
"Koyma" Arama Sonuçları

Kur'an'ın temel bazı konularına ters olan, sadece Rabbimize tahsis edilmesi gereken hususlarda, başkalarını araya koymak, başkalarıyla sürekli irtibat (rabıta) haline bulunmak, başkalarından manevi anlamda kurtuluş ve yardım isteneceği düşünce ve inancı "Tevhide" aykırı ve imanı bozacak fiil ve söylemlerdir...

Türkleştirilmiş Müslümanlıkta itikada, ibadete kadar varan birtakım değişiklikler hedeflendiği görülebilmektedir. 20. Yüzyılda Türkiye’de Cumhuriyet’ten sonra çeşitli seviyelerde bu denenmiştir. İbadet pratiği üzerinde bazı tecrübeler yapılmak istenmiştir, camileri kiliselere benzetmek, musiki âletleri koymak, bunlar arasındadır. İbadet dilinin türkçeleştirilmesi ise başlıbaşına mühim bir operasyondur.

Yakın tarihimizin en hararetli tartışmalarından birinin, “Türkçülük-İslamcılık” tartışması olduğu ve üzerinden yüz yıldan uzun bir zaman geçmesine rağmen halen hararetle tartışılmaya devam edildiği malumumuzdur. Özellikle 21. yüzyılın başlarından itibaren, İslamcı cenahın, aynı zamanda Türkçülük cereyanını da sahiplenmeye, Türkçülük ve İslamcılığı harmanlayarak yeni bir anlayış ortaya koymaya çalıştığı görülmektedir.

Eğer kişi ile Kur’an’ın arasında çekilmiş bir perdeden söz edeceksek, ayete geri dönüp baktığımız vakit, ahirete iman konusunu birinci kefeye koymak gerek. Çünkü ahireti inkar, perdenin varlığına işarettir.

Parti kuruluş bildirgesinde hangi nass üzere hareket edeceklerini beyan etmişlerdir. Bu metinde modern bir ulus devlet olmak için ne kadar ahkam gerekiyorsa istisnasız hepsini yürürlüğe koymak için adeta and içilmiştir. Modern, laik, çoğulcu, demokratik, muhafazakar.. ne kadar hüküm varsa vurgulanmış, eksiksiz kutsanmıştır.

Daha önce Müslüman mezarlarındaki dini sembolleri yasaklayan Çin rejimi, şimdi de daha fazla ceset koymak ve dönüşümlü olarak kullanmak için katlı mezarlar inşa ediyor.

Bu din, Helal ve Haram kılma yetkisinin Allah’a ait olduğu hakikatini yerleştiriyor. Çünkü bu ikisi, ilah olmanın en başta gelen özelliklerindendir. Helal ve Haram kılma yetkisi kimseye verilmemiştir. Burada çokça altını çizeceğimiz Helal ve Haram konusu sadece fıkhî manada bir hüküm değil, yönetim konusundaki yasak koyma ve serbest bırakmayı da içerir.

Türk-İş'in çalışanların geçim koşullarını ortaya koymak ve temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat değişikliğinin aile bütçesine yansımalarını belirlemek amacıyla her ay yaptığı 'Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması'nın Kasım ayı sonuçları açıklandı. Kaynak: 4 kişilik ailenin açlık sınırı 2 bin 517 liraya yükseldi

İzzeddin Kassam, 1935'te beraberindeki bazı mücahitlerle birlikte silah eğitimi için Cenin yakınlarındaki Ya'bed dağına çıktığı sırada İngiliz işgalcilere casusluk yapan biri tarafından yeri ihbar edildi. İngiliz işgalciler 500 kişilik bir mücehhez birlikle onu karadan ve havadan muhasaraya aldılar. Kendisine teslim olması çağrısında bulundular. Ancak Kassam ve beraberindekiler işgalcilere teslim olmayı değil karşı koymayı tercih ettiler. Bu kuşatma esnasında İzzeddin Kassam'ın beraberinde sadece 14 mücahit bulunuyordu.

Ne yazık ki insanların kalbine Allah korkusu girmedi. Şayet insanlarımıza sadece Allah'tan korkma öğretebilseydik hem gündüz hem de gece kendisini günahlardan alıkoymaya, Allah'ın yasaklamış olduğu şen'iyetleri işlememeye büyük bir özen gösterirlerdi.

Bize dokunmayan, davranışlarımızı düzenlemeyen, aklımızı şekillendirmeyen ayet ve hadis gerçekten ayet ve hadis midir? Hristiyanlar ve Yahudiler gibi düşünmekten, Ateistler gibi yaşamaktan, Deistler gibi anlamaktan, Budistler gibi mahlûkat önünde eğilmekten alıkoymayan ayet; ayet olabilir mi?

