
"Tasavvuf" Arama Sonuçları

Her dünya görüşü ve inanç sisteminin olduğu gibi tasavvufun da, inanış ve pratiklerini üzerine bina ettiği kavramları vardır. İşte bu kavramlardan biri ve tasavvuf açısından çok merkezi bir konumda olanı “Ricâlulgayb” kavramıdır.

Mehdi, Mesih, Tasavvuf ve Vahdet-i Vücud (KISA VİDEO) - Ercümend Özkan - Hollanda Sohbeti - 1993

Ercümend Özkan’ın 20.01.1995 tarihinde yaptığı konuşmadan tasavvufla ilgili bölüm…

Bir tarikat şeyhi ölmekle İslam anlayışı, tasavvuftaki mevkii, İslam’a taban tabana zıt görüşleri de ölmemektedir. Ona gösterilen saygı ve hürmetten, onun görüş, düşünüş ve fikirleri, yaşam biçimi de payını almaktadır. İsmailağa Cemaati diye anılan tarikat, liderlerine ihtiram göstermekten öte, o cemaatin bütün üyeleri gibi bir beşer olan bir kişi nasıl rab edinilir, onun örneğini vermektedir. Kur’an’ın onca uyarılarına, Rasulullah’ın (sav) sakındırmalarına rağmen, büyükler ve reisler Allah’tan başka rab, şerik ve endâd edinilmektedir. Fani bir beşerden, bir ilah yontulmakta, İslam’ın şirk hakkındaki bütün uyarıları hiçe sayılmaktadır.

Mehmet abi, seküler sisteme hiçbir zaman eğilim göstermedi. Birilerinin zamanla methiyeler dizdiği laiklik, demokrasi, özgürlük, insan hakları gibi süslü kelimelere kanmadı. Allah’ın ayetlerine karşı savaş açan her düşünceden beri olduğunu yaşamıyla gösterdi. Sistem içi mücadele taraftarı olmadı. Geleneksel bir islamın da taraftarı olmadı. Tasavvuf gibi, çeşitli geleneksel cemaatler gibi ya da muhafazakarlık gibi temeli İslam akidesinden uzak İslam soslu hiçbir düşünceye de meyletmedi. Aksine onlara karşı Kur’ani bir bilinçle mücadele etti.

Babasının camideki vaazdan eve taşıdığı “İttegullah” ikaz-ı ilahisi temelinde edindiği ilk İslami hassasiyet nüvelerini hayatının yol azığı edinmiş Ercişli bir Kürt çocuğunun, Köy Enstitüsü kültürüyle yetişmiş öğretmenlerin görev yaptığı yatılı bölge okulunda yaşadıkları, 28 Şubat sürecinde “irtica”dan ihraçla noktalanan komutanlık dönemi anıları ve en önemlisi tasavvuftan tevhide uzanan sorgulama ve arınma, Kur’ani/Nebevi çizgiyle tanışma süreci… Yazı ve sohbet çalışmalarıyla tanıdığımız Şahin Özdaş’la sıradışı hikâyesini konuştuk.

Bizim bu makalede asıl üzerinde durmak istediğimiz konu ise, tarihsel süreç içinde tasavvuf kültürü bünyesinde şekillenen anlamıyla müridliğin ve insanların müridleştirilmesi sorununun sadece tasavvuf çevreleriyle sınırlı olmadığı gerçeğidir.

Şahin Özdaş - Osman Yıldız - Tasavvuftan Kur'an'a 30 Yıl, 2. Bölüm

Yazı dizimizin ilk 2 bölümünde İbn Teymiyye’nin hayatını ve onun hakkında söylenilenleri özetlemiştik. Bu bölümde İbn Teymiyye’nin itikâdî görüşleri hakkında bilgi vereceğiz. Tevfik Allah’tandır.

İbn Teymiyye, 1300 yılı (hicrî 699) şevval (haziran) ayında Memlûk ordularıyla beraber Franklar ve Moğollar’a yardım etmekle itham edilen, dinin temel esaslarına aykırı davranışlarıyla tanınan Kisrüvân Şiîleri’ne karşı düzenlenen sefere katıldı. 700 (1301) yılında Gâzân Han’ın fermanına rağmen Moğol askerlerinin zaman zaman saldırılarda bulundukları ve yakın zamanda Şam’a girecekleri haberlerinin yayılması üzerine İbn Teymiyye, Gâzân Han’la ikinci kez görüşmek üzere yola çıkmış, fakat bu defa görüşme isteği vezir tarafından geri çevrilmiştir.

