
"Peygamberler" Arama Sonuçları

Kur'an Nesli İlim Merkezi'nin bu haftaki Cuma Sohbetinde İsmail Hakkı Güleç "Saha ve Sahnede Peygamberlerin Örnekliği" başlıklı bir sunum yaptı. Hutbede ise Rıdvan Dinçer "İslâm'a Bağlılığın İnsanlara Kattığı Değer" başlıklı bir hutbe irad etti.

Çünkü tüm Peygamberler; mevcut statükoyu red ile işe başladılar, hakimiyet ve otoritenin, tümüyle Allah’a ait bir hak olduğu gerçeğini daha ilk başta, ısrarla vurguladılar.

AKP dönemiyle birlikte çeşitli "İslami çevrelerin", cahiliye düzeni ve düzenin aktörleri karşısındaki duruş ve tutum konusunda sapma ve savrulmalar yaşadığına tanıklık ettik. Söz konusu savrulma sürecini, İktibas Dergisi'nin dosya konusu bağlamında Kürşad Atalar’la konuştuk. Yaşanan dönüşümün köksüzlükle açıklanabileceğini belirten Atalar, “Köksüzlük ise, esasen ‘bilmemekle’ ilgili bir şeydir. Biliyorsunuz ‘keşke bilselerdi’ ayetine ben biraz da bu açıdan bakıyorum. Kullar, Peygamberler gibi ‘bilebilseydi’, savrulmazlar, dönüşmezlerdi. Tarihte savrulan, dönüşen bir Peygamber olmamıştır” diyor. Söyleşimizi ilgiyle ve beğeniyle okuyup istifade edeceğinizi düşünüyoruz.

İslam davasının önderleri olan peygamberler, insanları Allâh'ın birliğine ve tek hak ilah olduğuna; yani tevhide çağırmış, davet etmişlerdir.

İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı-İLKAV, bir Eğitim Konferansını daha online olarak youtube sayfasından gerçekleştirdi. Online Eğitim Konferanslarının bu seferki konuğu, "Nebiler (a.s.), Mücadele Sürecinde Hangi Tutumlarıyla Ma'rûf İdiler?" başlıklı sunumu ile Şükrü Hüseyinoğlu oldu.

İdeal bir müslüman hayatının en güzel örneği şüphesiz ki İslam’ın elçisi Muhammed (sav)’in hayatıdır. Rasulullah (sav) ve peygamberlerin tamamı dünyanın her nimetinden yeterince yararlanmışlardır. Diğer insanlar bir veya iki evlilik yapmışsa, Rasulullah 13 evlilik yapmıştır. Hayatının belli dönemlerinde maddi sıkıntılar geçirmişse de, ticaretten ve ganimetlerden büyük paylar da elde etmiştir. Rasulullah Kur’an’a tabi olmuş, dünya nimetlerini asla kötülememiştir. Dünya nimetlerine tapmaktan sakındırmakla, onları kötülemek farklı şeylerdir.

Mehmed Durmuş: Takva, dünyadan el etek çekmek, topluma karışmamak, kadının bulunduğu ortamda erkeğin, erkeğin bulunduğu ortamda kadının zinhar bulunmaması demek değildir. Bilakis, Müslüman şahsiyet hayatın tam da merkezinde yer almak durumundadır. Peygamberlerin sünneti budur. Böyle iken kendimizi haramdan korumak takvadır. Allah meleklerin takvasından değil de, insanın takvasından bahsetmektedir.

Hacc bütün yönleriyle nebevî gelenekle, peygamberlerin hâtıralarıyla irtibatlıdır. Haccın görevleri, Hz. İbrâhim’in Allah’ın emrine uyarak büyük bir teslimiyetle gerçekleştirdiği fedâkârlık eyleminin temsilî bir ifadesidir. Ne kendisi, ne de oğlu İsmâil (a.s.) Allah’ın emrine uyma konusunda bir tereddüt göstermişlerdi.

Hz. Yusuf bir peygamberdir. Hiç şüphe yok ki onun risâleti de, gönderilen bütün peygamberlerin risâletlerinin aynısıydı ki, o risâletler Allah’ın dinini diğer bütün din ve düzenlere gâlip kılma ve yüceltme risâletidir. Yoksa biz Yusuf’un (a.s.) hükümette bulunduğu süre içerisinde, bir kâfir yöneticinin emrine ve hizmetine girerek, onun yardımcılığını yaparak, Allah’ın dinine göre değil de, hükümdarın/tâğutun kanunlarına göre hükmettiğini kabul edecek olursak, o takdirde Hz. Yusuf’un Süleyman Demirel’den, Bülent Ecevit ve benzerlerinden ne farkı kalır?

