PARÇACILIK VE ACELECİLİK

Yüksel YILMAZ


Nimet verilenin yolunda istikamet üzere yürüyebilmek birçok engeli imtihanı tam bir teslimiyetle geçebilmek ve bedelini ödemekten çekinmemek ile mümkündür. Rabbimizin bize belirlediği ömür boyunca bu yoldaki yolculuğumuz sürecek, ama bu yolculuğa zorluklarına katlanmak bazen imtihan gereği farklı düşüncelere bizi itecektir. Bizi itebildiğiniz iki düşünceye kısaca değinmek ve aynı hatalara düşmemek için hatırlatma da bulunalım.

Parçacılık;bu yolda yürürken bilerek veya bilmeyerek kişinin kendine yakın kişileri tercih edip onlar ile birliktelik kurarak İslami mücadeleyi sadece kendilerinin meyil alanına yönelik sürdürmeleridir. Mesela; ilim ehli ilme meyilli kişiler ise hareketin ilmi merkezli bir hale getirilmesi, sportif veya sert katı ise hareketin örgüt veya cihad merkezli bir hale getirilmesi, sosyal veya etkinlik organizasyona meyilli kişiler ise hareketin sivil toplum hareketi haline getirilmesi gibi birçok farklı oluşumlar BİZ olmamızı engelleyen ve gücümüzü kudretimizi dağıtan cephelerdi. Özellikle parçacı oluşumlar liderin ya da hareketin kurucusunun meyil alanına göre şekillenmektedir.

Parçacılık gruplaşmayı beraberinde getirdiğinden birliktelik önünde bir engeldir. Çünkü sadece bir yöne meyilli hareket edenlerin kendilerinden farklı meyilde olan kişiler ile uyum içinde olması zordur. Bu uyum ancak uzun bir zaman ister ki, bu da tekrar başa dönmek demektir. O yüzden başa dönmemek için parçacı değil bütüncül bir oluşum ile bu yolda yürümeliyiz. Bu yol bize neyin ne zaman olması gerektiğinin Resulullah ’ın terbiyesinde ve diğer resullerin hayatlarında ki kıssalar ile anlatılmaktadır. Bize düşen yolumuzu yolda ki işaretler ile istikamet üzere sürdürmektedir.

Bu düşünce bütün bölünmelerin parçalanmaların başında yer almaktadır.

Acelecilik;en tehlikeli düşünce budur. Nebevi yöntemin yolcuları olan nimet verilenlerin istikamet yoluna hızlı geçme veya başka bir yola girerek kestirmeden aynı yola çıkacağını düşünme yanlışıdır. İlk inen ayetler şahsiyetlere sabrı ve sebatı öğreterek bu yolda en önemli tehlikeye karşı korunmaktır. “rabbin için sabret”, ” birbirlerine sabrı tavsiyeleşenler” gibi ayetler ile birlikte acele etmeden nebevi yöntemin her aşamasının gerekleri yerine getirilmeden başka aşamalara sapmamız gerektiği hatırlatılmaktadır. Mesela; hemen meydanlara çıkalım, hemen cihad edelim, hemen halka inelim, hemen şunu bunu yapalım. Hastalık “hemen”.

Acelecilik, birlikte yürüdüğü kişileri yetersiz görüp, kendisinin veya kendilerinin daha iyisini yapacağını düşünüp tedrici nebevi yöntemi bir kenara iterek oradan oraya atılan kişi ve kişileri bekleyen bir tehlikeli düşüncedir. Bir otomobil yapacaksınız. Kaportasız motor bir işe yaramayacağı gibi motorsuz bir kaporta da bir işe yaramayacağı gibi motorsuz bir kaportada bir işe yaramaz. Onu otomobil denmez. Lastiksiz, kaportalı, motorlu bir otomobil olur mu? Direksiyonsuz, farsız, frensiz olur mu? O yüzden bir otomobil fabrikasın da bir otomobil hangi aşamalardan geçtikten sonra otomobil olarak satışa çıkıyorsa bu mücadele de de olması gereken unsurlar, mücadeleler, bedeller, aşamalar geçilmeden İslami olma özelliğini alamaz. Acelecilik sonucu veya parçacılık sonucu ortaya çıkan her hareket İslami olmaktan uzaktır.

BİZ olmamızın önündeki en önemli engellerden bir kaçını sıralarsak, şeytanın vesveseleri ve tuzakları olduğu görünür. Çünkü şeytan doğru yolun üzerinde oturmakta Müslümanları ayrıştıracak planlarını uygulamaktadır. Şimdi onlara kısaca değinelim.

Tavan diye nitelendirilen idari kadronun kaybetme korkusu yaşadıkları bazı kazanımlar nedeniyle bencillik ederek problemler, sorunlar çıkarmalarıdır. Yıllardır tabanına hizmetkâr olduklarını söyleyenler efendi olarak kalmak isteyince BİZ olmak mümkün olmamaktadır. Bu yüzden tabanın tavana bu anlam da baskı kurması, sorgulaması bu sorunların aşılmasında katkı sağlayacaktır.

