
"Hakikatin" Arama Sonuçları

Direniş bir varoluştur ve her daim samimi insanların eliyle var olacaktır. Şehadetin ne büyük bir nimet olduğunu onlar çok iyi biliyorlar. "Sizin dünya hayatını sevdiğinizden daha çok onlar ahireti seviyorlar" hakikatinin canlı şahitleridir.

Hakikatin farkına varamayanlar dünyada da ahirette de rezil olmaya ve acıklı bir azaba mahkumdurlar. Tevhidden uzak her türlü yaşantı insanı hürriyetten, izzet ve şereften mahrum edecektir. Sömürülmekten, kölelikten, kullanılmaktan, onursuzca yaşamaktan insanı İslam kurtaracaktır.

Meydanlarda Filistin davası ile ilgili samimiyetlerinin sorgulanmasına köpürenler, “İsrail’le ticaret Filistin’e ihanet” yazılı sıradan bir pankartın ekranlara yansımasını hazmedemiyorlar. Peki karanlıklarda bile söylenmesinden korkulan bu hakikatin, mahşerde gün gibi ortaya çıkacağını da mı bilmiyorlar?

Demek ki, bâtıl ancak hakkın gelmesiyle zail olur. Aksi halde bir bâtıl gider bir başka bâtıl gelir. 15 Temmuz darbe girişimi ve sonrasındaki süreç, bu Kur'ani hakikatin en güncel misalidir.

Ramazan Yazçiçek: Çağın tanıkları olarak bizler çözüm keşfine çıkmak zorundayız. Var olan ancak şimdilerde kayıp olan Lâ İlâhe İllâllah hakîkatinin yeniden farkına varmak zorundayız. Bu keşif yeni değil, var olanı yeniden keşif olacaktır. Kök sorunu da kök cevabı da kendinde mahfuz Lâ İlâhe İllallah, insanlık için yegâne kurtuluş reçetesidir.

Aşırılıkları tamponlayabilmek için, hakikatin derinliğine nüfuz etmede acele etmemek, her gruptan müslümanlarla ve farklı cemaatlerle diyalog ve karşılıklı fikir alışverişini önemsemek, hâdiselere çok yönlü ve geniş bakmaya gayret etmek, araştırmaya önem verip taklit ve donukluktan kurtulmak, ahlâken de sabırlı ve hoşgörülü olmak gerekir. Ama, her şeyden önce Kur’an bütünlüğüne vâkıf ve teslim olmak…

Köklü Değişim Dergisi’nin yeni sayısı “Hakikatin Ölçüsü Bilim mi Vahiy mi?” başlığıyla okurlarıyla buluştu. Gündemdeki meseleleri dakik bir şekilde inceleyen, vahiy ve sünnet ışığında çözümler sunan Köklü Değişim Dergisi’nin yeni sayısında birbirinden değerli yazarların makaleleriyle “Din mi, Bilim mi?” tartışmalarına değiniliyor.

Demek ki, bâtıl ancak hakkın gelmesiyle zail olur. Aksi halde bir bâtıl gider bir başka bâtıl gelir. 15 Temmuz darbe girişimi ve sonrasındaki süreç, bu Kur'ani hakikatin en güncel misalidir.

Bu din, Helal ve Haram kılma yetkisinin Allah’a ait olduğu hakikatini yerleştiriyor. Çünkü bu ikisi, ilah olmanın en başta gelen özelliklerindendir. Helal ve Haram kılma yetkisi kimseye verilmemiştir. Burada çokça altını çizeceğimiz Helal ve Haram konusu sadece fıkhî manada bir hüküm değil, yönetim konusundaki yasak koyma ve serbest bırakmayı da içerir.

İktibas lokalinde konuşan Arslan: “İnsan arzuları hakikati temsil ediyor, gerçekliği temsil ediyor bugün insan için. Dolayısıyla da insanın arzuları artık bugün hakikatin kaynağı durumunda, insanın gündelik hayatını düzenleyen otorite halindedir.”

Bütün bir güç, kuvvet ve kudretin sahibi, sayısız âlemlerin, sürüp gitmekte olan sonsuz olayların, hakikatine varamadığımız nice bilginin, nice hikmetin yaratıcısı olan Rabbimize hamd etmek, akıl ve irade sahibi olmanın, insan olmanın bir gereğidir.

