
"Tekfirci" Arama Sonuçları

Geçtiğimiz pazar günü İktibas’a konuk olan Dr. Zehra Betül Güney, Seyyid Kutub’un döneminin diğer İslamcılarından hangi yönleriyle ayrıldığını ele aldı. Ayrıca Vahiy İslamı ile liberallik, cahiliyye ve tekfircilik arasındaki farklara da değinen Güney, Seyyid Kutub’un din-siyaset bağlamındaki başarısını da değerlendirdi.

Bugün, Türkiyeli Müslümanların yarım asrı geçen mutedil tevhidi birikimleri maalesef bu iki yönden kemirilmekte, alenen yok edilmektedir.

Aşırılıkları tamponlayabilmek için, hakikatin derinliğine nüfuz etmede acele etmemek, her gruptan müslümanlarla ve farklı cemaatlerle diyalog ve karşılıklı fikir alışverişini önemsemek, hâdiselere çok yönlü ve geniş bakmaya gayret etmek, araştırmaya önem verip taklit ve donukluktan kurtulmak, ahlâken de sabırlı ve hoşgörülü olmak gerekir. Ama, her şeyden önce Kur’an bütünlüğüne vâkıf ve teslim olmak…

Kalem-Der'de Cuma Vaaz'ında A. Turgut Ulucak; Tekfirci Söylem ve Usûlsüzlüğün Problemlerini, Cuma Hutbesinde de Asım Şensaltık; Hz Muhammed'i (s.a.s.) Misafir Eder Miyiz? konulu bir hutbe okudu!

Mehmet Pamak: İşte Kur'an ilimlerini tahsil etmiş ve yıllarca Kur'an'a davet etmiş bu alim, akademisyen, hoca ve öncü şahsiyetlerin, bu birikimlerini bir tarafa bırakıp ya da yeni tevillerle eğip bükerek sistem içi siyasete destek amacıyla kullanmaları ibret verici ve son derece üzücüdür. Bu kesimlerin böyle bir basiretsizlik ve ilkesizlikle, pragmatizmin yol açtığı sığlık ve ufuk darlığıyla sonuçta tevhidi nebevi yöntemden uzaklaşmaları sebebiyle şiddet eksenli tekfirci "aşırı uç" bunlara yönelik haklı tepkiden de beslenerek daha fazla büyümüştür. Yani alimlerden, hocalardan, cemaat önderlerinden sadır olan bu tür sistem içi siyasete meşruiyet kazandırma ilkesizlikleri, bir kısım Müslümanları sistem içi uzlaşma zeminlerine savururken, diğer bir kısmını da bu savrulmaya kızgınlık ve tepkisellikle şiddet eksenli öteki uca itmektedir. Aslında bu iki sapma, iki uç birbirini itme, tahrik etme ve besleme rolü de oynuyorlar. Batıl sistem içi uzlaşmacı çizgiye savrulanlara kızanlar yeni bir ilkesizlikle ölçüsüz tekfir ve kör şiddete kayarken, onların bu kör şiddetini ve zulmünü görenler de laik demokrasinin "faziletlerini" (!) yeniden keşfetmeye başlayabiliyorlar. Sonuçta bu iki uca kayanlar birlikte, vasat olan Nebevi yönteme, İslam'a, Müslümanlara ve İslami tevhidi mücadeleye büyük zararlar veriyorlar.

Münir Gadban, Seyyid Kutup’u şiddet ve tekfire mal edenlerin gerçekte onun fikirlerini tam anlamadıklarını ifade ediyor. Ve bunun gerçek olmadığını; intiba ve algıdan ibaret olduğunu ifade ediyor.

Ahmet Varol, İslam dünyasında son yıllarda temel bir sorun haline gelen tekfircilik sorununu kaleme aldı.

Abdüllatif Musa liderliğindeki grubun son Gazze Savaşı’nda Siyonistlere karşı savaşmaktan kaçındığına dikkat çeken Heniyye Hükümeti sözcüsü Tahir En-Nunu, grubun “Kâfire karşı bir başka kâfire yardım etmeyiz” dediğini açıkladı.

İngiltere'de yayınlanan The Independent gazetesinde ilginç bir yorum yayınlandı. Yorumda, El Kaide'nin "tekfirci" yönünün örgüte Müslüman arasında sempati duyulmasını engellediği belirtildi.

El-Kaide'nin amacı İslam Dünyası'nı emperyalistlere karşı direnişe geçirmekse, bu amacı bütün gücümüzle desteklemeye hazırız. Fakat El Kaide'nin içindeki bazı unsurlar, sırf kendileri gibi düşünmedikleri için Müslümanlara karşı bombalı eylemler düzenliyorlar. Tekfircilik hastalığı El Kaide'nin içinde gün geçtikçe daha da etkili oluyor. Bu durum çok tehlikeli. Direnişin de bir ahlakı olmalı.
Makaleler
Hava Durumu