
"Sonunda" Arama Sonuçları

Selim Sezer: “Görünen tablo, içerdiği kısmi belirsizliklere rağmen İsrail’in başarısızlığını tescil eden bir tablodur. Filistin tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir yıkım yaşayan Gazze, buna rağmen teslim olmamıştır.”

Ebu Ubeyde: "Düşman, 20 günden fazla süren ön saldırının ardından son günlerde Gazze Şeridi'nin çeşitli bölgelerinde kara manevralarına başladı. Gazze düşmana mezarlık olacak, Netanyahu ve askeri liderlerine bu savaşın sonunda diz çökeceklerini müjdeliyoruz."

Resuller ve İslam’ın davetçileri aklı başında insanlardır. Aklı başından gitmiş olanlarsa geçici olan dünya hayatına aldanarak ebedi hayatını mahvetmiş ve günün sonunda da elinde hiçbir şeyi kalmamış kimselerdir. Resuller ise büyülenmiş insanları büyüden azade ederek kendi saf akıllarıyla rablerini bulmalarını sağlayan öncülerdir.

İnsan, Allah’tan gelmiştir ve O’na dönecektir. Eninde sonunda bu yolculuk yine Rabbe dönmekle son bulacaktır. Mesele bu yolculuğun farkında olarak yapılmasıdır. Farkında olan insanın hayreti artar. Hayreti arttıkça kendi güç yetirebildiğini ve asla güç yetiremeyeceği şeyleri tecrübe eder.

Evet, koşmamız gerekiyorsa koşmamız lazım. Sonra geç olabilir, Habibi Neccar hem koşmuştu, hem de hak yolda Resullere destek olmuştu. Ve sonunda Allah’ın rahmetiyle cennete uçtu. Mümin şahsiyetin güzel bir örneği.

İyad Kuneybi “Mursi’nin ölümünün ardından, ona yönelik sempatinin demokratik yönteme yönelik bir sempatiye dönüşmemesi gerektiğini” de dile getirdi. Ürdünlü dâvetçi, konuşmasının sonunda Mursi’ye yeniden rahmet diledi.

Soruyu ilk soran Merryl oldu: “Şeytan İmparatorluğu dağıldığına göre, yerini kim veya ne alacak?” Hiç kimse cevap veremedi. Tam bir şaşkınlık içinde birbirimize baktık. Cevap yerine, bir yığın muhtemel kehaneti mırıldandık. Sonunda Merryl kendi sorusuna cevap verdi: “Biz olacağız. Bir sonraki umacı, yeni şeytan imparatorluğu İslâm olacaktır. Batı’nın, özellikle sınai ve askerî işbirliğinin kendi kimliğini korumak, işleyişini sürdürmek için hâlâ bir şeytana ihtiyacı var."

Hamas'ın Siyasi Büro üyesi Musa Ebu Merzuk, Suudi Arabistan'ın Ramazan ayı sonunda 3 önde gelen din adamını idam etmeye hazırlandığını ifade etti.

Herkesin kesin olarak bildiği gibi dünyadaki yaşam süresi sınırlıdır. Birkaç saat, bir gün, bir yıl, 30 yıl ya da 70 yıl... Ve herkes şunu da kesin olarak bilir ki sınırlı olan herşey eninde sonunda bitecektir. Bir insan 80 yıl da yaşasa, 100 yıl da yaşasa her geçen gün kaçınılmaz olan sona doğru ilerler. Bunun örneklerini istisnasız herkes kendi hayatında görmüştür. Uzun vadeli olarak yaptığınızı düşündüğünüz her plan eninde sonunda geçip gitmiştir. Şu anda geriye dönüp baktığınızda hayatınız hakkında söyleyeceğiniz ilk söz "ne kadar çabuk geçti!" olacaktır.

Hayat, mü’minler için bir imtihan alanıdır. Çeşitli şekillerde denendiğimiz bu alanı, imanın gereğine göre değiştirmek, ıslah etmek, dönüştürmekle yükümlüyüz. Bu görevin başarısı toplu bir eylemliliği de içerir. İslâm’ın ferdî veya toplu şâhidliğini yapmak, gerçek anlamda Müslümanca bir hayat sürdürmek, öyle kolay bir iş değildir. Bu zorlu, çileli ama sonunda ferahlığa (dünyada fethe, âhirette cennete) çıkan yolda, zulme, şirke, tuğyana bulaşmadan yürüyebilmek

İktibas Aylık Sohbetleri’nin konuğu “Türkiye’de Değişimin Yönü”konusuyla dergimiz yazarlarından Şükrü Hüseyinoğlu idi. İktibas dergisi lokalindeki sohbette konuşmacı, Eski Türkiye ile Yeni Türkiye nerede farklılaşıyor, bir İslamlaşma sürecinden söz etmek mümkün mü soruları üzerinde durdu. Salonu dolduran misafirlerce ilgiyle takip edilen sohbetin sonunda soru-cevap ve karşılıklı hasbihal bölümü yer aldı.

