
"Hepimiz" Arama Sonuçları

İngiliz yazar Petronella Wyatt, feminist hareketin kendisi ile birlikte tüm bir nesli hayal kırıklığına uğrattığını ifade ederek, feminist kadınların bir noktada kendilerini yalnız bulduğuna dikkati çekiyor.

Müslümanlar tarafından 63 yıllık zalim Esed tağutizminden kurtarılan Şam, Müslümanların tarihi ve bugünü açısından muhakkak ki önemli bir belde. Her şeyden önce Şam, Kudüs'ün kapısı mahiyetinde. Tarihsel süreçte Kudüs'ün fethi hep Şam'dan geçmiştir. Dolayısıyla Şam'ın fethi hepimizi sevindirdi ve umutlandırdı. Bununla birlikte Şam'dan kişisel yayın yapan bazı Müslümanların "Şam'ın faziletleri" söylemini dillendirmeye başladığı görülüyor ki, işte biz bu konuda karınca kararınca bir pencere açmak istedik. 2012 yılında kaleme alınıp yayınlanan bu makaleyi ilginize sunuyoruz.

Gazze hepimizi sınıyor. Zalimlere meylediyor muyuz, mazlumdan yana mıyız? Elimizden bir şey gelmiyorsa bari zalimler gibi konuşmayalım. Susmayalım, gündemimizi Gazze’ye sabitleyelim. Haykıralım, belki Rabbimiz katında mazeretimiz olur.

Hepimiz biliyoruz ki bugün yaşadığımız hayat İslam'ın emrettiği ve nasıllığını detaylıca açıkladığı Müslüman hayatı değildir. Dilimizle tevhidi terennüm ediyoruz ama organlarımızla kapitalist dünyaya uyuyoruz.

Bütün yol, yöntem ve vasıtalarla hayattan men ettikleri İslam'ın yerine laikliği ikame edenlerin niyetleri -Bebek’teki mücrimlerin çıplaklığı misali- bütün çıplaklığı ile hala tebarüz etmediyse, bunun artık kalplerin mühürlenmesi, gözlerin perdelenmesi ve kulaklara ağırlık vurulmasından başka bir izahı yoktur. Laiklik Allah'ın günah saydığı, haram kıldığı bütün cürümler için alan açmakta, korumalık yapmakta, haramı teşvik etmektedir.

Evet, maalesef bu hakikat biz Müslümanlar içinde de tezahür etmekte ve kardeşlerimizin Allah’ın bu emrini yerine getirmelerine tahammül edemeyip dışlayıcı ve irtibatı koparıcı tepkiler verebilmekteyiz. Bu husus hepimizi çokça düşündürmeli ve İslamî ölçü ve ahlakla bağdaşmayan bu yanlıştan bir an önce kurtulma çabası içine girmeli değil miyiz?

Günümüz şartlarında da bâtılla mücadelenin kapsamını büyük oranda sosyal medyaya hasretmiş durumdayız. Daha doğrusu sevinçlerimizi, üzüntülerimizi, hatta eşle dostla paylaşmadıklarımızı bile burada paylaşmaya alıştığımız için cihadımızı da buraya taşıdık gibi gözüküyor. Hepimizin samimâne, hâlisâne bir çaba içinde olduğumuz varsayımıyla konuşacak olursak dahi bize acilen bir "sosyal medyada bâtılla mücadele rehberi" gerekiyor

Bazen vermediğimiz veya almadığımız bir selâmla, bazen saklayamadığımız bir küçümsemeyle, bazen müstehzi bir gülüşle, kimi zaman da sosyal medyada paylaştığımız ve birilerini ne kadar inciteceğini düşünmediğimiz bir espriyle hepimiz kutuplaşmaya katkıda bulunuyoruz.”

İLKAV kurucusu Mehmet Pamak, vakfın emektarı, kıymetli müslüman Ali Bıyık'ın vefatı üzerine bir açıklama yayınladı. Pamak'ın, müslümanlara önemli hatırlatma ve tavsiyelerde de bulunduğu mesajını okuyucularımızla paylaşıyoruz:

Dağlık Karabağ'da büyük hezimete uğrayan Ermenistan Başbakanı Paşinyan yenilgiyi kabul ettiğini duyurdu. Paşinyan, ''Hepimiz için çok zor bir karar verdim. Rusya ve Azerbaycan Devlet Başkanları ile Karabağ savaşının sonu için anlaşma imzaladım.” açıklamasında bulundu. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, konuya ilişkin açıklamada bulunarak Karabağ bölgesine "barış güçlerinin" konuşlandırılacağı bilgisini verdi.

