İçeriğe atla
19 Ağustos 2026 Künye RSS
İslam ve Hayat Bir Mekteptir — Âl-i İmrân 19
Son Dakika Din nedir? Kur’an’a göre Din ne demektir? (VİDEO) 08:06

Yeni Türkiye ve Laiklik

“Laiklik” adı verilen modern tuğyanın, Âlemlerin Rabbi’ne ve O’nun hükümlerine/insanlar için çizdiği sınırlara teslim ve tâbi olmak yerine, haşa O’na sınır çizmeye, neye müdahil olup neye olamayacağını belirlemeye kalkışma hadsizliğini ifade eden bu azgınlık ideolojisinin tartışmaya açılması bile ne büyük gürültülere yol açtı. Çağdaş putperestler hemen ayaklandı. Tıpkı kendilerinden önceki putperestler gibi “Yürüyün, ilahlarınıza sahip çıkın” nidaları yükseldi putperestlerin meclislerinden. Laikliği tartışmaya açmaya kalkışan Meclis Başkanı’nın partisi ve o partinin kurucusu Cumhurbaşkanı’ndan ise bu çağdaş putperestliğe/laiklik tuğyanına biat eden açıklamalar geldi. “Biz Mısır’da bile laikliği tavsiye ettik” denilerek, adeta “iman tazeleme” seansları gerçekleştirildi. Biz de bu durum karşısında, geçtiğimiz yılın 2. ayında (18 Şubat 2015) kaleme alıp bu sitede yayınladığımız “Lakliğe Veda mı?” başlıklı makalemizi “Yeni Türkiye ve Laiklik” başlığıyla bir kere daha dikkatlere sunmak istedik…

26 Nisan 2016 3 dk okuma 8,7B okunma
100%

Türkiye’de bir şeyler değişiyor. “Eski Türkiye”den ve “Yeni Türkiye”den söz ediliyor. Düne kadar tabu olarak görülen kimi mefhumlar sorgulanıyor, yine tabu kabul edilen kimi yasaklar kaldırılıyor, önemli açılımlar yapılıyor.

“Eski Türkiye”nin iki temel tabusundan biri olan Kürt meselesinde ciddi açılımlar yapıldığı gibi, İslam’ın toplumsal ve siyasal alanlarda hâkimiyetinin de ötesinde görünürlüğünün ortadan kaldırılması tabusu konusunda da önemli gelişmeler yaşandı ve yaşanmaya devam ediyor.

İslam’ın kamusal alanda görünürlüğü konusundaki açılımlar da, Kürt melesinde fıtri hakların iadesi noktasında atılan adımlar da haliyle Kemalist çevrelerde paniğe sebep oluyor, o çevrelerde panik atak nöbetleri yaşanıyor. İktidarın attığı her yeni adımla birlikte Kemalist çevrelerde bir “Laiklik elden gidiyor” yaygarasına tanık olmaktayız.

Aslında Kemalist çevrelerin tepkisinin yanında, aralarında “Yeni Türkiye”nin inşa sürecine aktif destek veren “eski” İslami kuruluşların da bulunduğu çoğu dindar çevrenin olup-biten karşısındaki heyecan ve aktif desteği de “laikliğin elden gittiği” algı ve kabulüne dayanıyor.

Birkaç hafta içerisinde yaşanan iki gelişmenin, “laikliğin elden gittiği” kabulü üzerinden her iki tarafta nasıl bir heyecan ve motivasyona yol açtığını gözlemledik, 12 yıldır olageldiği üzere.

Yaşananlardan ilki, İstanbul’daki Çapa Fen Lisesi okul duvarına, öğrencileri cemaatle namaz kılmaya teşvik ve davet eden bir afişin asılmasıydı.

Oda Tv adlı Kemalist internet sitesi söz konusu afişle ilgili hazımsızlığını "Laikliğe veda" başlıklı bir haberle dile getirdi. Oda Tv sitesinin bu “laikliğe ağıt” haberi, kimi dindar yayın organlarına farklı bir heyecanla aksediverdi!

