
"yere" Arama Sonuçları

İmran’ın karısı bize şunları öğretiyor; birincisi, alemlere üstün kılınan bir ailenin temsil ettiği izzet ve şeref bayrağını ilerilere taşımak. Yani davayı yere düşürmemek için evladını Allah’a adamak/kurban etmek. İkincisi, İmran’ın karısının aileden ve atalarından devraldığı iman, sadakat, teslimiyet ve kulluk bilinci. Üçüncü şık belki çok daha önemli, çünkü çocuğunuzu teslim edeceğiniz kişi veya kurum Zekeriyya (as) gibi güvenilir olması.

Küresel sistemle tam entegre olmuş seküler/liberal/demokrat/muhafazakâr toplumu inşa etme sürecinde, mevcut iktidar erkleri, aile konusunda tam bir çıkmazın içine düşmüş gibidirler. Bütün eğitim hayatını pozitivist/maddeci/kapitalist değer yargıları ile dizayn eden sistem, ‘rızkın temini’ konusunda da aynı zihin kodları ile hareket ederek (yukarıda da değindiğimiz gibi), mensuplarını Allah’ın kefil olduğu bir konuyu sorgular hale getirmiştir. ‘Aile’ kurumunun yapı taşı olan çocukların bakım ve iaşesini (güya) destekleyerek, ebter olmaktan kurtulacağı zannına kapılmıştır.

ne zaman “Kürt sorunu” gündeme gelse, az önce tepişen fillerden sonra ezilen, gövdesi kırılan çimlerin hüzün verici doğrulma çabası, çırpınışı ya da boylu boyunca yere serilişi canlanır gözlerimde. Olaylara “insan” odaklı bakmayı kendime şiar edinmişim o nedenle. Konuya ilişkin olarak yazdığım ilk kitabımın adının “Kürdinsan” olması da bundan dolayıdır.

Gazze hükümeti, düşman İsrail’in, Kemal Advan Hastanesi’ni yaktığını, bunun sonucunda hastanenin hizmet dışı bırakıldığını, sağlık ekiplerinin ve yaralıların bilinmeyen bir yere götürüldüğünü duyurdu. Hamas da, hastanede askeri personeli veya savaşçıları bulunduğuna ilişkin siyonist iddialarını kesin olarak reddetti.

Kayseri’de Suriyelilere yönelik başlatılan saldırıları yorumlarken “ama Suriyeliler de…” diye başlayan cümleler kurmak, oynanan şeytani oyunu küresel siyaset tablosunda, bulunması gereken yere koyamamakla ilgilidir.

Filistin’de işgale karşı mücadele 76 yıldan beri kesintisiz bir şekilde süren bir mücadeledir. Ancak bazı zamanlarda olayların yoğunluk düzeyi artmıştır. Yoğunluk düzeyinin düştüğü dönemlerde ise siyonist işgalciliğin gerçek kimliğini gizleyerek, “normalleştirme” faaliyetleri yürütülmüştür.

80 yıldır “soykırım mağduru” denilerek küresel sistemde ayrıcalıklı bir yere konulan siyonazi işgal ve terör çetesi, 26 Ocak 2024 itibarıyla artık bir soykırım sanığı. Güney Afrika’nın başvurusunu değerlendiren Uluslararası Adalet Divanı, Gazze’de yeterli kanıt olduğuna hükmederek, siyonist çetenin soykırım suçundan yargılanmasına karar verdi.

Helak olmayı hak ettiren bütün kötülükler ülkeyi kuşatmış bulunmakta, ülkenin bir köşesi de Celalettin Rumi’nin raksıyla gönül eğlendirmektedir. Kültür bakanlığı Konya’yı ifsat etmeye devam etmektedir. İfsadı da manevi atmosfer tavan yaptı diyerek örtbas etmektedirler.

Yıllar bu şekilde geçip giderken sırat-ı müstakim olan yolumuzun üzerine hem küresel şeytanlar hem de yerel işbirlikçileri demokrat, liberal ve muhafazakâr müslüman adı altında revize edilmiş yeni bir tuzak kurdular. Müslümanların birçoğu sanki Kur’an’ı ve siyer-i nebiyi hiç okumamışlar gibi Lokman suresi otuz üçüncü ayete muhatap olmaktan kurtulamadılar. Yani aldatıcılar Allah’ın adını kullanarak müslümanları aldatmıştı.

Siiyonist isimlerin yönetimindeki Okul Eğitiminde Barışı ve Kültürel Hoşgörüyü İzleme Enstitüsü (IMPACT-se) Suudi Arabistan’daki 301 ders kitabını inceleyerek bulduğu sonuçları raporladı. Enstitü’nün raporuna göre, Suudi ders kitaplarından “neredeyse tüm antisemitizm” ve "İsrail’i şeytanlaştıran" materyal kaldırıldı. Enstitü’nün CEO’su Sheff, “İsrail ile ilgili açık ılımlılık eğilimi oldukça dikkat çekici” ifadesini kullandı.