Hepimizin bildiği değişmez bir gerçek bu, hatta kötü örnekler için de ne deriz; “su testisi su yolunda kırılır”. Yani yaşadığı gibi sonuçlandı sonu. Ancak bazı filmler başladığı gibi bitmez. İnsan değişken bir varlıktır. Zamana-mekâna ve şartlara göre davranışlarında değişkenlik gösterebilen bir varlıktır. Size şimdi hayatı başladığı gibi bitmeyen iki kişiden bahsedeceğim.

Mehmet Pamak'ın bir yıl önce yazmış olduğu makaleyi tam da yaşadığımız sürece hitap etmesi sebebiyle tekrar paylaşmak istedik. Rabbimiz, ibret alıp sorumluluklarımızı idrak etmeyi ve gereğince amel edip mübarek rızasını kazanmayı hepimize nasip etsin İnşaAllah.

Son tahlilde hepimiz küresel finans ağalarına çalışan marabalarız. Evet, borç yiğidin kamçısıdır. Ancak bu söz çok yanlış anlaşılmaktadır. Hangi yiğit için kamçı yemek ar değildir ki?

Vakit öldürmek ne demektir? Bir şahıs vardır 40–50 yıllık ömrüne o kadar çok eser ve güzellikler sığdırmıştır ki sayamazsınız. Bir şahıs da vardır, hayatı tümüyle boşa geçmiştir, ot gibi yaşamış, ot gibi kuruyup toprak olmuş, unutulup gitmiştir. İnsan vardır, 24 saatini dolu dolu değerlendirir, bir aylık bereketli netice alır. Bir insan vardır, hep vakit yokluğundan, yoğunluktan şikâyet eder, tembelliğine zaman yokluğu bahanesini gerekçe gösterir. Biz hangi insan tipindeniz? Hepimiz bunu vicdanımıza ve ortaya koyduğumuz eserlere bakarak cevaplayalım. Güzelim vakti, öldürmeye değil, ihyâ etmeye çalışalım. Boş geçmeye ayrılan ölü vakitleri diriltelim, böylece kendimiz de canlanıp dirilelim.

Filistin'de şehit olan Meryem kızımızın şahsında, Mısır'da Esma, Doğu Türkistan'da Zeynep anamız, Afganistan'da Afiyet kardeşimiz, Arakan, Patani, Suriye'deki işkenceye maruz kalan yüzlerce kadınlarımız, ülkemdeki geçmişten günümüze kadar şehit bacılarımız, ninelerimiz, adını sayamadığım bütün mazlum beldelerdeki kardeşlerimize, çocuklarımıza, son olarak Yeni Zelanda'da şehit olan kardeşlerimiz için bir dua, bir izimiz olsun satırlarla...

UKEAD öncülüğünde İHH’nın ve çok sayıda STK’nın destek verdiği Kudüs İçin Hepimiz Meryemiz Yürüyüşü, Fatih Camii’nden başlayarak Saraçhane Parkı’nda son buldu.

Suriye’nin Hama şehri 1982 tarihinde baba Esed tarafından on binlerce Müslüman katliâmdan geçirilirken Âh Hama! Nidâları hepimizin içinin yandığının, Müslümanların çaresizliğinin bir göstergesi olarak yürekleri yakan bir ifade idi.

Türk dizilerinin etkisini anlamak için Katar’da 100 gençle görüşen Yard. Doç. Miriam Berg, “Türk dizilerinde, Arap dünyası için tabu konular var. Arap izleyicinin Batı tarzı yaşam konusundaki merakını tatmin ediyorlar. Gümüş yayınlandıktan sonra boşanmaların arttığını hepimiz gördük. Kadınlar eşlerinin Kıvanç Tatlıtuğ karakteri gibi olmasını istiyor” dedi.

Yaşımız kaç olursa olsun, statümüz ne olursa olsun, kadın da olsak erkek de yaşlı da olsak genç de hepimizin içine işlemiş, damarlarında dolanan bir virüstür mal sevdası. Erkeklerin daha çok araba, arsa, altın şeklinde büyük meblağdaki mallara merakı, kadınların ise özellikle giyim kuşama, süse, mobilyaya ve mutfak gereçlerine olan düşkünlüğü vardır.

İslam medeniyetinde hayat ezan ve namaz merkezli tasavvur edilir ve ona göre sürdürülürdü. Namazın etrafında diğer işler görülür ve bu anlayış güne yön verirdi. Günümüzde ise çalışmak da, nöbet tutmak da, sınav da kısacası her tür dünyevî iş namaz gibi hatta daha önemli bir gereklilik olarak algılanmaktadır. Yaşadığımız dünyada bir takım işlerin arasında siz namaz dediğinizde; bunlar da ibadet veya akşam kaza edersin tarzında fetvaları hemen hepimiz duymuşuzdur.
Makaleler
Hava Durumu