
"almas" Arama Sonuçları

Gazze cihadı bütün dünyayı silkeledi. Herkes, alması gereken mesajla yüz yüze getirildi. Müslümanlar olarak Hamas’ın kendileriyle savaşmayan insanlara saldırmama, Allah'ın ve Rasûlünün belirlediği hududu çiğnememe ilkesine sadık kalmaları son derece takdire şayan bir savaş ahlakıdır.

Dr. Hussam Ebu Safiya, tüm benliğiyle zulme karşı durdu. Mesleğinin ve mümin kimliğinin tüm gereklerini yerine getirerek mücadelesinde yalnız kalmasına rağmen yılmadı. İyilerin safında kalmanın kaderi hep yalnızlık olmamalıdır. Bu konuda bu kadar yalnızlık, bu kadar suskunluk iyilikler için, yarınlar için hiçbir umut taşımıyor. Bu suskunluk, tepkisizlik, keyfilik zalimleri daha da zalimleştiriyor.

ABD’nin çıkarlarına hizmet eden BMGK ve BM’de Filistin devletinin tanınmasına yönelik son girişimin de akim kalması üzerine, Hamas yaptığı açıklamada uluslararası toplumu ABD’nin iradesini aşarak Filistin halkının direnişini desteklemeye davet etti.

Oxfam tarafından yayımlanan yeni rapor, son iki yılda ortaya çıkan 42 trilyon dolarlık servetin yaklaşık üçte ikisinin, dünyanın en varlıklı yüzde 1'lik kesime gittiğini ortaya koydu. İngiltere merkezli kuruluşun "Zenginlerin Hayatta Kalması" başlıklı raporuna göre söz konusu pay, dünya nüfusunun geri kalan yüzde 99'unun elde ettiği miktarın yaklaşık iki katı.

Çin yönetiminin, Müslümanların yoğunlukla yaşadığı Uygur bölgesine baskılar bugün pek çok şehirde protesto edildi, Kovid-19 kapsamında bölgede uygulanan eve kapatma zorunluluğuna tepki gösterildi. Okunan bildiride ise, Birleşmiş Milletler’in daha aktif sorumluluk alması istenirken, İslam İşbirliği Teşkilatı’nın adeta yok hükmünde olduğu vurgulandı.

Müslümanlar siyaset sahnesinde yoksa, bu bütün İslam ümmetinin -bir ferdi bile kalmamacasına- helak olduğu ya da İslam ümmetinin dünyanın bir yerine zindanlara tıkıldığı, hareket imkanlarının tamamen ellerinden alındığı gibi varsayımlarla izah edilebilir ancak. Bunun dışında Müslümanın siyasete bigane kalmasının izahı yoktur.

Meryem Cemile, Batı’nın kadına bakışını eleştirdikten sonra o döneme göre Batılı bir kadından beklenmeyecek şu dikkat çeken Kur’ani tespiti yapmaktadır: “Her kadının mümkün olan en iyi eğitimi alması gerektiğine inanmakla beraber, kadının iş âleminde erkeklerle yarışmalarına karşıyım. Bence kadının yapacağı en iyi şey, çocuk bakımını anaokullarından evlere kaydırabilecek ölçüde çocuk terbiyesi öğrenmesidir.”

“Hakka uygunluk” açısından ne yapılıp edilenlerin, ne yapılması gerekirken yapılmayanların, ne de konuşulanların ve konuşulmayanların geçer not alması mümkün değildir! Allah’ın ahkamı, yasama-yargı-yürütmede Allah’ın sınırları, her iş ve işleyişte Allah’ın ve hatırının/hatırlattıklarının birinci sıraya alınmıyor oluşları başka söze hacet bırakmıyor ki! Düşününüz “haram ama yasal” meşhur sözünü, te’vil gerekiyor mu?

İnternet üzerinden deneme yayınlarını sürdüren Kur'an Nesli Tv'de, Osman Yıldız'ın hazırlayıp sunduğu "Gündemin Nabzı" programında konu "Mısır Cuntasının İdam Kararları" idi. Genç Birikim Dergisi sahibi yazar Ali Kaçar'ın konuk olduğu programda, Mısır'ın yakın tarihinde Müslümanlara yapılan zulümler, İhvan'ın kuruluş ve gelişim süreci, maruz kaldığı baskılar v son süreçte yaşananlar konuşuldu. Türkiye yöneticilerinin, Mısır'la normalleşme adına idam kararlarına karşı sessiz kalması da gündeme getirilen konular arasındaydı. Programı izlemeyen kardeşlerimiz için paylaşıyoruz:

Görülüyor ki, tükenmez ve mü’minin gaflette kalmasına izin vermez nitelikte pek çok görev ve sorumluluklar söz konusudur. Bunların her biri ya farz-ı ayn, ya da farz-ı kifâyedir. Bütün bu görevler, sınırlı beşer gücünü, ömür ve cehdini meşgul etmeye yetecek kadar çoktur.

Yüz binlerce insanın öldüğü, milyonlarcasının da toprağından göç etmek zorunda kaldığı Suriye iç savaşı 10 yılı geride bırakırken, dünyanın yüzyılın vahşetine sessiz kalması, akan kanı ve yıkımı seyretmesi tepkiyle karşılanıyor.

