
"Dindar" Arama Sonuçları

Geçtiğimiz Şubat ayında vefat eden İktibas Dergisi yazarlarından Osman Dindarzade hakkında onu yakından tanıyanlardan Ömer Faruk Balıkçı, kaleme aldığı yazısında “Osman Ağabey, Kitap Vakfımızda düzenli olarak her hafta Kur’an’dan bir mev’ize dinleyip öğüt almak üzre perşembe günleri icra ettiğimiz derslerimizin temel taşlarından birisiydi" ifadelerini kullandı.

Bütün bu alanlarda yapılan dualar ve kullanılan İslâmî şiarlar, bu laik kurumların mevcut halleriyle devam etmelerini “dindar” kitleler nezdinde meşrulaştırmaktan başka bir anlam taşıyor mu? Bu uygulamalar, bizi İslâmî kimlik ve temel ilkelerimiz bakımından çok rahatsız edip İslam’ın laiklikle hükmeden bu Atatürkçü kurumlar için kullanılmasına itiraza sevk ederken, neden geçmişte aynı çizgide olduğumuz Haksöz Haber’i çok memnun edebiliyor?

Osman Yıldız'ın hazırlayıp yönettiği "Gündemin Nabzı" programında konu haftaki konu "Savrulmaların Gençlikteki Yansımaları" idi. Avukat ve sosyolog İlhami Sayan'ın konuk olduğu programın video kaydınız dikkatlerinize sunuyoruz:

Muhafazakâr dindarlık ile İslâmî yaşamsal olgular sıfır toplamlı ilişki üzere seyrediyor. Muhafazakâr dindarlığın talepleri dünyevîleşme ve bireyselleşmeyi aşamadığı gibi bilakis sekülarizmi besleme eşiğinde ilerliyor. Bu değerlendirmeyi, maalesef söylemlerinde ciddi İslâmî iddialara sahip niceleri için de yapmak mümkündür.

Meral Akşener, Ahmet Davutoğlu'nun kanalında açıklamalarda bulunmuş. 75 yaşında dindar bir ablası olduğunu ve bu ablasının İstanbul seçimlerinde CHP'ye oy verdiğini, bunun gerekçesini de "Ekrem İmamoğlu'nun yüzünde Rabbi yessir gördüm" şeklinde izah ettiğini söylüyor ve buradan CHP'ye "din istismarının kazançlı bir yatırım olduğu" mesajı vermeye çalışıyor.

Süleyman S. Öğün, "Virüs Tarihi Değiştirir mi?" başlıklı yazısında kapitalizme dair önemli çözümlemelerde bulunuyor. "Lâikleşmenin ve sekülerleşmenin feriştahı evvel emirde ekonomidir. Ekonominin lâikleşmesi, yâni dinlerin icaplarından kopması mutaddır ve bu hudutsuz bir eksende cereyan eder" ifadelerini kullanan Öğün, "Dindarlık ile kapitalizmin harmanlanması, kapitalizmin gerekleriyle uyumlu dinsel sekteryen yorumların tutkallarıyla yapıştırılmıştır. Hâsılı, elyevm baskın olan, dinlerle uyumlu kapitalizm değil; kapitalizm ile uyumlu, değilse uyumlulaştırılmış dinlerdir" diyor.

‘Dindar nesil’ yetiştirme uğraşı, 17 yıllık AKP iktidarının üzerinde en yoğun çalıştığı konulardan biri oldu. Araştırmalar, AKP’nin yoğun çabalarının aksine gençler arasında dindarlaşma eğiliminin düştüğünü gösterdi. KONDA Genel Müdürü Ağırdır, “Dindar nesil yetiştirme çabaları siyasi mühendislik olarak kaldı” dedi

Pek farkında değiliz, ama cebimiz doldukça ruhumuz boşalıyor. Hassasiyetlerimiz “zaman aşımı”na uğramış gibi: “Zaman sana uymazsa sen zamana uy” anlayışı içinde yaşıyoruz! Kaynak: Hem Dindarız, Hem de Laik Maşallah!

Merdiven altı üretim, merdiven altı ibadet. Daha sırada kim bilir neler var merdiven altına girecek... Artan “dindarlığımız” imanımızı değil ama kapitalizm ile muhabbetimizi gittikçe kavileştiriyordu.

Soslu Dindarlık: ''Muhafazakarlaşmak Müşrikleşmekdir'' - Ahmet Turgut Ulucak

Kalem-Der'de bu Cuma, Ahmed Kalkan ''Mü'minlere Muhâbbet Beslemek'' adlı hutbe gerçekleştirirken, Ahmet Turgut Ulucak ise Cuma vaazında ''Çin Zulmü ve Türk Toplumunun Dindarlık Analizi'' konusunu ele aldı.