Allah, daha önce âlemlere faziletli kıldığı Peygamberlerin izinden giden İsrailoğullarına tevhidî hassâsiyetlerini kaybedip küfre ve şirke meyletmelerinden, Allah’a isyan edip peygamberlerinin yolunu terk etmelerinden ve yukarıdaki özelliklere sahip olduklarından dolayı onların üzerine zillet ve meskenet indirdi. Bütün bu konularda İsrail’den fazla İsrailleşen, yahudiden fazla yahudileşen, gâvurdan fazla gâvurlaşan insanlara Rabbimiz Yahudilere verdiği zillet ve meskeneti, belki de lâneti, adâletinin gereği vermez ve bu damgaları vurmaz mı?

Venhar Kur'an Evi'nin geçtiğimiz haftaki konuşmacısı Cemil Çakır idi... Çakır'ın, 'Müzzemmil ve Müddesir Sureleri Işığında Rabbani Yöntem' başlığı altında gerçekleştirdiği oturumda, "İnsan'ın can suyu Kur'an'dır. İnsan'dan Kur'an'ı kestiğiniz vakit ölür. Kur'an ile vardır ve huzura erer.

Şükrü Hüseyinoğlu: Zaman ve coğrafya şartlarının değişmesine bağlı olarak kimi önceliklerde ve mücadele araçlarında değişim kaçınılmaz olsa da, Kur’an kıssalarından şunu öğrenmekteyiz ki temel öncelikler ve mücadelenin ilkeleri açısından hiçbir zaman hiçbir şey değişmemiştir. Araçlar değişse de, araçları İslami açıdan meşru veya gayri meşru kılan Rabbani ölçüler, ilkeler değişmemiştir. Kısacası, Peygamberler, esasta olduğu gibi usulde de ortak çizgide hareket etmişlerdir. Bu açıdan Peygamber kıssalarını ve Rasulullah’ın (a.s.) sîretini, Rabbani hayat nizamı ve mücadele usulünün farklı zaman ve coğrafyalardaki ortak tezahürleri olarak görmekteyiz.

Ahmed Kalkan/Bizi Dirilten Ayetler/Bakara Suresi 285.Ayet/Peygamber İman Esası Vazetmez

İLKAV’ın onbeş yılı aşkındır sürdürdüğü alternatif eğitim konferanslarının, 2015-2016 yılı başlangıcı Şeyho DUMAN hocanın sunmuş olduğu “Asr Suresi Bağlamında İnsanlığın Kurtuluş Yolu” konulu konferansı ile yapıldı. Kur’an ve mealini Kenan DOĞAN kardeşimizin okuması ile başlayan konferansta Şeyho DUMAN Asr suresinin Kur’an mesajının bir özeti mahiyetinde olduğunu, insanın zaaflarla malul bir yaratılmış olarak, sahibi olan Rabbinin terbiyesine ve vahyine muhtaç olduğunu, Peygamberlerin bu örnekliği en kamil biçimde yerine getirdiğini ifade etti.

Geçtiğimiz Cumartesi günü (07 Şubat 2015), Venhar Kur'an Evi'nde konu Nasr Suresi idi... İlyas Aydın'ın yaptığı sunumda Allah'ın yardımına mazhar olan Peygamberlerin tavır ve duruşları üzerinde duruldu. Aydın; 'Allah size yardım ediyorsa, kimmiş sizi mağlup edebilecek olan ?!' söylemine sık sık değindi.

İslami davet kişilere veya gruplara değil, Allah rızası için, Allah’a ve ayetlerine olmalıdır. "Peygamberler bu konuda en büyük örnektirler. Hz. Muhammed (sav.) ‘daiyellah’ (Allah’a davet edici) tır. Tabii ki davet görevi sadece rasullerle sınırlı değildir, her Müslüman gücü nisbetinde bu işe dahil olmalıdır. Davetin metodolijisini de Kuran çizer."

Geçtiğimiz Cumartesi Venhar Kur'an Evi'nde konuşan Abdülkadir Ademoğlu'nun üzerinde özellikle durduğu konu TEVHİD-ŞİRK ayrım çizgisi ve Peygamberler'in bu konuda hassasiyetleri idi. Konuşma metnini siz değerli okurlarımız için sunuyoruz.

Ahmed Kalkan'ın Peygamberler ve Tevhid Mücadelesi isimli yeni kitabı çıktı.

"Soruda verilen örnek gibi Hz. Muhammed için anlatılan bu tür olayların genellikle Peygamberleri yarıştırıp Hz. Muhammed’i şampiyon yapma çabalarının ürünü olduğu açıktır. Mesela Hz. İsa’nın sözde diri olarak göğe çekilip kıyamete kadar Allah'ın yanında yaşamasına ve kıyametten önce gelip Hıristiyanları da, kendilerini kurtarmaktan aciz düşmüş zavallı Müslümanları da kurtarması anlatımlarına alternatif olarak Hz. Muhammed’in Miraç’ta güya göklerin üstüne çıktığı ve Yüce Allah’la yüz yüze görüşüp ondan vahiyler aldığı, bedeniyle veya ruhuyla diri olup istediği zaman hayatta görünüp tasarruf ettiği anlatılır ki bununla Hz. İsa’nın ya ötesine geçtiği ya da ondan geri kalmadığı anlatılmak istenmektedir."
Makaleler
Hava Durumu