Hilal'i gözetleme konusunda yerel insiyatifler yerine, Hicaz'ın esas alınarak, Ramazan'a ve Bayramlara başlangıç konusunda bir eşzamanlılık imkânının, maslahatının gözetilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Ebu’l-Hasan Ali en-Nedvi’nin Kur’an’a Göre Dört Terim kitabını eleştirmesi sırf eleştiri için yapılmış intibaı vermektedir. Mevdudî’nin dört terimle ilgili oldukça köklü, sağlam, ayağı yere basan tezini asla çürütmemiş, bilakis güçlendirmiştir. Mevdudî ilah, ra., din ve ibadet terimlerinin kökenindeki asli anlamı açığa çıkartıyor, yegâne ilah olarak Allah’ın kozmik alemdeki hakimiyetinin insan hayatında, sosyal hayatta da geçerli olması gerektiğini bu terimlere dayandırıyor. Nedvi ise daha çok namaz ve daha fazla Allah aşkı öneriyor.

Siyonist işgalci Yahudi yerleşimcilerin Mescid-i Aksa’ya yönelik baskınına tepki amacıyla Gazze’de çok sayıda Filistinli, gösteri düzenledi. “Aksa, İslam ümmetinin şerefi ve inancıdır”, “Kollarımızı kesseler de Aksa’nın bayrağı yere düşmez” yazılı pankartlar açıldı, Yahudilerin en büyük baskın dalgasına hazırlandıkları vurgulandı.

Ramazan'ın başlangıcının ayın hareketlerine, dolayısıyla Hilal'in gözetlenmesine bağlanmış olması, Ramazan'ın bir dinamizmle karşılanmasını da beraberinde getiren Rabbani hikmetin bir işaretidir diyebiliriz. Bununla birlikte, Hilal'in gözetilmesi hükmünün "yerelleştirilmesi", İslam'ın evrenselliği ve Müslümanların birliği şiar ve gayesine aykırı düşmektedir, kanaatindeyim.

Ümmet coğrafyasının emperyalistlerin, siyonistlerin ve yerel işbirlikçilerinin işgalinden kurtuluşu ve mazlum Müslümanların özgürlüğü için, 23 Nisan Cumartesiyi 24 Nisa Pazara bağlayan gece 03.30'da, sahur vakti Rabbimize hep birlikte niyaz ediyoruz. "Kur'an'daki Dualar ve Hayatımızdaki Yeri" kitabının yazarı Yalçın İçyer hocanın Almanya'dan canlı yayınla katılacağı dua programına ilginizi bekliyoruz.

Irpin Belediye Başkanı Aleksandr Marşukin tahliyeler sırasında Ruslar tarafından saldırı yapıldığını söyleyerek, “Bir aile katledildi. Gözlerimin önünde iki küçük çocuk ve iki yetişkin öldü. Toplam 8 kişi öldü! Barbarlar!” diyerek duruma tepki gösterdi.

Ürdün ile siyonist işgal rejimi arasında enerji ve su alanında ortak bir projenin fizibilite sürecine başlanması için imzalanan niyet beyanı Ürdün Meclisinde tartışmaya neden oldu. Söz alan milletvekillerinden bir kısmı da İsrail’le normalleşmeyi “ihanet” şeklinde niteleyerek söz konusu anlaşmayı reddettiklerini vurguladı.

ABD’nin 18 Mart 2019’da Suriye’nin Bağuz bölgesinde DEAŞ’lı diyerek kadın ve çocukları hedef aldığı ortaya çıktı. 64 sivilin katledildiği katliam 2,5 yıl gizlendi. New York Times, kalabalığın üzerine F-15E savaş uçaklarıyla 2 tondan fazla bomba bırakıldığını yazdı. Savaş suçunu gösteren belgeler ise sümen altı edildi.

Şükrü Hüseyinoğlu'nun "Siyer mi Kur'an'a, Kur'an mı Siyere Tâbidir?" başlıklı kitabı Mütalaa Yayınları'ndan çıktı.

“Modern çağda tek bir din vardır o da devlet dini” diyen Hüseyin Alan, “Bu din, klasik çağdaki diğer dinleri bireye has olarak özelleştirdi, inançlara dönüştürdü, hukuken bütün inançları eşitledi, aynı statüye soktu ve böylece kategorize etti, onları inançlar çizgisinde bir yere oturttu, bir hükümranlık alanına sınırladı” dedi.
Makaleler
Hava Durumu