İçeriğe atla
19 Ağustos 2026 Künye RSS
İslam ve Hayat Bir Mekteptir — Âl-i İmrân 19
Son Dakika Din nedir? Kur’an’a göre Din ne demektir? (VİDEO) 08:06
Ahmed Turgut ULUCAK
Ahmed Turgut ULUCAK
02 Ocak 2012

Şırnak’ta Yaşananlar ve Tavır

Yıllarca doğulu halk sistem tarafından tecrit edilmiş, zulum edilmiş ve baskı görmüştür. Bu hakikatle yüzleşmek birçokları için gecikmiş bir itiraf olsa da Müslümanlar bu konuda daha net görüşler ve düşünceler ile taraflarını belli etmek zorundadır. Rejim tarafından Müslümanlar zulüm görmüştür, Kürtler zulüm görmüştür, Müslüman Kürtler iki defa zulüm görmüşlerdir.

02 Ocak 2012 4 dk okuma 5,2B okunma
100%

Şırnakta 35 insanın bombalanarak öldürülmesi ile başlayan tartışmalar konuşulmaya devam ediyor. Müslümanlar olarak duygusal ve hamasi tepkilere karşı nasıl hazırlıksız yakalandığımız açısından yine bulanık bir sürece kurban edilen algılar ile karşı karşıyayız. Askeriye, Mit, Hükümet ağız birliği etmişcesine bir yanlışlığın olduğu konusunda hemfikirler. Bu hadise özürle geçiştirilecek bir durum değildir.

İşin vehameti sanıldığı kadar basit değildir. Ortada bir dezenformasyon olduğu belli olmakla birlikte bu durum kimlerin işine yaramıştır? Ölenlerin ve yakınlarının yanına kalan bu hazin durum birilerinin ellerini güçlendirmek veya zayıflatmak amacı ile yapılmış kirli çıkarlar yumağını ortaya koymaktadır. Ortada bir hakikat vardır ceza suçla orantılı olmadığı sürece zulüm devreye girer ve akılları kitler yaşamı ve adaleti ifsad eder.

Marksist düşüncenin avaneleri ile Kemalist düşüncenin avanelerinin çıkar kavgasının bedellerini neden mazlumlar ödemek zorunda kalmaktadır? İman ettiğimiz İslam dini zalime karşı olmayı mazluma sahip çıkmayı bizlere temel bir ilke olarak beyan etmiştir. Görünür durumda bu yaşanılan olay pkk nın elini güçlendirmiş ve yaşanılan süreç açısından rejimin bu tür bir davranış içine girmiş olması kendine harakiri yapan bir çıkmazın yansıması olmaktadır.Sistemin bu süreci okumasında  kendisine nasıl bedel ödeteceğini hesap katmamış olması düşünülemez. Taraf olmayanın bertaraf olacağı düşüncesi kabule dönüşmüş olmasından dolayı olayları sağlıklı bir tahlile  tabi tutmadan erken düşünceler  serdertmek ve kati kanatler oluşturmak bir kısım insanları kendi içinde tutarsızlığa düşürmemelidir.Bu  yaşanılan katliam sürecine karşı adalet ve hakkaniyet ölçüsünde olması gerekenler bu  zulme duyarsız kalmaları kabul edilemez. Bombalanan yerlerin yerleşim merkezi olmaması oradaki insanların "kaçakcı" olması veya PKK sempatizanı olma ihtimali katledilmelerini meşru kılmaz.

İnsanı tavırla İslami tavırın arasındaki belirleyici miheng noktası Müslümanlar açısından ayrı bir önem kazanmaktadır. Kürt sorunu devletin rejimin ve bu değirmene su taşıyanların ürettiği bir sorundur. Rejimin ürettiği bir sorunun Müslümanlar tarafından çözülmesi sorunu bizlere yüklenen yükü ağırlaştırmaktadır. Mazlum Kürtlerin gün geçtikçe laikleştirilmesi ve seküler bir algıya doğru çekilmesi danışıklı döğüşün fazla görülmeyen yüzü olmaktadır.Yıllarca Kürtlerin hakkını savunanların Kürtçü ve  pkk cı olmakla suçlanmaları ne kadar zalimane bir tutum ise,meseleye rejimin açtığı pencereden bakıp uluscu ve milli duygular ile bakmakda o kadar  zalimane bir bakış açısını yansıtmaktadır. Vatandaş profilinden değil İslami kimlikten bakılınca fotoğrafın aslını ve tamamını görmek zor olmasa gerek. Yıllarca doğulu halk sistem tarafından tecrit edilmiş, zulum edilmiş ve baskı görmüştür. Bu hakikatle yüzleşmek birçokları için gecikmiş bir itiraf olsa da Müslümanlar bu konuda daha net görüşler ve düşünceler ile taraflarını belli etmek zorundadır. Rejim tarafından Müslümanlar zulüm görmüştür, Kürtler zulüm görmüştür, Müslüman Kürtler iki defa zulüm görmüşlerdir.