“Laiklik elden gidiyor” gündeminin bir başka konu maddesi ise, TSK’da uygulanan “cemaatle namaz kılma yasağı”nın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararıyla kaldırılmasıydı.

Bu gelişme de Kemalist çevrelerde “din devletine gidiş”in göstergelerinden biri  olarak algılanırken, dindar çevrelerde oluşturduğu heyecan görülmeye değerdi!

Peki tüm bu olup-bitenler, gerçekten de Kemalist çevrelerin iddia ettiği gibi “laikliğe veda” anlamına mı geliyor? Yaşanan sürecin sonu, yaşadığımız coğrafyada birkaç asırdır Batı ve uzantıları eliyle vizyonda tutulmaya çalışılan laiklik filmi için son demleri mi işaret ediyor?

Bu sorulara olumlu cevap vermeyi ne kadar çok isterdim. Âlemlerin Rabbine karşı insan hevasının sistematik hale getirilmiş tuğyanını ifade eden, yaratmak gibi emretme yetkisinin de yegane sahibi Âlemlerin Rabbi'ne haşa had bildirme, neye karışıp neye karışmayacağını tayin etme hadsizliğinin adı olan laiklik kâbusundan uyanış için bir ışık görsem, bunu müjdelemeyi ne kadar çok arzulardım.

Ne var ki, olup-biteni doğru okumak ve her şeyi hak ettiği yere yerleştirmek gibi bir yükümlülüğümüz var. Ki mü’min olmak adil olmayı, adil olmak da hiçbir şeye hakkı olmayan bir anlam yüklememeyi gerektirir. Bunu yapmak doğrudan doğruya zulüm olur.

Kemalist çevrelerin “laiklik elden gidiyor” yaygaralarını anlıyoruz. Zira onların zihnindeki laikliğin İslam’ın “İ”sini duymaya bile tahammülü olmadığını biliyoruz. Bu sebeple de onların yaygaralarına bakıp laiklik kâbusunun sonuna geldiğimize hükmedemiyoruz.

Türkiye’de 12 yıldır olup-bitenleri, “Yeni Türkiye” için atılan adımların, karılan harçların niteliğini doğru okumaya çalıştığımızda şunu görmekteyiz ki, veda edilen şey laiklik değil, Kemalistlerin dünyada miadı dolan jakoben laisizmi.

Evet, bugün Fransız tipi laikliğin adım adım terk edilmekte olduğuna tanıklık etmekteyiz. Lakin onun yerine konulmaya çalışılan değer Âlemlerin Rabbi’nin hükümleri, Hududullah’ın hükümranlığı değil.

Dinin görünürlüğüne hiçbir şekilde tahammülü olmayan jakoben laiklik yerine, dinin, seküler egemenlik ilişkilerine müdahil olmadan toplumsal ve hatta siyasal alanda görünür olmasını kabul eden ılımlı laikliğe geçiş yaşanıyor.  Fransız tipi laiklikten, ABD ve İngiltere gibi ülkelerde uygulanan Anglo-Sakson laikliğe geçiş yani...

Tayyip Erdoğan’ın, Muhammed Mursi’nin Cumhurbaşkanı olduğu dönemde Mısır’da yaptığı konuşmada vurguladığı laiklik de buydu zaten.

Birileri, jakoben laiklikten ılımlı laikliğe geçiş sürecini, İslam’ın hâkimiyetine giden bir merhale olarak görüyorsa, kimsenin rüyasına müdahale etme hakkımız olamaz. Ancak, akidevi açıdan Fransız tipi laiklik ile Anglo-Sakson laiklik arasında milim fark olmadığını ve bâtıldan hakka giden bir yolun olamayacağını hatırlatmayı görev biliriz.

