
"olamaz" Arama Sonuçları

Videoda, öğrenilmiş çaresizlik içinde köle ruhlu insana dönüşen müslümanların bu halleri tasvir ediliyor; bu halden kurtulmanın formülü verilip gereken stratejiler anlatılmaya çalışılıyor.

Bulunduğu grup veya cemaat içinde kendini ve kendi inancını ilgilendiren konularda görüşünü ifade edemeyen, görüşüne değer verilmeyen fert, sağlam bir kişilik ve karaktere sahip olamaz.

İtikadın neleri kapsadığını belirleyen, yalnızca Allah’ın sözleri olduğundan en küçük bir endişe (şüphe) bulunmayan Kur’an’ın dışındaki bilgiler (ne olursa olsun) itikadı belirleyen ya da ona dahil olan bilgiler olamaz. Kur’an’ın ifadeleri buna engeldir…

Müftüoğlu, “Eğer, büyük ve derin farkındalıklara sahip değilsek, hem zamana ve hem de tarihe nüfuz etmemiz, tarihi ve zamanı etkilememiz, zaman ve tarih içerisinde bir mevcudiyet sahibi olmamız asla ve kat’a mümkün olamaz” dedi.

“Devlet dinsiz olamaz, olmamalı!” diyenler, Allah’ın rızasına tâlip olup Rasûlullah’ın devleti gibi devlet isteyenlerdir. “Devletin dini olmaz!” diyenler kimin yanında yer aldıklarını iyi düşünmeliler.

Gerek dini anlatımda ve gerek eğitim ve öğretim işinde korku kadar sevgi; sevgi kadar da korku yer almalıdır. Aksi halde insanlar kanadı kırık kuş misali havalanamayacağı gibi sıratı müstakim üzere yolunu tayin etmede de başarılı olamaz. Tek taraflı bir anlatım insanı; ya Allah'ın rahmetine güvendirerek ibadetlerden uzaklaştırır ya da "Zaten işim bitik" diyerek ye'se düşürerek şeytana ram ettirir.

Bir dinin en temeldeki görüşleri, kavramları, ilkeleri o dinin akidesi’ni oluşturur. Yani bu oluşmadan bir kimse o dinin samimi mensubu, inananı olmaz, olamaz…

Hollanda Başbakanı Rutte, “NATO’nun Türkiye olmadan yapamayacağını düşünüyorum.” dedi.

Kur’an der ki, Allah ve Rasulü bir işe hüküm verdiği zaman, mümin erkek ve mümin kadınların o hususta başka seçim hakları yoktur! Çünkü Allah hükmünü vermiş, Rasulü de o hükmü tebliğ ve tatbik etmiştir. Hüküm Allah'a ait olduğuna göre, iman eden kimselerin başka bir tercihte bulunma muhayyerlikleri olamaz. Olursa, işte o zaman paradigmanın dışına çıkılmış olunur. İşte demokratik bir sistemin işleyişinde de durum bu merkezdedir. Demokratik bir sistem de, kurucu ideolojisine rağmen, onu yöneten erkek ve kadınlara başka bir ‘muhayyerlik’ hakkı tanımaz.

Müminler tâğuta asla rıza gösteremezler, tâğuttan razı olamaz, tâğuta dua edemezler, tâğutun ömrünü uzatacak tutum, tavır ve ilişkilere giremezler…

Müslümanlar olarak cahili sistemin bekası için tasarlanmış olan bu “demokrasi oyunu”nda rol üstlenmememiz ve yer almamamız gerekmektedir. Bu sisteme kanat işlevi görmek asla doğru olamaz. Müslümanlar Kur’an’ın ölçüleri ve Nebevi pratik ışığında kendi siyasetlerini belirlemeli, kendi yollarında yürümelidirler. Cahili sistemle bütünleşen değil ayrışan, davet eksenli, açık, net, şeffaf bir mücadele ile İslami bir toplum ve siyasi organizasyonun tesisine çalışmalıdırlar.

Türkiye Cumhuriyeti devletine karşı girişilen darbe, Müslümanlar olarak karşı durduğumuz birtakım değerleri meşru hale getirmemelidir. Bugüne kadar batıl dediğimiz şeyler bugün hak olmuş olamaz. Bugüne kadarki bütün iddialarımız bir anda çürümüş değildir. İslam davası, askeri darbelere kadar bir ‘şekil’, askeri darbelerden sonra başka bir ‘şekil’ alamaz. Müslümanlar olarak nazarımızda küfür, tuğyan ve hıyanetten başka bir değeri olmayan bir örgütün rejime yönelik bir kalkışması, bizleri sağcılaştırmamalıdır. Rejimin temel değerlerini yücelten söylemler çukuruna yuvarlanmaktan kendimizi korumak zorundayız. Bizim tek davamız İslam’dır. Bu, bütün nebilerin kutlu yoludur. Tek kutlu yol da işte bu yoldur.

