
"post" Arama Sonuçları

Postmodernizmin Değişim Putu ve İstikamet Bilincinin Önemi I Şükrü Hüseyinoğlu I Kur'an Nesli İlim Merkezi

Modernizmin, insanı, insan aklını ve bu çerçevede “bilimi” mutlaklaştırmasına/putlaştırmasına mukabil, postmodernizm hiçbir mutlaklık ve sâbite tanımama, bırakmama yaklaşımıyla hareket etmiş, hakikat fikrini yok etme ve sâbitesizliği temel dünya görüşü haline getirme çabası içine girmiştir.

Hayatın ve hayattaki tüm varlıkların yaratıcısı Rabbimiz, Kitab-ı Keriminde iki cinsiyetten söz ederken, sen kalkmış post-modern tuğyanın "cinsel yönelimler" şeklindeki sapkın söylemini dillendiriyor ve sapkınlıkları meşrulaştırmaya çalışıyorsun.

Bunlar tam da, kuzu postuna bürünmüş kurtlardır. Ayrıca da; melek maskesi giymiş şeytanlardır... Şeytanizm; sapkın, asi, bağy, karanlık olan, hak, hukuk ve Allah (cc) ve de insan düşmanı olan bir inanç, düşünce, sistem, rejim, anlayış ve ideolojidir...

Ne tesadüftür ki Abant Platformu, 28 Şubat’ın hemen sonrasında kurulup faaliyetlerine başlamış, postmodern darbe ile hemen hemen aynı yaşta ve de benzer misyonlar icra etmişlerdir. Ama metot olarak birbirinden farklı olarak, ilkinde, baskı, zorlama, şiddet ve katılık hakimken, Abant’ta ılımlı, yumuşak, gönüllü bir mühendislik icra edilmiştir.

İşte 28 Şubat postmodern darbesine giden yolda ve süreçte yaşanan hadiselerin kronolojisi...

ABD’nin New York Times ve Washington Post gibi önde gelen gazeteleri, haberlerinde Filistin’in aleyhine otosansür uygulamak ve siyonist işgal rejimi lehine dil kullanmakla eleştiriliyor.

Günümüzde tarihselcilik, evrenselcilik (mealcilik) gibi modern algı ve tahrifat biçimleri ve rölativizm/görecelilik gibi post-modern algı ve tahrifat biçimlerinin, tam olarak Kur’an mesajı karşısındaki modern ve post-modern gürültüler ve “Bundan başka bir Kur'an getir veya onu değiştir” teklifine tekabül eden saptırma girişimleri olduğunu görmek zor değildir.

Bu ayet-i kerime bize Kurban ibâdetinin anlam ve şümulünü ifade ettiği gibi, varlık hiyerarşisiyle ilgili de önemli bir hususa vurgu yapar. O da, hayvanların, insanlara musahhar kılındığı, insanların hizmetine verildiğidir. Modern ve post-modern tuğyan, Rabbimizin belirleyip bildirdiği bu varlık hiyerarşisini tekzip etmekte ve tahrif etmeye, değiştirmeye çalışmaktadır.

Rabbimizi, Rasulünü, Kitabını, Âhireti (ve kapsamındaki Hesap Gününü) doğru anlayıp doğru tanımak da, öncelikle onlarla ilgili tarihsel süreçte ve bugün insanlar tarafından birer ümniyye (kuruntu), zan ve vehim ürünü olarak ortaya atılmış olan, geleneksel, modern ve post-modern tüm çeşitleriyle yanlış/bâtıl yaklaşım ve tanımları (üretilmiş, uydurulmuş isim ve sıfatları) tekzip etmek ve bu tekzip hafriyatıyla ortaya çıkan temiz, berrak zeminde, inzal edilmiş isim ve sıfatlar ile bu iman esaslarını kavrama cehdine yönelmek…

Akidemizin temel umdelerini, Kur’an’daki esmâ (isim ve sıfatlar) çerçevesinde öğrenip kavradığımızda, akidemizi her türlü geleneksel ve modern, post-modern hurafeden, bid’at ve sapmadan selâmete kavuşturma imkânı bulmuş oluruz.

Postmodernist feminizm ne kadar çok insan varsa o kadar fazla kimlik vardır der. Böylelikle cinsiyetsiz bir toplumu kabul eder. Biyolojik bir cinsiyetten ziyade herkesin kendini hissettiği, kabul ettiği cinsel kimliğini merkeze alır.

Amerikan Washington Post gazetesi, gizli sorgu raporlarına dayandırdığı haberinde, Ebu Bekir El Bağdadi’nin Suriye’de düzenlenen baskın sonucu öldürülmesinin ardından DEAŞ elebaşı El-Mevla hakkında bir takım bilgiler yayınladı. DEAŞ’ın yeni elebaşı Emir Muhammed Said Abdurrahman el-Mevla’nın, önceden Irak’ta bir hapishanede ABD’ye muhbirlik yaptığına dair detaylar ortaya çıktı.

Allah’ın arzını yönettiğine inanan bir avuç emperyalist güruh, insanlığın, özellikle de insanlığa öncü olması icap eden Müslümanların sonu gelmez ataletinden cesaretle Post-COVİD dönemini fırsat bilip gemi azıya alacak ve tüm insanlığı görülmemiş bir cenderenin içinde ezmeye meyledecektir.

İnsanların bu karantina günlerini bir özeleştiri imkanına dönüştürmeleri ve nefislerini sorgulamaları gerektiğini söyleyebiliriz. Gündelik koşuşturmacanın, ekonomik kaygıların ve post-modern hayat tarzlarının müsaade etmediği sorgulamayı bugün yapabiliriz.

28 Şubat 1997 yılında gerçekleştirilen ve "post-modern darbe" olarak adlandırılan karanlık sürecin üzerinden tam 22 yıl geçmesine rağmen o dönemin uygulamalarını aratmayacak bir uygulama Adana Kıvanç Anadolu İmam Hatip Lisesinde yaşandı. Geçtiğimiz hafta içinde 15 yıldır yaptığı Edebiyat öğretmenliğinden alınarak depo görevlisi yapılan Fevziye Şenoğlu Hoca Hanım "Depoda görevlendirildim. Şimdi süreç nasıl işler bilmiyorum" dedi.

CHP'li Kırşehir Belediyesi, şehrin girişine M.Kemal'in dev bir posterini astı ve bu icraat (!) CHP medyası tarafından büyük bir hizmet olarak duyuruldu.

Amerikan Foreign Policy dergisi Kushner'in e-postalarını ele geçirip yayımladı. Trump'ın damadı ve başdanışmanının, Filistinli mülteci statüsünün toptan kaldırılmasıyla geri dönüş dahil tüm haklarının ellerinden alınması için çalıştığı ortaya çıktı.

Ülkede bir meslek halini almış olan “darbecilik” ve darbe goygoyculuğu, hayali ihracattan, hortumculuktan, soygunculuktan, rüşvetçilikten daha kârlı ve daha güvencelidir. Bunu bilenler Türkiye’de en büyük yolsuzlukları, soygunları, hırsızlıkları darbe dönemlerinde yapmıştır.
Makaleler
Hava Durumu