Kur’an ile her türlü şiddet önlenir. Öncelikle buna, şiddetten kurtulmak isteyenlerin inanmaları gerekir. İnanmak da yeterli değildir. İmanın etkili olması için yeteri ölçüde bilgi birikimi olmalıdır. İlim sahibi olmayanın dindarlığı eksik kalır. Çünkü “cahilin sofusu şeytanın maskarası olur. ” Şiddetten kurtulmak isteyenlerin imanlı, ilim ehli, ihlas ve sadakat sahibi olmaları gerekmektedir. Bunlarla beraber iyi niyet, güçlü irade ve kişilik gerekir.

İstisnaları olmakla birlikte Yeşilçam filmlerinde işlenen dindar karakterler ahlaksız, hilekâr, menfaatçi ve düzenbaz tipler olmuştur ve bu kişiler üzerinden bütün Müslümanlar, İslam kötülenmiştir.

İşte Cumhuriyet döneminde Menderes, Özal ve nihayet AKP-Gülen koalisyonu sürecinde, hep sistem içi değişimle bazı talepler karşılanarak sistemi yeniden üretme serüveni tekrarlanıp durdu. Toplumun dindarlık seviyesi ve talepleri yükseldikçe, sistem hep bu duruma uygun yeni bir statüko oluşturup buna uygun bir din algısını da yeni statükonun dini olarak kurgulayıp, her seferinde muhalif yeni kitleleri sisteme eklemleyerek kendini yeniden üretti ve böylece hayatiyetini sürdürdü.

Taha Kılınç, Yeni Şafak'taki bugünkü yazısında eski Türkiye ve Tunus'taki jakoben laikliğe karşı Fas ve Mısır örneğini anlatırken, isim vermeden yeni Türkiye'deki sistemi de özetlemiş oldu. "İslâm dünyasındaki laiklik tecrübesi sadece yasakçı, jakoben laiklik biçiminde tezahür etmedi. Tunus ve Türkiye örneklerinin aksine Fas ve Mısır’da da laik rejimler oluşturuldu. Ama “dinle barışık” bir laiklikti bu. İslâm görünürde mevcuttu, hayatın her alanında çeşitli tezahürleriyle arz-ı endam ediyordu; fakat bazı kritik alanlara din kesinlikle sokulmuyordu. İşin garibi, halkın geneli de zamanla bu duruma rıza olur hale gelmişti. Dinin, sosyal hayatın her alanında ayan-beyan görünürken, girmeye müsaade alamadığı yerler şunlardı: Dış politika, ekonomi ve devlet yönetimi" tesbiti yapan Kılınç'ın yazısını sistemiz okurlarının dikkatine sunuyoruz:

Yeni Şafak yazarı Kemal Öztürk, son 15 yılda Türkiye'de yaşanan "at izinin it izine karışması" süreçlerinin trajik hikâyesini kaleme aldı...

“Din(i)darlaşma”; Allah’ın dininin alanını, insan hevâsı ve dünyevi ihtiraslar uğruna daraltmayı, Allah’ın dininin çizdiği sınırlara tâbi olmak yerine, dünyevi hırslar lehine pratikte ona dar sınırlar çizmeyi ifade etmektedir.

Günümüzde âileler, çok değişik bir hâl aldı. Eskiden anne ya da babaya bakıp evlâtlarını üç aşağı beş yukarı tahmin edebilirdik… Şimdi öyle değil, dindar bir anne-babanın nihilist (inkârcı) bir evlâdı olabiliyor. Kur’ân kurslarının kapatılması ve sekiz yıllık mecburî eğitimle tesettür, dindar âilelerin çocuklarında da görünmez oldu. Aynı çatının içinde farklı düşünce sistemlerine sahip insanlar çoğaldı. Çok kültürlü şehirlerimiz gibi… “Dindarlıkta denklik nasıl aranacak?” bilemedik, açıp bakamıyorsun ki kimsenin kalbine… Çevre, arkadaş grupları, sanal âlem, hele ki internetle bilgiye kolay ve çok hızlı kavuşmak, çok değiştirdi gençleri de, ebeveynleri de…

Bir yanda iktidarların emrine giren ulema, diğer yanda ‘terörist’ ilân edilenler, öte yanda ise yoğun medya bombardımanı altında kalarak dinî meselelere dair bütün referanslarını ve dayanak noktalarını yitirmeye başlayan şaşkın kitleler…

Türkiye hızlı bir şekilde sekülerleşiyor. Hayat standardı değişip geliştikçe kafa konforu da bundan nasibini alıyor. Dini hassasiyetlere yönelik doyumun yerini siyasi tercih ve temsilin verdiği görece doyum almış durumda. Dindar aileler çocuklarının kendileri ile aynı muhafazakâr süreç ve tecrübeleri yaşamasını istememektedirler. Bir enstrüman çalmak, ya da sözgelimi İspanyolca gibi bir ikinci ya da üçüncü dili öğrenmek çok daha aileye sınıf atlatacak nitelikte görülmektedir.
Makaleler
Hava Durumu