Malumunuz dün sözde ''Dünya Kadınlar Günü''ydü. Allah'ın dünyasında Allah'ın dediği olmalı hakikatinin hilafına dünyayı cehenneme çeviren, feminizm gibi batıl dinlerle güya kadına sahip çıkma adına onu daha fazla sömürüp metalaştıranlar lutfedip (!) senenin belli günlerini göz boyamak maksatlı kadınlara tahsis etmişler. Sitemiz yazarlarından Hasan Bakırcı'nın geçen sene kaleme aldığı makaleyi önemine binaen ve dile getirdiği hususlar itibariyle hala geçerliliğini korumasından dolayı yeniden dikkatlerinize arz ediyoruz.

Kur’an nasları ve siyer bilgisinden öğreniyoruz ki, bu anlamda Mekke’de de bir “yerlilik ve millilik” anlayışı ve dayatması söz konusuydu. Darun Nedve merkezli müşrik Mekke oligarşisi, Mekke’deki yerleşik değer yargıları ve işleyişi “yerli ve milli” değerler olarak sonuna kadar savunmairadesi ortaya koyuyor ve şirke, sömürüye, tuğyana dayalı bu değer yargılarını esastan reddederek kendilerini yalnızca Âlemlerin Rabbi’nin ilahlığı ve rabliğine, yani göklerin olduğu gibi yerlerin de hükümranı olduğu hakikatine dâvet eden, dini (dünya görüşü ve hayat tarzı) ancak O’na has kılmaya çağıran Rasulullah (a.s.)’a karşı amansız bir mücadeleye girişiyorlardı.

Bugün insanlık İslam'a her zamankinden daha fazla muhtaç durumdadır. Bu bir iddia değil, ilahi bir hakikattir. Bu hakikatin gerçekleştiğine dair örnekler Asrı saadette, eksikleriyle birlikte Endülüs İslam Devletinde ve son olarak da Osmanlı İmparatorluğu'nda gözlemlenebilir.

Bu din, Helal ve Haram kılma yetkisinin Allah’a ait olduğu hakikatini yerleştiriyor. Çünkü bu ikisi, ilah olmanın en başta gelen özelliklerindendir. Helal ve Haram kılma yetkisi kimseye verilmemiştir. İnsanlar için helal ve haram tayin eden yüce Allah’tır. Ondan başka hiç kimsenin böyle bir yetkisi yoktur. Hiç kimsenin böyle bir hak iddia etmesi düşünülemez. Çünkü bu iddia ilahlık iddiasıyla eş anlamlıdır.

Dava Allah Teala ile olan ahdimize sahip çıkmaktan ibarettir. Bu ahdimizde Allah Teala’ya “O’nun Rabb, bizlerin ise kullar” olduğu hakikatine şahitlik etmiştik. Buna göre elbette Allah Teala hayatımıza müdahale edecek, bizden kulluk bekleyecektir. İşte davamız budur. Allah Teala’ya verdiğimiz sözün gereği olarak kulluk etmektir.

İktibas Dergisi Kayseri Temsilciliği'nin 03 Şubat 2013 tarihindeki konuğu "Hakikatin Göreceliği Sapması" konusuyla Şükrü Hüseyinoğlu oldu.

Sitemiz yazarlarından Şükrü Hüseyinoğlu, 3 Şubat 2013 tarihinde Kayseri Erciyes Tv'de İlahiyatcı-Yazar Abdulhamid Bayırbaş'ın sunduğu "Abdulhamid Hoca ile Hasbihal" programının canlı yayın konuğu oldu. Konu "Hakikatin Göreceliği"ydi.

Aylık eğitim ve kültür dergisi Vuslat, son sayısında sahih "ortak akıl"ın sözcülüğünü yapıyor ve "Kayıt yok şart yok, hüküm ancak Allah'ındır" hakikatini kapağından haykırıyor.

Uluslararası kamuoyu, Batı ülkeleri ve terör örgütü İsrail, Filistin'de yaşanan olayların ardından Abbas ve El Fetih grubuna destek vereceği ve Hamas'ı yalnızlaştıracağı sinyallerini verdi. Tüm bunlar "Küfür tek millettir" hakikatini bir kere daha hatırlattı.
Makaleler
Hava Durumu