
"ortam" Arama Sonuçları

Güzel geçimli olabilmek iyi ahlâklı olmayı gerektirir. Güzel geçim güzel ahlâktır. Peygamberimiz, “Müjdeleyin, nefret ettirmeyin. Kolaylaştırın, zorlaştırmayın” buyurarak, insanlarla güzel geçim için hayatı zorlaştırıcı değil, kolaylaştırıcı olmamız gerektiğini vurgulamaktadır. Eşler arasındaki güzel geçimin, mutluluğun formülü 5 S’de gizlidir: Sevgi, saygı, sadakat, sabır ve sorumluluk. Bu hususlara dikat edildiğinde mutlu, huzurlu bir aile ortamı oluşur.

Dakalu, Hızlı Destek Kuvvetlerinin orduya tam entegre edilmesine karşı çıktığı için yaşanan anlaşmazlık tarafları bir çatışma ortamına sürükledi. Bölgesel ve küresel bazı aktörlerin de bu ayrışmada söz sahibi olduğu şüphesizdir.

Terörün, yani (ölçüsüz) şiddetin esas itibariyle İslâm’da yeri yoktur. İslâm kendisini kabul ettirmek için kesinlikle şiddetten medet ummaz, ummamıştır da. Aynı zamanda terör, ikrahın en yüksek boyutlusudur ki, İslâm ikrahın en küçüğünden, en büyüğüne kadar hiçbir boyutta olanına yer vermemektedir.

Oysa hayır, Müslüman dediğin öyle olmaz. Bir Müslüman, kapitalizmin kitle uyuşturma, sevk ve idare aracı durumundaki, aynı zamanda aleni bir kumar endüstrisi olan futbolizm organizasyonu içinde yer almaz. Rabbimizin nüzul sürecindeki ilk emirlerinden olan "Ruczdan hicret" (Bkz: Müddessir, 5. ayet) ilkesi gereği, bu tür ortam ve organizasyonlardan uzak durur, hevasını ilah edinmiş insanların arasında mahcup şekilde poz verme zilletine düşmez.

Meselenin bu çıkmaza gelmesinin tesâdüfî olduğunu düşünmüyorum. Bunun kasten yapıldığını, fâilinin ise Angloamerikan dünyâ olduğunu düşünüyorum. Anlayabildiğim kadarıyla bu blok, temeldeki hedefi olan Çin ile hesaplaşmasını abluka siyâsetleriyle sınırlandırmış durumda. Çin’in kapanması da buna elverişli bir ortamı doğurmuş görünüyor.

Bu kitap, kitap sever çocukların beğenileri ışığında yazıldı. Sıcacık aile ortamı hissi veren sayfalarda, Meryem hanım ile Taha bey, Irmak ve Burak’ın yüzlerce sorusuna ayetler ışığında ve öykü tadında cevaplar veriyor.

16 Mayıs akşamı Kalem-Der sosyal medya hesabı facebook üzerinden yapılan video konferansı ilginize sunarız

Söz buraya gelmişken şehirlerdeki olağanüstü albenili camileri gezen Mehdi (!) hazretleri, mimari, estetik ve görkemde camilerin yanında kümes gibi kalan ama aksine toplum hayatının kalbi işlevini gören banka şubelerini görünce sadece kafası karışmayacak, bütün duyuları allak-bullak olacaktır.

Söz konusu küresel güçlerin dayattığı küresel bir kültür de söz konusudur. Ekonominin küreselleştiği bu ortamda, kültür de küreselleşmiş ve insanların yaşam kalıpları, beğenileri tektipleştirilmiştir.

Mehmed Durmuş: Takva, dünyadan el etek çekmek, topluma karışmamak, kadının bulunduğu ortamda erkeğin, erkeğin bulunduğu ortamda kadının zinhar bulunmaması demek değildir. Bilakis, Müslüman şahsiyet hayatın tam da merkezinde yer almak durumundadır. Peygamberlerin sünneti budur. Böyle iken kendimizi haramdan korumak takvadır. Allah meleklerin takvasından değil de, insanın takvasından bahsetmektedir.

Uzmanlar dijital ortamdaki verilerin gelecekte 'gözetim' mekanizmalarına yol açabileceği ve yaptırımların yetersiz kalabileceği konusunda uyarıyor. Evleri perdelerle kapatmaya çalışsak da evin içini, yediğimizi, konuştuğumuzu sosyal medya içerisinde paylaşmamız adeta evleri perdesiz bir hale getiriyor.