Kimileri, onu, düşmanlarına karşı bir kalkan görerek işine gelen düşüncelerini almış ve kendilerinin anlayışına göre lanse etmeye çalışmış; kimileri, küfür sıfatıyla yaftalayarak sakıncalı ilan etmiş; kimileri de onu, şaşmaz ve yanılmaz gösterip âdeta peygamber seviyesine çıkarmıştır. İbn Teymiyye gibi bol miktarda hasmı ve seveni bulunan şahsiyetler söz konusu olduğunda, çoğunlukla mesele entelektüel merakın sınırlarını aşmaktadır

Tasavvuf kültüründe insanları belli kıvama getirme metotlarından biride, rüya yolunu kullanmaktır. Yanlışlığı tartışılıp sorgulanmayan bu düşüncenin altında yatan sebepler elbette çoktur. Birilerinin, İslam’a ait olmayan ne kadar kadim kültür varsa ya da günün şartlarına göre vermek istediği herhangi bir mesajı varsa, bir kitapta toplayıp rüyasında peygambere onaylattırdıklarını rahatlıkla görebilmekteyiz.

Marmara Üniversitesi Tasavvuf Anabilimdalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç, vahdet-i vücud sapkınlığının öncü isimlerinden Muhyiddin Arabi'nin sapkın yaklaşımlarını içeren "Fusûsu'l-Hikem" adlı kitabının Allah Rasulü tarafından ona yazdırıldığını öne sürdü. Kılıç, Yeni Şafak Kitap Eki'nde yayınlanan söyleşisinde şu hezeyanı dile getirdi: "Peygamberimiz İbn Arabî'nin manasına, rüyasına giriyor ve ona, “Bu kitap hikmetlerin menbalarını, yuvalarını gösteren bir kitaptır, bunu al ve ehline anlat” der. Yani Fusûsu'l-Hikem'in asıl kaynağı Peygamberimizin İbn Arabi'ye mana âleminde bildirdiği bilgilerdir. Bundan dolayı da yoğun bir metafizik vardır kitapta."

Ankara İlahiyat’ın tasavvuf anabilim dalında çalışan bir öğretim üyesi (Prof. Dr. Mustafa Aşkar) bir televizyon programında “Namazı hayvanlar kılmaz, namaz kılmayan hayvandır” dedi ve ortalık bir anda karıştı.

Başta Nakşibendilik ve Rabıta olmak üzere birçok kitabı bulunan Feriduddin Aydın 23 Ocak 2016 Cumartesi akşamı Venhar Kuranevi’nin misafiri idi. Feriduddin Hoca Tasavvufun İslam İnanç ve Ahlakı Üzerinde Meydana Getirdiği Tahribat başlıklı bir tebliğ sundu. Oldukça yoğun bir ilgiyle dinlenen Feriduddin Aydın, tasavvufun İslam’ın başta Allah akidesi olmak üzere bütün akidesini tağyir ettiğini, örneklerle açıkladı.

Venhar Cumartesi seminerlerinin bu haftaki oturum konuşmacısı (inşaallah) Feriduddin Aydın olacak... Eski bir nakşi tarikat şeyhi olan Feriduddin Aydın hoca, "Mistisizmin İslam İnanç Ve Ahlakı Üzerinde Yaptığı Tahribat ve Sonuçları" başlıklı bir sunum yapacak bizlere... Tasavvuf dünyasının bizzat içinden bir şeyh olarak kopan ve Kur'an ile tanışan Aydın'ı dinlemek üzere, tüm kardeşlerimizle Venhar Kur'an Evi'ne davetlisiniz.

Venhar Cumartesi Sohbetlerinin bu haftaki oturumunda, Abdi KEÇELİ " Nakşibendiliğin Türkiye'deki Seyri" konusunu ele alacak... Tasavvuf konusunda oldukça fazla araştırma yapan konuşmacının bu sunumunu kaçırmamanızı tavsiye ederiz...

Venhar Cumartesi Ssohbetlerinin bu haftaki oturumunda Alaaddin Aydın, GNOSTİZM kavramı üzerine bir sunum yapacak... anca gnostikos (bilgiye sahip insan) sözcüğünden türemiş ve bilgiye sezgiyle ulaşılabileceğini ileri süren bir dinsel akım olan Gnostizm, ilk çağ Yunan felsefesi ile Hıristiyan dininin görüşlerini kaynaştırmaya çalışan bir felsefedir. Tasavvuf ile bir çok benzerliğinin olduğunu göreceğiniz bu düşünce akımı hakkında daha fazlası bu sohbette konuşulacak inşaallah.
Makaleler
Hava Durumu