
<.
"kendilerini" Arama Sonuçları

İngiliz yazar Petronella Wyatt, feminist hareketin kendisi ile birlikte tüm bir nesli hayal kırıklığına uğrattığını ifade ederek, feminist kadınların bir noktada kendilerini yalnız bulduğuna dikkati çekiyor.

Bugün için “ümmet” sözcüğü, seküler kesimlerce, kullanımı Müslümanlara terk edilmiş, onlar lehine kendilerinin kullanım hakkından feragat ettikleri bir şekle bürünmüştür. Zira seküler dünya, ümmet yerine “ulus”u doğurmuştur! En az ümmet kadar dini /Kur’ani bir kavram olan “millet”i kullanmakta hiçbir beis görmezken, bu dünya, ümmeti kullanmaktan özenle kaçınmaktadır. Bunda da, ümmet kavramının halifelik yönetimiyle olan yakın alakasından kaynaklanan tabir caizse bir kuyruk “kuyruk acısı” söz konusudur.

Dünyada kendilerini temsil edecek bir devleti olmayan en büyük kitle Müslümanlardır I Şükrü Hüseyinoğlu

Şapkayı önümüze koyup gerçekten bir muhasebe yapmak şarttır. Cumhuriyet tarihinden bu yana bu toplumda kendilerini İslâm’a nispet eden sözüm ona Müslümanlar kadına hiç bir şey veremedi. Toplumu yetiştiren kadınlar cahil bırakıldı, yetmedi bir de Allah’ın verdiği haklar, fetvalarla elinden alındı.

Samimiyetle söylüyorum ki eğer bize ‘‘İslami kuruluşlar’’ diye lanse edilen yapıların yöneticileri kendilerini kutsallıktan azade kılıp aradan çekilebilmeyi göze alıp da bu halden kurtulmaya azcık da olsa gayret etseler, bu topraklarda yaşayan Müslüman kardeşler çok daha rahat bir istişare ile “Tevhidde vahdet, vahdette uhuvvet, uhuvvette devleti oluşturabilirler.”

Yukarıda da belirttiğimiz gibi futbolizmin “haccı” niteliğine haiz bu organizasyon sona erdiğinde, kendilerini İslam dâvâsına nispet ettikleri halde, futbolizm ve din kavramı konusunda futbolizmin “baş rahibi” konumundaki FIFA Başkanı kadar dahi bir kavrayış düzeyine sahip olmayanlara, kendilerine takdim edilen “futbolizm üstü hadis” paketine fit olmalarının utancı kalacak.

Genç Müslümanlar akıllı olunuz, düşününüz, okuyunuz ve yaşayınız öğrendiğiniz İslâmi doğruları.. Evet, yaşayınız ki sizlerde teşekkül edecek pırıl pırıl İslâmi kişilik çevrenizde örnek olsun ve insanların Allah’ın dinine tehalükü daha da artsın ve sizleri güzelleştiren İslam’ın kendilerini de güzelleştireceği düşüncesi yayılsın insanlar arasında, imrenenler artsın müslüman olmaya.

Oy hesabıyla panelde övgü ve sitayişle bahsettikleri Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır'ın, parti kurucularını ve onun açtığı bâtıl yolda yürüyen kendilerini açık şekilde tağut olarak tavsif ettiklerini bilmiyorlar tabi. Gerçi bilseler de, bilmezden gelip, oy hesabıyla onun adını istismar etmekten geri durmazlardı.

Sâbık olanlar kitaba vâris olanların başında gelirler. Çünkü vâris olmanın tüm vecibelerini gereğince yerine getirirler. Kitab’a ve sünnete uyar, insanlara tebliğ etmekte gayret gösterir ve Din-i Mübîn için fedakarlık hatta kendilerini kurban etmek için öne geçmeye çalışırlar.

Habertürk’ten Nagehan Alçı’yı kabul eden Taliban komutanı Kari Selahaddin el-Eyyubi, kendilerinin de Türk olduğunu belirtti, Biz “öncelikle Türk olduğumuz için, Ne Mutlu Türküm diyene diyorum” dedi.

