
"Nerede" Arama Sonuçları

Hep sorarım neden bir İslam beldesinde ramazan ayı gelince fiyatlar hep tavan yapar? Merhametin ve adaletin kaynağı olan bir din Ramazan’da nerede? İslam’ın ticaret ahlakı, tüketim ahlakı oruçlu iken olmayacaksa ne zaman olacak? Neden? Neden? Neden? Çünkü içimizde İslam’ın üflediği ruh değil, kokuşmuş kapitalizmin daha çok kazanma ruhu hüküm sürüyor. Hiç kusura bakmayın sokakta ve alışverişte gördüğümüz manzara bu.

Dr. Hussam Ebu Safiya, tüm benliğiyle zulme karşı durdu. Mesleğinin ve mümin kimliğinin tüm gereklerini yerine getirerek mücadelesinde yalnız kalmasına rağmen yılmadı. İyilerin safında kalmanın kaderi hep yalnızlık olmamalıdır. Bu konuda bu kadar yalnızlık, bu kadar suskunluk iyilikler için, yarınlar için hiçbir umut taşımıyor. Bu suskunluk, tepkisizlik, keyfilik zalimleri daha da zalimleştiriyor.

Siiyonist isimlerin yönetimindeki Okul Eğitiminde Barışı ve Kültürel Hoşgörüyü İzleme Enstitüsü (IMPACT-se) Suudi Arabistan’daki 301 ders kitabını inceleyerek bulduğu sonuçları raporladı. Enstitü’nün raporuna göre, Suudi ders kitaplarından “neredeyse tüm antisemitizm” ve "İsrail’i şeytanlaştıran" materyal kaldırıldı. Enstitü’nün CEO’su Sheff, “İsrail ile ilgili açık ılımlılık eğilimi oldukça dikkat çekici” ifadesini kullandı.

Çin için işler pek de sorunsuz ilerlemeyecek. Yeni güvenlik düzenlemeleri ülkenin değerli “tarafsızlığını” zora sokacak ve bölgesel dramlara karışmaktan uzak durmaya çalışmak neredeyse imkânsız hale gelecek. Ve Çin, ABD’nin (ya da dolayısıyla Avrupa’nın) geçmişte gösterdiği türden bir liderlik sunacak donanıma sahip değil. Kaynak: Çin'in İslam coğrafyasına artan ilgisi ne anlama geliyor?

Batı hayranlığının, neredeyse geri kalmış tüm dünya ülkelerinde korkunç bir etkiye sahip olduğunu görünce, batıya biat etmiş liderlerden daha tehlikeli olan bir şey var ise, şüphesiz o da silahsız işgal anlamına gelen kültür emperyalizmidir. Birincisinden kurtulmak kolay, ama ikincisi o kadar ciddi ve silinmez etkilere sahip ki…

Neredeyse 15 yıl sonra, kripto varlıklar herkesin bahsettiği şey. Kripto meraklıları, kripto kumarında şanslarını denemeleri gerektiğini düşünerek kripto piyasasının yükselişine hayret ediyor. Madencilerden aracılara kadar tümü, dijital finansa yayılmak isteyen bir ekosistem ortaya çıktı. Kripto misyonerleri, girişleri ve dolayısıyla kripto balonunu körükleyen momentumu korumak için sürekli artan kripto varlık fiyatlarının aldatıcı bir anlatısını kullanarak yeryüzünde cenneti vaat ediyor.

Yaşayan ve manen yaşamayan insanı tanıyalım. Hani zombiler diye film yapmışlar, mezardan kalkan ölüler timsalı ne yaptığını bilmeden aylak aylak gezen etrafına zarar veren farkında olamayan serseri mayın gibi nerede patlıyacağı belli olmayan bir tipleme, ceset yürüyor ama ruh yok, yaşayan insan da farklı değil, bu tasfir ancak yaşayan insan için örnek verilebilir. Yoksa mahşerde dirilen insan ne olduğunun farkına varacak ve eyvah diyecek!..

Yaşadığımız hayat içerisinde insanlara sorduğumuz “Neredesin?” sorusuna kişiler tarafından genelde verilen cevap, konum bildirmekle alakalı olur.