Uluderede yaşanılanları bu süreç içinde tahlil ettiğimizde puslu hava geçmemiştir. Yanlış istihbarat neticesinde katledildiği varsayılan bu insanların bu kadar zalimce öldürülmesi sadece yanlış bir istihbaratın neticesi midir acaba? Bu hadisenin ipuçlarını şuan itibarı ile görmekte zorlanmasak da ilerleyen süreç içinde daha farklı pazarlıkların yansıması nasıl olacak hep beraber anlayacağız. Diğer mesele öldürülenlerin cenaze namazında tabutlarının PKK'nın propagandasına dönüşmesi ölülerin dahi nasıl hoyratça kullandığı açısından manidardır.

Bir kısım Müslümanlar Şırnak'ta katledilen köylüler için gıyabi cenaze namazı planlamışlar ve bir kısım insanlarda gıyaben cenaze namazlarını kılmışlardır. Cenaze namazı İslam'ın tezahürüdür. Yani İslam'ın yaşam biçiminde Müslüman olarak yaşayan ve ölenin Müslüman olarak öldüğüne şahit olmak ve dua etmek amaçlıdır. Habeşistan Hicreti sürecinde Müslümanlara gönlünü ve imkanlarını açan ve sonradan İslam'la müşerref olduğu için Necaşi'nin vefatından sonra kılınan gıyabi cenaze namazı Müslümanlar tarafından bir örfe dönüşmüştür. Bu uygulama yaşadığımız mekanlarda  hayatlarının sona ermesine  imkan bulamadığımız kardeşlerimizi için başka diyarlardaki kardeşlerimize sahip çıkmanın ve şahit olmanın anlamıdır. Duygu ve hakikatın karıştığı alanlardan birisi de burasıdır. Katledilen insanların mazlumiyeti açıktır, fakat İslami bir hayat çizgileri olup-olmadığı konusunda bir bilgi kamuoyuna yansımış mıdır?

Haksızlık karşısında tavır göstermeye çalışanlar duygusal tepkilerini İslam'ın ölçülerini anlamadan ortaya koymaya başladılar. Ölenin veya öldürülenin mazlum olması o kimseye İslam adına şahit olmaya yetmez. Bunun Allah katında nasıl bir sorumluluk getirdiği bilinmeden duygusal davranmak inanç dünyamızda ve akidemizde ayrı bir vebali beraberinde getirmektedir. Rahmet  dilemek ve Allah için şahitlikte bulunmak İslam'a tâbi olan insanlara ait bir inancın yansımasıdır.

Mazlum olmanın kurtuluş için yeterli olmadığını hatırlatmakta fayda olduğunu düşünerek hatırlatıyorum. Zalimlerin mazlumların duyarsızlığından ve teslimiyetçiliğinden beslendiğini unutmamak gerekir. Uluderede yaşanılanlar kirli bir savaşın kirli bir yüzüdür, olanlar mazlumlara olmaktadır. Mazlumlar ağıtlar  yakmaya devam ederken zalimler fırıldaklarını çevirmeye devam etmektedirler. Mazlumlar kimlerin yanında saf tuttuklarını iyi bilmek zorundadırlar. Başkalarının zulmü ile kendi zulümlerini meşru kılmaya çalışanlara veyl olsun. Elbet taraf olmalıyız ama tarafımızı pragmatist düşünceler veya kinimiz ile değil selim akıl içinde rabbimizin beyanı ile seçmek durumundayız. Olayları ajite edenlere fırsat vermeden eziklik psikolojisi ile kahrederek değil sağlıklı bir muhakeme ile hesabımızı vereceğimiz yegane mercinin Allah olduğu bilinci ile hareket etmek zorundayız.

Hud Sûresi 113: Ve zulüm yapanlara yakınlık (sempati) göstermeyin ki, size de ateş dokunmasın. Allah'tan başka yardımcılarınız da yoktur. Sonra yardım da göremezsiniz. 
 