BİZ olmanın önündeki engellerden biri de BEN olduğunu yani şahsiyetini inşa ettiğini düşünen kişi veya kişilerin cemaatçilik oynama arzusu isteğidir. Özellikle gençlerde gözüken bu durum diğer yaşlıların, hareketlerin yapamadıklarını, yapabilecekleri düşünmeleridir. Tecrübesizliğin ve gençlik ateşinin verdiği heyecanla hareket eden bu gençler yaşlılar diye nitelendirdiği abilerinin, hocalarının yaşadıkları tecrübeleri yaşadıkça, gördükçe en önemlisi insan ile uğraşmanın ne demek olduğunu öğrendiklerinde bir de bakıyorlar ki kendi içlerinden ne cemaatler çıkmış, ne dağılmalar yaşanmış görmektedirler. Kimileri de tamamen yoldan çıkıp başka yollara yönelebilmektedirler. Bu yüzden cemaatçilik oynamak yerine varolan cemaatimizi düzeltme, büyütme çabasında BİZ olarak mücadele edelim ki şeytanın ve dostlarını üzülsün. Gözümüz, kuvvetimiz artsın ki korksunlar.

BİZ olma hedefinde çalışan cemaatin içerisindeki sıkı, kapalı, yenilikten uzak ve devlet dairesi gibi esnek olmayan ve bürokrasi ile işlerin ilerlemesine engel olan yapılanma da bir engeldir. Özellikle gençlerin uzaklaşmalarına, onların enerjilerini, hareketlerini karşılamayan bu tür yapılanmalar parçalanmaya, bölünmeye ve zaman ilerledikçe eski arkadaşlar grubu veya günümüz kullanımı artan ak saçlılar olarak hayatlarını sürdürmelerine neden olmaktadır. Cemaatçilik oynanması istenmiyorsa yenilenmeye, eleştiriye(yapıcı), esnekliğe ve dinamik yapılanmaya önem verilmelidir. Yoksa BİZ olmak zorlaşır.

Bir başka engelde sorunların, sıkıntıların, problemlerin halının altına süpürülmesi sonucu BİZ olmaya çalışmaktır. Bu halı bir gün kaldırıldığında altında olanlar belki de tüm halıya zarar vermiş olabilir. Sorunlar, sıkıntılar ne olursa olsun, ötelenmeden, görmezlikten gelinmeden çözülmeli ondan sonra BİZ olmaya çalışılmalıdır. BİZ olmak için aramıza hiçbir şeyin girmesine izin vermemeliyiz.

Son olarak BİZ olmakta önderlerin görevi ve sorumlulukları çok yüksektir. Onlar herkesin gözünde örnek ve model olarak durmaktadırlar. Bu yüzden önderler kendilerine çok daha fazla dikkat etmelidirler. Ticaretlerinde, ailelerinde, cahiliyye ile olan ilişkilerinde, sosyal ilişkilerinde çalışmalarında BİZ olmak için onları izleyenlerin hoşlarına gitmeyecek söz ve davranışlarda bulunmamalıdırlar. Tabi ki, onlarda insan, hata yapabilirler ama ortada olmaları nedeniyle kendilerine çok daha dikkat etmelidirler. Birkaç örnek vermek gerekirse, kapitalizm ve faiz ile mücadele eden BİZlerin kredi kartı, pos makinası gibi şeyler kullanması, ticarethanelerinde kadın resmi olan ürünler satmaları, sözlerine riayet etmemeleri, randevularına sadık olmamaları, çalışmalara çalışarak gelmemeleri gibi örnekle verilebilir. Bu tür sorunları önderler kendi içlerinde “emri bil ma’ruf nehyi anilmünker” gereği düzeltmelidirler. Çünkü bu tür şeyleri, önderler yapıyorsa “bizde yapabiliriz” ya da “böyle bir önderi takip etmem” diyerek ayrışma meydana gelebilir. Ya da yeni birleşmeler sonuçsuz kalabilir.

Biz olmamız noktamızda engel olabilecek şeyler çoğaltılabilir ama sadece birkaçını sıralamak istedik.

YORUMLAR
  • Yüksel Yılmaz    10-11-2016 12:54

    Eyvallah üstad teşekkür ederim ama sen çok daha iyi özetlemişsin

  • Coşkun Uzun   09-11-2016 21:32

    Harika bir sunum olmuş... Yüksel hocam; islâmî gurup ve çalışmalara dair tecrübe ve gözlemlerine dayanan hoş bir bakış ortaya koymuş Allah razı olsun. Parçacılığı; ben merkezli körlük ve bencillikle, havanda su dövmek, tekrar başlamak zorunda kalmak şeklinde özetlenebilecek bir dağınıklık ve sorumsuzlukla açıklama gayreti göstermiş..... Aceleciliği; merhalecilik ve tedricilik gözetememek de denilebilecek, Nebevî usûl, metod ve yöntemden habersizlik olarak dillendirmeye çalışmış.... “BİZ olmak için aramıza hiçbir şeyin girmesine izin vermemeliyiz.” Diyerek BİZ olmanın güçlüklerini özetlemiş... Son bölümde ise, özeleştiri ihtiyacı, sorumluluk bilincinin yetersizliği, tevbenin gerekliliği, nasihatleşme ve murakabe yoksunluğu, gurup otokontrol sistemlerinin yokluk ve yetersizliği gibi konuların tabir yerindeyse ucunu kanatıp adeta önünü açarak, sorumsuzluklarımıza, programsızlıklarımıza, gelişine göre top vurmalara, günübirlik, kıymeti kendinden menkul yaşayışlara bütünden kopuk parça zihniyetlere........ kulluğun cemaatçilik oynamakla mümkün olmayacağına dair göndermelerle geri kalan kısmın da okuyucunun yüreğine dert ve sızı olarak düşmesini bekleyip, biraz da din/dava/yürüyüş/davetçi kimlik/nebevî misyon derdinde olan muvahhid yüreklerde demlenmesini arzulamış sanki....ben öyle anladım....emeğine sağlık....

Diğer Yazıları

Makaleler

Hava Durumu


VAN