“Emaniyye” kavramı, “Ümniyye” kavramının çoğulu olup, Kur’an’da ilme, sahih bilgiye dayalı sahih inanç ve sâlih amel üzere bulunmanın zıddı olarak, sahih bilgiye / ilme dayanmayan, bir gerçekliği olmayan temenni ve inanışlar, kulaktan dolma bilgiler anlamına gelmektedir. Rabbimiz Kur’an’da, o dönemin Kitab Ehli olan Yahudi ve Hıristiyanlar özelinde bize, kendilerini nisbet ettikleri Kitab’ın bilgisine sahip olmayan ve dolayısıyla “ümmiliğe” mahkûm olan insanların, Kitab bilgisine sahip olmadıkları için bu boşluğu uydurma, kulaktan dolma bilgilerle doldurduklarını bildirmektedir

Tüm bu kesimler, ölüm gelmeden önce hallerini, sorduğumuz sorular çerçevesinde sorgulayarak kendilerini hesaba çekmeli ve ıslah ederek Kur’an merkezli ve sünnet eksenli sahih İslam’a ulaşmalı ve tevhidi bir iman üzere hayatlarını salih amellerle ibadet kılarak Allah’ı razı etmek suretiyle, Müslim olarak yaşayıp Müslim olarak ölmeye çalışmalıdırlar.

İşte bugün maalesef, kendilerini İslam’a nisbet eden toplumlar arasında yaygın dinî kültür “menkıbe kültürü”dür. İnşallah aşağıda bunu son yıllarda bütün toplumun ve hatta İslami kesimlerin dahi algısını belirleyen bir örnek üzerinden müşahhaslaştırmaya çalışacağız.

Kendilerini feda ederek ümmete önemli bir fikir ve ilim mirası bırakan insanları unutmamamız, onlar bedenen aramızdan çekilmiş olsalar da bizim düşünceleriyle onların yaşamalarını sağlamaya çalışmamız gerekir.

İnsanlık bir kez daha haddi aşmış, azgınlaşmış, kendi elleriyle taştan tahtadan yaptıkları putlara tapmaya başlamıştı. İnsanlar biz kez daha kendilerini bir damla meniden yaratan, kendilerine sayısız nimetler bahşeden rablerini unutmuş ve büyük bir çıkmazın içerisine girmişti...

Kendilerini 'ümmetçi' sanan milliyetçi/muhafazakârların ve kendilerini siyasetçi sanan bürokratların konjonktüre göre kullanacakları bir sebepleri, bahaneleri veya başkaca yüzleri/maskeleri her zaman olmuştur.

Şiilerin Türkiye'de ve hatta tüm ülkelerde Suriye zulmünden sonra diyecekleri bir şey kalmadı, sesleri solukları kesildi. Fakat bugün şiddetli bir şekilde Batılılaşma, Amerikanlaşma tehlikesi var. Filmleriyle, modasıyla, kültürüyle, eğitim sistemiyle, kendilerini dost ve müttefik kabul eden işbirlikçi yöneticilerle, müslümanları her yönden kuşatan, işgal eden ve imtihanlarını kaybettirmeye çalışan bir gâvurlaştırma hareketi var.

Özel Finans Kurumları, Faizsiz Katılım kuruluşları, Faizsiz Katılım Banka gibi tanımlamalarla, kendilerini faizden beri olduğunu söyleyen kuruluşlar hakka batıl bulaştırarak; batılı hak sureti ile tanımlayarak milleti aldatmaya çalışmaktadır

Cin ve insan şeytanlarının, Allah’ın ihlâslı kullarını hâkimiyetleri altına almaya güçleri yetmez. Bu sebeple, ihlâs sahibi kullardan da zaman zaman günaha meyledenler olsa bile, bunlar günahta ısrar etmek yerine büyük bir pişmanlıkla hemen tevbe edip Allah’a sığınırlar. Şeytanların güçleri, ancak kendilerine meyleden ve kendiliğinden şeytana uymaya yönelen azgınları etki altına almaya yeter. Dünyada olduğu gibi hesap günü de kendi aralarında dayanışma gösteren cin şeytanları ile müstekbir insan şeytanları, kandırdıkları zayıf ve güçsüz kesimlerin ise ahirette kendilerini suçlamalarına ve kendilerinden şikâyetçi olmalarına muhatap olacaklardır.
Makaleler
Hava Durumu