
"AVM" Arama Sonuçları

Cuma sohbeti: Kavmiyet, Ulus ve Mezhep Asabiyeleri I Şükrü Hüseyinoğlu I Kur'an Nesli İlim Merkezi

Haftanın sohbeti: Dünden Bugüne Kavmiyetçilik ve Ulusçuluk Çıkmazı - Şükrü Hüseyinoğlu - Kur'an Nesli İlim Merkezi

Kur'an Nesli İlim Merkezi'nin "Haftanın Sohbeti"nde bu haftaki konu "Dünden Bugüne Kavmiyetçilik ve Ulusçuluk Çıkmazı"

Yakın tarihimizin en hararetli tartışmalarından birinin, “Türkçülük-İslamcılık” tartışması olduğu ve üzerinden yüz yıldan uzun bir zaman geçmesine rağmen halen hararetle tartışılmaya devam edildiği malumumuzdur. Özellikle 21. yüzyılın başlarından itibaren, İslamcı cenahın, aynı zamanda Türkçülük cereyanını da sahiplenmeye, Türkçülük ve İslamcılığı harmanlayarak yeni bir anlayış ortaya koymaya çalıştığı görülmektedir.

Hicret, doğduğumuz veya doyduğumuz yerin Allah için terk edilemeyecek değerde olmadığını ilan etmek, Allah'ı her şeye tercih etmektir. Hicret, memleketinde müslümanca yaşayamayan bir mü’min için, Allah’ın geniş arzında mutlaka müslümanca ve insanca yaşanacak bir yer olduğunun bilincine varmaktır. Hicret; kavmiyetçilik, ırkçılık, şehircilik anlayışına vurulan darbenin adıdır. Ülke vatandaşlığından ümmet bilincine yükselmektir. Kendi memleketinin bâtıl yönetimine karşı mücâdele hazırlığıdır.

Allah’ın dini de bir kavme, bir ırka değil, bütün insanlığa gelmiştir. Dini parçalamak, bazı parçalarını reddetmek, bazı parçalarını kabul edip onlarla böbürlenmek, tamamen Allah’ın dininden mahrum kalmasını onaylamaktır…

Bu haftaki kavram dersi: Savm/Sıyam Kavramı - Oruç ve Ramazan'ın Anlam ve Mahiyeti

Gerçektende bu sapık kavim, şimdiye kadar hiç bir toplumun yapmadığı sapıklığı kendilerine ilke olarak görmüşlerdi. Lut (as)’ da, lâ bilincini bu sapık kavme sürekli hatırlatıyordu. Maalesef kendileri bile pis bir toplum olduklarını kabul ediyor, Lut (as)’a “fazla temiz insan” diyorlardı. Allah’tan bu kadar uzak olan bu topluluk, illallah sarayını hiç mi hiç merak dahi etmiyorlardı ki, “Lâ” desinler. İşte bu kavme azap hak olmuştu.

Nuh (a.s.)’ın lâ diyemeyen azgın kâvmi suda boğulup helâk oldular. Lâ bilincini kavrayan bir avuç Müslüman Tevhîd gemisine binip kurtuldular.

AVM’ler ile oluşan yeni hayat düzeninin kaybedeni ilk başta çocuklarımız. AVM kültürü ile birlikte çocuklarımızın hayallerinin azaldığını, oyun anlayışlarının değiştiği görmekteyiz. Çocuklarımızı alışveriş merkezine getirip bir kenara geçerek onlara bakıyoruz.

Avrupa’daki alışveriş merkezi pazarı 2018’de 2,6 milyon metrekarelik yeni arzla 168,1 milyon metrekareye ulaşırken, geçen yıl en yüksek arzın gerçekleştiği ülke 525 bin metrekareyle Türkiye oldu. Avrupa’nın en büyük AVM’si de yakında Kayseri’de açılacak.

