
"ryp" Arama Sonuçları

İşgal güçlerinin Gazze Şeridi’ne yönelik soykırım saldırıları 111’inci gününe girerken, işgal güçleri bugün öğleden sonra Gazze’nin güneyinde yardım almak için toplanan insanlara saldırarak korkunç bir katliama daha imza attı.

Kur’an bize kıssalarını hikâye olsun diye anlatmıyor. Bugün bu kıssaların gerçekliği kapımızı çalmış durumda ve bizden safımızı belirlememizi istiyor. Önemli olan, şer ve ihanet odaklarını görüp hakkın ve haklının yanında olup gücümüzün yettiği kadar İslam ümmetinin haklı davasına omuz vermektir.

Yunanistan'ın Ege’de ölüme ittiği sallarda can veren Suriye uyruklu 4 yaşındaki Abdulvahap Berjaz ile 9 aylık kardeşi Asem Berjaz ve annelerinin son anları yürekleri dağladı. Ailesinin tamamını kaybeden acılı baba, “Önce bizi gemiye aldılar. Burada dövüp küfrettiler. Eşyalarımızı alıp sallara bindirdiler. Gemilerinin manevrasıyla oluşan dalgalar sallarımızı devirdi. Su yutmaya başladık. Tüm ailem teker teker ellerimden kayıp gitti” dedi.

Ülkedeki üsleri kullandırıp İslam coğrafyasını bombalatarak batı emperyalizmine, Çin'le yakınlaşma adına onun bir halkı topyekün yok etme politikasına susarak, susmayanları da cezalandırarak doğu emperyalizmine zulümde ortaklı etmeye dayalı "denge politikası".

Hicret; hakla bâtılı kesin ve keskin hatlarla ayırıp, akidevi bir tercih ve yönelişle hakka hicret etmek, bâtıla dayalı işleyiş ve ilişkilerden uzaklaşarak hak üzere bir toplumsallık ve siyasallığın inşası için gayret göstermek ve şayet yaşanan coğrafyada İslam’ın iktidarı gerçekleştirilemiyorsa, bunun gerçekleştirilebileceği uygun zemin/coğrafya arayışında olmaktır.

İşgalci zalim Çin önetimi, Müslüman mahkumları öldürüp organlarını diğer ülkelerdeki zengin insanlara para karşılığında sattığı bir sistemi yıllardır işletiyor ve bütün dünya yaşananları sessizlikle karşılıyor! Kaynak: Çin, Uygurların organlarını Körfez zenginlerine “Helal organ” diye satmış!

Kur'an, kadim cahiliye kültürlerinin ortak özelliği olan "mübarek gün ve geceler dini" anlayışını ortadan kaldırıp, tüm gün ve gecelerin Allah'a ibadet/itaat üzere yaşanması, dolayısıyla tüm gün ve gecelerin mübarek kılınması için inzal edilmiştir.

Bugün İslam'ın “Luther'i” ve özellikle de “Calvin’i” olmaya hevesli birçok kimse türemiş durumdadır. Bu türler, İslam'da Katoliklik veya Ortodoksluk’ta olduğu gibi bir “din adamı sınıfı olmadığını” ve dolayısıyla Kur’an’ı/İslam’ı anlamanın kimselerin tekelinde olmadığını haklı olarak söylerken, kendileri ise “dini anlamayı tekelinde gören din adamlığı”nın ötesinde, Kur’an’ı bağlamlarından koparıp kimi temel emir ve nehiylerini keyfi/subjektif yorumlara açık hale getirerek, İslam’ı temel iddiaları ve ahkâmından soyutlamaya kalkışabiliyor ve böylece tam anlamıyla içimizdeki "Protestan papazları" gibi hareket edebiliyorlar.

Myanmar ordusunda görev yapan askerler Arakanlı Müslümanları katlettiklerini itiraf etti.Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin bulunduğu Lahey’de ifade veren iki asker, çocuk, kadın ve yetişkin demeden herkesi öldürüp toplu mezarlara gömdüklerini ve 20 köyü haritadan sildiklerini anlattı. Askerlerden Myo Win Tun, Ağustos 2017’de üstlerinden “Gördüğünüz ve duyduğunuz herkesi vurun” emri aldıklarını söyledi.

Adiyy'in mensup olduğu Hıristiyan mezhebinin özelliklerini iyi bilen Resulullah, Adiyy'e inancı ile ilgili bazı bilgileri aktarıp, Adiyy'in bizzat kendisinin dininin gerekleri konusundaki yanlışlarına dikkat çekerek 'Senin dinini senden daha iyi bilirim' diye karşılık verince Adiyy şaşırdı.

Tevekkülü doğru anlamak gerekir. Tevekkül, bir iş yapmadan oturarak bir şeyi Allah’tan beklemek değildir. Tarlasından iyi bir ürün almak isteyen bir çiftçi, önce tarlayı iyi bir şekilde sürüp tohumunu eker, gübresini atar, sulamasını yapar. Ekinini zararlardan korumak için her türlü tedbiri aldıktan sonra gerisini Allah’a bırakır, O’na güvenir.

