
"bakmak" Arama Sonuçları

“Ey iman edenler! Siz kendinize bakın, siz doğru yolda olduğunuz takdirde, sapan kimse size zarar veremez…” (Mâide, 105) buyuruyor Rabbimiz. Şayet 28 Şubatla birlikte Müslümanlar arasında bazı zaaflar, olumsuzluklar ortaya çıktıysa, 28 Şubat bunun sebebi değil, ancak aynası olmuştur diye düşünüyorum.

Beş yılda bir yapılan Din Şûrası sempozyumu şâşâ, gösteri, göze hitap etme, göz doldurma bakımından oldukça profesyonel görünmektedir. Her biri alanında uzman akademisyen ve başka vasıftaki kişilerden müteşekkil 350 kişinin beş ayrı komisyon halinde dört gün çalışma yapması göz doldurmaz mı? Lakin Şûranın bâtını zahirine acaba ne kadar uyumludur, bir de ona bakmak gerekir.

Tabi kadın anlamadı ne dediğini. İyi ki anlamadı. Ben de cevap vermedim, sadece bakmakla yetindim. Bazen böyle oluyorum. Uzun uzun şunu düşündüm: "Yabancı" düşmanlığımız, kendimize olan yabancılaşmanın üzerini örtmüş!

“Ey iman edenler! Siz kendinize bakın, siz doğru yolda olduğunuz takdirde, sapan kimse size zarar veremez…” (Mâide, 105) Şayet 28 Şubatla birlikte Müslümanlar arasında bazı zaaflar, olumsuzluklar ortaya çıktıysa, 28 Şubat bunun sebebi değil, ancak aynası olmuştur diye düşünüyorum.

“Ey iman edenler! Siz kendinize bakın, siz doğru yolda olduğunuz takdirde, sapan kimse size zarar veremez…” (Maide 105)

Bidayetinden beri, sistemin halka bir şey vermesi, gerçekte ondan kendisinin bin şeyi alması demektir. Dolayısıyla, Tekbir’i çalarken, sistemin müminlerden asıl neleri çaldığına iyi bakmak ve yarın bir davulcunun Kamet’i vurmasına da hazır olmak gerekir.

Kemalist kurucu irade tarafından başından itibaren laik ulusalcı temelde kurgulanan ve adım adım bu zeminde kurumsallaştırılan cumhuriyet rejiminin mahiyetini anlamak için, üzerinde “T.C.” mührü taşıyan kurumlara bakmak yeterli olsa gerektir. “T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı”, “T.C. Ziraat Bankası”, “T.C. Milli Piyango İdaresi”... Bunların yanı sıra sertifikalandırılmış ve vergilendirilmiş olarak valilikler nezaretinde faaliyet gösteren resmi fuhuşhaneler… Tabi “vergilendirilmiş kazanç kutsaldır” seküler akidesinin bu durumda ne ifade ettiğini de hatırlamak lazım!

Abdurrahman Arslan’ın, söyleşilerinden oluşan iki kitabı Beyan Yayınlarından çıktı. Hayata Müslümanca Bakmak ve Kıbleyi Kaybettiren Dönüşüm adlarıyla yayımlanan kitaplar bizi günümüz dünyasının temelleri hakkında yeniden düşünmeye çağırıyor

Afganistan ve Balkanlar'da önemli gönüllü çalışmalara imza atan Bahattin Yıldız ile Faruk Aktaş, altı yıl önce bugün İHH için yetimhane arsası bakmak üzere gittikleri Afganistan'da bir uçak kazası sonucu hayatlarını kaybetmişti

Sabiha Ateş Alpat: İslam dini, hayatın tamamına tüm katmanlarına söz söyleyen bir dindir. İnsanı hiçbir alanda başıboş bırakmamıştır. Mümin bir kadının en yakınından başlayarak çevresiyle ilişkilerini “haklar” konusuyla Rabbimiz belirlemiştir. En yakın çevresi ailesidir. Eşiyle, çocuklarıyla ve akrabalarıyla vahyin gölgesinde ilişkilerini kurmalı ve güçlü bir iletişime sahip olmalıdır. Sosyal alanda yerini alırken yine vahyin öğretisi ve ölçüleri doğrultusunda hareket etmelidir. Sosyal alana çıkarken önce Ahzap Suresi 59. ayet gereği, tesettür farz olduğu için farzı tarzına değil kendini farza uydurarak kıyafet hassasiyetini taşımalı! Ayet-i Kerime gereği ziynetlerini örtmeli, göstermemelidir. “Evlerinizde oturun, eski cahiliye âdetinde olduğu gibi açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekâtı verin, Allah`a ve Resulüne itaat edin. (Ahzab / 33) Kısacası tesettür; konuşmak, bakmak, yürümek gibi bütün davranışları ve giyinmeyi içerisine alan bütün bir ibadettir. Ayet gereği, konuşurken konuşmasına dikkat etmelidir, yürürken yürüyüşüne dikkat etmelidir.

Yaşar Düzenli: İlim sıradan bir bilgi değildir. Sadece öğrenilen bir bilgi değildir, derin bir bilinçtir, Müslüman aklıdır. Bir vicdanın imar edilmesidir, dünya görüşüdür. Söz konusu ilim amelini kendi içinde barındırır. Geleneksel İslam düşünce tarihindeki en önemli kırılma ilimin amelden ayrılması faslında olmuştur.

“Ey iman edenler! Siz kendinize bakın, siz doğru yolda olduğunuz takdirde, sapan kimse size zarar veremez…” (Maide 105)

28 Şubat sürecinin Müslümanlar üzerinde oluşturduğu olumsuz etkileri de ancak, sebep-sonuç ilişkisi bağlamında ve projektörleri öncelikle bünyeye tutmak suretiyle doğru okuyabilir ve bu okumadan yola çıkarak söz konusu etkilerin bertaraf edilmesine çalışabiliriz. Çünkü tedavide ilk adım, doğru teşhistir. Teşhisin doğru olması, tedavide doğru yol almayı getirir.

Zekat verecek boyutta mala sahip olmayan yoksulların, kurban kesme yükümlülükleri yoktur. Fakat halkımız zengin ya da fakir olduğuna bakmaksızın borçlanarak kurban kesmeye çabalamaktadır.

Kitap isimleri acaipleşti. “Kırıp döktüklerine” bakmaksızın, “Tanrı Dersem Çık Allah Dersem Çıkma, Allah ile Aldatmak, Allah Mecbur Değil ki” gibi en hafif tabiri ile “saygısızca” isimle konuluyor. “Entelijansiya”nın dinî konulardaki o bildik ve eski tutumunun bir nişanesi bu. Oysa, “edebiyat”ın “edeb”ten geldiğini biliriz.

Eski Yugoslavya'da işlenen savaş suçlarına bakmak için kurulan uluslararası mahkemenin eski sözcüsü Florence Hartmann, savaş suçlusu olarak aranan Bosnalı Sırpların eski lideri Radovan Karadziç'in yakalanmasını Rusya ve ABD'nin engellediğini ileri sürdü.
Makaleler
Hava Durumu