
"Demokrasinin" Arama Sonuçları

Gerçekten ne laikliğin ne de demokrasinin İslâm ile uzaktan yakından ilişkisi bulunmamaktadır. Hatta daha öteye giderek söylemek mümkündür ki, gerek laiklik gerekse demokrasi İslâm’ın zıddı olduğu gibi İslâm da bunların zıddıdır.

İslam’ın ağır şekilde sakındırıp, yasakladığı eşcinsel sapkınlığı, özgürlükler kapsamında muhafaza eden “Demokrasinin” verdiği yetki ile mahkeme, LGBTİ derneklerinin düzenleyeceği etkinliklere yönelik yasağı kaldırdı.

Emperyalist işgalci ABD'nin savaş ve işgal örgütü NATO'yla birlikte Afganistan'a götürdüğü demokrasinin sembolize eden içler acısı bir fotoğraf karesi...

İslamda ise HASEN (iyi) İLE KUBUH (Kötü), HAK İLE BATIL, HARAM VE HELALİ belirleme hakkı ve yetkisi yalnızca ALLAH’a aittir. Bu esâsî bir farklılıktır Demokrasilerle, İslam arasındaki.

Bize terbiye veren birine Rabbim diyemiyorsak, dost olan birine de Mevlana diyemeyiz. Ha ben derim diyen varsa, buyursun desin, sonuçta demokrasinin put olduğu bir dünyada yaşıyoruz.

Mehmet Pamak: İşte Kur'an ilimlerini tahsil etmiş ve yıllarca Kur'an'a davet etmiş bu alim, akademisyen, hoca ve öncü şahsiyetlerin, bu birikimlerini bir tarafa bırakıp ya da yeni tevillerle eğip bükerek sistem içi siyasete destek amacıyla kullanmaları ibret verici ve son derece üzücüdür. Bu kesimlerin böyle bir basiretsizlik ve ilkesizlikle, pragmatizmin yol açtığı sığlık ve ufuk darlığıyla sonuçta tevhidi nebevi yöntemden uzaklaşmaları sebebiyle şiddet eksenli tekfirci "aşırı uç" bunlara yönelik haklı tepkiden de beslenerek daha fazla büyümüştür. Yani alimlerden, hocalardan, cemaat önderlerinden sadır olan bu tür sistem içi siyasete meşruiyet kazandırma ilkesizlikleri, bir kısım Müslümanları sistem içi uzlaşma zeminlerine savururken, diğer bir kısmını da bu savrulmaya kızgınlık ve tepkisellikle şiddet eksenli öteki uca itmektedir. Aslında bu iki sapma, iki uç birbirini itme, tahrik etme ve besleme rolü de oynuyorlar. Batıl sistem içi uzlaşmacı çizgiye savrulanlara kızanlar yeni bir ilkesizlikle ölçüsüz tekfir ve kör şiddete kayarken, onların bu kör şiddetini ve zulmünü görenler de laik demokrasinin "faziletlerini" (!) yeniden keşfetmeye başlayabiliyorlar. Sonuçta bu iki uca kayanlar birlikte, vasat olan Nebevi yönteme, İslam'a, Müslümanlara ve İslami tevhidi mücadeleye büyük zararlar veriyorlar.

Rasim Özdenören: Kurulu düzenin partilerinden İslamî bir dönüşümü beklemek onun yapısal özelliğine aykırıdır. Üzerine ayak basılan zemin eğer demokratik bir ortamı ifade ediyorsa, demokratik bir ortamın iyileştirilmesinden doğacak sonuç ancak demokrasinin iyileştirilmesini sonuçlar. Onun mülahazat hanesine kayıt geçer. Eğer İslamî bir ortamın oluşturulması amaçlanıyorsa, bu, İslam'ın öngördüğü yöntemle gerçekleştirilebilir. Demokrasinin kolaylıklarından yararlanarak ulaşılabilecek her sonuç demokrasinin mülahazat hanesine bir artı olarak kaydolur. Buradaki inceliğin kavranmasını önemle ve özellikle talep ediyorum.

Ali Bulaç şunu anlamalı ki, "bu türevi" dediği, demokrasinin ta kendisi. Zira demokrasiden başka bir demokrasi yok ve olmayacak! Pencereye kafasını çarpıp duran sinekler gibi daha ne kadar demokrasiye kafa çarpıp duracaksınız?

İLKAV Başkanı Mehmet Pamak, Mısır’da gerçekleştirilen askeri darbe ile ilgili bir basın açıklaması yaptı. "Halk iradesine kast eden ve kendi hevalarını dayatan, Hak ve halk düşmanı darbeciler, hayvandan aşağı mahluklardır” diyen Pamak, demokrasinin halk iradesinin egemenliği iddiasının da acıkınca yedikleri ve sadece aldatmacadan ibaret bir put olduğuna dikkat çekti.

İki günlük Mısır ziyaretine başlayan Erdoğan dün akşam Kahire'de yaptığı açıklamada; Mısır için 'laiklik' çağrısı yaptı. Erdoğan, laiklik ile ilgili bir endişesinin olmadığını ve Mısır’da laik temeller üzerine bir anayasanın kurulmasını temenni ettiklerini ifade etti. Erdoğan, demokrasinin teminatının laiklik olduğu ve laiklikten korkulmaması vurgusu yapması dikkat çekti.

İşte farklı ideolojik grupların ve halkın afyonu işlevi gören demokrasinin karikatürü:

Sonsuzluğa inanan Müslüman, sonsuzluk adına hiçbir beyanı, görüşü olmayan bir araca nasıl binsin? Müslüman inancında Allah, her şeyi düzenleyendir. Dünyayı düzenleyen O, hayatı düzenleyen O, ölümü yaratan O, ahireti var eden O. O zaman yine sormak gerekiyor: “Demokrasinin ahiretle ilgili bir beyanı, bir görüşü; hatta bir kelimesi var mıdır?”

Bugün demokrasinin taşeronluğuna soyunanların yaptığı ile Yusuf (a.s)’ın yaptığı arasında hiçbir benzerlik yoktur. Yusuf (a.s) işinde kimseden emir almayacak ve işine asla karışılmayacaktır. O ne derse aynen yerine getirileceği konusunda kesin güvence verilmiştir.
Makaleler
Hava Durumu