Diyanet İşleri Başkanlığı’na ayrılan ödenek bu yıl da yetmedi. Yıla 7.7 milyarlık ödenekle başlayan Diyanet, altı ay sonunda bütçesini 8.3 milyar olarak güncelledi

Davetçi, davasından biraz taviz verirse egemenlik taslayanların adamlarını yani mele’ ve mürtefîni kazanacağı zannına götürüyor ve bu işin dava hayrına olacağı düşüncesine kaptırıyor. Unutulmamalıdır ki, yolun başlangıcında kopardıkları en küçük bir taviz; yolun sonunda tamtamına bir sapıtmaya dönüşecektir.

Ferudun Sinirlioğlu: Bu çokkültürlü coğrafyanın inanç ve din özgürlüğü temelinde seküler, demokratik bir geleceğe doğru yönelmesi gerektiğini de görüyoruz. Zaten 2011’de başlayan Arap Baharı da bu taleple ortaya çıkmıştır. İnsanlar demokrasi talep ediyordu. Demokrasi ve sekülerizm birlikte gündemdeydi. Bu süreç başlangıçta çok büyük beklentilerle hemen netice alınabilecekmiş gibi erken ve aşırı bir iyimserlik havası yarattı. Ama hemen arkasından da büyük bir karamsarlık ortaya çıktı. Ne o iyimserlik doğru yaklaşımdır ne de daha sonra içine düşülen karamsarlık. “Bu bölgenin kültürüyle demokrasi bağdaşmaz” yaklaşımı çok yanlış ve hatta ırkçı bir anlayışın ürünüdür. Akdeniz’in güneyinde ve doğusunda 2011’de başlayan demokratikleşme ve Akdeniz’in kuzeyindeki demokrasilerle ortak paydada buluşma süreci devam edecek. Bu değişim ve dönüşümün ne kadar süreceğini kestirmek mümkün değil. Ama eninde sonunda, halkların iradelerini ve rızalarını yönetimlerine seçimler yoluyla yansıtabilecekleri bir seküler demokratik düzen kurulacaktır. Bu süreç zaman alabilir. Unutmayalım, Doğu Avrupa’da Soğuk Savaş sonrasındaki demokratikleşme süreci de 10 yıl sürdü, hatta bazı yerlerde aslında hâlâ tamamlanamadı. Dolayısıyla beklentilerimizde sabırlı olalım ve hedefi gözden kaybetmeyelim.

Kalem-Der'de Ramazan'ın sonunda Kadir Gecesi çerçevesinde düzenlenen programda Ahmed Kalkan, Mehmet Pamak, Şükrü Hüseyinoğlu ve Ahmed Turgut Ulucak sunumlar gerçekleştirdiler. Programın video kaydını dikkatlerinize sunuyoruz:

Fatih'te faaliyet gösteren Hay-Der, Suriye savaşının gidişatı ve savaşın aktörlerinin tüm detaylarıyla ele alınacağı bir panel düzenleniyor.

Adalet Bakanlığı’nın hazırladığı rapor, suçlarda yaşanan patlamayı ortaya koydu. 2009 ile 2013 yılları arasında kıyas yapan rapora göre, hırsızlıktan cinayete, cinsel suçlardan yaralamaya kadar her suçta artış yaşandı. Raporun sonunda, “suçlular için öngörülen cezaların ağırlaştırılması, cezaevlerindeki koşulların iyileştirilmesi” talebinde bulunuldu.

Geçtiğimiz Cumartesi günü Venhar Kur'an Evi'nde, Müslümanların zihinleri son 50 yıldır allak bullak eden Sistem-Rejim-Devlet meselesi gündeme alındı. Konuşmacı ise, sözlerinin sonunda İslam çerçevesinde bir Rejim-Devlet değerlendirmesi yapan Bünyamin Zeran idi...

Nebevi yöntemin Müslümanlara zor geldiğini, Resulullah (s)'in de Hud suresindeki "emrolunduğun gibi dosdoğru ol" emri gelince, "Hud suresi beni kocattı" açıklamasıyla istikameti koruma konusunun ciddiyet ve önemine dikkat çekişini hatırlatarak, Müslümanların her şartta tevhidi istikameti koruma titizliği içinde olmaları gerektiğini, ama maalesef bu konuda büyük zaaf gösterildiğini, Nebevi yöntemin gereklerini taşımaktan bıkıp yorulduklarını, aceleyle iktidar nimetlerine ulaşmak ya da bir takım kazanımları elde etmek için batıl sistem içi siyasete eklemlenmekte bir sakınca görmediklerini ifade eden Pamak, konferansın sonunda Müslümanlara önemli bir çağrıda bulundu...

İşveren, Soma faciasından sonra hükümetin şartları iyileştirmek için çıkardığı torba yasayı bahane etmiş, üretimi durdurmuştu. Madenciler aylarca işsiz kaldı. Sonunda, daha önce şirketin karşıladığı yol ve yemeği üstlenmeyi kabul eden işçiler çaresiz işbaşı yaptı
Makaleler
Hava Durumu