
"kalan" Arama Sonuçları

Avrupa'da neşet eden ulus-devlet anlayışı, zamanla dünyanın geri kalanına yayılmış, teker teker bütün toplumlar bu yola bile isteye girmişlerdir. Çünkü uluslararası düzende bir devlet olarak kabul edilebilmek için başta BM'nin onayından geçmek, bunun için de ön şart olarak, bir ulusa dayanmak, laiklik ve demokrasiyi kabul etmek, insan hakları, eşitlik, uluslararası hukukun üstünlüğünü kabul etmek gibi ‘amentü’ye katılmak gerekmektedir. Yola çıkan veya çıkmayı düşünen her toplumun önderleri ya bunun farkında olarak işe başlamakta ya da bir şekilde kendilerine öğretilmektedir.

Siyonazi çetesi ve efendisi çağın Firavunu ABD'nin Gazze'ye yönelik ortak saldırılarında şehit sayısı yüzlerle ifade edilirken, acil yardım ekipleri ağır bombardıman nedeniyle müdahalede büyük zorluklar yaşıyor. Ambulanslar acil çağrılara yetişemezken, enkaz altında kalan sivillere ulaşılamıyor.

Birbirimizi dahi yaşatmayı başaramamışken İslam ve müslümanları insanlığın umudu nasıl kılacağız. Bu savaşların insanları ölüme, kalanların gittikçe İslam'dan ve Müslümanlardan uzaklaşmasına neden olduğunu ne zaman anlayacağız.

İktibas Dergisi 546. sayısı ile yeniden okurları ile buluşurken, Gazze'ye duyarsız kalan ve fikren çöken batı değerlerine atıfla, 'kurak topraklar üzerinde devrilmiş bir özgürlük heykeli' kapak resmini oluşturuyor.

Siyonist işgal güçlerinin, uzun süre esaret altında tuttuktan sonra son dönemde serbest bıraktığı esirlerin verdiği bilgiler, Filistinli esirlere işgal güçleri tarafından son derece vahşice ve korkunç işkenceler yapıldığını gözler önüne serdi.

Gazze insanı can veriyor, yakında şehid verecek canları kalmayacak. Gazze’nin dışında kalanların ise hesapları türlü türlü. ABD’nin ve önde gelen Avrupa ülkelerinin hesaplarını söylemeye gerek var mı? Onların hesapları İslam'la ve Müslümanla. En iyi Müslüman ölü Müslüman, en iyi İslam, Siyonizm’e meftun olmuş, ‘ılımlı/demokratik İslam’dır.

Yaklaşık bir aydır siyonist vahşete maruz kalan Gazze Müslümanlarını ve direnişin önderi Hamas’ı selamlayan İktibas Dergisi, 539. sayısıyla okurlarına ulaştı.

Oxfam tarafından yayımlanan yeni rapor, son iki yılda ortaya çıkan 42 trilyon dolarlık servetin yaklaşık üçte ikisinin, dünyanın en varlıklı yüzde 1'lik kesime gittiğini ortaya koydu. İngiltere merkezli kuruluşun "Zenginlerin Hayatta Kalması" başlıklı raporuna göre söz konusu pay, dünya nüfusunun geri kalan yüzde 99'unun elde ettiği miktarın yaklaşık iki katı.

Beşiktaş'ta yabancı bir kişiyi gasp etmek isten gaspçılar direnen genci defalarca bıçakladı. Emniyet tarafından yakalanan zanlılardan biri cezaevine gönderilirken, bıçaklanan yabancı ise tedavi edildikten sonra sınır dışı edildi.

İslam karşıtlığı ve ırkçılık Avrupa kıtasında artarak devam ediyor. İslam karşıtı saldırılarda Almanya, Fransa ve Avusturya başı çekiyor. Şüphelilerin yakalanamaması veya zanlıların hafif cezalarla kurtulması sorunun çözümüne katkı sunmuyor.

Fransa ve İngiltere’nin, Manş Denizi'ni geçmeye çalışırken boğulan 31 mültecinin ölümlerini saatlerce seyrettiği ortaya çıktı. Faciada sağ kalan iki mülteciden biri olan M. İbrahim Zada korkunç saatleri şu şekilde anlattı: İngiliz polisini aradık, yardımcı olmadı. Fransızlar ‘İngiliz bölgesindesiniz’ dediler. Birbirimizin ellerini tuttuk. Şafağa kadar kimse ölmedi, sonra çoğu can verdi. Artık dayanamayarak botu bırakan kişiler birer birer öldü.

