
"uygun" Arama Sonuçları

"İdeolojik-ırkçı-sömürgeci inşa ürünü olan bilgi’nin, fikirlerin, felsefe’nin kavram ve kurumların, bir toplumun dünya görüşüne, hayat tarzına uygun olup olmadığı düşünülmeden, hazır-paketlenmiş halde ithal edilmesi, ilgili toplumların/toplumun ontolojik/epistemolojik yok oluşuna işaret eder…"

Peygamberi Kur’an’dan ayırmak mümkün değildir. Zira peygamberin son nefesine kadar görevi Kur’an’ı anlamak ve uygulamak olmuştur. Kur’an’ı kabul ederiz ama peygamberi saf dışı bırakırız anlayışı ne akla ne de nakle uygun değildir.

Abluka nedeniyle seyahat hürriyeti olmayan yaklaşık 2 milyon Filistinli Müslüman, çok istisnai durumlar hariç Gazze dışına çıkamıyor. Gazze’ye gelecek mal ve hizmetler ise ancak siyonist rejimin uygun gördüğü ve izin verdiği kadar oluyor.

Ercümend Özkan: Kur’ân tefsir edilirken imana tealluk eden hususlarda Kur’ân’ın dışına çıkılmamalı, Kur’ân dışı rivayetlere itibar olunmamalı ve Kur’ân dışı şeyleri Kur’ân’ın tefsirinde kullanmamalıdır… Amelî hususlarda ise aslolan yine kat’iyet ve buna ek olarak da zannı gâlib olduğundan Kur’ân’ın ruhuna uygun rivayetler ile Kur’ân’ın açıklanması (tefsiri) mümkün ve caizdir.

Tesettür Seferberliği Platformu Yönetim Kurulu Üyesi Rumeysa Demir, "Tesettürlü insanların tesettüre uygun, Allah Teâlâ'nın biz müminlerden istediği ölçülerde ve nitelikte kıyafet bulması zorlaştı. Geniş, vücut hatlarını belli etmeyen, dikkat çekmeyen giysilerin satıldığı mağaza sayısı bir elin parmağını geçmeyecek kadar az. Bu nedenle çoğu tesettürlü insan hazır giyim sektörünün raflara, vitrinlere yerleştirdiği kıyafetlere mecbur bırakılıyor. Tesettürlü bir kadının sosyal ve özel alanlarda, gündelik veya özel merasimlerinde giymek istediği nitelikteki kıyafet ihtiyacını karşılaması çok meşakkatli bir hale geldi" diye konuştu.

Hicret; hakla bâtılı kesin ve keskin hatlarla ayırıp, akidevi bir tercih ve yönelişle hakka hicret etmek, bâtıla dayalı işleyiş ve ilişkilerden uzaklaşarak hak üzere bir toplumsallık ve siyasallığın inşası için gayret göstermek ve şayet yaşanan coğrafyada İslam’ın iktidarı gerçekleştirilemiyorsa, bunun gerçekleştirilebileceği uygun zemin/coğrafya arayışında olmaktır.

Bilindiği üzere Erdoğan, tevhide aykırı bir inançla sık tekrar ettiği bir sözünde; “ekonominin, sermayenin dini imanı olmaz” diyor. Her halde bu inancı sebebiyle olsa gerek, ekonomik ilişkilerde bu kadar rahat davranılmış, en sert söylemlerle İsrail’in “terör devleti” olarak suçlandığı süreçlerde bile ekonomik ilişkiler, neo-liberal politikalar gereği piyasa ilahının arzularına uygun ölçüler içinde zirve yaparak sürdürülmüştür.

Uygun toprağa ekilmiş, doğru ekinler hep vardır ve hep var olacaktır Allah’ın izniyle. Allah bir tek kişi vasıtasıyla da inkılabını gerçekleştirebilir, yeter ki ekinimiz tam ekin olsun. Bütün mesele, “o bir tek kişi ben olabilirim” cesaretini gösterebilmektir.

“Hakka uygunluk” açısından ne yapılıp edilenlerin, ne yapılması gerekirken yapılmayanların, ne de konuşulanların ve konuşulmayanların geçer not alması mümkün değildir! Allah’ın ahkamı, yasama-yargı-yürütmede Allah’ın sınırları, her iş ve işleyişte Allah’ın ve hatırının/hatırlattıklarının birinci sıraya alınmıyor oluşları başka söze hacet bırakmıyor ki! Düşününüz “haram ama yasal” meşhur sözünü, te’vil gerekiyor mu?

Komünist Çin rejimi, Doğu Türkistan'da yaşayan Müslümanların dinini Çin'in uygun gördüğü şartlara getireceğine dair açıklamalar yaparak Müslümanlardan tepki çekmişti. Doğu Türkistan Alimler Birliği de Çin konsolosluğu önünde bir basın açıklaması yaptı.

Burası 21. yüzyıl Türkiyesi. "Ebedi şef" M. Kemal'in, 100. yılını kutlamaya hazırlanan çağdaş Türkiyesi yani. İşbu çağdaşlığın tezahürü olarak İstanbul'da bir tiyatroda yaşanan şu rezil, alçakça olay, "işte çağdaş Türkiye" mottosuna uygun düşer nitelikte.

