
"zihin" Arama Sonuçları

Küresel sistemle tam entegre olmuş seküler/liberal/demokrat/muhafazakâr toplumu inşa etme sürecinde, mevcut iktidar erkleri, aile konusunda tam bir çıkmazın içine düşmüş gibidirler. Bütün eğitim hayatını pozitivist/maddeci/kapitalist değer yargıları ile dizayn eden sistem, ‘rızkın temini’ konusunda da aynı zihin kodları ile hareket ederek (yukarıda da değindiğimiz gibi), mensuplarını Allah’ın kefil olduğu bir konuyu sorgular hale getirmiştir. ‘Aile’ kurumunun yapı taşı olan çocukların bakım ve iaşesini (güya) destekleyerek, ebter olmaktan kurtulacağı zannına kapılmıştır.

Radyo Denge´de Arap Baharı ateşinin yakıldığı Tunus ve Tunus´ta gerçekleştirilen darbe konuşuldu. Osman Yıldız'ın hazırlayıp sunduğu Gündem Özel'de, 17 Aralık 2010'da başlayan Arap Baharı ateşinin yakıldığı ve son dönemde Tunus'ta sessizce gerçekleştirilen darbenin konu edildiği programa Araştırmacı yazar Ali Kaçar konuk oldu.

Sesli Analiz'de Şükrü Hüseyinoğlunu konuk ettik. Programın konu başlığı, bir propaganda aracı olarak medya idi. Programın başlıkları kısaca şöyleydi: Müslümanlar medya'yı neden kullanamadı, Müslümanların medya konusunda ufku, medyanın toplum üzerindeki etkisi, medya üzerinden zihinsel baskı, kültürel ve inançsal olarak son yüzyılda değişim vs... konuları sizler için İslami açıdan değerlendirdik.

İstanbul'un Silivri ve Beşiktaş ilçelerinden kamuoyuna yansıyan görüntüler, Kemalist putperestliğin ulaştığı aşamayı gözler önüne seren ibretlik video ve fotoğraf kareleri olarak zihinlere kazındı. Kemalist putperestlik, muhafazakâr demokrat kadroların eşliğinde ve kanatları altında serpilmeye, yeni yeni tapınma biçimleri ihdas ederek putperestlikte, ölü tapıcılıkta zirveyi zorlamaya devam ediyor.

Zaman zaman gençlerle sohbet etme fırsatı buluyorum. Benim için böyle anlar gençliğin ahvâlinden haberdar olabilmem açısından çok kıymetli anlar oluyor. Biliyor musunuz, gençlerimiz epeydir Müslümanca düşünme yetilerini kaybetmiş durumdalar, tıpkı çoğumuz gibi. Çünkü anlayabildiğim kadarıyla yoğun bir baskı altındalar. İnternetle birlikte zihinlerini günden güne Batı menşeli değer yargıları istila ediyor, bu istilaya karşı mücadele edip olması gerektiği gibi kalanlar da kınanıyorlar.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi üyesi Dr. Eftal Yıldırım oruç tutmanın yararı olmadığını iddia etti. Yıldırım’ın açıklamasında şu ifadeler yer aldı: “Benim açımdan hekimler, doğru bildikleri bilimsel bilgileri aktarmak dışında bir tutum almamalıdır. Orucun, normal biyoritmi ve sağlıklı beslenme döngüsünü bozacağı, ancak bunun kişilerin kendi tercihleri olacağı ve sonuçlarına katlanacakları vurgulanabilir.”