Paylaş X Facebook

Yorumlar 3

M Mehmed Akgül 01 Ocak 2012

Bu şırnak olayları hakkındaki düşüncelerinizi taraf olmadan İslami açıdan değerlendirerek bazı gerçekleri serdetmeniz çok doğru olmasına rağmen Birde meseleye başka bir açıdan baksanız acaba bütün suçlu hükümet veya bu rejimmidir,diye düşünmemiz gerekmezmi? hani adamın evi soyulmuş her gelen hırsızı haklı çıkarmak adına adama evini kitli tutsaydın alarm takdırsaydın böyle olurmuydu derken adamın canı yanmış yahu hırsızın hiçmi suçu yok deyivermiş .Şimdide benim ülkemde ilk defa laik sisteme karşı yumuşak bir başkaldırı ve kademeli olarak İslama bir yöneliş var elhamdülillah,Katı ve ceberrut bir laik sistemin tuttuğu köşe başlarını birden bire değiştirmek veya yok sayarak her şeyi güli gülistanlıkmışta sanki bu hükümet bu gülistan bahçesinin güllerini koparmış gibi bir imaş yaratmanıoz gerçeklere ne kadar yatkın hiç merak ettinizmi? Bundan fazla değil yirmi yıl öncesini bir düşününüz 78 80 li yıllara bir geri dönünüz ve günümüzle mukayese edilemeyecek derecede İslama karşı bir zulüm söz konusu değilmiydi? ama şimdi yavaşda olsa bir uyanış bir hoş görü bir yaklaşım mevcut bunlar kulak arkası edilerek insaf dışı eleştiriler islama hizmet diye gösterilemez, asrı saadet döneminde hz Osmanı ra hz Aliyi ra hz Ömeri ra İslam adına katledenlerinde o günlerde kendilerine göre bazı gerekçeleri vardı ama ne yazıkki bu saçma sapan gerekçeler yüzünden islamın direkleri yıkıldı müminler biri birilerine düşürüldü ve iki İslam ordusu biribirine düşürüldü sonuç hasan jüseyin efendilerimiz gibi peygamberin göz bebeği torunları sözde islam adına katledildi. Neden hep birlik beraberliğin altına konulan nifak tohumlu dinamitlerden ve ne acıki bu katliamlar ve ayrılıklar hep sözde hak adına yapılıyor zannediliyordu. Ama ne yazıkki hepisi sadece koltuk sevdasına vede hükümranlık adına yapılıyordu ,işte bu günkü şırnak olaylarının arkasında yatan gerçekler budur burada kurulu bir sistem vardır, bir devlet vardır, ve bu devletin yönetimi derin devletin arzu etmediği bir hükümet tarafından ,ve derin devleti deşifre etmek için elinden gelen gayreti sarfetmektedir,işte bu yüzdendirki derin devletin beslemesi pkk denilen terör örgütü sıkıştırıldığı köşeden çıkabilmek uğruna yanlış istihbaratla göya temsilcisi olduğunu idddia ettiği halkının gençlerini tuzaklayarak imha etmektedir veya ettirmektedir, burada dikkat edilmesi gereken husus bir bütünün bölünmesi için y6apılan savaşı görebilmektirki.. burada eğer İslami görüşü baz alacak olursak islam barış dinidir, birlik ve beraberliği tavsiye eder, öyle ise müslüman bölmeye çalışanların değil bir bütünü korumaya çalışanların yanında yer almalıdır. Ama ne acıki islam ve hayat gibi bir site adı altında fikirlerini yayınlayan kardeşlerimiz sanki pkk nın sözcülüğüne soyunmuşlar gibi vur abalıya taktiği uygulamaktadırlar bu din adınada islam adınada çok esef verici bir durumdur ALLAH rahmetiyle merhametiyle islah eylesin demekten başkada bir şey bulamıyorum

EDİTÖRÜN NOTU: Değerli okurumuz Mehmed Akgül, sitemiz yazarları asla ve asla ulusalcı-laik PKK örgütünün sözcülüğüne sorunmamışlardır. Bununla ilgili bir cümle bile örnek vermeniz mümkün değildir. Türkiye toplumu Türkçü-ulusalcı rejimin söylemlerine öylesine alıştırılmış ki, bir konuda tüm ulusaalcı yaklaşımları reddedn İslami tavrı ortaya koymayı bu şekilde algılayabiliyor maalesef. Lütfen hakkaniyetli olalım.

