
"Sahabe" Arama Sonuçları

Sahabe dediğimiz Kur’an nesli, Muhammed (sav)’in yürüttüğü nebevî tebliğin akıbeti hakkında çıkar merkezli umutlara kapılmadılar. Onlar nasıl bir davaya adam olduklarını çok iyi biliyorlardı.

İhvan’ın güzide mensuplarının hayatlarında şunları görüyoruz: Sapasağlam bir iman ve ilahi aşk. İhlas yüklü kalplerin derinliklerinden doğan çetin bir davet mücadelesi ve adeta sahabe-i kiramdan örnekleri andıran yaşam kesitleri.

Kur’an değişmemiştir, ama Kur’an okuyanlar başkalaşmıştır. Kur’an anlayışı, Kur’an’a bakış, Kur’an’a yaklaşım değişmiştir. Kur’an, aynı Kur’an’dır, ama Kur’an’a yönelmesi gereken insan, Kur’an’a sahabe gibi yönelmiyor.

Selefiliğin nass algısı, başka bir deyişle dini anlama usulü, bize göre onun “İslam’ı bid’at ve hurafelerden uzak olarak, Rasulullah’a (a.s.) bildirildiği saflığıyla anlayıp yaşamak” hedefiyle çakışmayan sonuçlar doğurmakta, özellikle de hadislerin tedvin dönemi öncesinde Rasulullah (a.s.) ve sahabeye atfen üretilen veya yine onlara atfen muharref kültürlerden taşınan bid’at ve hurafelerin benimsenmesine yol açmaktadır.

Kendisine kız verilmeyen Sahabenin muhteşem akıbeti: Sad El Esved Es-Sulemi(ra) TÜRKÇE ALTYAZILI

Eşsiz sahabe neslinin üstlendiği görevi yüklenmeye çalışan kimseler için tek çare; onların yoluna girip Kur’an’la ve Kur’an için yaşamaktır. Öyle ki akıl ve kalplerine, Kur’an’dan başka hiçbir beşer kelamı karışmayacaktır.

İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı (İLKAV), bu yılki "Siyer Paneli"nde çok hayati bir mesele olan "Kur´an, Sünnet ve Sahabe Hayatında, Evladın Ana-Babaya Karşı Sorumlulukları" konusunu ele aldı. Panel 15 Nisan 2018 Pazar günü, İLKAV Konferans salonunda gerçekleştirildi. Bu önemli Panelin video kaydını dikkatlerinize sunuyoruz.

Edebiyle evinde oturan kızdan daha hayalı bir Peygamber’in (sav) Ümmetiyiz. Edebi ve hayayı kaybeden bir ümmet, yok olmanın eşiğine gelmiştir. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem) edeb mektebinde yetişen güzide sahabelerin edebiyle edeplenmemiz gerekmektedir. O’nun kendi dönemi için en hayırlı nesil dediği “Sahabe nesli” örneğimizdir. Allah onlardan razı olsun ki, bu dinde eksik kalacak hiçbir şey bırakmadan gittiler. Kapanmayacak çığırlar açtılar.

Yalnızca tek derdi hakikat olan, bu dünyada yaşayan ama bu dünyayı yaşamayan, bu dünyayı aşma derdiyle yanıp tutuşan, bu dünyanın ayartıcı ve azmanlaştırıcı “nimet”lerini elinin tersiyle iten hakikat adamları, önümüzdeki çakıl taşlarını temizleyerek bizi sâhil-i selâmete çıkarabilir.

Kayseri'de faaliyet gösteren Venhar Kur'an Evi'nin Cumartesi sohbetleri kapsamında yaptığı oturumlar serisinin 28 Mart 2015 tarihli konuşmacısı Sivas'tan Erhan Töreyin idi... Kur'an'ın temel kaynaklardan birisi değil de,TEK DOĞRU kaynak olduğunun altını çizen Töreyin; " Müslüman dinin pazarlayıcısı değil; Şahididir ! Asıl ayrıcalık; soy sop, mezhep, ırk değil; kişinin Allah'ın vahyi ile tanışmasıdır. "Bilgi(bilmek)" İslam'ın amacı değil; aracıdır. Günümüzde Müslümanlar sahabeden bile daha çok biliyor olabilir; ama yaşayamadığı ortadadır." şeklinde konuştu.

Kur'an'ın önermediği, Peygamberimiz (sav)'in hayatında yer vermediği ve sahabe döneminden çok sonraki dönemlerde ihdas edildiği anlaşılan beş adet "uyduruk" gecemiz(!) var.

Temel kaynak olarak Kur'an, sünnet ve sahabe icmasını alan ibn Tumert, taklidi şiddetle eleştirerek insanları dinlerinin kaynağı olarak Kur'an ve sünneti kabule davet etti.

Sahabe kavramının, “sohbet” kökünden türemesi bakımından Peygamberle yakın ilişki içinde olmamış kimselere doğru genişletilmesinin yanlış olduğunu vurgulayan Altın, "Sahabe Hz. Peygamber'in sohbet halkasında yer alanlara verilen isimdir" dedi.

Gerçek mütevâtirde ise -namazın kılınış şekli, vakitleri, ezan, bayram namazları, haccın yapılış şekli gibi- uygulamalara dair bilgiler, daha ilk tabakada -yani Hz. Peygamber döneminden hemen sonra- bile binlerce, onbinlerce sahabe tarafından sonraki nesle aktarılmış, ondan sonra sayıları giderek artan her nesil bu uygulamaları kendisinden sonraki nesle aktarmışlardır. İşte mütevâtir denilen de zaten budur.
Makaleler
Hava Durumu