İslam’ın ağır şekilde sakındırıp, yasakladığı eşcinsel sapkınlığı, özgürlükler kapsamında muhafaza eden “Demokrasinin” verdiği yetki ile mahkeme, LGBTİ derneklerinin düzenleyeceği etkinliklere yönelik yasağı kaldırdı.

Bütün bir güç, kuvvet ve kudretin sahibi, sayısız âlemlerin, sürüp gitmekte olan sonsuz olayların, hakikatine varamadığımız nice bilginin, nice hikmetin yaratıcısı olan Rabbimize hamd etmek, akıl ve irade sahibi olmanın, insan olmanın bir gereğidir.

İşte şeytanın sırât-ı müstakîmden saptırıp başka yollara yönlendirmeye dair bu çabasına karşı Rabbimizin uyarısı En’âm Sûresi 153. âyette şöyle ifade edilir: “İşte bu, benim dosdoğru yolumdur. Buna uyun, sizi O’nun yolundan ayıracak başka yollara uymayın. Kendinizi korumanız için işte size böyle tavsiye ediyor.”

Rasulullahın davasına olan imanını iyi anlamalıyız. Onu başarılı kılan evveliyetle o imanıdır. Ardından, imanının gereğini yapmasıdır. Kırk senedir kendi toplumunda ‘müddessir’ ve ‘müzzemmil’ halde yaşayan Muhammed (a.s), Allah’tan aldığı vahiyle birlikte, birden tarihin ender kaydettiği o cevvaliyetle işine koyulmuş, bir anda bütünüyle gündemi belirleyen kişi olmuştur. Muhammed (a.s)’ın İslam davasındaki başarısını anlamamıza perde olan hususlardan biri, müddessir ve müzzemmil kelimeleriyle onu battaniyeye sarıp sedirine yatırmamız (uyutmamız)dır. Oysa müddessir ve müzzemmil buna değil, adeta ‘yok’ hükmünde olan bir insanın artık ‘var’ ve hem de en belirleyici olarak var olmasına denmektedir.

Malumunuz dün sözde ''Dünya Kadınlar Günü''ydü. Allah'ın dünyasında Allah'ın dediği olmalı hakikatinin hilafına dünyayı cehenneme çeviren, feminizm gibi batıl dinlerle güya kadına sahip çıkma adına onu daha fazla sömürüp metalaştıranlar lutfedip (!) senenin belli günlerini göz boyamak maksatlı kadınlara tahsis etmişler. Sitemiz yazarlarından Hasan Bakırcı'nın geçen sene kaleme aldığı makaleyi önemine binaen ve dile getirdiği hususlar itibariyle hala geçerliliğini korumasından dolayı yeniden dikkatlerinize arz ediyoruz.

Allah (c.c.) en başta rabb, ilah, melik, hadi ve rahman vb.sıfatlarının gereği olarak kulluğumuzla ilgili diğer bütün konularda olduğu gibi evlilik konusuyla ilgili hükümleri de kitabında va'z etmiş ve de bunları Rasulü Hz. Muhammed (a.s.) tatbik edip müşahhaslaştırıp bizlere örnek olmuştur.

Yalnızca medyada değil, hayatın her alanında geçerli olacağı üzere, kural olmayan bir alanda kaos oluşur. İşte sosyal medya da kaosun ne kadar vahim boyutlara ulaşabileceğini gördüğümüz bir alan hâline geldi. Tüm bu olumsuzlukları, bozuklukları düzeltmek için belirli, oturmuş bir düzen gerekmektedir. Bilgisayar ve telefonları basit bir iletişim cihazı halinden çıkarıp, kompleks bir iletişim ve medya cihazı haline getirenler ve bunu kullananlar şeytanın geleneksel, nostaljik, eski, yeni, fütüristik, teknolojik gibi takıntılarının olmadığını pek hesaba katmamış olabilir.

Kur’an’ı baş tacı ettiklerini söyleyip Kur’an’ın hükümlerini, hayatlarına ve ekonomiden, siyâsete bütün alanlara hâkim kılmayanların bu bildiri sahiplerine sert tepkiler vermelerinin hiç deanlamlı ve değerli olmadığını ve büyük bir çelişki arz ettiğini ifade etmemiz gerekir. Çünkü, kâfirler, Kur’an’ın tek bir harfini bile çıkaramazlar ama Müslümanım diyenler Kur’ân’ı kamusal alandan, ekonomiden ve siyasetten çıkarıp hayat dışına kovuyorlar.

Tevhîdî davetin yaygınlaşmasıyla meydana gelecek müspet değişime ve adalet arayışlarına karşı direnen egemen statükonun sahipleri, içine Allah'ın dininden (egemenliklerine doğrudan zarar vermeyeceğini düşündükleri) kimi unsurları da katarak oluşturdukları statükonun dinî söylemiyle halkı Allah ile aldatarak, var olan statükoya sahip çıkmaya çağırıp yönlendirmeye çalışırlar.
Makaleler
Hava Durumu