"Müslüman" kelimesi "Müslim"in Farsçadaki karşılığı olup Türkçeleşmiş bir kelimedir. Kur'anî ölçülere uygun biçimde içi doldurulmak kaydıyla "Müslim" kavramının Türkçe karşılığı gibi kullanılmasında bir mahzur olmayacağı kanaatindeyim. Ancak maalesef pratikteki "Müslüman" kavramının içeriği Kur'an'daki Müslim kavramıyla asla uyumlu değildir. Ülke halklarının Kur'an eksenli olmaktan ziyade bir kültürel aidiyet ifade eden Müslümanlaşma sürecinde kitleler, iyi niyetle kendilerini "Müslüman" olarak nitelemelerine rağmen, Kur'an'da zikredilen ölçülerde Müslim olmanın ne olduğundan bile habersiz bir hâli yaşamaktadırlar. Böyle olunca, Kitabî olmayan ve geleneksel ya da modern bid'at ve hurafelere dayalı "Müslümanlık" Kur'an'daki "Müslimlikle" örtüşememiştir. Özellikle son on yılda, söz konusu yozlaşma, zihinsel karmaşa, istikamet ve kimlik krizi tevhidî uyanış süreci bakıyesi kesimleri bile kuşatmış bulunmaktadır.

Ramazan denince sizin aklınıza ilk elde ne geliyor? Ramazanın muhayyilenizde canlandırdığı duygular, zihinsel kodlarınızda ilk elde bulduğu karşılıklar neler oluyor?

Küresel ve yerel sistemin, fiziki kuşatmasından, bedenimizi çevreleyen zindanından daha önemli ve daha etkili olan kuşatması ve zindanı, zihinlerimizde gerçekleştirdiği kuşatması ve zihinlerimizin onun ideolojik paradigmasının zindanına hapsolması halidir. Kültürel anlamda sömürgeleştirilmiş ideolojik işgal altıdaki zihinler bağımsız düşünemez ve özgün düşünceler üretemezler.

Modernizm, zihinsel dönüşümün ortaya çıkardığı bir ideoloji ve bir yaşam biçimidir; insana, doğaya, tarihe, hayata yeni bir bakıştır. Köklerden bağımsız bir değişim?. Evvela şunu hatırlamakta fayda var. İslam körü körüne geleneğe bağlılığı asla kabul etmiyor.

Çocuklarımızı daha küçük yaşlardan itibaren ibadetlere alıştırmalı, zihinlerine ve kalplerine Allah ve peygamber sevgisini yerleştirmeliyiz. Onları her türlü kötü alışkanlıktan, zararlı fikir ve akımlardan korumalı ve kollamalıyız...

Sağlık Allah’ın insanlara verdiği en büyük nimettir. İnsanın kendi eliyle bu nimeti yok etmesi kadar vahim başka bir fiil olmasa gerek. Irkçı emperyalizmin insanın fizyolojisine dönük bu ifsad çalışmasının temelinde, insanlığın hem fiziksel hem de zihinsel olarak köleleşmesi amacı vardır

"Bu noktada ikinci sonuç olarak çok daha çelişkili durum ortaya çıkıyor. Muhafazakarlar siyasette ve sosyoekonomik alanda konumlarını pekiştirirken aynı zamanda kendilerini de dönüştüren sekülerliğin meşrulaşmasına yol açmakta, en hafif tabirle varoluşsal anlamda bir sorun olmaktan çıkmaktadır. Siyasal alan seküler muhtevasını kaybetmeden muhafazakarlaşıyor ve bu durum devlet aygıtının tüm etkinliklerini de meşrulaştırıyor. Özünde seküler olmasına karşın muhafazakarlar nezdinde dini bir meşruiyet kazanarak fiziki olmanın yanı sıra zihinsel, ideolojik eklemlenme de gerçekleşiyor."

Venhar Cumartesi Seminerlerinin geçtiğimiz haftaki konuşmacısı İstanbul'dan Ahmet Babur idi. 'AİHM Kararları Çerçevesinde Avrupa Hukuku ve İslam' başlıklı oturumda konuşan Babur, özellikle AİHM'de görülen davaların, Güneydoğudaki kürtler ve özellikle de kadın ve cinsiyet hakları üzerinden Müslümanların zihinsel kodlarını nasıl değiştirdiğini ve İslam'ın prensiplerinin nasıl iğdiş edildiğini anlattı.Müslümanların davranışlarında birtakım değişikliklerin topluma yavaş yavaş sinsice AİHM tarafından nasıl benimsetildiğini Ahmet Babur'un aşağıdaki sunumundan dinleyebilirsiniz.