Anlam belirsizliği bir cümle ya da ifade ile sınırlı olsaydı tercüme hatası diyerek bir açıklama yapabilirdim fakat okuduğum kitapta başından sonuna kadar aynı tercüme hatası yapılmış. Üstelik bu durum bir kitap ve bir mütercim ile sınırlı değil. Kolonyalizme dair neredeyse bütün kitap ve makalelerde sömürgecilik kavramının ısrarlı bir şekilde kullanıldığını görüyoruz. “Sömürgeci olmayan emperyalizm” ile kast edilen “kolonyalist olmayan emperyalizm”dir. Emperyalizmin sömürgeci olmayan bir türünden bahsetmek herhalde Türkçe’ye özgü bir garabettir. Bu garabetin sistemli bir şekilde oluşturulduğu açıktır.

Annelerini ve ağabeylerini Şam’da patlayan yüzlerce bombadan birinde kaybeden Ralia ve Rahaf kardeşler, mülteci olarak geldikleri kamptan kaçıp Lübnan sokaklarında yaşamaya çalışıyorlar. Ancak burada hava geceleri oldukça soğuk oluyor.

Algı yönetimleri ve manipülatörlerin neredeyse hiçbir kuralı yoktur, daha doğrusu, bütün kuralları tek bir ilkeye, tek bir inanca dayanır: Benim çıkarımla uyuşuyor mu uyuşmuyor mu?

“İslam Topraklarında Otoriter Rejimler”de Türkiye, İran, Mısır, Fas, Tunus, Cezayir, kısmen Afganistan gibi İslam topraklarının geçirdikleri modernleş(tiril)me azapları işleniyor. Makus talihli toprakların hikayesi birbirine o kadar yakın ki, neredeyse birbirinin aynısı.

Bir çocuk annesi Nursimangül Abdurraşid’in “4 senedir annemin sesini duyamadım. Babam ve kardeşlerim nerede, ne durumda bilmiyorum” dediği konuşmasının TRT ve diğer iktidar kanalları tarafından sansürlenmesi tepkiyle karşılandı.

İşte hayatın hülasası budur. Hayatımızın bütün inişlerini-çıkışlarını, bütün çalışma, yorulma, koşturmalarımızı, bütün terlemelerimizi, tükettiğimiz fırınlarca ekmeği, akademik, iş, ev, mahalle v.b. kariyerimizi, harcadığımız paraları, eskittiğimiz teknoloji, araç-gereç, araba, mesken ve elbiselerimizi, eşlerimizle olan geçimimizi, çocuklarımızla ilişkilerimizi v.d. toplasak, çıkarsak, çarpsak, bölsek sonuçta biz yukarıdaki altı (ya da yedi) başlıktan birine kayıt yaptırmak zorundayız. Biz yapmasak da kaydımız kendiliğinden listenin birinde yer alacaktır.

ABD'de en zengin 50 Amerikalının toplam servetinin, ülke nüfusunun neredeyse yarısına denk gelen 165 milyon kişinin mal varlığına eşit olduğu belirtildi.

Allah (cc), maslahatın gerçek mânâda ne olduğunu, nerede olduğunu en iyi bilendir. Şerîat, kulun dünya-âhiret maslahatını temin içindir. Mefsedetin maslahat addedilmesi, hevânın ‘akletme’ye galip gelmesindendir.

İlahi kitap geldiği halde çağımızda “kitapsız” yaşayan, yığınlarla dolu insan var. Neredeyse her evde “Allah’ın anayasa kitabı Kur’an” varken, nerdeyse hiçbir evde “T.C’nin anayasa kitabı” yokken, insanların evinde T.C’nin anayasası geçerli. Ne enteresan değil mi?

Kur’an’dan uzak olan câhiliyye insanı, ne zaman ve nerede yaşarsa yaşasın, şeytanın yolunu takip ederek ırkçı bakışın fıtratını bozmasına yardımcı olur.

Sözün aslını kökünü önemsemek gerekiyor eğer bir meyve umuyorsak şayet, maksadımız bağı viran etmek, içimizdeki cerahati orta yere saçmak ise çirkinlik yolunun yolcusuyuz demektir. Söz, nerede sarf edilirse edilsin ondan mesulüz. Kötü sözden medet ummak köksüz kuru bir ağaca çaput bağlamaktan öte bir iş değildir. Güzel sözün müşterisi olmak ise meyvelerinden tekrar toprağa tohum saçan bir ağacın bereket dolu gölgesinde oturmak gibi.
Makaleler
Hava Durumu