A Ahmet Turgut ULUCAK 01 Ocak 2012

şırnakda yaşanılan olayları hakkaniyet içinde tahlil etmeye çalışırken yorumları dikkatle okumaya çalışırken özellikle mehmed akgül arkadaşımız konuya islami açıdan değerlendirmede bulunduğumuzu beyan ederken bazı gerçekleri serdetmişiz demekki serdetmediğimiz görüşlerde vardı.Bu konuda göremediğim eksik bıraktığım yerler olabilir kendimi bundan müstağni görmem mümkün değil elbet.Lakin arkadaşımızın olayları değerlendirdiği alan sırtını mevcut hükümete hatta ülkeyi savunma psikolojisi içinde eleştiride bulunması durduğu yer açısından önemlidir.Mevcut hükümetin statükoyu sahiplenmesinin müslüman toplum üzerinde oluşturduğu edilgen yapının tezahürü olsa gerek.Asrı saadet olaylarını değerlendirmek bu yazımızın konusu değildir.Gerekirse bu ayrı konu olarak ele alınır.Sistem karşıtı olmak veya sistemi savunmak sisteme bakış açınız ile orantılıdır.Yazıyı bütünlük içinde anlamamanın sorunu olarak görüyorum bu eleştiriyi.Kemalist laik ideolojin avaneleri ile marksist düşüncenin avaneleri içinde bir müslümanın taraf olması nasıl kabul edilebilir?İslami tavır ve düşünce pragmatist mantık ile oluşamaz geçiş süreci gibi görülen bu durum müslümanları ve mazlumları sisteme entegre etmenin sinsi bir oyunu olduğunu görmek gerekir.Laik rejimin kemalist düşüncenin vesayetini red etmemiz gerektiği gibi ideolojik saplantılar ile mazlum edebiyatı yapan her türlü marksist ve demokratik algılarıda red etmemiz sahip olmamız gereken müslüman kimliğimizin bir hakikatı olması gerekiyor.Eleştiri hakkınız her zaman olmakla birlikte söylemdiğimiz ve kabul etmediğimizi bir sözü ve düşünceyi bize mal edilmesini hakkaniyete uygun olmayan bir durum olarak görmek durumundayız.Yazının baştan sona bir daha okunmasını tavsiye ederek anlama sorununun ortadan kaldırılmasını tavsiye ederim. selam ve dua ile

C Coşkun Uzun 01 Ocak 2012

Mehmet Bey; size sitemizde aynı konu ekseninde yer alan, bir başka güzel yazı için yapmış olduğunuz yorumlarınız dolayısıyla: “Kıymetli Mehmed Akgül ağabey..... bir sonuç olan 35 köylünün katledilmesi hadisesinden hareketle bölgedeki sorunların temel kaynağına dikkat çekilmektedir. Egemenlerin........”kaçakçı" argümanına dahil olmaktansa,coğrafyamızı paramparça eden yapay ulusal sınırları sorgulamız gerektiğini söylemeye çalışıyoruz. ........Neticede bölgede yaşanan tüm sorunlar bir sonuçtur. Bizim yapmamız gereken, sonuçlar üzerinden yorum yapmak yerine, sorunların kaynağına inmek ve ulus-devletin veya onun Kürt versiyonu PKK’nın söylemleriyle değil, evrensel İslami kardeşlik bilinciyle meselelere yaklaşmaktır." denilmektedir.

Bizler ancak ve ancak kardeşlik hukukumuz gereğince konuya yaklaşmak ve bu noktadan duyarlılıklarımızı dillendirmek durumundayız. Konuya yaklaşım ve bakış olarak sanırım aynı yerlerde durmuyoruz.

PKK’nın veya başka birilerinin sözcülüğüne soyunacak tiyniyette olan kişilerin zaten bu sitede ne işleri olabilir ki?

Vur abalıya taktiğinden bahsediyorsunuz. Abalı kim vuran kim hiç düşünüyormusunuz Allah aşkına?

80 yıldır kürdü ve türküyle bu milletin ensesinde boza pişiriyorlar, anasından emdiği sütü burnundan fitil fitil getiriyorlar, ayrımcılığın, zulmün, terör tehcir, tedhiş ve adaletsizliğin en alasını devlet eliyle nöbetleşe yapıyorlar, siz kalkmış neyden bahsediyorsunuz!

Kusura bakmayın ama eleştirdiğiniz insanların sanırım ya yazılarını anlamıyorsunuz yada illaki kendi doğrularınızın paylaşılmasını arzu ediyorsunuz.

Uyanalım artık. Bu memleket bizim. Kimse bize rağmen birşeyler çevirmeye, bize din, ideoloji vs dayatmaya kalkmasın, yeter artık!

Kusura bakmayın ama birileri gibi devleti veya hükümeti kutsayacak ucuzlukta müslümanlardan değiliz!

Ortada terör var, mağdurlar belli, olanlar aşikar ve müslümanca bir bakış açısının, vicdan sahibi yüreklerden akseden bir feveranı var.

Siz kimin tarafında olduğunuzu açıkça ortaya koyun.

Biz zulmen(!) (yanlışlıkla)öldürülmüş olan o mazlum kürt köylülerinin yanında duruyoruz. ‘Umuda kan, Toprağa can düştü’ diyoruz. Yaşananlara karşı insanca ve daha önce müslümanca bir bakışla yaklaşalım sonrada gereken tavır sergilensin diyoruz. Sorunu yaşanan olaylardan değil, olayların yaşanılmasına zemin hazırlayan temele inmekten orayı açık yüreklilikle tesbit etmekten bahsediyoruz.

Lütfen biraz insaflı olun.

Adalet ve hakkaniyet ölçümüzü üç-beş görece iyileşmeye, birkaç göz boyamaya satmayalım, değiştirmeyelim lütfen.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Ahmed Turgut ULUCAK — diğer yazıları

Sitemizde deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Ayrıntı için Çerez Politikası.