MÜSAİT ZAMANLAR MÜSLÜMANLIĞI!

Coşkun UZUN


‘Geleneksel Müslümanlık’, ‘Sûfî-Tarikatçı Müslümanlığı’, ‘Ulusçu-Türkçü Müslümanlık’, ‘Amerikancı-Ilımlı-Hoşgörülü Müslümanlık’, ‘Muhafazakar-Demokrat Müslümanlık’ şeklinde coğrafyamızda bilinegelen müslümanlık(!) türlerine şimdilerde bir yenisi daha eklendi. “Müsait Zamanlar Müslümanlığı”.

Çocukların eğitim-okul giderleri ve taksitlerine yetişebilirsek........

Ev, Arsa, İşyeri, Kooperatif için ödemelerimiz yoksa.......

Arabanın taksitleri bittiğinde / aracımız sanayiden çıktığında........

Hastalıktan yakamızı kurtulabilirsek......

Düğün masrafları hele biraz kolaylansın.......

Şu geçim darlığını, hayat pahalılığını atlatıp şöyle bir nefes alalım......

(Laf aramızda) Şeytana uyup şu Allah(cc)’ın belası bankaya da bulaştık ya kendimi asla affetmeyeceğim.....

Hacc belki nasip olmaz ama hayırlısıyla şöyle bir Umre’ye gidebilsek tamamdır inşaallah.......

 

Biz zaten kimin için yaşıyoruz ki?

Bundan sonra nerede çalışıp didineceğiz?

Paramızı, emeğimizi, aklımızı, fikrimizi, zamanımızı kimin için harcayacağız ki?

Allah(cc)’dan gelmedik mi, O’na dönmeyecek miyiz?

Alıp verdiğimiz her nefesin hesabını vermeyek miyiz?

Bütün bunları bilmediğimizi mi sanıyorlar ne....!

 

Şunun şurasında işin ucunu biraz kaçırdık, ağırdan almak zorunda kaldık diye kalkıp bizi tefe koymanın, topa tutmanın, demediğini bırakmamanın ne alemi var canım? Gören duyan da bizim kim olduğumuzu, daha dün ne fedakârlıklar yaptığımızı, nerelerde koşturduğumuzu, elimizi hangi taşların altına koyduğumuzu bilen yok sanacak. Şu içinde bulunduğumuz sıkıntılı halimizden biz memnun muyuz bir sorun bakalım. Her tarafımızda mum yanıyor, adeta yamalı bohça gibiyiz, neremizden tutsanız dökülüyor, görmüyor muyuz sanki?

 

Kusura bakmayın da biraz gevşek davrandığımızı, sorumluluklarımızı elimizde olmayan sebeplerle erteleyerek kulluğumuzu biraz ihmal ettiğimizi biz de biliyoruz herhalde. Birbirimize din öğretmeyelim şu saatten sonra. Lütfen...!

 

Dün veya bu gün fark etmez; ne müslümanlara ihanet edip sırt döndük, ne dinimizi terk ettik, ne de haşa Allah(cc)’ı unutmadık biz...! Hem kimin eksiği, kusuru, kabahati yok ki şu zamanda. Herkesin bir sürü ayıbı, yanlışı, yamuğu, açığı var elbette. Hiç kimse göründüğü gibi değil, bunu bilmeyen mi var sanki.

 

Herkes herşeyin farkında yani. Ama kimse kimsenin iç yüzünü, ruh halini, neler yaşadığını, başından neler geçtiğini, derdini, tasasını, bacasının nasıl tüttüğünü, neden bu halde olduğunu bilmez, bilemez ki..!

 

Malı, can, para, eşlerimiz, işlerimiz, çocuklarımız, elimizin altındaki her şey Rabbimizin bize imtihan için verdiği birer imkân ve emanet onu çok iyi biliyoruz, biliyoruz da, siz de görüyorsunuz halimizi! Bir türlü müsait olup toparlanmaya fırsat bulamadık işte!

Çokk yakında tekrar besmele çekip kaldığımız yerden devam edeceğiz inşaallah. Fakat sizlerde biliyorsunuz ki hayat insanın yakasını hiç boş bırakmıyor...! Birisi bitmeden diğeri başlıyor. İş-güç, ekmeğimizin peşindeyiz. Çoluk-çocuğun rızkı için koşturup, helalinden yedirmek için uğraşıyoruz, ele güne karşı. Namerde muhtaç olmamak bizim bütün çabamız. Fakat tarafımız açıkça belli zaten. Ona kimse bir kulp takamaz. Sistem de malum, hepsi bir yere kadar. Öyle eskisi gibi her şeye göz yumup müsade etmiyorlar..! O devirler çok gerilerde kaldı artık. Bir adım atarken kırk kere düşüneceksin. Ucu nereye gider faydası-zararı kime dokunur iyi hesabedeceksin.