İstanbul'da bir hayat nizamı, fert ve toplum hayatında belirleyici olacak bir yön/kıble seçimi yapılmadı. Sadece, neo-liberal kapitalist sosyo-ekonomik işleyişin sağ-muhafazakârlar tarafından mı, yoksa sol-kemalistler tarafından mı yönetileceğine dair bir seçim yapıldı. AKP kazansaydı AVM'leri sağ-muhafazakârlar dikmeye devam edecekti, CHP kazandı ve Beylikdüzü'nde olduğu gibi AVM'leri onlar dikecek, rantına onlar ortak olacak. Gerisi işin esasına dair olmayan ayrıntılardır.

Modern tuğyan sapkınlık ve azgınlıkta, Lut (a.s.)'ın kavmini geçmiş durumda. ABD'nin Nebraska eyaletinde 61 yaşındaki Cecile Eledge, oğlu ve "oğlunun kocası" için taşıyıcı anne olarak kendi torununu doğurdu.

“Yeni Türkiye” ile birlikte Kemalizm’in geriletilmesi yorumlarının yerini giderek Kemalizm’in geri dönüşü değerlendirmelerine bıraktığı bu süreçte, ‘Kemalizm niçin tasfiye edilemiyor?’ sorusuna cevap aradık.

Hz. Aişe şöyle demiştir: “Rasulullah iki şey arasında serbest bırakıldığı zaman, günah olmadığı müddetçe kolay olanı tercih ederdi. Günah olan işlerden son derece kaçınırdı.” (Buhari, Savm 53) Hoşgörü, daha ziyade şahsî hataları, kişinin yüzüne vurup utandırmadan, başkalarının yanında onu rencide etmeden, sabır ve anlayışla karşılamak, hatasını anlamasına, telafi etmesine imkân vermek kastedilir.

Trabzon'da bulunan Özel Candan Koleji'nin bir AVM'de düzenlediği çarşaf ve başörtüsünü gericilik olarak gösteren skandal sergi vatandaşların tepkisi çekti.

Cahiliyeye ve onun tüm biçimlerine, siyasi, ictimai, iktisadi, kültürel alanlardaki işleyişine itirazı olmayan, yeryüzünden fitnenin kaldırılması ve egemenliğin ancak Âlemlerin Rabbi’nin ölçülerine hasredilmesi iddiasından koparılmış, cahiliye bünyesinde kimi öğreti ve pratiklerine lütfen yer verilmesine razı olmuş, cahiliye içinde renklerden bir renk, tonlardan bir ton ve gök kubbede hoş bir seda olarak kalmayı kabullenmiş bir din algısı asla İslami değildir.

Osman Atalay “Suriye Savaşının Travmalı, Engelli Çocukları” başlıklı köşe yazısında Suriye İnsan Hakları Ağı (SNHR)'nin verdiği bilgilere dayanarak Suriye’de Mart 2011’den bu yana çoğu Esed rejimi tarafından düzenlenen saldırılarda kayıt altına alınabilen 26 bin 446’dan fazla çocuğun katledildiğini dile getirdi. Yazıyı dikkatlerinize sunuyoruz:

AVM’lerde yapılan harcamalar 110 milyar liraya ulaştı. 397 AVM toplam ticaretin yüzde 30’unun gerçekleştiği yerler haline geldi.

Vasat bir ümmette; Günlük olaylar ve Dünya’da yaşanan gelişmeler karşısında, adil olma vasfımızı koruyarak yorumlar yapılmalı, bir kişiye/kavme olan kinimiz veya sevgimiz bizi adil konuşmaktan alı koymamalıdır. Ancak tabii ki; Nabza göre şerbet verme kavramı kesinlikle VASATLIK değildir. Aile içinde adaleti gözetmelidir, Sevmede ve ilgi göstermede adaleti gözetmelidir, Müminlerin kardeş ilân edildiği, yığılan kişisel servetlerde, fakir ve muhtaçların hak sahibi olduğunun ifade edilmesi, İslâm'da adalet anlayışının tezâhürleridir. İşçilere bakışımızda adaleti gözetmelidir, Çocuklar arasında adalet, Mirasda adalet sağlanır.
Makaleler
Hava Durumu