Paylaş X Facebook

Yorumlar 5

F fatih 01 Ocak 2012

Şükrü abi selamun aleykum..

Yerinde hatırlatman için kalemine, yüreğine sağlık.
İlk günkü iştiyakla bir kere daha okudum ve ne yazık ki tespitlerinin doğru olduğunu üzülerek gözlemledim.Rabbim akidevi savrulmaların zirve yaptığı bu dönemde kalplerimizi dininin üzerinde sabit kılsın inşaallah.

Selametle..

H HUSEYİN ŞAŞMAZ 01 Ocak 2012

ALLAH’IN MÜLKÜNDE ALLAH’IN SÖZÜNÜ GEÇERSİZ KILMAK KÜSTAHLIĞIDIR
LAİKLİK; NE İSLAMİ’DİR NE DE İNSANİDİR
LAİKLİK ŞEYTANİ BİR AKİDEDİR
http://islamiyontem.net/makale.php?id=57

Ş Şahin YETİK 01 Ocak 2012

Laiklik kesinlikle olacak ancak ne olduğu ve tanılaması yapılmayacak biz nasıl istersek içini öyle dolduracağız demek ile baş örtüsünün herhangi bir kanunla tescillenmeden görece serbest bırakılması arasında oynanan oyun açısından hiçbir fark yoktur. Allah devletimize karışmasın demek Kuranın devlet yönetimi, sosyal ve siyasal ve hukuki alanda ki bütün ayetlerini reddetmek demektir ve bu da tağutluktan başka birşey olamaz.

Ş Ş. Hüseyinoğlu 01 Ocak 2012

Dautoğlu’nun bu konudaki son açıklaması, 1 yıl önce yaptığımız tesbitin haklılığını teyid eder nitelikte:

“Ankara’da AK Parti İl Başkanları Toplantısı’nda konuşan Başbakan Ahmet Davutoğlu, haftaya damgasını vuran ”laiklik" tartışmasına son noktayı koydu.
Davutoğlu, AK Parti’nin hazırladığı yeni anayasa taslağında “laiklik” ilkesinin var olduğunu hatırlattı ve devletin niteliklerinin tartışma konusu yapılamayacağını ifade etti.
Davutoğlu şöyle konuştu:
Devletin nitelikleri bizim tartışma konumuz değildir. AK Parti’nin hazırladığı yeni anayasa taslağında laiklik ilkesi vardır. Otoriter bir laikçilik anlayışı değil, özgürlükçü bir laiklik anlayışına anayasamızda yer vereceğiz. AK Parti bu konuda farklı arayış içerisinde de değildir ve bu konuda da herhangi bir spekülasyon yapılmasını kesinlikle doğru görmüyoruz." (Kaynak: Haber 7)

Ç Çetin Yıldırım 01 Ocak 2012

Eğer yeni anayasa da özgürlükçü LAİKLİK olacaksa yazılmasına gerek yok. Neticede anayasa çerçeveleri
belirler. Kısaca Laiklikte dinlerin sınırlarını belirleyecek. Kısaca İSLAM Devlet aygıtının belirlediği alanlarda istediği ölçüde var olacaktır. Şimdi abdest alma sırası anayasada oda artık kutsal olacak.
Son nokta şu; Müslümanımsı Laiklikte var olacak. Erdoğan “Yeni anayasada İslami vurgu olmalı” görüşleri için de “Bunların hepsi boş şeyler. Anayasada bu ülkedeki tüm dini grupların inançları güvence altına alınıyorsa, devletin tüm inanç gruplarına eşit mesafede olması esas alınıyorsa, özellikle İslam’a vurgu yapmaya ne diye ihtiyaç olsun?” En azından İSLAM ismi kullanılmaz inşallah yeni ANAYASA içinde.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Şükrü HÜSEYİNOĞLU — diğer yazıları

Sitemizde deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Ayrıntı için Çerez Politikası.