***************

 

Eveeet........!

Şu zamanda, hangi ülkede, nasıl bir ortamda ve ne gibi şartlar altında yaşıyor oluşumuz herkesim malumu. Olağanüstü şartlar altındaydık, kulun bildiğini Allah(cc)’tan saklayacak değiliz herhalde. Uzun lafın kısası düne kadar devam eden ve tamamen bizim dışımızda gelişen olaylar vardı.

Kendi elimizde olmayan şu pek çok engeli de Allah(cc)’ın izniyle aştıktan sonra, eğer sağ olursak(makul, meşrû, caiz kategorisindeki yoğunluklarımız sebebiyle) bu güne kadar gereği gibi üzerinde duramadığımız için askıya alıp ertelemek zorunda kaldığmız, ama bir türlü içimize de sinmeyen, tüm İslâmî faaliyet ve koşturmacalara, davet ve tebliğ çalışmalarına, ders-kurs işlerine, cemaat olaylarına girip bütün ciddiyet ve samimiyetimizle çalışacak, hem Allah(cc)’ın dinine, hem de kendimize yardım edip ahiretimize yatırım yapacağız inşaallah.

Ve arayı kapatmak için bu uğurda canla başla çalışıp az zamanda çok işler başaracağız. İnanmıyorsanız bekleyin ve görün.....!

İnşaallah..(!) kulluk ve sorumluluklarımızı harfiyyen yerine getireceğiz. Aynı eskiden olduğu gibi, dört dörtlük bir müslüman olacağız...! İslâmî bir çalışma neymiş, nasıl yapılırmış herkes görecek...! Gerekirse dumanını bile attıracağız. Bizi kuşatan şartları aşmaya, onlardan kurtulmaya çalışıyoruz. Yeter ki müsait olalım. Arkası gelecek inşaallah.

Elimizi çabuk tutarsak, bu davaya çok kısa zamanda kaliteli elemanlar yetiştirecek, olmadı başka guruplardan adam kafalamak suretiyle çok büyük projelere imza atacağız. Bırakın İslâmî hareketi, dört başı mamur bir devrim yapmak bile işten değil. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Biz başladığımız işi yarım bırakmayız, istedik mi de yaparız Allah(cc)’ın izniyle. Yeter ki başlayalım. Arkası gelir alimallah!

Şey, unutmadan küçük birkaç ayrıntı ve makul bazı çekincelerimiz var.....!

Yapılması gereken işler, gidilecek yerler, söylenecek sözler, takip edilecek müfredat, ders, kurs işleri, sohbet, islami faaliyet, hizmet ve çalışmalardan dolayı diyorum;

Herhangi bir risk yaşamayacaksak.......

Birileri bize kulp takmayacaksa........

Yani adımız lekelenmeyecekse......

Üstümüze laf gelmeyecekse.......

Fincancı katırlarını ürkmeyeceksek........

Sakıncalı piyade ilan edilmeyeceksek.......

Aç susuz, uykusuz kalmayacak, yorgun düşmeyeceksek....

Üstümüz başımız kirlenmeyecek, saçımız sakalımıza, gecemiz gündüzümüze karışmayacaksa......

Sorulup soruşturulmayacak-fişlenmeyecek, bir yerlerden kırmızı çizgi yemeyeceksek....

Yolumuz kesilmeyecekse.........

Bedel ödemeyeceksek......

 

Rahatımız bozulmayacak ve mevcut düzenimize karışan olmayacaksa.......

Kendi özelimize, alışkanlıklarımıza laf eden olmayacaksa.....

Zor elde ettiğimiz hayat standardımızdan, mütevazi zevklerimizden taviz vermek gerekmiyorsa........

Yani burnumuz dahi kanamayacaksa......

 

Hatta gireceğimiz bunca sıkıntı, yaptığımız onca fedakarlıktan, stresten, olası zorluklardan sonra birileri bizi takdir edecekse; aferin, işte bu, sensin diyeceklerse..... Hele bir de müsaitsek, yapacak başka işimiz, gidilecek başkaca yerimiz yoksa, tadılacak dünya nimeti kalmadıysa...!