Rasulullah (a.s.) ve beraberindeki ilk neslin çilelerle dolu mücadelesiyle zail kılınmış olan cahiliye inanış ve anlayışlarının bir kısmı, İslami yönetimin saltanata dönüştürüldüğü, muvahhid ve muttaki yöneticilerin yerini fasık ve zalim yöneticilere bıraktığı bu ortamda yeniden neşvü nema bulmaya, toplumda kendilerine yeniden zemin kazanmaya başladı. İslam inkılabıyla yıkılmış olan Arabistan cahiliyesindeki biçimleriyle şöyle bir farkla ki, İslam’a ait inanış ve pratikler kisvesine büründürülmüş olarak…

Asker öncülüğündeki oligarşik Kemalist vesayetin darbe süreçleri ve baskıya, zora dayalı sekülerleştirme dönemleri, tevhidî uyanışın son derece diri ve zinde, İslami duyarlıkların yüksek ve laik Kemalist sisteme karşı direnişin güçlü olduğu dönemlerdi.Bu baskıcı sekülerleştirme sürecinden sonraki 16 yılda ise, kimi yasaklarda geri adım atılarak görece özgür bir ortam oluşturulmak suretiyle gönüllü sekülerleşme süreci başlatıldı. Bu süreç devam etmekte olup tevhidi uyanış süreci bu dönemde büyük yara almış, çok ciddi bir kan kaybı yaşamış bulunmaktadır. Kur’an halkaları, daha baskıcı dönemlerdeki yaygınlığını, diriliğini ve ruhunu kaybetmiş, birçokları dağılıp yok olmuştur. Hâlâ devam edenler ise ruhsuz rutinler haline dönüşmüştür. Tevhidî davet çalışmaları çok azalmış, bu çabayı göstermeye devam edenlere ise, “siz hâlâ orada mısınız?” küçümsemesi ile bakılır olmuştur.

Suriye’deki gelişmeleri, başından buyana yerinden takip eden Yeni Şafak ve Tv Net muhabiri Yılmaz Bilgen’le konuştuk. Suriye’de Esed diktasına karşı 2011’de halk ayaklanması olarak başlayan ve rejimin barışçıl gösterilere ağır silahlarla cevap vermesi sonrası savaş ortamına dönüşen 7 yıllık büyük kaosu ve Soçi’deki İdlib mutabakatıyla gelinen noktayı değerlendirdiğimiz söyleşide Bilgen, şu acı tesbiti yapıyor: “Aslında Suriye savaşının kaybedeni maşeri vicdandır, insanlığın bu anlamda dibe batmasıdır. İnsanlık Suriye'de dibe vurmuştur."

Kültür ve Turizm Bakanlığının başvurusuyla "nazar boncuğu" internet ortamının vazgeçilmez unsurlarından olan emojilerin arasına dahil edildi. Bu gelişme iktidar medyasında Anadolu kültürünün önemli simgelerinden olan nazar boncuğunun emoji olarak kabul ettirilmesi büyük başarı" şeklinde verildi. Oysa nazar boncuğu denilen bu nesnenin, aslen cahiliye Arap kültürüne ait bir şirk nesnesi olduğu ve temime adıyla anıldığı biliniyor.

İslâm’ın mükemmel bir şekilde ancak İslâm devletinde yaşanabileceğini, gayrı İslâmî bir rejimin çirkin ahlâkın ne demek olduğunda bile İslam’a ters olduğunu, onları engelleyecek ortamı oluşturmayacağını bilmek gerekir.

Doğu Türkistan meselesini internet ortamında gündeme taşıyan aktivist Abdulğani Sabit ile özel bir röportaj gerçekleştirildi. Doğu Türkistan konusunu iç ve dış dinamikleriyle ele alan röportajda Sabit, birçok önemli noktaya değindi.

İlgisiz ve kayıtsız tutum, ana-babanın çocuğunu yalnız bırakma, görmezlikten gelme şeklinde dışlaması anlamına gelir. Duygusal istismara yol açan böyle bir ortamda ana-baba-çocuk üçgeninin arasında iletişim kopukluluğu gözlenir.

Hoşgörülü, sabırlı, esneklik gösterebilen, güvenli ve şefkatli bir ortam sağlayabilen, sevgisi ile bir çocuğun hayatında fark oluşturmak isteyen ve belirli şartları taşıyan herkes koruyucu aile olabiliyor

Uzun yıllardır halkı Müslüman olan ülkelerde Ramazan ayının son Cuması Dünya Kudüs Günü olarak çeşitli etkinliklere sahne olmaktadır. Bu bağlamda İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı-İLKAV’da Ramazan ayının son Cumasında Hamas’ın Yemen Temsilcisi Abdulmuti Zakkot konuşmacı oldu. Tercümanlığını yine Filistinli bir doktor olan Mahmut Arkavî yaptı. Vakıf yöneticilerinden Yıldırım Ak’ın sorularını cevaplayan Hamas temsilcisi, Filistin, Yemen ve Suriye meseleleri üzerine değerlendirmelerde bulundu. Hamas’ın bu fitne ortamındaki pozisyonunu ve Gazze’deki son durumları ele aldı. Müslümanların ilk kıblesi Kudüs’e dikkat çeken konuşmacı, ümmetin Mescid-i Aksa farkındalığını unutmaması gereği üzerinde durdu. Bu coğrafya üzerindeki sorunların ancak kendi halkları arasında Müslümanca çözülebileceğini, akan kanın kardeş kanı olduğunu ve bu karmaşadan en çok Siyonist rejimin istifade ettiğini ifade etti.
Makaleler
Hava Durumu