Aramızda tekrar edip durduğumuz bir ilke olan cahiliyyenin tüm şahıs ve kurumlarını Reddetmedikçe araya kırmızı bir çizgi koymadıkça cahiliyyeden ayrılmadıkça Nebevi hareket metodu uygulanamaz.

Vahyin belirlediği ve Rasûlün (s) sünnetinin güzel örneğini oluşturduğu sahih İslam anlayışıyla bağdaşmayan ve yüzyıllara sâri yozlaşma sürecinde üretilen birçok bid’at ve hurafelerle kuşatılmış geleneksel din anlayışında, yaşantısına bakılmaksızın lâfzen “kelime-i şahadet”i söyleyen ve “müslümanım” diyen herkesin Allah’ın rahmetine müstahak olduğu ve kurtuluşa ereceği zannedilir. Ve ölen herkese kolayca “rahmet ve mağfiret” duası yapılır. Hâlbuki Kur’an’daki birçok âyet, Allah’ın rahmetine ve kurtuluşa erebilmek için, kişinin Allah’ın azabından korkup sakınarak O’nun emir ve yasaklarına uyma sorumluluk bilinciyle Kur’an’a uygun takvalı bir hayat yaşaması gerektiğini ortaya koymaktadır. Allah’ın, ancak böyle bir hayatı yaşayarak kurtuluşu hak edenlere rahmet edeceği bildirilmektedir.

İslami Cihad Hareketi, “Siyonist işgalcinin faşist uygulamaları, halkımızı özgürlük, bağımsızlık ve dönüş hakkını elde etme yolundaki mücadelesinden alıkoymayacak” açıklamasıyla gösterilere devam kararı aldı.

Allah'tan sakınma duygusu kişiyi hem yapacağı işte hayatının merkezine Allah'ı koyma zorunluluğunu ona hatırlatır hem de sakıncalı bir eylem yahut düşünce ile karşılaştığında basiretli kararlar vermesine ve hak olan davranış biçimini ortaya koymasına vesile olur. Bu düşüncenin eksikliğidir ki zamanın bir kısım İslamcısı süreci tepkisel bir şekilde okumakta ve yanlış bir mecrada yol almaktadır.

Kamuoyunu son günlerde etkisi altına alan deizm tartışmasını takip ederken anlamakta zorlandığım en önemli mesele deizm tehlikesinden bahsedenlerin, deizm olarak adlandırdıkları şeyin sınırlarını ortaya koymadan bir vaveyla koparıyor olmaları. Deizm olarak tarif ettikleri şeyin bizim zaten sekülerleşme yahut dünyevileşme olarak adlandırdığımız şeyden farklı bir şey olmadığını ve buna hangi gerekçe ile yaygınlaşan bir deizm inancı adını verdikleri anlaşılması güç bir durumu doğuruyor.

Baas rejiminin adamları saldırıların kendilerine bir zarar vermediğini ortaya koymak için kutlamalar bile yaptılar. Çünkü saldırıların zaten Baas güçlerine zarar verme gibi bir amacı yoktu. Siyah adam – beyaz adam oyununda gözlerin yanıltılması için böyle bir operasyona ihtiyaç vardı ve gerçekleştirilen de bunun ötesinde bir şey olmadı.

Vasat bir ümmette; Günlük olaylar ve Dünya’da yaşanan gelişmeler karşısında, adil olma vasfımızı koruyarak yorumlar yapılmalı, bir kişiye/kavme olan kinimiz veya sevgimiz bizi adil konuşmaktan alı koymamalıdır. Ancak tabii ki; Nabza göre şerbet verme kavramı kesinlikle VASATLIK değildir. Aile içinde adaleti gözetmelidir, Sevmede ve ilgi göstermede adaleti gözetmelidir, Müminlerin kardeş ilân edildiği, yığılan kişisel servetlerde, fakir ve muhtaçların hak sahibi olduğunun ifade edilmesi, İslâm'da adalet anlayışının tezâhürleridir. İşçilere bakışımızda adaleti gözetmelidir, Çocuklar arasında adalet, Mirasda adalet sağlanır.

El-Aksa İlim ve Kültür Mirası Akademisi Başkanı Şeyh Nacih Bukeyrat, Ramazan'ın ilk gününden son gününe kadar Mescid-i Aksa'da itikâfa girmeyi teşvik eden Bukeyrat, bu şekilde Yahudi yerleşimcilerin baskınlarına karşı koymanın ve Kudüs şehrinin tekrar canlanmasını sağlamalarının mümkün olacağını ifade etti.
Makaleler
Hava Durumu