Görecekesiniz, nasıl bu coğrafyanın örnek müslümanları olacağız..... Çünkü dikkatlerden kaçan bir şey var. Bizler beklenen, yolu gözlenen “Öncü Kur’an Nesli”yiz. Kim bilir belki devrim bile ihraç ederiz. Tevazuya gerek yok, aslında hepimiz birer kapasiteyiz..!

‘Nerede o yoğurdun bolluğu’ mu diyorsunuz, ‘sayı saymayı bilmiyor veya hiç sopa yememiş’ mi diyorsunuz? Yanılıyorsunuz beyler. Hele siz az biraz bekleyin. Bekleyin ve görün neleri başarıp nasıl karizmatik imzalar atacağımızı...!

Bu dava mı bize muhtaç, yoksa biz mi bu davaya muhtacız.....?

Biz mi bu davaya izzet ve şeref katacağız yoksa bu dava mı bize izzet ve şeref kazandıracak bunu bir öğrenebilsek..!

Şu bizi kahreden meşguliyetlerden kurtulup bir de müsait olabilsek, herşey çok kolay olacak da..!

Allah(cc)’ın dini-davası için özel bir emek-uğraş, ilgi-bilgi, zaman-zemin, güç ve para ayırmanın ne kadar kıymetli bir ibadet olduğunu bir öğrenebilsek..!

 

Her türlü iş-uğraş, meşgale, gezip-tozmalar, zevk-sefadan, dünyalıktan sonra eğer hala boş-müsait-arta kalan-fazladan zamanımız olursa bunu Allah(cc)’a, dine, kulluğa, ahirete, yani sözde müslümanlığımıza ayırmanın ne yaman bir çelişki, nasıl bir kurnazlık, ne büyük bir sahtekârlık, iki yüzlülük, aldanış, hüsran, günah-vebal olduğunu bir fark edebilsek.....!

 

 

Eveeet...!

Eline marul dikeni battığı için yataklara düşenleri...

Çektiği küçük bir sıkıntıyı, ödediği en ucuz faturayı dahi ömür boyu anlatanları...

Derdini din edinenleri...

En önde fotoğraf çektirip vitrinde konu mankenliği yapanları...

Çeldirici, yıldırıcı, ürkütücü ve korkutuculardan ödü kopanları....

Hobilerinin, fobilerinin veya korkularının esiri olanları.....

Güce, güçlüye, statükoya yaslananları.....

Devlet tanrısı ve resmî ideolojiden medet umanları.....

Dinden kazanıp dünyasına harcayanları değil....!

 

Dünyadan kazanıp dine harcayanları......

Dinini dert edinenleri.....

Kaçmaktan kovalamaya fırsat bulamayanları....

İşi vaktinden çok olanları.....

Canları pahasına kulluk nöbetine duranları.....

Vakti ve sorumluluklarını kuşananları....

Sadece Allah(cc)’a dayanıp güvenenleri selâmlıyoruz...!

 

Bu davanın perde gerisindeki gariplerini, hizmetkârlarını, adsız kahramanlarını, yolumuzu aydınlatan gerçek dava adamlarını, hürmet ve muhabbetle selâmlıyoruz....!

****************

Aman Allah(cc)’ım sayılı günler nasıl da çabuk geçiyor...!

Her şey buz gibi hızla eriyor...!

Zaman su gibi akıp gidiyor....!

Ömür sermayemiz bitiyor.....!

Ve ecel kapıda......!

Kim bilir belki yarın belki yarından da yakın....!

O’nu haber veriyoruz.....!

Eğer müsaitseniz, zamanınız varsa....!

YORUMLAR
  • Meryem durdu   17-10-2017 23:12

    Vay bizim acınası hallerimiz, vah bizim halimizin acınası izahı..

  • Hızır yıldırım    12-10-2017 05:20

    Dönem itibarı ile insanlık tembelizim'e savruldu. İbadetlerimizi nerde ise teknoloji aygıtları yapacak. Biz iman edenler işi sıkı tutmak zorundayız. Ümit ve korku arasında dengeli ümmet profilini çizmek zorundayız. Bu konforizm zamanında işimiz kolay değil, ama önceki ümmetlerin durumuda kolay değildi. Vesselam

Diğer Yazıları

Makaleler

Hava Durumu


VAN