Geçtiğimiz Cumartesi günü (24 Ocak 2015) Venhar Kur'an Evi'nde konuşmacı Mehmet Emmi ve konusu 'Sırat-ı Müstakim' idi.... Emmi, "Kur'an Kavramları doğru bir şekilde anlayamayan birisinin delaletten kurtulması ve Sırat-ı Müstakim üzere olması mümkün değildir" dedi.

Müslümanların mescidleri, ihtiyaca binaen farklı mekanlarda ve birden fazla olsa bile 'bir dine mensup ve tamamı birbirinin kardeşi olan ümmet fertlerinin tamamına ait bir bütün teşkil ederler'. Mescidler bir grubun tekelinde olamaz, bütün müminlere açıktır, ümmetin birlik ve bütünlüğünü temsil eder.

Müslümanlar asıl problemleriyle yüzleşip bunları çözmeye başlamadıkça gerçekçi bir İslami hareket olamaz. Bu olmadan sürekli bir şekilde zikzaklar ve daireler çizeriz, yaşamdan ve mücadeleden yoruluruz. Enerjimizi boşuna harcarız. Müslümanlar toplumun gerçek meseleleriyle yüzleşmedikçe, risk alıp bir noktadan başlama cesareti göstermedikçe ortaya bir varlık koyamazlar koyamayacaklardır.

Atasoy Müftüoğlu: Bir küresel Amerikan projesi olarak bugün İslam Mevlana'ya, Yunus Emre'ye, İbni Arabiye, Said Nursi'ye göre tanımlanıyor. Bugün İbn Arabi, Mevlana, Yunus aramızda yaşıyor olsa, bugüne hiçbir katkıları olmayacak. Bugünün dünyasını yeni baştan ne yapmaları gerektiği noktasında çözümlemeleri gerekecek. Biz bu adını söylediğim kişilerin eserlerinden bilgelikler ve ahlaki ilkeler bağlamında yararlanabiliriz. Ama onların bugün vereceğimiz siyasal mücadeleye ilişkin bir önerileri olamaz. Gerçi zaten İslam dünyasında siyasal mücadele gündemde değil. Bir folklorik ve dindarlık söz konusu.

Bağlı olduğumuz ve asla sapmayı düşünmediğimiz İslam ahlâkı, başkalarının başına gelen doğal felaketlere sevinmemize izin vermez. Diğer tüm konuları bir yana bırakıp zarar görenlere yardıma koşmamız gerekir. Fakat bahsettiğimiz felaketin bir takım anlamları ve işaret ettiği noktalar var. Bu nedenle, bu felaketin yol açtığı olaylar üzerinde özel bir üslûpla durmamız gerekmektedir. Soğuk kış günlerinde başlayıp yaş-kuru ne varsa yakan yangın, dünyanın herhangi bir yerinde çıkabilecek sıradan yangınlardan biri olamaz.

C. Başkanı Abdullah Gül'ün eşi Hayrunnisa Gül, ilköğretim öğrencilerinin başörtüsüyle okula gitmesini doğru bulmadığını ifade ederek, "Bu konuda yaşanan bir cehalet varsa ortadan kaldıracağız. İlkokul öğrencisinin kendi isteğiyle başörtüsü takması sözkonusu olamaz. Bu konuda karar verecek yaşa geldiğinde kararını verir" sözlerini sarfetti.

Kur'an Nesli Kültür Merkezi'nde Ahmed Kalkan'ın sunumuyla iki haftada bir Çarşamba akşamları gerçekleştirilen "Kavram Dersleri"nde dün "İman ve Akide" kavramları işlendi. Akîde'nin kendisinde şüphe bulunmayan yegâne kaynak olan Kur'an'a dayanması gerektiğini vurgulayan Ahmed Kalkan, şunları söyledi: "İslâm Akîdesi, beşerî görüşlere ve şahsî anlayışlara değil; vahye dayanır. Kimsenin hevâ ve hevesleri akaidde bağlayıcı olamaz. İtikadı belirleyen ölçülerin tek kaynağı vahydir.

ABD'nin Irak işgalcisi eski bir önceki başkanı Bush'a tepki amacıyla ayakkabısını fırlatan ve böylece Irak direnişinin sembolü haline gelen Iraklı gazeteci Muntazar Zeydi, "Ben mezhep olarak Caferi mezhebini taklit ediyorum; fakat Şiiliği bir kimlik olarak asla kabul etmiyorum. Aynı şekilde Sünnilik de kimlik olamaz. Bizim tek kimliğimiz Müslümanlık'tır." diye konuştu.
Makaleler
Hava Durumu