
"kanc" Arama Sonuçları

1960’lardan itibaren Türkiye’de temel politikalar Amerikancı çizgiye kaydırılmış ve İngiliz hakimiyeti sona erdirilmiştir. Giderek yoğunlaştırılan Amerikancı politikalar, bilhassa İngilizlerin Türkiye’yi seçerek kullanageldiği İslâm’ı kazıma, yoketme anlayışını da terketmiş ve müslümanları yanına alma gereği duyarak dünya üzerinde uyguladığı politikalarla paralellik kurmuş ve bir genel konsensus sağlamayı hedeflemiştir.

Kitleleri "Amerikancı İslam"ın hurafelerle örülü atmosferi içinde, laik kurumlarla uzlaştırmak, devleti, orduyu, ulusçuluğu, tarihselciliği ve gelenekleri kutsar hale getirmek, hayatlarına kitap ve sünnetin değil, mistik hezeyanların, rüyaların ve metafizik imaların yön verdiği ufunetli ve ağlamaklı bir topluluk haline getirmek için önlerine bütün bu nitelikleri taşıyan parlak bir sinek kâğıdı koymak gerekir... Hoca efendi dedesinin dedesinden başlayarak ninesi, anneannesi, teyzesi, annesi, dayısı ve amcalarının faziletlerini ve kerametlerini sayıp, menkıbevi bir şecere çizerek başlıyor kendini anlatmaya.

Melih Arat'tan "Beşinci Boyut" dizisine tepki: Dizi bölümünde kimsesiz, beş yaşında bir çocuk, varlıklı bir ailenin himayesine girer. Çocuk şeytandır ve ailede fitne ve fesat çıkarır. Bölümün mesajı, fitne, fesat, haset ve kıskançlıktan uzak durmanın önemidir. Bu arada bölüm bize, 5 yaşındaki bir çocuğun şeytan olabileceğini de öğretir. Çevredeki tüm beş yaşındaki çocuklara bakıyorum, bunlardan birinin içine şeytan girmiş olabilir mi diye.

"Ahmed Eflaki’nin deyimiyle bir gün ‘kıskanç fakihler’ Mevlana’ya, “Şarap helal midir veya haram mı?” diye sorarlar. Mevlana taşın geldiği yeri anlamıştır… Soru, Şems-i Tebrizi’yi hedef almaktadır... Şöyle der: “İçsen ne çıkar, çünkü bir tulum şarabı denize dökseler deniz değişmez ve denizi bulandırmaz. Bu denizin suyu ile abdest almak ve onu içmek caizdir. Fakat küçücük bir havuzu, şüphesiz bir damla şarap pisletir. Böylece tuzlu denize düşen her şey tuz hükmüne girer. Açık cevap şudur ki, eğer Mevlana Şemseddin şarap içiyorsa, her şey ona mübahtır. Çünkü o deniz gibidir. Eğer bunu senin gibi bir kahbenin kardeşi yaparsa, ona arpa ekmeği bile haramdır.” İşte sizin, “Dertli, hüzünlü; öteki âlemi öncelediğini” iddia ettiğiniz mülayim Mevlana!"

Ergenekon sanığı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz'ün talimatıyla cemaatlere sızdığını anlatan 'Ahmet Faruk', özel olarak yetiştirildiğini söylüyor: "Levent Ersöz bana, 'Senin Zekeriya Beyaz'dan, Yaşar Nuri'den neyin eksik? Sen onlardan kat kat üstünsün' diyordu."

Son darbe andıcı, 28 Şubatçı zihniyetin uslanmadığını gösterdi. Andıçta 28 Şubat'ta kullanılan Müslüm Gündüz ve Ali Kalkancı'nın yerine kendisini peygamber ilan eden İskender Evrenesoğlu ile şeyhlik iddiasındaki Ömer Öngüt 'Hazır kıta elamanlar' olarak yeraldı.

Kadirov, Çeçen-İçkerya cephesinin lider kadrosuna kanca atıp Çeçenya'ya döndürmek suretiyle bu cephenin varlığını bitirmeye çalışırken, Çeçen direnişini de 'dini' tabandan mahrum bırakmak için babası eski müftü Ahmed Kadirov'dan miras 'molla' tarafını cilalıyor.

28 Şubat şeyhi Ali Kalkancı’nın Beylikdüzü’ndeki fabrikasında 2 milyon uyuşturucu hap ele geçirildi.

Türkiye'nin Amerikancı-İsrailci laik-Kemalist rejimi ve bu rejimin mevcut icracısı Erdoğan, restleriyle İslam dünyasını, icraatlarıyla da emperyalist ve siyonistleri memnun ediyor! Bakalım bu oyun ne kadar devam edecek!

Cengiz Çandar 'Tayyip Erdoğan fotoğrafına İsrail çarpısı' başlıklı yazısında anti-emperyalist bir ideoloji olma iddiasındaki ulusalcılığın giderek "ABD ve İsrail muhibbi" oluşunu anlatıyor.

Ergenekon soruşturması kapsamında ifadesine başvurulan bir gizli tanık, 28 Şubat döneminde kurulan çirkin tezgahların, Fadime Şahin-Müslüm Gündüz ve Ali-Emire Kalkancı skandallarının perde arkasını gözler önüne serdi.
Makaleler
Hava Durumu