
"Kanunu" Arama Sonuçları

Şapka Kanunu’nun kabulünden bir buçuk yıl önce yayınlanan “Frenk Mukallidliği ve Şapka” adlı risalesinden dolayı İskilipli Âtıf Hoca’yı ve şapka dayatmasına karşı çıkan yüzlerce Müslümanı İstiklal Mahkemeleri’nde yargılayıp darağacına gönderen rejim, “laikleştirme politikasına dinsel meşruiyet kazandırmak” gayesiyle vücuda getirdiği Diyanet teşkilatı ve bu teşkilatın “din görevlileri” aracılığıyla da halkın muhayyilesinde şapkayı meşrulaştırmaya çalışmıştı.

Şapka Kanunu’nun kabulünden bir buçuk yıl önce yayınlanan “Frenk Mukallidliği ve Şapka” adlı risalesinden dolayı İskilipli Âtıf Hoca’yı ve şapka dayatmasına karşı çıkan yüzlerce Müslümanı İstiklal Mahkemeleri’nde yargılayıp darağacına gönderen rejim, “laikleştirme politikasına dinsel meşruiyet kazandırmak” gayesiyle vücuda getirdiği Diyanet teşkilatı ve bu teşkilatın “din görevlileri” aracılığıyla da halkın muhayyilesinde şapkayı meşrulaştırmaya çalışmıştı.

Sözü Başbakan Adnan Menderes alır. Menderes müzakere edilen kanunu son derece sahiplenerek savunur. Din ile Atatürk’ün muhteremliğini aynı görür: "Din muhterem görülüyorsa, Atatürk de öyle olmalıdır. Müzakere edilen kanunla fikir hürriyeti ortadan kalkmamakta, hakaret ve terzil önlenmeye çalışılmaktadır."

Bir de istatistiklere bakalım. Bu kanunu ve sözleşmeyi savunan “Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu”nun verilerine göre 2012 yılında 200 civarında olan kadın cinayeti sayısı 2021 yılında ikiye katlanarak 400 bandını aşmıştır. İçişleri Bakanlığının TBMM’de açıkladığı verilere göre 2012’de kadın cinayeti sayısı 128 iken 2021 yılında bu sayı 380’e çıkmıştır.

Mart ayında milletvekilliği tasdik edilen Nureddin Paşa’nın Mecliste bilinen tek icraatı, şapka kanununa itirazı olmuş ve bu itiraz ona pek pahalıya patlamış, sonrasında evine kapanarak siyasetle ve hayatla bağını kopararak hayatta kalma savaşı vermiştir.

Cuma Hutbesi: Ashab-ı Uhdud ve Şapka Kanunu Zulmü - Şükrü Hüseyinoğlu - Kur'an Nesli İlim ve Dâvet Merkezi - 21 Rebiülahir 1443 - 26 Kasım 2021

Memleketin dipçik zoruyla gâvurlaştırılması sürecinde kanlı bir köşe taşı olan me'şum "Şapka Kanunu"nun 1925'teki kabulünün yıldönümü bugün. Bu konuyla ilgili olarak, o yıllara dair çarpıcı bir tanıklık üzerinden sitemiz editörü Şükrü Hüseyinoğlu tarafından yazılan bir makaleyi paylaşıyoruz.

Şapka Kanunu’nun kabulünden bir buçuk yıl önce yayınlanan “Frenk Mukallidliği ve Şapka” adlı risalesinden dolayı İskilipli Âtıf Hoca’yı ve şapka dayatmasına karşı çıkan yüzlerce Müslümanı İstiklal Mahkemeleri’nde yargılayıp darağacına gönderen rejim, “laikleştirme politikasına dinsel meşruiyet kazandırmak” gayesiyle vücuda getirdiği Diyanet teşkilatı ve bu teşkilatın “din görevlileri” aracılığıyla da halkın muhayyilesinde şapkayı meşrulaştırmaya çalışmıştı.

Evet, kelle avcılarıyla konumuza dönecek olursak; bu zulüm, işkence ve idamlar; ekmeksiz kalan fakat “KELLESİZ” kalmak istemeyen yoksul İstanbul halkını canından bezdirmiş olacak ki, şapka kanununa muhalefet sanılmasın diye Beyoğlu şapkacılarına hücum etmişler, satılmasına imkân olmayan en tapon malları bile göz açıp kapayıncaya kadar altın fiyatına kapışmışlardı. Artık halk için sorun; şapka takıp takmamakla alakalı bir sorun olmaktan çıkmış, sorun sadece “Şapkanın giyileceği kafayı yerinde tutabilmeyi becerebilme sorunu” haline gelmişti.

