"TERÖRSÜZ TÜRKİYE" SÜRECİ NE ANLAM iFADE EDİYOR?

14-08-2026


iki yıl önce MHP lideri Devlet Bahçeli'nin beklenmedik çıkışları neticesinde "barış ve kardeşlik süreci" nitelemesiyle gündeme gelen ve nihayet "terörsüz Türkiye" mottosuyla iki gün önce TBMM'de 12 maddelik bir kanunla yasal zemine kavuşturulan süreci iki açıdan değerlendirmek gerekir.
 
1- Mevcut sistem içi düzlem açısından 
 
2- Dünya ve âhirette izzet ve saadetin yegâne kaynağı olan İslam'ın öğretileri açısından.
 
Mevcut durumu veri aldığımızda, sürecin bir asırlık ulusçu ideolojik zeminin doğurduğu toplumsal bir kamplaşma ve çatışmayı yatıştırıcı niteliği sebebiyle olumlu olduğunu söylemek gerekir. 
 
Zira kendisini İslam'a nisbet eden bir toplumda, belli etnik kimlikler üzerinden ulusçu ideolojiler zemininde bir kamplaşma ve çatışmayı soğutacak, Batıdan ithal tektipçi ve çatışmacı ulusçu ideolojik zemini en azından diyaloğa açık hale getirecek ve dolayısıyla her türlü provokasyon ve dış yönlendirmeye açık bir toplumsal fayı soğutacak bir gelişmenin önemli olduğu kuşkusuzdur.
 
Lakin meseleyi, olması gerektiği gibi daha geniş çerçevede ele aldığımız ve asıl bakmamız gereken İslam'ın akidevi öğretileri çerçevesinde değerlendirdiğimizde, temelde değişen bir husus olmadığını, iki ulusçu, laik ideolojik kampın karşılıklı adımlarla siyasal bir uzlaşmaya yöneldiklerini görmüş oluruz.
 
Yani ortada, Türkü Kürdü Arabı ve diğer kavmi unsurlarıyla kendisini İslam'a nisbet eden bu halkı, öncesinde olduğu gibi tüm bu unsurlarıyla birlikte "anasır-ı İslam" olarak tanımlayıp "İslam milleti" ortak kimliği altında zihnen ve kalben birleştirecek bir dönüşüm söz konusu değil.
 
Bilakis, ulusçu, laik ideolojisini tartışma konusu bile yapmayan rejim ile aynı şekilde ulusçu, laik ideolojini tartışma konusu yapmayan örgüt ve onun siyasi uzantısı parti arasında, mevcut çatışmanın sonlandırılması ve ideolojik kamplaşma ve mücadelenin tamamen sistem içine taşınması noktasında bir irade beyanı ve anlaşma zemini oluşturulmaktadır.
 
Kısacası rejim Türkçü ve laik niteliğinden, örgüt de aynı şekilde Kürtçü ve laik niteliğinden vazgeçiyor değiller.
 
Anadolu'nun Batı kesimini sekülerleştiren/laikleştiren Türk ulusçuluğu ile Doğu kesimini sekülerleştiren Kürt ulusçuluğunun, varlıklarını aynı şekilde devam ettirerek fiili çatışmayı sonlandırmaya yönelik bir uzlaşma sürecidir yaşanan.
 
Bu açıdan baktığımızda, gerçek anlamda bir kardeşlik ve barış sürecinden söz edemeyeceğimiz açıktır.
 
İslam milletini farklı ulus kimliklere bölerek kamplaştıran, "anasır-ı İslam'ı" birbirine rakip ve hasım hale getiren ulusçu ideolojiler var olduğu sürece gerçek anlamda bir kardeşlik ve barıştan (silmden) söz edilemez.
 
Çocukluğunda aile içerisinde "Kimin milletindensin" sorusuna "İbrahim'in (a.s.) milletindenim" cevabıyla büyüyen Türkün, Kürdün, Arabın vs çocuğunu, daha sonra rejim ve örgütlerin ideolojik tezgâhında "Türk milleti", "Kürt milleti", "Arap milleti" gibi farklı ulusal aidiyetlerle kamplaştıran Batıdan ithal ulusçu, laik ideolojik formasyon devam ettirildiği müddetçe, çözüm değil çözümsüzlük bu coğrafyanın kaderi olmaya devam edecektir.
 
Tabii ki biz, mevcut rejimden ve onun kadrolarından, Türkü Kürdü Arabı vs ile "anasır-ı İslam"ı İslam milleti kimliği altında bir araya getirecek bir yaklaşım ve yönelim bekliyor değiliz.
 
Her konuda olduğu gibi bu konuda da gerçek anlamda çözümün ancak bâtıl ideolojlerden teberri ve arınma ve bir bütün olarak İslam'a ittibada olduğunu hatırlatmak istiyoruz.
 
Mevcut sistem içi gelişmeleri bu asli gerçekler ışığında değerlendirmek, dolayısıyla bu gelişmelere fazladan anlam yükleme yanlışına düşmemek gerekir.
 
(Şükrü Hüseyinoğlu / İslam ve Hayat)

Etiketler : #TERÖRSÜZ   #TÜRKİYE   #SÜRECİ   #NE   #ANLAM   #iFADE   #EDİYOR?   
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
İlginizi çekebilecek diğer haberler

Makaleler

Hava Durumu


VAN