
"neslini" Arama Sonuçları

Dinimizin emretmiş olduğu hükümlerin gerçekleşmesi için kolektif irade ve aklı üretmemiz ve güç birliği yapmamız gerekmektedir. Buna rağmen, tevhidî uyanış süreci olan 40 yıllık önemli bir birikimimiz olduğu halde, neden tevhidde vahdet oluşturup insanlığa vahyin şahidliğini yapacak kolektif bir iradeyi, ülke çapında kuşatıcı örnek bir İslam cemaatini, ümmeti yeniden inşa edecek Kur’an neslini oluşturamadık?

İslâm’a göre hayat, ne bir ferdin, ne bir insan neslinin ve ne de bütün insanlığın sadece bu dünyadaki ömürlerini temsil eden şu kısacık, sınırlı ve görünen dönemden ibaretir.

“Müslüman olduğunu” söylediği hâlde, bazı hayat alanlarında Allah’a ibadet/itaat ederken bazı alanlarda da hevaya ya da tağutlara uyanlar, hayat tarzı ve ameller alanında müslüman olmayanlardan ayırt edilmez bir hâle gelmişlerdir. Hâlbuki Rasûlün (s) önderliğindeki ilk Kur’an neslinin örnekliğinde, tevhidî imanın, İslami şahsiyetin ve İslamî toplumun inşası sürecinde, imanî, amelî ve toplumsal/yapısal planda üç hicret gerçekleştirilmişti

Eşsiz sahabe neslinin üstlendiği görevi yüklenmeye çalışan kimseler için tek çare; onların yoluna girip Kur’an’la ve Kur’an için yaşamaktır. Öyle ki akıl ve kalplerine, Kur’an’dan başka hiçbir beşer kelamı karışmayacaktır.

Mehmet Pamak, Konya'da faaliyet gösteren HEDA-DER'de "İlk Kur'an Neslinin Mücadele Anlayışı" başlıklı bir konferans verdi. Konferansın videosunu dikkatlerinize sunuyoruz...

İslami kimliğin inşası, tevhidi istikametin korunması ve ilk Kur´an neslinin mücadele örnekliğine dair konferanslar için bir süredir Almanya´da bulunan İLKAV Başkanı Mehmet Pamak konferanslarını tamamlayarak Türkiye´ye döndü.

Yazar Mehmet Pamak, inşaallah 30 Mayıs Cuma günü Saat 18.00'da Almanya'da düzenlenen "Resulün Örnekliğinde İlk Kur'an Neslinin Mücadele Örnekliği" konferansında konuşma yapacak.

İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı (İLKAV)’ın gerçekleştirdiği “Resulün (s.a.v.) Önderliğindeki İlk Kur'an Neslinin Mekke Cahiliye Toplumu İçindeki Mücadele Örnekliği” konulu panelde, bugünün Müslümanalrının bu mücadele örnekliğinden çıkarması gereken dersler ve istikamet üzerinde duruldu.

Balıkesir’de faaliyet gösteren Kardeşlik Köprüsü Derneğinin organize ettiği Bilinç Derslerinde Hamza Er "Örnek Kur'an Neslinin Özellikleri" konulu sunum gerçekleştirdi.

Cahiliyeden ayrışma ve Kur'an neslinin ve onun öncülüğünde ümmetin yeniden inşası düşüncesini 20. yy'da Müslümanların gündemine taşımış olan ve bunun tek yolunun da yeniden Kur'an'a dönmekle mümkün olduğu gerçeğinin altını çizmiş bulunan şehit Seyyid Kutub'u rahmetle anıyoruz.

Özgür-Der Çorum Şubesi'nde “Kur’an Işığında Çocuk Eğitimi” başlıklı bir seminer sunan Birsel Korucu "Günümüzde sadece girdikleri sınavların sonuçlarına göre iyi ya da iyi olmayan ayrımına tutulan çocuklarımıza, bu haksızlığı yapmamaya dikkat edelim. Bizim için asıl başarı Allah’ın razı olacağı eğitimi ve bilgiyi edinmiş olan bir neslin, Kur’an neslinin inşasıdır." dedi.

Bir kere biz sömürge olmaya müsait hale gelmişiz, kendi içimizdeki yozlaşmayla. Kur'an'dan ve Allah'ın Rasulü'nden uzaklaşmışız. Kur'an'ı terkedilmiş bırakmışız. Dolayısıyla kendi ürettiklerimizi esas almışız. Herkes de sonradan üretilmiş akidelerin ve değerlerin etrafında toplanınca, din parçalanınca, ümmet de parçalanmış. Vahdet ve tevhid aynı kökten kavramlar. Tevhid akidesinde bütünleşmeden ümmetin vahdetinin teşekkül etmesi mümkün değil. O halde yapılması gereken şey, insanların tarihsel süreç içerisinde üretilen iplerden soyutlanıp Allah'ın ipine topluca sarılmaya doğru yönelmesi gerekiyor."

Filistin Başbakanı Heniyye: “Akide ve toprağı hedef alan işgal güçlerine Kur’an’a bağlı medeni bir toplumla karşı koymak gerekir. Kur’an nesli hükümetin en önemli stratejilerindendir.

TOKAD'ın seminerinde konuşan Şükrü Hüseyinoğlu, gelenekçi ve modernist anlayışların Kur'an'ı kendisine tabi olunan bir hayat rehberi olmaktan çıkarıp araçsallaştırdığını belirterek, "Sıffın'da Kur'an sayfalarının mızraklara geçirilip hakem hilesine başvurulmasından sonra ilk Kur'an neslinin Kur'an'ı hayatın merkezine yerleştiren tutumu yerini büyük ölçüde, Kur'an'ı hizipsel ve siyasi maksatlarla araçsallaştıran yaklaşımlara bırakmaya başlamıştır" dedi.

"Bir kere biz sömürge olmaya müsait hale gelmişiz, kendi içimizdeki yozlaşmayla. Kur'an'dan ve Allah'ın Rasulü'nden uzaklaşmışız. Kur'an'ı terkedilmiş bırakmışız. Dolayısıyla kendi ürettiklerimizi esas almışız. Herkes de sonradan üretilmiş akidelerin ve değerlerin etrafında toplanınca, din parçalanınca, ümmet de parçalanmış. Vahdet ve tevhid aynı kökten kavramlar. Tevhid akidesinde bütünleşmeden ümmetin vahdetinin teşekkül etmesi mümkün değil. O halde yapılması gereken şey, insanların tarihsel süreç içerisinde üretilen iplerden soyutlanıp Allah'ın ipine topluca sarılmaya doğru yönelmesi gerekiyor."
Makaleler
Hava Durumu