Şapkaya direnişin giderek yayılma eğilimi göstermesi üzerine, Rize, Erzurum, Kayseri, Maraş, Konya, Giresun gibi şehirlerde "GEZİCİ İSTİKLAL MAHKEMELERİ” kuruldu. İnönü, İstiklâl Mahkemesi’ne meclisin tasdiki olmadan idam cezalarını infaz etme yetkisi tanıyan kararı meclise kabul ettirdi. “Üç Aliler” diye bildiğimiz istiklal mahkemesi hâkim ve savcıları Kel Ali, Necip Ali, Kılıç Ali (Altemur Kılıç’ın babası) üçlü emir kulu! rejim adına ellerine geçen fırsatı değerlendirerek, şapka kanununa karşı çıkan muhalifleri şapka kanununa aykırı davrandıkları gerekçesiyle teker teker cezalandırmaya başladı.

Ankara’da faaliyet gösteren; Araştırma Kültür Vakfı, Kardelen Derneği, İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı-İLKAV, Medeniyet Vakfı ve Vahdet Vakfı’ndan oluşan ‘Müslümanlarla Dayanışma Platformu’ nun düzenlediği “İstanbul sözleşmesi ve 6284 sayılı aileyi yıkma kanunu” konulu panel 6 ekim pazar günü Melike Hatun Camii Konferans salonunda gerçekleşti...

Şapka Kanunu’nun kabulünden bir buçuk yıl önce yayınlanan “Frenk Mukallidliği ve Şapka” adlı risalesinden dolayı İskilipli Âtıf Hoca’yı ve şapka dayatmasına karşı çıkan yüzlerce Müslümanı İstiklal Mahkemeleri’nde yargılayıp darağacına gönderen rejim, “laikleştirme politikasına dinsel meşruiyet kazandırmak” gayesiyle vücuda getirdiği Diyanet teşkilatı ve bu teşkilatın “din görevlileri” aracılığıyla da halkın muhayyilesinde şapkayı meşrulaştırmaya çalışmıştı.

Pakistan seçim kanununda yer alan ifadelerin "Yemin ederim ki Hz. Muhammed son peygamberdir." ifadesi, "İnanıyorum ki Hz. Muhammed son peygamberdir." şeklinde değiştirilmesi üzerine gerçekleştirilen protestolar sürüyor.

1923’ten itibaren yürürlüğe konan siyasi-kültürel işgalin bir ayağı da batının şapkasının Anadolu insanına dayatılması olmuştur. 25 Kasım 1925’te kabul edilen “Şapka Kanunu” ciddi toplumsal tepkilere yol açmış, bu tepkilere karşı da batıcı kemalist kadrolar iki yönlü bir strateji izlenmiştir.

Şapka Kanunu’nun kabulünden bir buçuk yıl önce yayınlanan “Frenk Mukallidliği ve Şapka” adlı risalesinden dolayı İskilipli Âtıf Hoca’yı ve şapka dayatmasına karşı çıkan yüzlerce Müslümanı İstiklal Mahkemeleri’nde yargılayıp darağacına gönderen rejim, “laikleştirme politikasına dinsel meşruiyet kazandırmak” gayesiyle vücuda getirdiği Diyanet teşkilatı ve bu teşkilatın “din görevlileri” aracılığıyla da halkın muhayyilesinde şapkayı meşrulaştırmaya çalışmıştı.

İskilipli Atıf Hoca, şapka kanunundan önce yazdığı şapka karşıtı kitap sebebiyle tüm hukuk ilkeleri hiçe sayılarak 90 yıl önce bugün idam edilmişti

Galler'de yapılacak seçimler öncesi hazırlanan 'oy kullanmayın, kanunu Allah'tan başkası yapamaz' yazılı el ilanları tartışmalara neden oldu

Özgür-Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya, bugün yayınladığı basın açıklamasıyla Meclis'in Şubat 2013 tarihinde kabul ettiği terörizmin finansmanını önlenmesine dair kanunun işleyişine değindi. Bakanlar Kurulu'nun El-Kaide ve Taliban bağlantısı gerekçesiyle yüzlerce kişinin mal varlığına el koyma kararı aldığını hatırlatan Kaya bu kanun ile küresel güçlere muhalif bütün oluşumların hedefe konulduğunu belirtti.
Makaleler
Hava Durumu