"ANNELER GÜNÜ"

Yasin AYDOĞAN


Her yıl, mayıs ayının ikinci Pazar günü, bütün dünyada anneler günü ve yine her yıl haziran ayının üçüncü Pazar günü de babalar günü olarak kutlanıyor. İlk kez nerede kutlanmaya başladığına dair araştırdığınızda Amerika’nın bir eyaletinde 1900’lü yıllarda hatta daha geriye giderek antik Roma devrinde kutlandığı iddiası ile karşılaşıyorsunuz. Meğer analara babalara Antik Roma’da değer verilmeye başlanmış da haberimiz olamamış. Ben ağlamayım da kimler ağlasın!..

 

Yeryüzünün ilk misafirleri, insanlığın ilk annesi ve babası, Hz. Havva ve Hz. Adem.

Kur’an’ın verdiği bilgiye göre, Vahy Hz. Adem’le gündeme geldi ve insana yol göstermeye başladı. Tabii ki haklarda vahy’le birlikte gündeme geldi. Biz her bir şeyin hakkını, neyin ne kadar hak sahibi olduğunu ancak Şanı yüce Rabbimizin insana teklifi olan ilahi vahy’den öğreniriz-öğrenmeliyiz.

 

İnsan vahy’e kulak vermediğinde hak mı kalır Allah aşkına? İnsana kalırsa hak-hukuk dağıtmak, yanmışız vallahi! Size yine sizin cinsinizden biri hak verecek? Bunun hiçbir garantisi yok... Rabbimiz hükmünde şeriki olmayandır. Kimin ne hakkı var, kimin hukuku ne ve nereye kadar bunu ancak Allah bilir ve bildirmiştir elhamdulillah. Ana baba hakkımı? Kur’an gibi pırıl pırıl kitabi-teorik, sünnet gibi berrak ameli-pratik kaynağımız, daha özetle ilk insanla başlayan vahy gibi eskimez, sönmez, pörsümez, bitmez, tükenmez, yıpranmaz, yok olmaz, kelam-ı ilahi varken antik Roma’dan yahut çağın somut firavunlarındanmı alacak-öğreneceğiz hak hukuku, ana baba hakkını?

 

Kur’ an çok açık olarak ,anne babaya mutlaka iyilikle, güzellikle davranılmasını öğütler, hizmette kusur edilmemesini, hatta “öf” bile denmemesini hassaten vurgular. (Nisa 36-En’am 151-Lokman 14,15-İsra 23)

"Ana-babasını dîne uygun hizmetleriyle râzı eden kimse, Allah’ı râzı etmiş olur, onları gazaplandıran, Allahı gazaplandırmış olur.” (İ.Neccâr)

 

“Anasına-babasına âsî olan mel’ûndur” (Hâkim)

 

Gelelim ciddi bir kalite kaybı yaşadığımız bu günlere. Yaşlandığında, anne ve babasını bir kambur telakki eden ve huzur evlerine göndermenin derdine düşen az insan yok yaşadığımız toplumda. Sizce huzurevi, darul aceze, yaşlılar yurdu bu kadar çoksa bir ülkede, anneler-babalar günü kutlamanın anlamı var mıdır? Zavallı atılmış-dışlanmış ana babalar ise, bir gün bile olsa evlerinde kendilerine yer bulma-ayırma fedakarlığı gösteremeyen hayırsız, yabancılaşmış evladının getirdiği bir demet çiçek için bile, Rabbimizin onlarda yarattığı şefkat ve merhamet duygusunun bir tezahürü olarak, mütehassis olup, dolu gözlerle tüm acılarını unutup çocuklarını bağırlarına basabiliyorlar.

 

İslam’ın terbiye ettiği örnek toplumlarda, terbiyeli, terbiye almış, Rabbinin hükümlerine seve seve teslim olmuş, yani alemlerin Rabbinin hükmüyle terbiye olmuş ve bu terbiye yöntemine baş-göz üstüne demiş toplumlarda, insanlar yolda karşılaştıklarında hal hatır sormayı ihmal etmezler. Mesela anadan babadan, hal hatırdan soracaklar, şöyle tevcih ederlermiş suali: Valide-i muhtereminiz nasıllar, afiyettedirler, sıhhatleri yerindedir inşaAllah?

 

Şimdi şöyle soruluyor: “Senin moruk hala yaşıyor mu?”

 

Kambur, yük, başa bela, sıkıntı, tahammülü zor moruk olarak algılanıyor ana babalar.

Tüm ana babalardan özür dileyerek...

 

Yaşlanınca ana babalar, evlatlar, evvelinden bir yer bulmanın telaşına kaptırıyorlar kendilerini. Şöyle punduna getirip fazla da dallandırıp budaklandırmadan işi kotarmaya, bir şekilde uygun bir yaşlılar yurdu, darul aceze bulmak için çırpınıyorlar. Sonra derin bir oohhh!

 

Büyük bir yükü sırtından atmanın engin mutluluğunu(!) yaşıyorlar.

 

Annesi seslenmiş oğluna: Yavrum!

Oğlu: Buyur anne.

Annesi: “Gel” demiş.

Oğlu : “Niçin anne?”

Annesi : “Gel bana ihtiyacın var.”

 

Sana evimde yer olmasa, seni evden atmaya çalışsam-atmış olsam da mı anne?

Seni 364 gün aramasam, sormasam, başka mekanlara layık görsem de mi anne?

Sana sadece yılda 1 gün değer versem, bir buket çiçekle gelsem de mi anne?

İnanın yine aynı cevabı verirler:

“Evet yavrum! Gel bana ihtiyacın var.”

 

Yılda bir gün değil, bir ömür bile çabalasak haklarını ödemiş olamayız.

 

Modern sapkın aklın dolmuşuna binmeyelim.

 

Cicili bicili, ambalajı süslü paketlerine aldanıp müşteri olmayalım.

 

Hak-hukuk, El Hakk olan Rabbimizin beyanlarından/direktiflerinden öğrenilebilir ancak.

 

Rabbimiz! Senin haklar diye sunduğun hukuka (Hukukullah'a) harfiyyen riayet edenlerden kıl bizi.

 

Allahım! İlahi hukuku bilen ve anlayanlardan eyle ki, kulların hukukuna (hukukul ibad) haksızlık etmekten kaçınalım.

 

Tüm ana ve babaların hakları mübarektir. Onlara o hakları Allah tebarek ve teala vermiştir.

 

Selam olsun iman-hidayet üzre olan ana babalara, iman-hidayet nasib olsun Allah’ tan uzak ana babalara.

 

Selam olsun yüce Allah’ın belirlediği ana-baba hakkını koruyan Salih evlada.

 

İman-hidayet nasib olsun, hak çiğneyen ve Allah’tan uzak yaşayan hayırsız evlada.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

Makaleler

Hava Durumu


VAN