2001’de ağır bir ABD-NATO saldırı ve işgaline maruz kalan Taliban’ın, bu işgale boyun eğmeyip, 20 yıl süren zorlu, çileli, ağır bedeller gerektiren bir direnişin ardından büyük ve açık bir zafer kazanmıştır. Bu iki gerçeğin lamı, cimi yoktur. Hiçbir yorum, “stratejik değerlendirme”, komplo teorisi bu gerçekleri ortadan kaldıramaz. Saniyen ve salisen yapılacak tüm değerlendirmeler, evvelen bu gerçekleri teslim etmekle başlamalıdır ki, dikkate alınmaya layık olabilsin.

Uygur Müslümanlarının yaşadığı baskının ardından, yoğun uluslararası eleştirilere maruz kalan Çin yönetimi, ‘mesleki eğitim merkezlerindeki’ tüm ‘öğrencilerin’ ‘mezun olduklarını’ bildirmişti.

Karanlık olayların yılı 1993'te önce Madımak katliamı tertiplendi; hemen ardından 3 gün sonra Erzincan Kemaliye'ye bağlı Başbağlar köyünde 33 kişi katledildi. Her iki olayın da aynı eller tarafından tertiplendiği, Alevi-Sünni çatışması hedeflendiği yıllarca dillendirildi; ancak şu ana kadar olayın asli failleri hiç yakalanmadı.

"20 Haziran Dünya Mülteciler Günü" dolayısıyla yapılan açıklamada, mültecilerin yaşadığı zorluklara dikkat çekilirken,Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği raporuna göre savaş, şiddet ve zulüm nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan insan sayısının giderek arttığına vurgu yapıldı.

Yeryüzü Ensarları ile Hayat Yolu Derneği, siyonist işgal çetesinin ağır saldırıları altında katliamlara maruz kalan Gazze'ye yönelik olarak acil yardım kampanyası başlattı.

Zaman zaman gençlerle sohbet etme fırsatı buluyorum. Benim için böyle anlar gençliğin ahvâlinden haberdar olabilmem açısından çok kıymetli anlar oluyor. Biliyor musunuz, gençlerimiz epeydir Müslümanca düşünme yetilerini kaybetmiş durumdalar, tıpkı çoğumuz gibi. Çünkü anlayabildiğim kadarıyla yoğun bir baskı altındalar. İnternetle birlikte zihinlerini günden güne Batı menşeli değer yargıları istila ediyor, bu istilaya karşı mücadele edip olması gerektiği gibi kalanlar da kınanıyorlar.

Özellikle 28 Şubat sürecinde zulme maruz kalan Müslümanların düzenin mahkemelerindeki vekilliğini bilâbedel üstlenerek, İslam davası ve Müslümanların haklarına sahip çıkan gayretiyle tanıdığımız Av. Necip Kibar ağabey, koronavirüs tedavisi gördüğü hastanede vefat etti.

Evet, kelle avcılarıyla konumuza dönecek olursak; bu zulüm, işkence ve idamlar; ekmeksiz kalan fakat “KELLESİZ” kalmak istemeyen yoksul İstanbul halkını canından bezdirmiş olacak ki, şapka kanununa muhalefet sanılmasın diye Beyoğlu şapkacılarına hücum etmişler, satılmasına imkân olmayan en tapon malları bile göz açıp kapayıncaya kadar altın fiyatına kapışmışlardı. Artık halk için sorun; şapka takıp takmamakla alakalı bir sorun olmaktan çıkmış, sorun sadece “Şapkanın giyileceği kafayı yerinde tutabilmeyi becerebilme sorunu” haline gelmişti.

Çocuğumuzun sevdiği, beğendiği, varlığından haz aldığı şeylerin var olmalarının nedenini doğru olarak bildirilmeliyiz. Sevdiği bir şeyi, bir insanı, Allah’ın yarattığını öğrenmesi, çocuğu Allah’a yaklaştıracaktır. Sorduğu sorularına, tabiat ana, Noel Baba, evrim.. gibi gerçek dışı uydurma cevaplar alan bir çocuğun, duygusal zekası gelişemeyeceği gibi, belirsizlikler içinde kalan aklı, kainatı ve hayatı anlamakta da güçlük çekecektir.
Makaleler
Hava Durumu