Temelsiz ve devşirme değer yargılarıyla şekillenen düşünce dünyamız ve edimlerimiz ve en önemlisi bunların tetkikinin yapılmayıp Hakk’a uygunluğunun gözetilmemesi ile insanlık kendine en büyük zulmü yapıyor, irâdesini ve dolayısıyla onur ve haysiyetini kendi elleriyle sömürgeci zâlim uluslara çiğnetiyor ve böylece kendine yabancılaşıyor.

Bir kimse Peygamberimiz (s.a.s.)’in davranışlarına uygun hareket ettiği zaman o kişi sünnet üzerindedir. Sünnet, Allah Rasûlü'nün, ümmetine örnek olmak üzere Kur’an’ı hayata geçirmek için ortaya koyduğu uygulama, dini doğru anlama ve yaşamada örnek alınacak davranışlar bütünüdür. Sünnet, Kur'an'ın yaşanmış en doğru tefsiri, İslâm'ın pratik ve örnek tatbikidir.

Bugün 11 Eylül 2020; yarın da 12 Eylül. Türkiye’de sık sık yapılan darbelerin en büyüğü ve zulmü en kapsamlı olan 12 Eylül darbesinin 40. Yıldönümü. Her on yılda bir darbe yapılması gelenek hale gelen bu ülkede, darbe yapan veya darbe girişiminde bulunan askerlere hiçbir ceza verilmemiştir. Sadece Fetöcüler diye adlandırılan ve darbede nasıl bir rol aldığı hâlâ belirsizliğini koruyan kişilere darbe bahanesiyle, cezası verilemeyen diğer darbelerin de cezası sanki onlara kesiliyor gibi, darbeye hiç katılmayan o grubun üyelerine de büyük cezalar verilmiştir. Evet, bilfiil darbe yapanlara ceza verilmezken, darbeye hiç katılmayan, sadece o cemaate sempati besleyen kimselere en ağır cezaları uygun gördüler. Bir tarafta, sonuçları açısından çok büyük zulümlere sebep olan 12 Eylül darbecilerine hiçbir ceza verilmez veya verilemezken, diğer taraftan başarısız bir darbe girişiminde hiçbir rolü olmayan o cemaatin fertlerine yönelik büyük cezalar verildiğine şahit olduk.

Suriye’nin İdlib ilindeki sığınmacı kamplarında, uygun olmayan yaşam şartları ve sağlık hizmetlerinin yetersizliği şark çıbanı hastalığının yayılmasına neden oluyor.

Türkiye’nin yakın tarihi, Kemalist iradenin istek ve buyruklarına uygun olarak oluş(turul)muş bir tarihtir. Bu nedenle bu tarih, olayları, gerçek ve bilimsel olgulara uygun olmaktan öte, Kemalist iradenin belirlediği bir çerçevede ele almıştır.

Bir dinin en temeldeki görüşleri, kavramları, ilkeleri o dinin akidesi’ni oluşturur. İ’tikadınıza dikkat ediniz!.. Hem de çok titizleniniz itikadınız konusunda… Kendinizde bulunanı test ediniz Kur’an’dakilerle.. Uymayanları atınız, uygunları üzerinde varsa tereddütlerinizi gideriniz. Eksiklerinizi Kur’an’la tamamlayınız, fazlalarınızı Kur’an’da bulunmadığı için atınız ki kurtuluşa erenlerden olasınız.

İstanbul Valiliği, "İş yeri tabelalarının ilan ve reklam standartlarına uygunluğu, görevlendirilen kurumlar, 39 ilçe kaymakamlığımız ve belediyelerimiz ekipleri tarafından sürekli olarak denetlenecek, standartlara uygun olmayan tabelaların uygun hale getirilmesi sağlanacaktır" açıklaması yaptı.

Altın minareli değilse de altı minareli olarak inşa edilen 121 bin metrekare toplam inşa alanı olan proje, 131 milyon liraya mal olmuş. Bu parayla cami ihtiyacı olan varoşlara veya Anadolu köylerine kaç tane cami yapılır, vakti olan hesabını yapsın. Ama onlar gösteriş için uygun olmaz ki… Açık alanla birlikte63 bin kişi cemaatle namaz kılabilecekmiş. İyi de yerleşim yeri değil ki Çamlıca. Vakit namazlarına 100 kişi gelirse iyi bir sayı olur. 3 bin 435 metrekare sanat galerisi, 10 bin 950 metrekarelik müze kapasitesi olan yer… O zaman iş değişir. Müzesi de varmış, kendisi de müze olarak turistler tarafından ziyaretgâh olur. Namaz kılmak için değil ama müze diye gelen olur. Sanat Galerisi, konferans salonu, kütüphanesi. Müzesi, atölyeleri, otoparkı var, ama bir şey unutulmuş; önemli bir şey. Sultan Tayyip Han için türbe, ya da anıtkabir. İmzacı kuruluşlara duyurulur. Bir imza kampanyası daha açsınlar.

“Benim dinimin hükümleri, insan fıtratını oluşturan hükümlerdir. İnsan kendi fıtratına uygun yaşarsa; en dingin, huzurlu, üretken, güçlü, adil, etkili, istikrarlı, umutlu, başarılı, bütüncül sonuçlar üretir; bu da bütün varlığın hukukunu muhafaza eder desem!” O’da; “Müslümanlar’ın bu söylediğin çerçevede tasarlayıp, ürettiği, hayata geçirdiği bir kaç örnek gösterirmisin?” Dese, ne yaparım?
Makaleler
Hava Durumu