
"bakma" Arama Sonuçları

Hep sorarım neden bir İslam beldesinde ramazan ayı gelince fiyatlar hep tavan yapar? Merhametin ve adaletin kaynağı olan bir din Ramazan’da nerede? İslam’ın ticaret ahlakı, tüketim ahlakı oruçlu iken olmayacaksa ne zaman olacak? Neden? Neden? Neden? Çünkü içimizde İslam’ın üflediği ruh değil, kokuşmuş kapitalizmin daha çok kazanma ruhu hüküm sürüyor. Hiç kusura bakmayın sokakta ve alışverişte gördüğümüz manzara bu.

ne zaman “Kürt sorunu” gündeme gelse, az önce tepişen fillerden sonra ezilen, gövdesi kırılan çimlerin hüzün verici doğrulma çabası, çırpınışı ya da boylu boyunca yere serilişi canlanır gözlerimde. Olaylara “insan” odaklı bakmayı kendime şiar edinmişim o nedenle. Konuya ilişkin olarak yazdığım ilk kitabımın adının “Kürdinsan” olması da bundan dolayıdır.

İşte fiili işgal altındaki Filistinli kardeşlerimizin ortaya koydukları, her türlü takdirin üstündeki, anlı şanlı direniş bunun karşılığıdır.

Bu yazımızda evlilik kavramına farklı bir pencereden bakmaya gayret edeceğiz. Evlilik nedir, bizim toplumda nasıl algılanır, biraz buraları irdeleyeceğiz. Gelin önce evli kelimesi ne anlamlara geliyor ona bakalım.

Şayet kişisel saltanat ve zevkü sefadan söz edilecekse, Kemalistler aynaya bakmalıdırlar. O saltanat ve zevkü sefa aynasında ulusal putlarını göreceklerdir.

Aşırılıkları tamponlayabilmek için, hakikatin derinliğine nüfuz etmede acele etmemek, her gruptan müslümanlarla ve farklı cemaatlerle diyalog ve karşılıklı fikir alışverişini önemsemek, hâdiselere çok yönlü ve geniş bakmaya gayret etmek, araştırmaya önem verip taklit ve donukluktan kurtulmak, ahlâken de sabırlı ve hoşgörülü olmak gerekir. Ama, her şeyden önce Kur’an bütünlüğüne vâkıf ve teslim olmak…

Mültecileri "beka sorunu", hem de "gerçek beka sorunu" olarak görmek, kusura bakmasınlar ama zamane Bolu beyinin faşizminden aşağı kalır bir faşizm değildir. Hatta o ve benzeri küçük faşistlerin faşizmlerine gerekçe teşkil eden anaç faşizmdir.

Her şeyin yerinden edildiği bir vasatta Allah’ın bak dediği yerden bakmanın yerini, Allah’ın razı olmayacağı yönelimler, yer yer İslâm’la makyajlanmış ideolojiler almıştır. Kaynak: Ramazan Yazçiçek ile ahlak üzerine…

“Ey iman edenler! Siz kendinize bakın, siz doğru yolda olduğunuz takdirde, sapan kimse size zarar veremez…” (Mâide, 105) buyuruyor Rabbimiz. Şayet 28 Şubatla birlikte Müslümanlar arasında bazı zaaflar, olumsuzluklar ortaya çıktıysa, 28 Şubat bunun sebebi değil, ancak aynası olmuştur diye düşünüyorum.

Kur’an’a dönüşün rahmet ve bereketini, fayda ve hayrını göremiyoruz. Çünkü Kur’an’a Kur’an’ın istediği gibi yaklaşmıyor Kur’an’ı öne çıkarttığını düşünenler. İhtilafları çözüme kavuşturmak için okunup teslim olunması gereken Kur’an’ı nice ihtilafların kaynağı gibi görmeyi ve göstermeyi nasılsa başarabilmişiz.

Beş yılda bir yapılan Din Şûrası sempozyumu şâşâ, gösteri, göze hitap etme, göz doldurma bakımından oldukça profesyonel görünmektedir. Her biri alanında uzman akademisyen ve başka vasıftaki kişilerden müteşekkil 350 kişinin beş ayrı komisyon halinde dört gün çalışma yapması göz doldurmaz mı? Lakin Şûranın bâtını zahirine acaba ne kadar uyumludur, bir de ona bakmak gerekir.

Tabi kadın anlamadı ne dediğini. İyi ki anlamadı. Ben de cevap vermedim, sadece bakmakla yetindim. Bazen böyle oluyorum. Uzun uzun şunu düşündüm: "Yabancı" düşmanlığımız, kendimize olan yabancılaşmanın üzerini örtmüş!

Kalem-Der'in bu haftaki Cuma Vaazın'da A. Turgut Ulucak hoca, Allah'ı Dost Edinmek ve Vekâlet konusunu, Cuma Hutbesinde de Asım Şensaltık İhvan-i Müslimin'e Nasıl Bakmamız Gerektiği konulu bir hutbe sundular

“Ey iman edenler! Siz kendinize bakın, siz doğru yolda olduğunuz takdirde, sapan kimse size zarar veremez…” (Mâide, 105) Şayet 28 Şubatla birlikte Müslümanlar arasında bazı zaaflar, olumsuzluklar ortaya çıktıysa, 28 Şubat bunun sebebi değil, ancak aynası olmuştur diye düşünüyorum.

Çocuklarımız bizim geleceğimizdir. Onları güzelce yetiştirip terbiye etmek her anne ve babanın sorumluluğudur. Zekeriyya (as) meryemi bitki gibi yetiştirmiştir; nasıl ki! Bitkiye iyi bakmaz sulamazsan solar veya kurur, sürekli ilgi ve alakamıza muhtaçtır. Mükafatı hem bu dünyada, hemde Ahirette kat kat verilecektir.

“Ey iman edenler! Siz kendinize bakın, siz doğru yolda olduğunuz takdirde, sapan kimse size zarar veremez…” (Maide 105)

Bidayetinden beri, sistemin halka bir şey vermesi, gerçekte ondan kendisinin bin şeyi alması demektir. Dolayısıyla, Tekbir’i çalarken, sistemin müminlerden asıl neleri çaldığına iyi bakmak ve yarın bir davulcunun Kamet’i vurmasına da hazır olmak gerekir.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, El-Cezire televizyonuna verdiği mülakatta, dünyaya ve hadiselere İslami bütünlük içinde bakmaya gayret eden biz Müslümanlar açısından göz atıp geçilemeyecek ciddiyette iddialı sözler sarf etti.

İslam dünyası, bir bölümüyle o kadar meselenin içinde boğulmuş ki üst perdeden bakma, meselenin ne olduğunu anlama gibi bir derdi yok maalesef.

Kemalist kurucu irade tarafından başından itibaren laik ulusalcı temelde kurgulanan ve adım adım bu zeminde kurumsallaştırılan cumhuriyet rejiminin mahiyetini anlamak için, üzerinde “T.C.” mührü taşıyan kurumlara bakmak yeterli olsa gerektir. “T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı”, “T.C. Ziraat Bankası”, “T.C. Milli Piyango İdaresi”... Bunların yanı sıra sertifikalandırılmış ve vergilendirilmiş olarak valilikler nezaretinde faaliyet gösteren resmi fuhuşhaneler… Tabi “vergilendirilmiş kazanç kutsaldır” seküler akidesinin bu durumda ne ifade ettiğini de hatırlamak lazım!
Makaleler
Hava Durumu