20-30 yıllık stratejiler çiziliyor, uygulanıyor.Bizim eğlenceli diye olarak izlediğimiz masum çizgifilmler, diziler, sinema filmleri birtakım fikirlerin beyinlerimize çok daha hızlı zerk edilmesini sağlayan katalizörlerden ibaret.

Hatice Kübra Tongar: Âdetlerimiz ayetlere ters mi, değil mi bilebilmek için, öncelikle ayetleri bilmemiz gerekiyor. Oysa bizler “bilim şunu dedi”, “o pedagog bunu önerdi” kabulüyle yol almaya çalışırız çoğu zaman. Hâlbuki bilim kendini yenileyen bir sistemdir. Yıllar içinde kabulleri, gerçekleri değişir. Bundan 10 yıl öncenin “muhakkak”ları, bugünün “belki”lerine ve yarının “yanlış”larına dönüşebilir. Bu bağlamda her anne-babanın kendine ulaşan bilgiyi test edebilecek bir zihin sistematiğine gelmesi gerekir. Bu da Kur’an-ı Kerim’dir. Zira Kur’an, kıyamete kadar özünü koruyabilecek, manaları değişmeyecek tek kaynaktır. Ayrıca basit bir aleti bile onu yapanın kılavuzuna bakarak kullanırken; insanı okumak için, onu yaratanın cümlelerine sığınmaktan daha doğal ne olabilir ki?

Geçtiğimiz Cumartesi günü Venhar Kur'an Evi'nde, Müslümanların zihinleri son 50 yıldır allak bullak eden Sistem-Rejim-Devlet meselesi gündeme alındı. Konuşmacı ise, sözlerinin sonunda İslam çerçevesinde bir Rejim-Devlet değerlendirmesi yapan Bünyamin Zeran idi...

İslam’ın araçsallaştırıldığı, “İslami rant” üzerinden pasta ve paylaşım kavgalarının yaşandığı, güç, iktidar, mevki, makam uğruna her türden İslami ve insani ilke ve değerlerin bizzat Müslümanların bir kısmı tarafından alaşağı edildiği, “Allah rızası” adı altında büyük emek, zaman ve zihin sömürülerinin yapıldığı, devletin bütünlüğü ya da toplumsal birlik tehlikeye düşecek travması adı altında kişi kültüne yol açan otoriterleşmenin savunulduğu ve devletin kutsallaştırıldığı bir siyasi iklim yaratan “beyaz Müslümanlık”, ikiyüzlü özel alan kamusal alan ayırımı yaratan Protestan etik çerçevesinde her geçen gün Müslümanların ahlaksızlaşmasına “hizmet” etmektedir ve duvara toslaması “an” meselesidir.

" Gülen grubu için "ne istediler de vermedim" diyen Başbakanın hükümeti, bizi sırf "Resmi İdeoloji Kıskacında Eğitim" konulu bir panel düzenlediğimiz ve orada eğitim sistemini kuşatan sekülerizmin, Kemalist pozitivizmin, çocuklarımızın zihinlerini nasıl işgal ettiğini, ruhlarını nasıl kirlettiğini, fıtratlarını nasıl bozduğunu, nasıl bir çürüme ve yozlaşmaya yol açtığını belge ve bilgiye dayanarak ortaya koyduğumuz için hedef yapmıştı. Yani AKP hükümeti, sırf resmi ideolojiye ve her türlü zulmüne itiraz sadedindeki düşüncelerimizi açıkladığımız için bizi kapatmaya kalkışmışken, Gülen'e her istediğini vermişse, devletin bütün önemli kadroları bu camiaya tahsis edilmişse, bu kadroların bütün yaptıklarından aynı zamanda hükümet de sorumludur şüphesiz."
Makaleler
Hava Durumu