
"Denizi" Arama Sonuçları

“Günaha düşmek” insan olmamızın bir sonucudur. Her insan her yerde, her zaman ve her an günaha düşebilir. Ancak “günahta yüzmek, günahla yaşamak, günahın içinde debelenmek, günahın içinde sevinç çığlıkları eşliğinde ıslık ve alkış çalmak, günah çukurunda sakız çiğnemek veya mutluluk pozlarını vermek, günah denizinde yüzmek, hiçbir şey olmamış gibi davranmak” Müslümanlara ait bir ahval değildir.

Fransa ve İngiltere’nin, Manş Denizi'ni geçmeye çalışırken boğulan 31 mültecinin ölümlerini saatlerce seyrettiği ortaya çıktı. Faciada sağ kalan iki mülteciden biri olan M. İbrahim Zada korkunç saatleri şu şekilde anlattı: İngiliz polisini aradık, yardımcı olmadı. Fransızlar ‘İngiliz bölgesindesiniz’ dediler. Birbirimizin ellerini tuttuk. Şafağa kadar kimse ölmedi, sonra çoğu can verdi. Artık dayanamayarak botu bırakan kişiler birer birer öldü.

Aylan bebeğe biraz ağladık sonra sığınmacıların grup grup Ege Denizi'nde ölmelerine alıştık. El açıp para isteyen sokaktaki dilenci, mülteci ve ihtiyaç sahibinin yanından para vermeden geçmeye alıştık. Suriye'de Rus bombardımanından kaçan çoluk çocuk, genç yaşlı binlerce Halepli Türkiye sınırına doğru kaçarken dünyanın seyirci kalmasına da alıştık.

Esed rejiminin zulumlerinden kaçarak Avrupa'ya sığınmak isteyen Suriyelilerin, ölümü göze alarak botlarla çıktığı umut yolculukları devam ediyor. Ege Denizinden Yunan adalarına geçmeye çalışan mültecilerin bindikleri botun batmaması ve sağ salim kıyıya ulaşmak için Kur'an okuyup dua etmeleri cep telefonu kamerasıyla görüntülendi.

Aydın Didim açıklarında 12 Kasım 2015 tarihinde mültecileri taşıyan bot, Yunanistan Sahil Güvenlik Ekipleri tarafından batırılmak istenirken Türk Sahil Güvenlik Ekipleri ise mültecileri son anda kurtardı.

Andaman Denizi’nin ortasında hayat mücadelesi veren 350 Arakanlı Müslüman, hayata tutunmakta zorlanıyor. 350 mülteciden 10'unun öldüğü bildirildi. BM verilerine göre şu an 6 bin Arakanlı denizlerde ölüme terk edilmiş durumda

Katı materyalist sürecin ardından bu sefer modern insan başka bir uca savrulmaya başlayacak, tabiatla ilişkisine anlamı kendinden menkul bir kutsiyet atfedecektir. Modernitenin "anlam"dan arındırdığı zihinler, içine düştüğü anlamsızlık denizinde bitkiyle, hayvanla kendini eşitleyen panteist bir anlayışa savrulmaya başlıyor. Yeniden tabiatla ilişki kurmaya çalışırken bağlamından kopmuş bir romantizmin esiri oluyor.

Muhaliflere yardım diye Libya'yı bombalayan NATO, Libya'dan kaçan mültecileri ise uluslararası tüm kurallara rağmen denizin ortasında açlıktan ölüme terk etti

"Ahmed Eflaki’nin deyimiyle bir gün ‘kıskanç fakihler’ Mevlana’ya, “Şarap helal midir veya haram mı?” diye sorarlar. Mevlana taşın geldiği yeri anlamıştır… Soru, Şems-i Tebrizi’yi hedef almaktadır... Şöyle der: “İçsen ne çıkar, çünkü bir tulum şarabı denize dökseler deniz değişmez ve denizi bulandırmaz. Bu denizin suyu ile abdest almak ve onu içmek caizdir. Fakat küçücük bir havuzu, şüphesiz bir damla şarap pisletir. Böylece tuzlu denize düşen her şey tuz hükmüne girer. Açık cevap şudur ki, eğer Mevlana Şemseddin şarap içiyorsa, her şey ona mübahtır. Çünkü o deniz gibidir. Eğer bunu senin gibi bir kahbenin kardeşi yaparsa, ona arpa ekmeği bile haramdır.” İşte sizin, “Dertli, hüzünlü; öteki âlemi öncelediğini” iddia ettiğiniz mülayim Mevlana!"
Makaleler
Hava Durumu