Kitabın en önemli özelliği yazarının Sudanlı olması. Sudanlı bir yazarın gelip bu kitap özelinde düşünürsek Müslüman Türkler ve onların Bulgaristan’da yaşadığı eziyetleri kaleme alması son derece ilginç. Genelde böyle bir şeyi zulme uğrayan taraftan beklersiniz. Fakat yazar, kendisini de eziyete uğrayan topluluktan kabul ediyor. Zaten “Bütün Müslümanlar kardeştir” hadisinin gereği de budur. Olayları dinlerken gözyaşları içinde kaldığını, her şeyini toplayıp oradan uzaklaştığını ve tekrar geri dönmesinin uzun zaman aldığını belirtiyor. Bu arada kendi kendini de sorguluyor ve ne Türk ne de Bulgar olduğu halde kendisini bu meseleyle ilgilenmeye itenin ne olduğunu düşünüyor. Herhalde bu da Müslüman kardeşinin derdiyle dertlenmek ilkesinin gereği olsa gerek.

Yüce Allah Mekke’yi dünyanın en kutsal şehri kılmıştır. Mekke şehrinin yer aldığı bölge her şeyden önce “mukaddes, saygınlığı korunan ve içinde kan dökmekten sakınılan yer” anlamına gelen Harem adıyla anılmaktadır. Suriye ile Yemen arasında uzanan kervan yolunun ortasında bulunan Mekke, kuzeyde Filistin, Suriye ve Irak; güneyde Yemen ve Habeşistan gibi bölgeler arasında yer alması sebebiyle tarihte büyük bir önem kazanmış ve küçümsenemeyecek bir ticarî şöhrete sahip olmuştur. Müslümanların kıblesi olan Kâbe’nin ve zemzem suyunun burada bulunması, Hz. Peygamber’in burada doğup büyümüş olması, ilk vahyin buradaki Hira/Nur dağında gelmeye başlaması ve Hz. Peygamber’in Hz. Ebû Bekir’le birlikte hicret ederken sığınmış oldukları Sevr mağarasının Mekke civarında bulunması bu şehrin önemini ve kutsiyetini arttırıcı unsurlardır.

Süleyman’ın mülkü çerçevesinde Bakara, 102. ayetin gündeme getirdiği, karı ile kocanın arasını ayıracak işler (sihir), sihir denilen oyunun kendi başına müstakilen hiçbir gücünün olmadığının tipik örneğidir. Günümüzde karı ile kocanın arasının ayrılması yani ailenin dinamitlenmesi, boşanmaların çoğalması ve normalleştirilmesi herkesin gözü önünde cereyan etmektedir. İşte bu, öncelikle şeytandan öğrenilen bir iştir.

Allah’ın dini de bir kavme, bir ırka değil, bütün insanlığa gelmiştir. Dini parçalamak, bazı parçalarını reddetmek, bazı parçalarını kabul edip onlarla böbürlenmek, tamamen Allah’ın dininden mahrum kalmasını onaylamaktır…

“İsrail”deki orman yangınına söndürme uçakları gönderen Türkiye’nin İdlib’de ekili araziler yangın bombaları ile yakılırken hareketsiz kalması ağır şekilde eleştiriliyor.

Afrika, Asya ve Yakındoğu ülkelerini sömürmek ile trafik kurallarına uymamak aynı şekilde 1 puan mı?! Batı'nın sömürmek istedikleri ülkelerde çıkardıkları savaşlarda milyonlarca insanın katledilmesi, milyonlarca insanın mülteci durumuna düşmesi ve yüzbinlerce insanın sakat kalması ile caddelerinin temiz olması 1'er puan mıdır?!

Filistin davasının öncü ismi Şeyh Ahmed Yasin, şehadetinden bir yıl önce dünya Müslümanlarının Gazze'de ve Filistin'de yaşananlara karşı sessiz kalmasına sitemkâr olmuştu.

İnsanın hayatında kanın yeri büyüktür; vücudun her tarafına dağılması hayatî önem arzeder. Kalp, kanı vücudun en ücrâ yerlerine kadar ulaştırmak üzere pompalar. Kalbin bu işi yapabilmesi için daimî olarak dinç olması gerekir. Bir de bu kan gönderme işinde kalbe yardımcı olunabilmesi için, şahsın birtakım hareketler yapması, bedenin dinç kalması için, o hücrelerin kan ile iyice sulanması veya kanlanması gerekmektedir. Nasıl, bir bahçıvanın sebzelerin iyice yetişmesi için bahçeyi her zaman sulaması gerekirse, dokulardaki kan dolaşımı, yani hücrelerin iyice kanla sulanması, daha doğrusu hücrelerin iyi kanlanması gerekmektedir.

Diyarbakır'da, maddi durumu iyi olmayan cenaze sahiplerinin taziye evlerinde yemek vermek için bankadan kredi çekmek zorunda kalmasının önüne geçilmesi amacıyla uygulama başlatıldı. Kentin müftüsü de, "Taziye evinde yemek verilmesi dinen caiz değildir." açıklamasında bulundu.
Makaleler
Hava Durumu