman dua ediyor(uz). İftardan sonra camilere akın akın koşup günahlarının affedildiğini zanneden insanları gösteripte bu toplum çok dindar İslamı yaşıyor diyebilenlerin akıllarına şaşıyorum. Şükrü Hocam güzel bir konuyu yazmışsın Allah razı olsun Allah bu insanları akıllarını kullananlardan eylesin. Selamünaleyküm

B bi kul 01 Ocak 2012

hiç kimse namaz kılmayan oruç tutmasın ya da bir farzı yapmayan diğerlerinide terketsin demiyor. fakat yapılan ibadetlerin içi doğru doldurulmalıdır. mesela hastalıktan dolayı insanlar oruç tutmayabilirler fakat çok insan vardır ki dinle doğru düzgün bağı olmadığı halde hastalığına rağmen oruç tutar. tutmasının nedeni dinle tek bağlantısını koruma derdi mi yoksa insanlar ne der kaygısı mıdır? cevap ortada... insanların tevhid akidesi ile bilinçlenip o yaptıkları birkaç ibadeti bu şekilde yapmaları gerekir.

hayırlı ramazanlar ...

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Şükrü HÜSEYİNOĞLU — diğer yazıları

Sitemizde deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Ayrıntı için Çerez Politikası.